bugün
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- dekolteye bakar mısınız15
- yunanistan24
- en son aldığınız iltifat5
- domdomusa'nın çaylağının açılması gerekliliği3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- gocu11
- ismail kartal3
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- irmik helvası vs un helvası18
- priapizm4
- cem küçük7
- sol frame'in esrar çekmiş gibi olması2
- fırın poşetinde tavuk patates3
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- hayvan gibi acı salça yemek3
- 31 çekerken dinlenecek şarkılar3
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması8
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- fenerbahçe6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası42
- japonya23
- midilli adası3
- domdomusa2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- o şarkıyı açma anısı var3
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- cennet2
- yapay zeka sohbet botları ve flört2
- aşka düşmek2
- gürsel tekin'in görevden alındığı iddiası2
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır6
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması6
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- aylık 414 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- bik bikle yemek yapmak10
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- ketçap aromalı ruffles10
- adanalı ateist10
- gürsel tekin7
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin7
- gammaz çetesi çökertildi8
- türk kahvesi7
- granny sevgili3
- üşüyen erkek12
- hiç porno izlememiş erkek9
- gelecek partisi'nin kapanması12
en güzellerinden bir murathan mungan şiiri;
anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimselere bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını arardı
kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dünyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı
BiTERDi PLAK. DiSK BOŞA DÖNERDi.
DÜŞLERiMiZ ÇARPIP GERi DÖNEN SULARDI ŞiMDi
BÖYLE ZAMANLARDA iLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
KAÇINIRDI HERKES
SONRA BiRi USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
ANIMSIYOR MUSUN?
Vahşi, siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdırdığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi, herşey kanatır, herşey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyumayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık
uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar, sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencereler, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
ahh o gece yolculukları
bir başka kente, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terkedenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler
vahşi siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüyada kaldı
çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki, sen anımsıyor musun?
anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimselere bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını arardı
kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dünyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı
BiTERDi PLAK. DiSK BOŞA DÖNERDi.
DÜŞLERiMiZ ÇARPIP GERi DÖNEN SULARDI ŞiMDi
BÖYLE ZAMANLARDA iLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
KAÇINIRDI HERKES
SONRA BiRi USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
ANIMSIYOR MUSUN?
Vahşi, siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdırdığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi, herşey kanatır, herşey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyumayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık
uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar, sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencereler, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
ahh o gece yolculukları
bir başka kente, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terkedenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler
vahşi siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüyada kaldı
çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki, sen anımsıyor musun?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar