bugün
- ölümden korkuyor musunuz9
- queen feristah12
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- ayıyla güreşmek7
- uludağ itiraf16
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- işiniz gücünüz yok mu11
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- hafızayı sildirmek3
- gecenin şarkısı17
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- gocu43
- bir bela geliyor29
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- sözlükten korkmak2
- fusya semsiyeli yabanci20
- zalbert ramstein2
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- bara giden erkeğin asıl amacı6
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- duştan yeni çıkmış six packli erkek3
- gece dinlenen podcast te anırarak gülen adamlar3
- willem dafoe3
- 7 aydır konuşulan kızın true çıkması3
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- düğününde piste çıkıp kant tan bahseden felsefeci3
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- habire 12 kürt değil kürtçü düşmanıdır2
- gece gelinlikle ip atlayıp şarkı söyleyen kayınço2
- uludağ sözlük evreni8
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek3
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- dizi izlemek4
- abd'nin grönland da kalıcı kontrol anlaşması2
- bi bitmediniz amk diyip çinlilere tokatla dalmak3
- heyt bea gocu mu5
- kendin hakkında bir entry bırak9
- 195 kaslı pilot14
- sözlük yazarlarını analiz eden yazar5
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- hiç kız kankası olmayan erkek2
- halil güneşli karizması4
- çağatay ulusoy ile akşam yemeği vs 125 tl2
- apo'nun villası11
- kimseyle dertleşememek4
- aşkın metafiziğinde toki kurasının önemi3
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
akira kurosawa nın 1985 de büyük bir cast ile çektiği kral lear adaptasyonu. ciddi bir kaos. japon-fransız ortak yapımı ve 4 akademi ödüllü bir yapım olarak filmin fazla dramatize yapısına karşın shakespeare eserinin güzel bir izdüşümü olduğunu söyleyebiliriz.
---olası spoiler ibaresi---
daha önce de shakespeare uyarlamaları yapan ve adaptasyonda shakespeare e bağlı kalan kurosawa (ki lear eski briton mitologyasında önemli bir figürdür. shakespeare in king lear i yazarken en çok esinlendiği düşünülen tarihsel bir mit olan holinshed in cronicle ıdır. shakespeare den farklı olarak bu metinde lear cordelia ile buluştuktan sonra tekrar tahta geçip huzur içinde ölür. daha sonra çıkan savaşta esir düşen cordelia ise intihar eder. bu farklılık anlamında kurosawa tarihsel mite değil shakespeare targedyasına bağlı kalır.) 17. yüzyıl başı ingilteresini japon kültürüne dönüştürmüş ve kralın kızları arasında geçen tragedyayı imparatorun üç oğlu şekline sokarak cordelia yı saburo ile değiştirmek durumunda kalmıştır.
tabi bu noktada hikaye belirli ölçekte metamorfoza uğramış, shakespeare de göze batan goneril ve regan karakterlerinin entrikaları filmde daha çok eşlenikleri taro ve jiro yerine kaade karakterinde vücut bulmuştur.
kalabalık kadrosu ve dev bütçesi ile gişeyi önceden müjdeleyen ve bertolucci yi uzak doğu turuna çıkartacak denli canlı bir mistisizm rantına denk düşmüştür. bununla kurosawa nın tamamen kapital odaklı bir eser üretmediğini, görsel, mekan oluşumu ve kurgusal anlamda yine başarılı olduğunu, fakat eski stilindeki diyalekt sorgu ve semantik problematikten uzakta, olgunluk dönemi emosyonel baskınlığı ile daha duygusal yaklaştığını imlemek gerekir.
eski stilinden en parlak şekilde göze çarpan bulutlardaki değişim ile olay örgüsündeki katastrof analojisi (ki bu noktada yavuz hırsız olan david lynch e selam çakmak gerek) olmalı. bu mükemmel minimal anlatım bazen karakterlerin toplu görüşü ile çöküş habercisi, bazen de tek karaktere odaklı bakış açısı ile dekadans temalı vurgular bırakıyor.
tabi tragedyadaki eski dönem anlayışını izleyicinin kavramsal hazımsızlığına karşı saburo karakteri (=cordelia) biraz değiştirilip dik başlı çizilmiş. ana temayı böylece açan kurosawa, böylece seyircinin trajedinin çıkış kaynağında bocalamasını engellemiş.
eski tragedya biçemine aykırı olarak önemli tüm karakterlerin öldüğü kapkara bir trajedi olan lear, filmde bazı grotesk sahneler ile (kan fışkıran sahneler slasher havası estiriyor adeta) desteklenerek hırsın ve tutkunun felaketi daveti şekline büründürülüyor. bu da başta belirttiğimiz fazla dramatizasyona sebebiyet veriyor.
---olası spoiler ibaresi bitti---
tüm artı eksi yönleri toparlarsak söyle bir sonuca ukaşabiliriz; prodüksiyon ve bütçe büyüklüğü ile doğru orantılı olarak gişe odaklı görünen ve küresel pazarlama niyetinde çekilmiş epik bir hikaye. teatral savaş sahneleri, kitabın mükemmel yedirildiği kurgusu (ki bu noktada kurosawa nın işi my own private idaho daki gus van sant den çok daha zor tabi.) ile görsel-işitsel anlamda mükemmel olmasına karşın, biçimsel zorunluluk olarak hollywood şemalli görünen ve yönetmenin son döneminde milli olarak yüklendiği elçilik görevinin profesyonelliği altında biraz sıkıştığı bir film.
---olası spoiler ibaresi---
daha önce de shakespeare uyarlamaları yapan ve adaptasyonda shakespeare e bağlı kalan kurosawa (ki lear eski briton mitologyasında önemli bir figürdür. shakespeare in king lear i yazarken en çok esinlendiği düşünülen tarihsel bir mit olan holinshed in cronicle ıdır. shakespeare den farklı olarak bu metinde lear cordelia ile buluştuktan sonra tekrar tahta geçip huzur içinde ölür. daha sonra çıkan savaşta esir düşen cordelia ise intihar eder. bu farklılık anlamında kurosawa tarihsel mite değil shakespeare targedyasına bağlı kalır.) 17. yüzyıl başı ingilteresini japon kültürüne dönüştürmüş ve kralın kızları arasında geçen tragedyayı imparatorun üç oğlu şekline sokarak cordelia yı saburo ile değiştirmek durumunda kalmıştır.
tabi bu noktada hikaye belirli ölçekte metamorfoza uğramış, shakespeare de göze batan goneril ve regan karakterlerinin entrikaları filmde daha çok eşlenikleri taro ve jiro yerine kaade karakterinde vücut bulmuştur.
kalabalık kadrosu ve dev bütçesi ile gişeyi önceden müjdeleyen ve bertolucci yi uzak doğu turuna çıkartacak denli canlı bir mistisizm rantına denk düşmüştür. bununla kurosawa nın tamamen kapital odaklı bir eser üretmediğini, görsel, mekan oluşumu ve kurgusal anlamda yine başarılı olduğunu, fakat eski stilindeki diyalekt sorgu ve semantik problematikten uzakta, olgunluk dönemi emosyonel baskınlığı ile daha duygusal yaklaştığını imlemek gerekir.
eski stilinden en parlak şekilde göze çarpan bulutlardaki değişim ile olay örgüsündeki katastrof analojisi (ki bu noktada yavuz hırsız olan david lynch e selam çakmak gerek) olmalı. bu mükemmel minimal anlatım bazen karakterlerin toplu görüşü ile çöküş habercisi, bazen de tek karaktere odaklı bakış açısı ile dekadans temalı vurgular bırakıyor.
tabi tragedyadaki eski dönem anlayışını izleyicinin kavramsal hazımsızlığına karşı saburo karakteri (=cordelia) biraz değiştirilip dik başlı çizilmiş. ana temayı böylece açan kurosawa, böylece seyircinin trajedinin çıkış kaynağında bocalamasını engellemiş.
eski tragedya biçemine aykırı olarak önemli tüm karakterlerin öldüğü kapkara bir trajedi olan lear, filmde bazı grotesk sahneler ile (kan fışkıran sahneler slasher havası estiriyor adeta) desteklenerek hırsın ve tutkunun felaketi daveti şekline büründürülüyor. bu da başta belirttiğimiz fazla dramatizasyona sebebiyet veriyor.
---olası spoiler ibaresi bitti---
tüm artı eksi yönleri toparlarsak söyle bir sonuca ukaşabiliriz; prodüksiyon ve bütçe büyüklüğü ile doğru orantılı olarak gişe odaklı görünen ve küresel pazarlama niyetinde çekilmiş epik bir hikaye. teatral savaş sahneleri, kitabın mükemmel yedirildiği kurgusu (ki bu noktada kurosawa nın işi my own private idaho daki gus van sant den çok daha zor tabi.) ile görsel-işitsel anlamda mükemmel olmasına karşın, biçimsel zorunluluk olarak hollywood şemalli görünen ve yönetmenin son döneminde milli olarak yüklendiği elçilik görevinin profesyonelliği altında biraz sıkıştığı bir film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar