bugün
- nickten isim tahmini yapmak54
- hikayeyi devam ettir17
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı5
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey7
- uysaljakoben10
- güzel kızların pizza yemesi7
- g'i l d'e d l'i l y sözlüğün en güzel kızıdır4
- fethullah gülen in türkiye ye dönüş tarihi5
- sözlüğün muhasır medeniyetler seviyesinde olması4
- eğri piramit4
- kendini mehdi sanmak5
- piramitlerin yere çakılmış küp olması3
- kurbağa öpüp prens beklemek9
- sözlüğü gerizekalıların istila ettiği gerçeği3
- arkadaşlar neden bu kadar sıkıcısınız7
- arkadaşlar hani bir şarkı vardı adı neydi4
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- kapalı maraş3
- sözlüğün seviyesinin dibe vurması4
- hayattan zevk alamamak6
- homofobik erkek5
- bilgi içerikli entry giriyorum4
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları7
- telefon sapığı5
- bok kokan başlıklar3
- mehdinin almanyada olma ihtimali4
- sözlük erkeklerinin kadın halleri8
- ilah3
- türklerin iyi özellikleri2
- eski foça vs yeni foça3
- doktor ve mühendislerin iki oy hakkı olmalı5
- the merich13
- ammına koydumun ergenleri4
- sözlüğün seviyesini yükseltme girişimleri2
- arkadaşlar ben yarım akıllı mıyım ya9
- gürbüz'ü ibraniceye çevirince lion çıkması3
- polis geldi polis geldi2
- ioçk17
- sözlükten hatun kaldırmak4
- from dizisi5
- japon denince akla gelenler9
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası10
- sözlükte erkek taklidi yapan kadın yazarlar4
- sözlük kızlarının kombinleri8
- kebapçı hürmeti2
- seviyorum ulan3
- habire12 adamdır37
- güzel kızların osurmaması2
- bursalı erkekler14
- beynimi aldırdım vs solcuyum4
akira kurosawa nın 1985 de büyük bir cast ile çektiği kral lear adaptasyonu. ciddi bir kaos. japon-fransız ortak yapımı ve 4 akademi ödüllü bir yapım olarak filmin fazla dramatize yapısına karşın shakespeare eserinin güzel bir izdüşümü olduğunu söyleyebiliriz.
---olası spoiler ibaresi---
daha önce de shakespeare uyarlamaları yapan ve adaptasyonda shakespeare e bağlı kalan kurosawa (ki lear eski briton mitologyasında önemli bir figürdür. shakespeare in king lear i yazarken en çok esinlendiği düşünülen tarihsel bir mit olan holinshed in cronicle ıdır. shakespeare den farklı olarak bu metinde lear cordelia ile buluştuktan sonra tekrar tahta geçip huzur içinde ölür. daha sonra çıkan savaşta esir düşen cordelia ise intihar eder. bu farklılık anlamında kurosawa tarihsel mite değil shakespeare targedyasına bağlı kalır.) 17. yüzyıl başı ingilteresini japon kültürüne dönüştürmüş ve kralın kızları arasında geçen tragedyayı imparatorun üç oğlu şekline sokarak cordelia yı saburo ile değiştirmek durumunda kalmıştır.
tabi bu noktada hikaye belirli ölçekte metamorfoza uğramış, shakespeare de göze batan goneril ve regan karakterlerinin entrikaları filmde daha çok eşlenikleri taro ve jiro yerine kaade karakterinde vücut bulmuştur.
kalabalık kadrosu ve dev bütçesi ile gişeyi önceden müjdeleyen ve bertolucci yi uzak doğu turuna çıkartacak denli canlı bir mistisizm rantına denk düşmüştür. bununla kurosawa nın tamamen kapital odaklı bir eser üretmediğini, görsel, mekan oluşumu ve kurgusal anlamda yine başarılı olduğunu, fakat eski stilindeki diyalekt sorgu ve semantik problematikten uzakta, olgunluk dönemi emosyonel baskınlığı ile daha duygusal yaklaştığını imlemek gerekir.
eski stilinden en parlak şekilde göze çarpan bulutlardaki değişim ile olay örgüsündeki katastrof analojisi (ki bu noktada yavuz hırsız olan david lynch e selam çakmak gerek) olmalı. bu mükemmel minimal anlatım bazen karakterlerin toplu görüşü ile çöküş habercisi, bazen de tek karaktere odaklı bakış açısı ile dekadans temalı vurgular bırakıyor.
tabi tragedyadaki eski dönem anlayışını izleyicinin kavramsal hazımsızlığına karşı saburo karakteri (=cordelia) biraz değiştirilip dik başlı çizilmiş. ana temayı böylece açan kurosawa, böylece seyircinin trajedinin çıkış kaynağında bocalamasını engellemiş.
eski tragedya biçemine aykırı olarak önemli tüm karakterlerin öldüğü kapkara bir trajedi olan lear, filmde bazı grotesk sahneler ile (kan fışkıran sahneler slasher havası estiriyor adeta) desteklenerek hırsın ve tutkunun felaketi daveti şekline büründürülüyor. bu da başta belirttiğimiz fazla dramatizasyona sebebiyet veriyor.
---olası spoiler ibaresi bitti---
tüm artı eksi yönleri toparlarsak söyle bir sonuca ukaşabiliriz; prodüksiyon ve bütçe büyüklüğü ile doğru orantılı olarak gişe odaklı görünen ve küresel pazarlama niyetinde çekilmiş epik bir hikaye. teatral savaş sahneleri, kitabın mükemmel yedirildiği kurgusu (ki bu noktada kurosawa nın işi my own private idaho daki gus van sant den çok daha zor tabi.) ile görsel-işitsel anlamda mükemmel olmasına karşın, biçimsel zorunluluk olarak hollywood şemalli görünen ve yönetmenin son döneminde milli olarak yüklendiği elçilik görevinin profesyonelliği altında biraz sıkıştığı bir film.
---olası spoiler ibaresi---
daha önce de shakespeare uyarlamaları yapan ve adaptasyonda shakespeare e bağlı kalan kurosawa (ki lear eski briton mitologyasında önemli bir figürdür. shakespeare in king lear i yazarken en çok esinlendiği düşünülen tarihsel bir mit olan holinshed in cronicle ıdır. shakespeare den farklı olarak bu metinde lear cordelia ile buluştuktan sonra tekrar tahta geçip huzur içinde ölür. daha sonra çıkan savaşta esir düşen cordelia ise intihar eder. bu farklılık anlamında kurosawa tarihsel mite değil shakespeare targedyasına bağlı kalır.) 17. yüzyıl başı ingilteresini japon kültürüne dönüştürmüş ve kralın kızları arasında geçen tragedyayı imparatorun üç oğlu şekline sokarak cordelia yı saburo ile değiştirmek durumunda kalmıştır.
tabi bu noktada hikaye belirli ölçekte metamorfoza uğramış, shakespeare de göze batan goneril ve regan karakterlerinin entrikaları filmde daha çok eşlenikleri taro ve jiro yerine kaade karakterinde vücut bulmuştur.
kalabalık kadrosu ve dev bütçesi ile gişeyi önceden müjdeleyen ve bertolucci yi uzak doğu turuna çıkartacak denli canlı bir mistisizm rantına denk düşmüştür. bununla kurosawa nın tamamen kapital odaklı bir eser üretmediğini, görsel, mekan oluşumu ve kurgusal anlamda yine başarılı olduğunu, fakat eski stilindeki diyalekt sorgu ve semantik problematikten uzakta, olgunluk dönemi emosyonel baskınlığı ile daha duygusal yaklaştığını imlemek gerekir.
eski stilinden en parlak şekilde göze çarpan bulutlardaki değişim ile olay örgüsündeki katastrof analojisi (ki bu noktada yavuz hırsız olan david lynch e selam çakmak gerek) olmalı. bu mükemmel minimal anlatım bazen karakterlerin toplu görüşü ile çöküş habercisi, bazen de tek karaktere odaklı bakış açısı ile dekadans temalı vurgular bırakıyor.
tabi tragedyadaki eski dönem anlayışını izleyicinin kavramsal hazımsızlığına karşı saburo karakteri (=cordelia) biraz değiştirilip dik başlı çizilmiş. ana temayı böylece açan kurosawa, böylece seyircinin trajedinin çıkış kaynağında bocalamasını engellemiş.
eski tragedya biçemine aykırı olarak önemli tüm karakterlerin öldüğü kapkara bir trajedi olan lear, filmde bazı grotesk sahneler ile (kan fışkıran sahneler slasher havası estiriyor adeta) desteklenerek hırsın ve tutkunun felaketi daveti şekline büründürülüyor. bu da başta belirttiğimiz fazla dramatizasyona sebebiyet veriyor.
---olası spoiler ibaresi bitti---
tüm artı eksi yönleri toparlarsak söyle bir sonuca ukaşabiliriz; prodüksiyon ve bütçe büyüklüğü ile doğru orantılı olarak gişe odaklı görünen ve küresel pazarlama niyetinde çekilmiş epik bir hikaye. teatral savaş sahneleri, kitabın mükemmel yedirildiği kurgusu (ki bu noktada kurosawa nın işi my own private idaho daki gus van sant den çok daha zor tabi.) ile görsel-işitsel anlamda mükemmel olmasına karşın, biçimsel zorunluluk olarak hollywood şemalli görünen ve yönetmenin son döneminde milli olarak yüklendiği elçilik görevinin profesyonelliği altında biraz sıkıştığı bir film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar