bugün
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler10
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması8
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı4
- yeşil gözlü kız11
- bu sen misin6
- osmanlı padişahları vs firavunlar3
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- afşin2
- eh işte3
- chp kapatılsın kampanyası10
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi5
- gençler isyan ediyor6
- masklavi'nin düşünceleri18
- kabak tatlısı kapatılsın6
- insanlarda bıraktığımız iz2
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders5
- eski sevgilinin yeni sevgilisini beğenmemek3
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- edep sen ne güzel şeysin2
- kokuşmuşluğunu düşünen kişi3
- chp'nin hali ne olacak46
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- tanışır tanışmaz burç soran kadın3
- gammazlar çetesi16
- 90 santimetrelik yapay damarla hayata dönüş2
- sigara içen kızla öpüşülür mü2
- yavudilerin ikide bir tanrı adını anmaması3
- teklif edilen kızın aşağılaması5
- tendürdiyot kokusuna mest olan insan2
- normal sözlük moderasyonu3
- çikolatalı dondurma yiyen zenci hatun2
- özgür özel ekibinden 28 istifa4
- sıkıntı vermeyen akraba5
- gavurlar niye müslüman olmuyor11
- sevgili yapınca ortadan kaybolan arkadaş2
- sivaslılar kapatılsın3
- olasılıkları içinden en kötüsünü seçmek5
- yürek arkeoloğu2
- araplar bizi sırtımızdan vurdu5
- bisiklet marka tavsiyesi7
- durduğun yerde terlemek5
- ebediyeti düşünüp her amelde bunu inkar etmek2
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz4
- karamel4
- alparslan türkeş3
- teyit edilemeyenle beslenen milyonlar2
- trt makam aracıyla uyuşturucu taşınması3
- aykut kocaman7
dinlerken alıp götüren agnes obel eseridir. sözleri ve çevirisi, şu şekilde:
down by the river by the boats
where everybody goes to be alone
where you wont see any rising sun
down to the river we will run
when by the water we drink to the dregs
look at the stones on the river bed
i can tell from your eyes
you've never been by the riverside
down by the water the riverbed
somebody calls you somebody says
swim with the current and float away
down by the river everyday
oh my god i see how everything is torn in the river deep
and i don't know why i go the way
down by the riverside
when that old river runs pass your eyes
to wash off the dirt on the riverside
go to the water so very near
the river will be your eyes and ears
i walk to the borders on my own
to fall in the water just like a stone
chilled to the marrow in them bones
why do i go here all alone
oh my god i see how everything is torn in the river deep
and i don't know why i go the way
down by the riverside
çevirisi:
nehir kıyısında gemiler yankında
yalnız olmak için herkesin gittiği yerde
doğan güneş görünmez orada
hadi gidelim nehirin kenarına
kıyısında içeriz 'fondip' diye
bak nehirin yatağındaki taşlarına
gözlerinden biliyorum
kenarına hiç gitmediğini
su kenarında akım yakında
bir kişi sana bağırıp söylüyor
su yüzünde yüzüp git diye
her gün nehir kenarında
bak her şey suyun altında nasıl kırılır aman aman
ve niye gittiğime giderim bilmem
nehir kenarına
o eski nehir gözlerinden geçerken
nehir kenarında kir çözmek için
suyuna git çok yakına
nehir senin gözlerin kulakların olacak
sınırlara tek başıma yürürüm
taş gibi suya dalmak için
iliğine kadar üşürüm
niye hep yalnız buraya gelirim?
bak her şey suyun altında nasıl kırılır aman aman
ve niye gittiğime giderim bilmem
nehir kenarına
down by the river by the boats
where everybody goes to be alone
where you wont see any rising sun
down to the river we will run
when by the water we drink to the dregs
look at the stones on the river bed
i can tell from your eyes
you've never been by the riverside
down by the water the riverbed
somebody calls you somebody says
swim with the current and float away
down by the river everyday
oh my god i see how everything is torn in the river deep
and i don't know why i go the way
down by the riverside
when that old river runs pass your eyes
to wash off the dirt on the riverside
go to the water so very near
the river will be your eyes and ears
i walk to the borders on my own
to fall in the water just like a stone
chilled to the marrow in them bones
why do i go here all alone
oh my god i see how everything is torn in the river deep
and i don't know why i go the way
down by the riverside
çevirisi:
nehir kıyısında gemiler yankında
yalnız olmak için herkesin gittiği yerde
doğan güneş görünmez orada
hadi gidelim nehirin kenarına
kıyısında içeriz 'fondip' diye
bak nehirin yatağındaki taşlarına
gözlerinden biliyorum
kenarına hiç gitmediğini
su kenarında akım yakında
bir kişi sana bağırıp söylüyor
su yüzünde yüzüp git diye
her gün nehir kenarında
bak her şey suyun altında nasıl kırılır aman aman
ve niye gittiğime giderim bilmem
nehir kenarına
o eski nehir gözlerinden geçerken
nehir kenarında kir çözmek için
suyuna git çok yakına
nehir senin gözlerin kulakların olacak
sınırlara tek başıma yürürüm
taş gibi suya dalmak için
iliğine kadar üşürüm
niye hep yalnız buraya gelirim?
bak her şey suyun altında nasıl kırılır aman aman
ve niye gittiğime giderim bilmem
nehir kenarına
güncel Önemli Başlıklar
