bugün
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- flörtöz erkek iticiliği8
- ben üşümem6
- sakar şakir'in gardrop fuat'ın karısına basması2
- sarman kedi beslemek2
- bol tereyağlı iskender7
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde3
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- anasonlu nargile5
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz36
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- bir şeyler söyle5
- okan buruk13
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- sabahları nefret edilen şeyler4
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- gecenin şarkısı10
- whynot3
- robert pattinson3
- boyumun 2 cm kısalması28
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe3
- tereyağı bal ikilisi2
- zengin erkek vs fakir kız4
- her ilde üniversite kurulması6
- kızlar bakar mısınız13
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- ankara echoes2
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- islamda namaz yoktur13
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- tutunamayanlar8
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- chatgpt ile dertleşmek7
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- güne bir söz bırak3
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- delulu2
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- gece açlığı6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı18
- ölmek istemek ama ölememek5
- kiraz cicegi kolonyasi42
bu film kadar izleyiciyi, eleştirmenleri 2'ye ayıran bir film daha var mı bilmiyorum. bence yoktur yok olmasına da 2 görüşün birincisi filmi haddinden fazla abartılmış bir film olarak değerlerken diğer kesim kültlük mertebesinin dışında başyapıt olarak görmekteydi. üstelik yönetmenin bu filmle tam manasıyla yönetmen olduğu konusu da dillendirilir ikinci görüşcüler tarafından. (yani amiyane ifadeyle adam olmak)
şimdi bu iki görüşe saygı duymakla beraber filmin bazı kesimlerce eksik analiz edildiğini kimi ipuçlarının görmezden gelindiğini düşünüyorum. açıkçası kendimi de ağırlıklı olarak (yüzde yüz değil) ikinci görüşe yakın gördüğümü de betimleyeyim.
film travis 'in hikayesini anlamlandırmayla birçoğunun gözünde büyüyor. yalnızlık deyip geçmeden kent içinde bir yığın kirliliğin arasında saf duygular beslemek kirlenen insanlığa karşı adım adım şiddeti içselleştirmeye başlamak dikkate değer şüphesiz. hani o malum canlı bomba olmaya doğru adım adım bir süreç geçiyor filmde. ve bu minimal ipuçlarıyla da destek görüyor. başta beğendiği kızı porno filme götüren travis ileride başkan adayına bu şehrin toptan bir temizliğe ihtiyacı var derken gözlem masasında yerini alıyor. sadece gözlemliyor başlarda. sonra, yavaş yavaş oluşuyor şiddet duygusu. şehrin temizliğe ihtiyacı var söylemi ahlaksal çıkarımları da gözönüne almamıza saflık- medeniyetle kolkola yozlaşmanın arasındaki çıkmazlarla ifade buluyor. bir kritik sahne daha var herif travis'in arabasına biniyor minimal bir şehir turu sonrası karısının başkasıyla evinde olduğunu söylüyor. ve üzerine basarak iki üç kere daha aynı şeyleri papağanmışcasına yineliyor. aslında burda travis'ten bir tepki bekliyor. kinini kusarken travis'ten yanıt alamaması travis'in sessizliği çok sesliliğin ta kendisi. bu manidar tepkisizliğin zamanla tepkiye dönüşmesi saçma bir argümanlar silsilesi değil elbet. işte sonra başkanı temizlemeye kalkmak ve kadın satıcısı herifi temizlemeye kalkmak... burda bir hiyerarşi de var. (yukarıdan aşağıya) sonra scorsese amcamıza göre bozulan ahlak ve bir şeyler düzeltme güdüsü. bir yerlerden başlamalı diyor kendince ve kimi kesimlerce kahraman ilan edilme. absürd kana bulamalar, kara mizahın yıllar sonraki belirleyicisi yansımalar... peşisıra, peşisıra ilerliyor. sıradanlık ve kahramanlık, saflık ve yozlaşma! bu argümanlar kaçarsa bu filme dair overrated denilir geçilir. lakin çok şey söylüyor film çok. o saç kesme, aynanın karşısındaki mırıldanma da öyle.
tek izleyiş yetmedi bazı sahnelerin tekrardan geçirince filme dair kendimi buldum. ve favori filmlerimden olmasa da taxi driver mühimliği açık bir kült eser dışında anlam ifade etti benim için. naçizane fikrim şüphesiz bir başyapıt olduğu. travis'in büyük boy bir posteri ne gider odanın başköşesine. gider, şüphesiz gider.
10 üzerinden 8,5!
şimdi bu iki görüşe saygı duymakla beraber filmin bazı kesimlerce eksik analiz edildiğini kimi ipuçlarının görmezden gelindiğini düşünüyorum. açıkçası kendimi de ağırlıklı olarak (yüzde yüz değil) ikinci görüşe yakın gördüğümü de betimleyeyim.
film travis 'in hikayesini anlamlandırmayla birçoğunun gözünde büyüyor. yalnızlık deyip geçmeden kent içinde bir yığın kirliliğin arasında saf duygular beslemek kirlenen insanlığa karşı adım adım şiddeti içselleştirmeye başlamak dikkate değer şüphesiz. hani o malum canlı bomba olmaya doğru adım adım bir süreç geçiyor filmde. ve bu minimal ipuçlarıyla da destek görüyor. başta beğendiği kızı porno filme götüren travis ileride başkan adayına bu şehrin toptan bir temizliğe ihtiyacı var derken gözlem masasında yerini alıyor. sadece gözlemliyor başlarda. sonra, yavaş yavaş oluşuyor şiddet duygusu. şehrin temizliğe ihtiyacı var söylemi ahlaksal çıkarımları da gözönüne almamıza saflık- medeniyetle kolkola yozlaşmanın arasındaki çıkmazlarla ifade buluyor. bir kritik sahne daha var herif travis'in arabasına biniyor minimal bir şehir turu sonrası karısının başkasıyla evinde olduğunu söylüyor. ve üzerine basarak iki üç kere daha aynı şeyleri papağanmışcasına yineliyor. aslında burda travis'ten bir tepki bekliyor. kinini kusarken travis'ten yanıt alamaması travis'in sessizliği çok sesliliğin ta kendisi. bu manidar tepkisizliğin zamanla tepkiye dönüşmesi saçma bir argümanlar silsilesi değil elbet. işte sonra başkanı temizlemeye kalkmak ve kadın satıcısı herifi temizlemeye kalkmak... burda bir hiyerarşi de var. (yukarıdan aşağıya) sonra scorsese amcamıza göre bozulan ahlak ve bir şeyler düzeltme güdüsü. bir yerlerden başlamalı diyor kendince ve kimi kesimlerce kahraman ilan edilme. absürd kana bulamalar, kara mizahın yıllar sonraki belirleyicisi yansımalar... peşisıra, peşisıra ilerliyor. sıradanlık ve kahramanlık, saflık ve yozlaşma! bu argümanlar kaçarsa bu filme dair overrated denilir geçilir. lakin çok şey söylüyor film çok. o saç kesme, aynanın karşısındaki mırıldanma da öyle.
tek izleyiş yetmedi bazı sahnelerin tekrardan geçirince filme dair kendimi buldum. ve favori filmlerimden olmasa da taxi driver mühimliği açık bir kült eser dışında anlam ifade etti benim için. naçizane fikrim şüphesiz bir başyapıt olduğu. travis'in büyük boy bir posteri ne gider odanın başköşesine. gider, şüphesiz gider.
10 üzerinden 8,5!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar