bugün
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- ofis pornosu12
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- asansörde konuşmama kuralı8
- bu saatte yemek yemek8
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- cam açık ve çıplak uyumak4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- kolye142
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası6
- kadınların yedekte erkek tutması3
- marka giyinmek8
- siyah saçlı beyaz tenli kız8
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- gecelerin kötü olması2
- şargoz2
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- kaybolan çorabın teki3
- hayatın acı gerçekleri6
- nervionun mavi gözleri11
- aşk13
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ona bir şey söyle13
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- cep telefonu22
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- migren3
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- nokia20
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- teselli vermek6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in kraliçe olması10
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- fransa11
"Insan ancak bir sure yasamdan feragat ettigi zaman konusmayi ogrenir."
Jean Luc Godard, izledigim her filmi ile uslubuna ve teknigine beni biraz daha hayran birakiyor. Vivre Sa Vie ile bir hayat kadini uzerinden istenc kavramini irdeleten Godard, bununla da yetinmeyip dusunceyi ifade etme uzerine de filmin son yirmi dakikasiyla adeta mest ediyor. Yonetmen, minimal aydinlatma ve close up - shot cekim teknigi ile Nana profilinden tablo gibi sahneler sunmaktadir, Nana'nin sevimli yuzu duyguyu yansitmadaki becerisi, dramatik durusu oyle saniyorum ki bende uzun sure etkisini surdurecektir. Godard, Paris sokaklarinin kasvetli goruntuleriyle ve kurguda yerlesmis ahlak kurallarina karsi durusun hikayesini de harmanlanlayinca etkisini uzun sure tasiyacagimiz bir eserle basbasa birakiyor. On iki bolumden olusan hikayenin birinci bolumun ilk sahnesinde, arka profilden Nana ve Paul'un goruntuleriyle filme dahil oluyoruz. Genc ciftin yuzlerini gormeden aralarinda gecen diyalogtan evliliklerini sonlandirdiklarini goruyoruz.
Ozgur olma istegi ve ayni zamanda parasal nedenlerin de bu evliligin bitmesinde onemli rol aldigini konusmalarindan anliyoruz. Nana ozgur iradesini kullanmakta, bilincli bir sekilde hayatina yon vermektedir. Kadinin amaci oyuncu olmaktir ama ne var ki bunun yerine kendini sokaklarda bulur. Ozgur istenc kavramini ahlak acisindan ele alan yonetmen Nana'nin iki karsit secimin esit oldugu bir konumdayken, secimini hayat kadini olma yonunde kullanan bilincini ve ikilemini felsefi diyaloglarla izleyiciye yansitiyor. Ilerleyen bolumlerde Nana'nin arkadasi ile yaptigi diyaloglardan anliyoruz ki; kisi hatali da olsa , aldigi kararlardan ancak kendi mesuldur ama bu istenc, dis dunyayi da etkilemektedir. Ancak yine insanin dogruya ulasabilmesinin tek yolunun da hatalardan gectigini goruyoruz.
Basit bir hikaye irade, kader olgulari arasinda islenen kurgunun bir hayat kadinini anlatisindaki edebi dile, usluba, estetige, felsefesine hayran olmamak imkansiz. Bu filmin muziklerine deginmeden gecmek ise filme buyuk saygisizlik olur. Filmin dramatik yapisini daha da belirgin hale getiren, insani huzne bogan muthis bir muzige sahip. Film sinamaseverlerin gonlunde eminim ozel bir yere sahip olacaktir.
"Konusmak neredeyse bir yeniden dogus demektir." Filmin 11. bolumu "Kasitsiz Filozof Nana" diye adlandirilmis. Agirlikta dusuncenin sozcuklere sirayetinin islendigi bu bolum beni fevkalade etkileyen bolumlerden oldu. Oyle ki; son yirmi dakikasinda insana kendini unutturabilen diyaloglarin ve aforizmalarin oldugu bu bolum icin bile film kacirilmamali diye dusunuyorum. - Dengeyi kendimiz kurariz. Sessizlikten, sozcuklere gecisimizin sebebi de budur. - Bu ikilemin arasinda gider geliriz cunku hayatin devinimi bunu gerektirir. - Insan bu sekilde, gunluk yasamdan daha ustun bir yasama yukselir. Dusunce yasamina! Ama iste bu yasam da insana, gunluk yasamindan tamamiyle siyrilmasini sart kosar. - O halde dusunmek ve konusmak ayni sey midir? - Oyle, oyle. bu konuda Platon'un soyle bir sozu vardir: "Hic kimse dusunceyi, onu ifade eden sozcuklerden ayiramaz." Dusuncenin zorlayici sarti, onun ancak sozcukler vasitasiyla kavranmasidir. 6o'li yillarin Champ Elysees'sinden yine nefes kesen goruntulerin oldugu filmde Godard, Nouvelle Vague'in diger onculerinden olan Francois Truffaut'ya bir sinema afisi ile selam gonderirken, Edgar Alan Poe'nun Oval Portre oykusuyle filmin son bolumunu de iliskilendiriyor. Filmin ardindan Anna Karin hakkinda bilgi ararken Jean Luc Godard ile yasadiklari duygusal birlikteligi okumak hislenmeme neden oldu.
Jean Luc Godard, izledigim her filmi ile uslubuna ve teknigine beni biraz daha hayran birakiyor. Vivre Sa Vie ile bir hayat kadini uzerinden istenc kavramini irdeleten Godard, bununla da yetinmeyip dusunceyi ifade etme uzerine de filmin son yirmi dakikasiyla adeta mest ediyor. Yonetmen, minimal aydinlatma ve close up - shot cekim teknigi ile Nana profilinden tablo gibi sahneler sunmaktadir, Nana'nin sevimli yuzu duyguyu yansitmadaki becerisi, dramatik durusu oyle saniyorum ki bende uzun sure etkisini surdurecektir. Godard, Paris sokaklarinin kasvetli goruntuleriyle ve kurguda yerlesmis ahlak kurallarina karsi durusun hikayesini de harmanlanlayinca etkisini uzun sure tasiyacagimiz bir eserle basbasa birakiyor. On iki bolumden olusan hikayenin birinci bolumun ilk sahnesinde, arka profilden Nana ve Paul'un goruntuleriyle filme dahil oluyoruz. Genc ciftin yuzlerini gormeden aralarinda gecen diyalogtan evliliklerini sonlandirdiklarini goruyoruz.
Ozgur olma istegi ve ayni zamanda parasal nedenlerin de bu evliligin bitmesinde onemli rol aldigini konusmalarindan anliyoruz. Nana ozgur iradesini kullanmakta, bilincli bir sekilde hayatina yon vermektedir. Kadinin amaci oyuncu olmaktir ama ne var ki bunun yerine kendini sokaklarda bulur. Ozgur istenc kavramini ahlak acisindan ele alan yonetmen Nana'nin iki karsit secimin esit oldugu bir konumdayken, secimini hayat kadini olma yonunde kullanan bilincini ve ikilemini felsefi diyaloglarla izleyiciye yansitiyor. Ilerleyen bolumlerde Nana'nin arkadasi ile yaptigi diyaloglardan anliyoruz ki; kisi hatali da olsa , aldigi kararlardan ancak kendi mesuldur ama bu istenc, dis dunyayi da etkilemektedir. Ancak yine insanin dogruya ulasabilmesinin tek yolunun da hatalardan gectigini goruyoruz.
Basit bir hikaye irade, kader olgulari arasinda islenen kurgunun bir hayat kadinini anlatisindaki edebi dile, usluba, estetige, felsefesine hayran olmamak imkansiz. Bu filmin muziklerine deginmeden gecmek ise filme buyuk saygisizlik olur. Filmin dramatik yapisini daha da belirgin hale getiren, insani huzne bogan muthis bir muzige sahip. Film sinamaseverlerin gonlunde eminim ozel bir yere sahip olacaktir.
"Konusmak neredeyse bir yeniden dogus demektir." Filmin 11. bolumu "Kasitsiz Filozof Nana" diye adlandirilmis. Agirlikta dusuncenin sozcuklere sirayetinin islendigi bu bolum beni fevkalade etkileyen bolumlerden oldu. Oyle ki; son yirmi dakikasinda insana kendini unutturabilen diyaloglarin ve aforizmalarin oldugu bu bolum icin bile film kacirilmamali diye dusunuyorum. - Dengeyi kendimiz kurariz. Sessizlikten, sozcuklere gecisimizin sebebi de budur. - Bu ikilemin arasinda gider geliriz cunku hayatin devinimi bunu gerektirir. - Insan bu sekilde, gunluk yasamdan daha ustun bir yasama yukselir. Dusunce yasamina! Ama iste bu yasam da insana, gunluk yasamindan tamamiyle siyrilmasini sart kosar. - O halde dusunmek ve konusmak ayni sey midir? - Oyle, oyle. bu konuda Platon'un soyle bir sozu vardir: "Hic kimse dusunceyi, onu ifade eden sozcuklerden ayiramaz." Dusuncenin zorlayici sarti, onun ancak sozcukler vasitasiyla kavranmasidir. 6o'li yillarin Champ Elysees'sinden yine nefes kesen goruntulerin oldugu filmde Godard, Nouvelle Vague'in diger onculerinden olan Francois Truffaut'ya bir sinema afisi ile selam gonderirken, Edgar Alan Poe'nun Oval Portre oykusuyle filmin son bolumunu de iliskilendiriyor. Filmin ardindan Anna Karin hakkinda bilgi ararken Jean Luc Godard ile yasadiklari duygusal birlikteligi okumak hislenmeme neden oldu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar