bugün
- osuruktan şiirler33
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz4
- küçük sürprizler yapmak4
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener3
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- sözlükten soğuma nedenleri15
- tai lung4
- velvet'in aylık geliri4
- türbanlı bir kadınla evlenir misiniz2
- yobazlık belirtileri2
- karınıza haşema giydirir misiniz2
- devletin temeli adalettir3
- beyaz tenli gotik kız2
- herkesi yakalayan falcı yalanları2
- ben geldim kerkenezler18
- bir gün uludağda kapanacak3
- yazarların özel mesaj sayıları5
- uludağ sözlükte yazma hevesini kaybetmek3
- claudian clouds22
- kısır9
- çocukluğun son günü2
- iyi parti17
- normal taklidi yapmak4
- 777 diyen erkolar8
- uludağ sözlük evreni13
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- gece yolda sessizce yürüyen esrarengiz adam2
- yapay zekaya entry yazdıran yazar6
- simko315
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- akrep burcu kini8
- hayatının başrolünü başkasına vermek3
- uzaylıların dünyayı düşük puanlayıp gitmesi2
- kanal ayarlama 1500 lira2
- gollumun gözü yüzükte6
- iyi bir insan olmak3
- sevgiliye sorulan ilginç sorular5
- saçını pembeye boyayan erkek6
- hoppili gillini ve ömer yıldırım4
- perdeyi küfür eder gibi çeken karşı komşu2
- sözlük yazarlarını bugün mutlu eden şeyler2
- mehdi aleyhisselam6
- fenerbahçe küme düşer mi3
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- alttaki yazara motto ver16
- gece araba lastiğine ateş eden yabancı2
bir kariyer sitesi aracılığıyla bana ulaşmış bir şirketin baş amcalarından biriyle görüşürken başa gelmiş hadisedir. raporlama ve analiz bölümü için görüşüleceği sanılmıştır. fakat, pozisyonun "raporlama ve analiz de yapacak asistan" olduğu, gidildiği zaman fark edilmiştir.
orta yaşlarında, bakımlı, süper havalı ama az tipli ama pek etkileyici bir genel müdürle görüşülür. 20 dakika boyunca sohbet edilir ve sosyal ilişkileri çok da güçlü olmayan fakat, 7/24 bilgisayar karşısında inekleyebilecek yapıdaki işsiz kişi (ben) "haa öyleyse bu iş yalan olur" moduna girer. bu sırada iş hayatında başarısı tavan yapmış biri olarak, asistanlık işinin görsellik gerektirmesinden (topuklu ayakkabı, etek giymek gibi kadınsal şeyler yani), iş hayatına girerken şu sorulur, şunlar şunlar dikkat çeker, bunlar bu yüzden önem taşır gibi konuşmalar ve arada bir kahkahalar atmalık diyaloglar da yaşanmıştır bu sürede. tam vedalaşırken de "vakit ayırdığınız için teşekkür ederim" dedi "esas işveren" ve tebessümün de ötesinde; hafif sesli gülüşlerle "asıl ben teşekkür ederim, olumsuz geçtiğini bilmeme rağmen hayatımda yaptığım en eğlenceli iş görüşmesiydi gerçekten" dedim ve tam pılımı pırtımı toplayacakken, "nasıl yani? eğlendin mi?" diyerek afalladı ve tekrardan konuşmaya devam ettik. "bak sen çok samimi bir insansın en azından bundan sonra işine yarayabilecek bir şeyler söyleyeyim sana ya da bundan sonra dikkat etmen gerekenleri" dedi ve başladı bütün beden dilimle ilgili açıklamalar yapmaya... ben dumurlardan dumurlara koşturdum tabii o sırada, benim bile fark etmediğim şeyler söyledikçe... tabii görüşmenin esas amacının başarısızlıkla sonuçlandığının bilincinde olarak daha bir koyvermiş şekilde kasıntısız bir şekilde konuşmaya başlayınca, işveren kimse şaşkınlıklar içine girdi. gittikçe "sen aslında pek normal, alışıldık biri değilsin ama hiç farkında değilsin. hatta biraz fırlamasın da sanki... ama kendini çok sınırlandırıyorsun" dedi. sonra da kendini tanıman gerekiyor "mesela ben seninle alışverişe çıksam seni tam olarak olduğun gibi göstermeni sağlarım; ben bile seni senden daha iyi tanıyabiliyorum. işte o zaman her türlü giderin olur (yani tam olarak bunu demedi de... ben o sırada bu anlama geldiği için koptuğumdan içten içe, tam olarak ne dediğini duymadım ama ana tema buydu)" dedi ve zaman geçtikçe de "mesela bugün eve gidince aynaya bak. kendini incele. hatta iç çamaşırlarını giy aynaya bak. nasıl biriyim, nerelerim güzel, nerelerim nasıl olsa daha iyi olurdu, diye bunların bilincine var." dedi. aslında derken çok sapıkça gelmedi yani konuşma içinde normal görünüyordu. benim içses "olduuuhh... seni de düşüneyim mi bari o sırada bebeğğmm?" şeklindeydi tabii. ama neticede bir iş görüşmesi için yine de kolay kolay duyulamayacak diyalogların sahnelendiği bir görüşme gerçekleşmişti. en son ayaklarımı çapraz olarak birleştirip hafiften el ense yapıyor gibi havaya doğru kaldırıp, "böyle güzel oluyormuş yahu! ben arada geleyim de böyle terapi yapalım. malum kimse kimsenin gözünün içine bakınca nasıl biri olduğunu anlayamıyor." dedim.
en az dört kere vedalaştık. fakat 1.5 saat sonunda görüşmeyi sonlandırabildik ve adam hala bir umut gözlerimin içine bakıp, "n'olur kendine biraz daha çeki düzen ver de seni işe alayım" bakışı atıyordu. bir yandan da "muhtemelen seni ikinci görüşme için aramam" diyordu. ikinci görüşmeye çağrılırsam daha farklı bir görüntüyle gitmem gerektiğinin farkındaydım ve bu da muhtemelen sırtını çiğnemek için giyeceğim uzun ve sivri topuklu bir ayakkabı ve bir kırbaç eşliğinde olabilirdi. lakin 2 gün sonra "seni aratmam ama..." demesine rağmen, beklediğim üzere ikinci görüşme için aradılar ve ben çok teşekkür ederek gitmeyeceğimi belirttim! allah beni top etsin sözlük! çok sinirim bozuk, anlatmasam ölürdüm! daha da neler vardı da işteah... aralardan seçmek gerekirse en az alışıldık görünenler bunlardı. çok tuhaftı çoook! *
orta yaşlarında, bakımlı, süper havalı ama az tipli ama pek etkileyici bir genel müdürle görüşülür. 20 dakika boyunca sohbet edilir ve sosyal ilişkileri çok da güçlü olmayan fakat, 7/24 bilgisayar karşısında inekleyebilecek yapıdaki işsiz kişi (ben) "haa öyleyse bu iş yalan olur" moduna girer. bu sırada iş hayatında başarısı tavan yapmış biri olarak, asistanlık işinin görsellik gerektirmesinden (topuklu ayakkabı, etek giymek gibi kadınsal şeyler yani), iş hayatına girerken şu sorulur, şunlar şunlar dikkat çeker, bunlar bu yüzden önem taşır gibi konuşmalar ve arada bir kahkahalar atmalık diyaloglar da yaşanmıştır bu sürede. tam vedalaşırken de "vakit ayırdığınız için teşekkür ederim" dedi "esas işveren" ve tebessümün de ötesinde; hafif sesli gülüşlerle "asıl ben teşekkür ederim, olumsuz geçtiğini bilmeme rağmen hayatımda yaptığım en eğlenceli iş görüşmesiydi gerçekten" dedim ve tam pılımı pırtımı toplayacakken, "nasıl yani? eğlendin mi?" diyerek afalladı ve tekrardan konuşmaya devam ettik. "bak sen çok samimi bir insansın en azından bundan sonra işine yarayabilecek bir şeyler söyleyeyim sana ya da bundan sonra dikkat etmen gerekenleri" dedi ve başladı bütün beden dilimle ilgili açıklamalar yapmaya... ben dumurlardan dumurlara koşturdum tabii o sırada, benim bile fark etmediğim şeyler söyledikçe... tabii görüşmenin esas amacının başarısızlıkla sonuçlandığının bilincinde olarak daha bir koyvermiş şekilde kasıntısız bir şekilde konuşmaya başlayınca, işveren kimse şaşkınlıklar içine girdi. gittikçe "sen aslında pek normal, alışıldık biri değilsin ama hiç farkında değilsin. hatta biraz fırlamasın da sanki... ama kendini çok sınırlandırıyorsun" dedi. sonra da kendini tanıman gerekiyor "mesela ben seninle alışverişe çıksam seni tam olarak olduğun gibi göstermeni sağlarım; ben bile seni senden daha iyi tanıyabiliyorum. işte o zaman her türlü giderin olur (yani tam olarak bunu demedi de... ben o sırada bu anlama geldiği için koptuğumdan içten içe, tam olarak ne dediğini duymadım ama ana tema buydu)" dedi ve zaman geçtikçe de "mesela bugün eve gidince aynaya bak. kendini incele. hatta iç çamaşırlarını giy aynaya bak. nasıl biriyim, nerelerim güzel, nerelerim nasıl olsa daha iyi olurdu, diye bunların bilincine var." dedi. aslında derken çok sapıkça gelmedi yani konuşma içinde normal görünüyordu. benim içses "olduuuhh... seni de düşüneyim mi bari o sırada bebeğğmm?" şeklindeydi tabii. ama neticede bir iş görüşmesi için yine de kolay kolay duyulamayacak diyalogların sahnelendiği bir görüşme gerçekleşmişti. en son ayaklarımı çapraz olarak birleştirip hafiften el ense yapıyor gibi havaya doğru kaldırıp, "böyle güzel oluyormuş yahu! ben arada geleyim de böyle terapi yapalım. malum kimse kimsenin gözünün içine bakınca nasıl biri olduğunu anlayamıyor." dedim.
en az dört kere vedalaştık. fakat 1.5 saat sonunda görüşmeyi sonlandırabildik ve adam hala bir umut gözlerimin içine bakıp, "n'olur kendine biraz daha çeki düzen ver de seni işe alayım" bakışı atıyordu. bir yandan da "muhtemelen seni ikinci görüşme için aramam" diyordu. ikinci görüşmeye çağrılırsam daha farklı bir görüntüyle gitmem gerektiğinin farkındaydım ve bu da muhtemelen sırtını çiğnemek için giyeceğim uzun ve sivri topuklu bir ayakkabı ve bir kırbaç eşliğinde olabilirdi. lakin 2 gün sonra "seni aratmam ama..." demesine rağmen, beklediğim üzere ikinci görüşme için aradılar ve ben çok teşekkür ederek gitmeyeceğimi belirttim! allah beni top etsin sözlük! çok sinirim bozuk, anlatmasam ölürdüm! daha da neler vardı da işteah... aralardan seçmek gerekirse en az alışıldık görünenler bunlardı. çok tuhaftı çoook! *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar