bugün
- oğlak burcu kadını18
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti6
- aptalları hipnotize etmek4
- chatgpt ile sohbet etmek7
- aytaç doğan2
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- benim için zindanlarda çürür müsün diyen kız3
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri3
- 1 2 puretech5
- sevgilisine kahve yapan erkek4
- les enfants du siecle2
- tan taşçı2
- sevgilisine kahpe yapan erkek2
- 19802
- haluk levent19
- ceza sahasına girince kendini yere atan forvet2
- yılmaz güney abi4
- canva3
- ikizler burcu ve bipolar adam7
- antipanik6
- zorunlu eğitimin felsefi temeli3
- en çok sevdiğiniz yazar19
- elfida4
- haluk levent'in hayatını anlatacak filmin adı3
- kişinin büyüdüğünü anladığı an4
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- muhalif kerizleri silkme derneği başkanı2
- hayatın güzel olması9
- telefonu balkondan düşürme korkusu2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- maruf güneş3
- gececi tayfa kezosu10
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı2
- 18 temmuz 2026 malatya depremi3
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- sözlük yazarlarının numaraları12
- japonya nın teröristleri idam etmesi3
- gocu29
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı14
- yalnız yaşayan kadın karizması7
- gerçek chp zafer partisidir2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- kızlar gelin gofret yiyelim6
- sigara içsem mi lan eşiği7
- kendi ağzına vermek11
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- kezoları hemen kapan yuzır2
- bir gün öleceğini unutmak7
- tanrı yok21
Bu gün halen Yeditepe Üniversitesi'nde Bölüm Başkanı olarak görevine devam eden ton ton olma dışında kibar ve entelektüel kimliği ile dikkat çeken, ayaklı kütüphane olarak tabir ettiğimiz insan türüne mensup, kendi şahsına münhasır, saygıdeğer bir siyaset bilimcidir. Fransa'da okumuş ve akıcı Fransızcasıyla literatüre daha da hakim olmuş bir bilim insanıdır. Siyaset Bilimi dersleri verir genel olarak ve kendi kitabını okuttuğu dersleri fazlaca sevilir. Siyaset Bilimi'ne giriş bilinmeden ne uluslararası ilişkiler ne sosyoloji ne de felsefe bilinebilir. Yani tüm bu bölümlerin hakkıyla okunabilmesinin anahtarı aslında Cemil Hoca'nın elindedir. Ödev vermez, soru sormaz ve sadece anlatır. Öyle çoktur ki Aristo'dan, Macavelli'den, Montesque'den aktaracakları, kimsenin katkısına ihtiyacı kalmaz ve zaten mini mini üniversite birlerin bilgi haznesi, bir şeyler aktaracak kadar genişte değilidir. Bu yüzden dinlemek ve not tutmaya çalışmak en iyisidir. Bir de Tanzimat dönemi dinlemek vardır Cemil Oktay'dan. Tüm kişileri ve olaylarıyla derin derin işlenir. Dönemin şairlerinden, yazarlarından hatta yazarlarının kızlarından bahsedilirken buluverirsiniz kendinizi derste ve çok şey öğrenerek çıkarsınız 21. yüzyılın tanzim edilmeye muhtaç dünyasına. Osmanlıyı en iyi analiz eden kişidir. Duraklama, Onun dilinde ''bozulma'nın farkına varılışı''dır ve fazlaca acıdır. Bozulma ise Daire-yi Adliye'den uzaklaşışla anlaşılır ki zaten bu yüzden, bu dersi alan öğrencilerine bu daireyi anlatır başta.
Pek çok ortamda ders aldığınız için hava atabileceğiniz bir kişiliktir aynı zamanda. Akademik dünyada çok tanınır, saygı duyulur, Düzenlediği bir sempozyuma, konferansa gençlik döneminde arkadaşı olan ''Ünlü''leri çağırır ve onlarla bir taraftan sohbet ederken bir taraftan yaş almış aydınların günümüz entelektüellerinden farkını anlamanızı sağlar. Akranları, arkadaşları genelde politikaya atılmış olsa da O, dışarıda kalmayı ve izlemeyi seçmiştir ve bence iyi de etmiştir. Kendisi artık konuşmacıdan çok oturum başkanı olarak etkinliklere davet edilmekte ve varlığı da oldukça yetmektedir. Akıcıdır, yönlendiricidir fakat yön çizmez. Düşünce dağarcıkları oluşturabilmek maksatlı pencereler açmak temel amacıdır. Gençlere destek verir ve yanında dolaşan genç akademisyenler bu destekten oldukça fayda görür.
Sınavlara gelince... Uzun bir cevabın verilmesi gereken kısa sorular sorar ve bu sorular ezelden ebede değişmemiştir. Anlattığını sorar ve dönem boyu anlattığını da finalde sorar. Meşruiyet nedir, türleri nelerdir tarzı bir soruyla başlar ilk sınav macerası, Çeşitli düşünürleri anlatmanızı bekleyen sorularla devam eder daha sonraki dönemlerde. Çok yazan değil her şeyi yazan kazanır, kimse 85'ten yukarı, geçme notundan aşağı almaz, almamalıdır, hatta alamaz (ben görmedim en azından).
Sosyal Bilimci olarak hakkını vererek çalıştığı ortadadır ve her alandan anlayan bir hali vardır. Bilimleri iç içe katarak beslediğine şüphe yoktur ve bölüm Onsuz anlamsızlaşır. Beni şahsen üzen bir durum ise kimseyi ismen tanımamasıdır. En başarılı olsan dahi ismini hatırlaması bir mucizedir ve bu mucize bir kere gerçekleştiyse ikinciyi beklemek anlamsızdır bu durum da yaşına ve beynini dolduran onca şey arasında öğrenci isimlerini hatırlamanın manasızlığına dayanır.
Çekinilen bir hocadır ama korkulmaz, oda kapısı çalınmadan iki kere düşünülür ama kapısı asla duvar değildir, geç yaşına rağmen sigara içer ve öğrencileri üzer, Fransız bir eşi vardır ya da bu bir şehir efsanesidir. Her gün 5'te kalkar 5 saat okur (bu bilgiler güncelliğini çoktan yitirmiş de olabilir).
Savaşa barışa farklı bakar, ''Devrimler önce kendi evlatlarının başını keser'' der ve bu sözü benim gibi çok eski bir öğrencisi tarafından dahi hatırlanabilir.
Sevgi dolu gibidir, ama serinkanlı olduğu da bir gerçektir. Özlenir, dinlenmek istenir, üslubu fark yaratır, sonrasında hiç bir ders Onun dersleri kadar zevk vermez zaten.
Pek çok ortamda ders aldığınız için hava atabileceğiniz bir kişiliktir aynı zamanda. Akademik dünyada çok tanınır, saygı duyulur, Düzenlediği bir sempozyuma, konferansa gençlik döneminde arkadaşı olan ''Ünlü''leri çağırır ve onlarla bir taraftan sohbet ederken bir taraftan yaş almış aydınların günümüz entelektüellerinden farkını anlamanızı sağlar. Akranları, arkadaşları genelde politikaya atılmış olsa da O, dışarıda kalmayı ve izlemeyi seçmiştir ve bence iyi de etmiştir. Kendisi artık konuşmacıdan çok oturum başkanı olarak etkinliklere davet edilmekte ve varlığı da oldukça yetmektedir. Akıcıdır, yönlendiricidir fakat yön çizmez. Düşünce dağarcıkları oluşturabilmek maksatlı pencereler açmak temel amacıdır. Gençlere destek verir ve yanında dolaşan genç akademisyenler bu destekten oldukça fayda görür.
Sınavlara gelince... Uzun bir cevabın verilmesi gereken kısa sorular sorar ve bu sorular ezelden ebede değişmemiştir. Anlattığını sorar ve dönem boyu anlattığını da finalde sorar. Meşruiyet nedir, türleri nelerdir tarzı bir soruyla başlar ilk sınav macerası, Çeşitli düşünürleri anlatmanızı bekleyen sorularla devam eder daha sonraki dönemlerde. Çok yazan değil her şeyi yazan kazanır, kimse 85'ten yukarı, geçme notundan aşağı almaz, almamalıdır, hatta alamaz (ben görmedim en azından).
Sosyal Bilimci olarak hakkını vererek çalıştığı ortadadır ve her alandan anlayan bir hali vardır. Bilimleri iç içe katarak beslediğine şüphe yoktur ve bölüm Onsuz anlamsızlaşır. Beni şahsen üzen bir durum ise kimseyi ismen tanımamasıdır. En başarılı olsan dahi ismini hatırlaması bir mucizedir ve bu mucize bir kere gerçekleştiyse ikinciyi beklemek anlamsızdır bu durum da yaşına ve beynini dolduran onca şey arasında öğrenci isimlerini hatırlamanın manasızlığına dayanır.
Çekinilen bir hocadır ama korkulmaz, oda kapısı çalınmadan iki kere düşünülür ama kapısı asla duvar değildir, geç yaşına rağmen sigara içer ve öğrencileri üzer, Fransız bir eşi vardır ya da bu bir şehir efsanesidir. Her gün 5'te kalkar 5 saat okur (bu bilgiler güncelliğini çoktan yitirmiş de olabilir).
Savaşa barışa farklı bakar, ''Devrimler önce kendi evlatlarının başını keser'' der ve bu sözü benim gibi çok eski bir öğrencisi tarafından dahi hatırlanabilir.
Sevgi dolu gibidir, ama serinkanlı olduğu da bir gerçektir. Özlenir, dinlenmek istenir, üslubu fark yaratır, sonrasında hiç bir ders Onun dersleri kadar zevk vermez zaten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar