bugün
- çağatay ulusoy3
- memduh bashgan14
- mohamed salah ghaly8
- zadar2
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi22
- tuba büyüküstün7
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- nihoşun ölümü16
- ev temizleyen erkek5
- sibenik2
- asteğmen6
- simko39
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı5
- rambo ariel ortega8
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- dincilik2
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- varazdin2
- uyumanın en zevkli olduğu an3
- cakovec2
- pop dinleyenlern başka müzik türlerini eleştirmesi2
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- sırrı süreyya önder5
- helikopterlerin mantıksız davranması3
- karıncaların çok boş yapması2
- ünüversite okumanın zaman kaybı olması2
- özgür özel'in tutuklanması9
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- yaz sıcağında bot giyen metalci2
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- akşam yemeği2
- gram altındaki şiddetli yükseliş2
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- starbucks'ın uludağ sözlük ten kalabalık olması3
- aptal yazarlar2
- levent üsteğmen ile çiğdem üstteğmen'in sevişmesi3
- meal kuran değildir26
- emret komutanım tahir yüzbaşı4
- ev temizleyen kadın2
- cevap niteliğinde entry giren yazarlar2
- bakara suresi 107 ayet2
- ekmek3
- insanın inanmak istediğine inanması3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık18
- hırvatistan15
- banu alkan serpil cakmakli bulusmasi2
- akp vs pkk6
- benim çocuğum yapmaz annesi5
Sen bir piliç gibisin
taze ve beyaz.
esince rüzgâr, tüyleri karışan
su içerken boynunu eğen
ve toprakta eşinen
ve yürürken
senin sultanlara yaraşır adımlarınla
ağır ağır giden
ve iterek göğsünü ileriye
çalımla çimende gezinen
bir piliç gibisin sen.
Erkeğinden daha üstün bir piliç.
Tanrı'ya yaklaştıran
tüm günahsız hayvanların
tüm dişileri gibi.
Eğer yanılmıyorsam
yanıltmıyorsa eğer beni gözlerim
başka hiçbir kadında değil
bunlar arasında senin eşin.
Akşam
tavukları bastırınca uyku
öyle sesler çıkarırlar ki
bazen hastalanıp inildediğinde
tatlılar tatlısı sesini anımsatır senin.
Sen bilmezsin
kümeslerin yumuşak ve üzünçlü sesine
nasıl benzediğini sesinin.
Sen gebe bir düve gibisin
hafif
ağırlaşmamış daha
şen şakrak hatta,
boynunu çeviren
okşayınca,
boyun değil
yumuşak pembeden bir et çemberi sanki.
Karşılaştığında
duyarsan böğürdüğünü
o ses
o denli yakınıcıdır ki
koparıp bir tutam ot
edemezsin vermeden.
Hüzünlüysen eğer
işte ben de öyle sunuyorum
armağanımı sana.
Sen dişi bir köpek gibisin
uzanmış yere,
gözleri bunca tatlı
ve acımasız yüreği.
Bastırılamayan bir öfkeyle tutuşmuş
bir ermiş oluveriyor
ayaklarının dibinde
ve öylece sana bakıyor
Tanrı'sı ya da Efendisiymiş gibi.
Evde ya da yolda
Yaklaşmaya görsün birisi
hemen gösteriyor bembeyaz dişlerini,
kıskanç mı kıskanç
sevgisi.
Sen ürkek bir tavşan gibisin.
Daracık kafesinde
dikilir ayağa
görünce birini
ve durur tetikte
uzatarak kulaklarını.
Kepek ya da hindiba götürmeni bekler,
olmayınca da
büzülüp içine
karanlık köşeleri seçer.
Hangi gönül razı olur
ağzından almaya yemini?
Hangi gönül razı olur almaya
kurmak için yuvasını
üstünden yolduğu tüyü?
Hangi yürek katlanır
acı çektirmeye ona?
Sen bir kırlangıç gibisin
baharda dönen,
ama güzün göç eden.
Ne ki yok bu son alışkanlığın senin.
Daha çok
tüy gibi deviniş almışsın
kırlangıçtan.
işte budur bana
yaşlılığını duyan
ve yaşlı olan bana
bir başka bahar muştulayan.
Sen bir karınca gibisin
yarınını düşünen.
Çıkınca kıra gezmeye
ninesi onda konuşan
yanındaki bebeye.
Ben de böyle işte
başka hiçbir kadında değil
ya arıda buluyorum seni
ya da Tanrı'ya yaklaştıran
tüm günahsız hayvanların
dişilerinde.
Umberto SABA
taze ve beyaz.
esince rüzgâr, tüyleri karışan
su içerken boynunu eğen
ve toprakta eşinen
ve yürürken
senin sultanlara yaraşır adımlarınla
ağır ağır giden
ve iterek göğsünü ileriye
çalımla çimende gezinen
bir piliç gibisin sen.
Erkeğinden daha üstün bir piliç.
Tanrı'ya yaklaştıran
tüm günahsız hayvanların
tüm dişileri gibi.
Eğer yanılmıyorsam
yanıltmıyorsa eğer beni gözlerim
başka hiçbir kadında değil
bunlar arasında senin eşin.
Akşam
tavukları bastırınca uyku
öyle sesler çıkarırlar ki
bazen hastalanıp inildediğinde
tatlılar tatlısı sesini anımsatır senin.
Sen bilmezsin
kümeslerin yumuşak ve üzünçlü sesine
nasıl benzediğini sesinin.
Sen gebe bir düve gibisin
hafif
ağırlaşmamış daha
şen şakrak hatta,
boynunu çeviren
okşayınca,
boyun değil
yumuşak pembeden bir et çemberi sanki.
Karşılaştığında
duyarsan böğürdüğünü
o ses
o denli yakınıcıdır ki
koparıp bir tutam ot
edemezsin vermeden.
Hüzünlüysen eğer
işte ben de öyle sunuyorum
armağanımı sana.
Sen dişi bir köpek gibisin
uzanmış yere,
gözleri bunca tatlı
ve acımasız yüreği.
Bastırılamayan bir öfkeyle tutuşmuş
bir ermiş oluveriyor
ayaklarının dibinde
ve öylece sana bakıyor
Tanrı'sı ya da Efendisiymiş gibi.
Evde ya da yolda
Yaklaşmaya görsün birisi
hemen gösteriyor bembeyaz dişlerini,
kıskanç mı kıskanç
sevgisi.
Sen ürkek bir tavşan gibisin.
Daracık kafesinde
dikilir ayağa
görünce birini
ve durur tetikte
uzatarak kulaklarını.
Kepek ya da hindiba götürmeni bekler,
olmayınca da
büzülüp içine
karanlık köşeleri seçer.
Hangi gönül razı olur
ağzından almaya yemini?
Hangi gönül razı olur almaya
kurmak için yuvasını
üstünden yolduğu tüyü?
Hangi yürek katlanır
acı çektirmeye ona?
Sen bir kırlangıç gibisin
baharda dönen,
ama güzün göç eden.
Ne ki yok bu son alışkanlığın senin.
Daha çok
tüy gibi deviniş almışsın
kırlangıçtan.
işte budur bana
yaşlılığını duyan
ve yaşlı olan bana
bir başka bahar muştulayan.
Sen bir karınca gibisin
yarınını düşünen.
Çıkınca kıra gezmeye
ninesi onda konuşan
yanındaki bebeye.
Ben de böyle işte
başka hiçbir kadında değil
ya arıda buluyorum seni
ya da Tanrı'ya yaklaştıran
tüm günahsız hayvanların
dişilerinde.
Umberto SABA
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar