bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- kabak tatlısını sevenler8
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun gerçek yüzü6
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- bafra pidesi3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- anın görüntüsü23
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- 2019 tasarımı4
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- nerdesiniz3
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- tarcanlar oto ekspertiz2
- duygu özaslan6
- emre aydın dinlemek2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- bu koyden olsam ne olacak3
- mercedese binen memur2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- 30 kasım 20262
- timsah yürüyüşü4
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- ya şeytan haklıysa5
- özel ders vermek4
- ismet gurbuz 20242
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- askerde özlenen şeyler9
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
Üsküp'e 50 kilometre uzaklıktaki Tetova (Kalkandelen) yolunun tamamı otoban. Ülkenin önemli kısmı ormanlık olduğu için yol boyu yeşillikler içine kurulmuş köyleri görüyoruz. Yol üzerinde hangi gerekçeye uygun olduğunu hâlâ anlayamadığımız bir gişe sistemi var. Şehir giriş ve çıkışları arasında da gişe var. Geçiş ücretleri çok düşük olmasına rağmen gişe sıklığı rahatsız edici boyutlarda. Yarım saatlik yolculuğun ardından Tetova'ya giriyoruz. Şehrin girişinde Makedonca, Arnavutça ve Türkçe “Hoş geldiniz! yazısını görmek tebessüm ettiriyor. Şehir oldukça eski ve Türk nüfusu azımsanmayacak kadar fazla. Adres sorduğumuz bir adamın Türk müsünüz kardaş? demesiyle Bu kadarını da beklemiyorduk!diye gülüşüyoruz. Pena Nehri'nin kenarına kurulmuş Alaca Camii’nin büyük bahçesinin ortasından öğrencilerin şaşkın bakışları altında geçiyoruz. Hemen karşımızda lise dengi bir okul var ve tam da okul çıkış saatine denk geliyoruz. Şehir oldukça küçük ve insanlar birbirini tanıyor, yabancı hemen fark ediliyor. Fakat böylesine bir farkındalık şaşırtıyor bizi.
Alaca Camii bir Osmanlı mimarisi. XV. asırda yapılmış. Duvar ve sütunlarındaki işlemeler, boyalar çok etkileyici. Cami, birçok sanat tarihçisin uğrak yeriymiş ve renkleri de yapıldığı günden beri orijinalliğini korurmuş. Yumurta, ağaç kökleri ve muhtelif bitkilerden yapılan karışımla elde edilen renklerin aynı zamanda yapıya ismini de verdiği söyleniyor. Avlusu ve avlunun açıldığı, altından nehir akan muhteşem bir bahçesi var. Bölgeden ayrılıp birkaç kilometre uzaklıktaki Harabatî Baba Tekkesine gidiyoruz. Tekke önünde pazar kurulmuş. Neredeyse üç tezgâhtan birinde pırasa satılıyor. insanlar çuvalla pırasa alıyor. Tekkenin avlusu oldukça büyük ve sakin. Çok çeşitli ağaçlar var ve dökülen yapraklar her yeri kaplamış. içinde bir cami karşısında Hz. Ali ve Pir Sultan'ın temsili resimlerinin olduğu bir Bektaşî Dergâhı da var. Bir de zamanında karantina olarak kullanılmış, mavi renkli bir ev. Harabatî Baba konumundan vazgeçip derviş olmaya karar veren bir Osmanlı paşasıymış. Bu tekkeye yerleştikten sonra merkez tarafından serseri olarak adlandırılmış. Burası özü itibarı ile Bektaşî tekkesiymiş. Fakat Üsküp'te yaşanılan Müslüman-Hristiyan gerginliği, burada da Alevi-Sünni gerginliği olarak baş göstermiş. Tekkenin bazı kısımları yanmış. Tekkenin içindeki büyük Amerikan bayrağı dikkatimizi çekiyor. Kosova'daki Amerika ilgisinin bir benzerini Tetova'da görüyoruz. Türbe içinde bir takım siyasi ve dini sıkıntılar yaşansa da tekke, turistik açıdan ilgi gören bir yer olma yolunda ilerliyor. Sokaklarda iki üç saat gezinip Ohrid'e doğru yola çıkıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...ize-memleket-5-bolum.html
Alaca Camii bir Osmanlı mimarisi. XV. asırda yapılmış. Duvar ve sütunlarındaki işlemeler, boyalar çok etkileyici. Cami, birçok sanat tarihçisin uğrak yeriymiş ve renkleri de yapıldığı günden beri orijinalliğini korurmuş. Yumurta, ağaç kökleri ve muhtelif bitkilerden yapılan karışımla elde edilen renklerin aynı zamanda yapıya ismini de verdiği söyleniyor. Avlusu ve avlunun açıldığı, altından nehir akan muhteşem bir bahçesi var. Bölgeden ayrılıp birkaç kilometre uzaklıktaki Harabatî Baba Tekkesine gidiyoruz. Tekke önünde pazar kurulmuş. Neredeyse üç tezgâhtan birinde pırasa satılıyor. insanlar çuvalla pırasa alıyor. Tekkenin avlusu oldukça büyük ve sakin. Çok çeşitli ağaçlar var ve dökülen yapraklar her yeri kaplamış. içinde bir cami karşısında Hz. Ali ve Pir Sultan'ın temsili resimlerinin olduğu bir Bektaşî Dergâhı da var. Bir de zamanında karantina olarak kullanılmış, mavi renkli bir ev. Harabatî Baba konumundan vazgeçip derviş olmaya karar veren bir Osmanlı paşasıymış. Bu tekkeye yerleştikten sonra merkez tarafından serseri olarak adlandırılmış. Burası özü itibarı ile Bektaşî tekkesiymiş. Fakat Üsküp'te yaşanılan Müslüman-Hristiyan gerginliği, burada da Alevi-Sünni gerginliği olarak baş göstermiş. Tekkenin bazı kısımları yanmış. Tekkenin içindeki büyük Amerikan bayrağı dikkatimizi çekiyor. Kosova'daki Amerika ilgisinin bir benzerini Tetova'da görüyoruz. Türbe içinde bir takım siyasi ve dini sıkıntılar yaşansa da tekke, turistik açıdan ilgi gören bir yer olma yolunda ilerliyor. Sokaklarda iki üç saat gezinip Ohrid'e doğru yola çıkıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...ize-memleket-5-bolum.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com