bugün
- elalem ne der4
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay9
- yeni parti tüzüğü2
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- 26000 entry2
- mekke ortak savunma anlaşması2
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- doğuda yaşayan yazarlar5
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- taksici muhabbeti2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- stres yönetimi6
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı2
- scooter'a 6 kişi binmek2
- sözlüğü 3 kelime ile anlatın2
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi3
- kuran ı kerim meali7
- petrol3
- josh hartnett2
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- kadın kıyafeti giydirilip şantaj yapılan adam2
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı2
- askerlik2
- gulmekicinyaratilmis11
- arkadaşlar ben güzel miyim5
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu3
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- okulda itaat2
- rüşvet5
- erotik şarkılar2
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- free ceuta2
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler3
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- kylie minogue5
- gocu6
- true koş4
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- hepinizin agzina biber surcem5
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- din3
- tinder3
- don kişot2
- sıkıcı bir yazar olmak2
- mohamed salah ghaly11
- hamburgerin çok abartılması5
Üsküp'e 50 kilometre uzaklıktaki Tetova (Kalkandelen) yolunun tamamı otoban. Ülkenin önemli kısmı ormanlık olduğu için yol boyu yeşillikler içine kurulmuş köyleri görüyoruz. Yol üzerinde hangi gerekçeye uygun olduğunu hâlâ anlayamadığımız bir gişe sistemi var. Şehir giriş ve çıkışları arasında da gişe var. Geçiş ücretleri çok düşük olmasına rağmen gişe sıklığı rahatsız edici boyutlarda. Yarım saatlik yolculuğun ardından Tetova'ya giriyoruz. Şehrin girişinde Makedonca, Arnavutça ve Türkçe “Hoş geldiniz! yazısını görmek tebessüm ettiriyor. Şehir oldukça eski ve Türk nüfusu azımsanmayacak kadar fazla. Adres sorduğumuz bir adamın Türk müsünüz kardaş? demesiyle Bu kadarını da beklemiyorduk!diye gülüşüyoruz. Pena Nehri'nin kenarına kurulmuş Alaca Camii’nin büyük bahçesinin ortasından öğrencilerin şaşkın bakışları altında geçiyoruz. Hemen karşımızda lise dengi bir okul var ve tam da okul çıkış saatine denk geliyoruz. Şehir oldukça küçük ve insanlar birbirini tanıyor, yabancı hemen fark ediliyor. Fakat böylesine bir farkındalık şaşırtıyor bizi.
Alaca Camii bir Osmanlı mimarisi. XV. asırda yapılmış. Duvar ve sütunlarındaki işlemeler, boyalar çok etkileyici. Cami, birçok sanat tarihçisin uğrak yeriymiş ve renkleri de yapıldığı günden beri orijinalliğini korurmuş. Yumurta, ağaç kökleri ve muhtelif bitkilerden yapılan karışımla elde edilen renklerin aynı zamanda yapıya ismini de verdiği söyleniyor. Avlusu ve avlunun açıldığı, altından nehir akan muhteşem bir bahçesi var. Bölgeden ayrılıp birkaç kilometre uzaklıktaki Harabatî Baba Tekkesine gidiyoruz. Tekke önünde pazar kurulmuş. Neredeyse üç tezgâhtan birinde pırasa satılıyor. insanlar çuvalla pırasa alıyor. Tekkenin avlusu oldukça büyük ve sakin. Çok çeşitli ağaçlar var ve dökülen yapraklar her yeri kaplamış. içinde bir cami karşısında Hz. Ali ve Pir Sultan'ın temsili resimlerinin olduğu bir Bektaşî Dergâhı da var. Bir de zamanında karantina olarak kullanılmış, mavi renkli bir ev. Harabatî Baba konumundan vazgeçip derviş olmaya karar veren bir Osmanlı paşasıymış. Bu tekkeye yerleştikten sonra merkez tarafından serseri olarak adlandırılmış. Burası özü itibarı ile Bektaşî tekkesiymiş. Fakat Üsküp'te yaşanılan Müslüman-Hristiyan gerginliği, burada da Alevi-Sünni gerginliği olarak baş göstermiş. Tekkenin bazı kısımları yanmış. Tekkenin içindeki büyük Amerikan bayrağı dikkatimizi çekiyor. Kosova'daki Amerika ilgisinin bir benzerini Tetova'da görüyoruz. Türbe içinde bir takım siyasi ve dini sıkıntılar yaşansa da tekke, turistik açıdan ilgi gören bir yer olma yolunda ilerliyor. Sokaklarda iki üç saat gezinip Ohrid'e doğru yola çıkıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...ize-memleket-5-bolum.html
Alaca Camii bir Osmanlı mimarisi. XV. asırda yapılmış. Duvar ve sütunlarındaki işlemeler, boyalar çok etkileyici. Cami, birçok sanat tarihçisin uğrak yeriymiş ve renkleri de yapıldığı günden beri orijinalliğini korurmuş. Yumurta, ağaç kökleri ve muhtelif bitkilerden yapılan karışımla elde edilen renklerin aynı zamanda yapıya ismini de verdiği söyleniyor. Avlusu ve avlunun açıldığı, altından nehir akan muhteşem bir bahçesi var. Bölgeden ayrılıp birkaç kilometre uzaklıktaki Harabatî Baba Tekkesine gidiyoruz. Tekke önünde pazar kurulmuş. Neredeyse üç tezgâhtan birinde pırasa satılıyor. insanlar çuvalla pırasa alıyor. Tekkenin avlusu oldukça büyük ve sakin. Çok çeşitli ağaçlar var ve dökülen yapraklar her yeri kaplamış. içinde bir cami karşısında Hz. Ali ve Pir Sultan'ın temsili resimlerinin olduğu bir Bektaşî Dergâhı da var. Bir de zamanında karantina olarak kullanılmış, mavi renkli bir ev. Harabatî Baba konumundan vazgeçip derviş olmaya karar veren bir Osmanlı paşasıymış. Bu tekkeye yerleştikten sonra merkez tarafından serseri olarak adlandırılmış. Burası özü itibarı ile Bektaşî tekkesiymiş. Fakat Üsküp'te yaşanılan Müslüman-Hristiyan gerginliği, burada da Alevi-Sünni gerginliği olarak baş göstermiş. Tekkenin bazı kısımları yanmış. Tekkenin içindeki büyük Amerikan bayrağı dikkatimizi çekiyor. Kosova'daki Amerika ilgisinin bir benzerini Tetova'da görüyoruz. Türbe içinde bir takım siyasi ve dini sıkıntılar yaşansa da tekke, turistik açıdan ilgi gören bir yer olma yolunda ilerliyor. Sokaklarda iki üç saat gezinip Ohrid'e doğru yola çıkıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...ize-memleket-5-bolum.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar