bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- eski kitaplar3
- mehdinin pforzheim da olması3
- aykirikadin7
- herkesin birbirini fake hesapla suçlaması5
- keki kabarmayan sözlük kızı3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak5
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- domuz etli hamburger2
- atatürk'ün alevi dedelerine de karşı olması5
- tekne turu6
- kova dolunayı4
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- nickten isim tahmini yapmak72
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- bir erkeğin aşko demesi5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi8
- 24 tane fake hesabı olan yazar6
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- erkeklerin kızların götüne bakması3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- denge3
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek4
- chatgpt'ye acımasız karakter analizi yaptırmak2
- çağımızın hastalığı8
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması6
- biraz şımardım6
- penisi surata ve dudağa vurdurmalı seks türü2
- insanların zamanını heba etmesi2
- instagram'da herkesin çok mutlu olması3
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- sözlükten kovulup kovulup geri dönen yüzsüz2
- sözlükten bir kıza basmak2
- bayan eleman aranıyor2
- cem yiğit üzümoğlu ve leyla smyrna cabas'a genç ba2
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- hayattan zevk alamamak17
- tacettin libosoglu3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- acıyo diyen kız4
- hikayeyi devam ettir25
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- nervio hamferdi8
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- seri gizli artı oy veren melek15
efendim şimdi bu alegoriyi anlamak için devletin altıncı kitap sonu ve yetince kitabın başına gitmek elzemdir. o halde gidelim;
şimdi Platon bir "bölünmüş çizgi analojisi" tasarlar. şimdi bunları şu şekilde tasarlayalım; öncelikle varlık alanını ikiye bölelim birine görülenler diğerine düşünülenler şeklinde adlandıralım. bu her iki varlık alanını da ikiye bölelim kendi içinde. Görülenleri Canlı nesneler cansız nesneler yapma nesneler ve bunların yansımaları ve gölgeleri şeklinde ikiye ayıralım. Düşünülenleri ise Hypothesis ve Eidos'lar şeklinde ikiye ayıralım. Burada amaç sağlam bilgi'ye ulaşmak.ilk evvela bu sürecin en alt aşamasını gölgeler ve yansımalar teşkil eder. bakalım bizi doğru bilgiye ulaştıracak mı? bir kere gölgeler ve yansımalar. zaten nesnelerin bir suretidir. bize nesneler hakkında ok daaçık bir fikir vermezler. bunlara nesnelerin sudaki yansımaları ve gölgeleri şeklinde tesmiye edebiliriz. şimdi bu nesnelerin yansımalarından yola çıktığımızda sadece tahmin ederiz. mağara alegorisinde ne diyordu: "sadece mağaranın duvarına yansıyan hayalleri görebilirler". bu mağarada bağlı tutsakların gördüğü şekiller yani bilgiye ulaşmada en alt aşama olan yansımalar ve gölgelerin olduğu 1.basamaktır. şimdi efendim 2. basamağa adımımızı attığımızda ise nesnelerin kendinden yola çıkarız. ama bu nesneler maalesef ki değişen devinen nesnelerdir. değişip devindikleri içinde onlar hakkında bir episteme'ye ulaşnmak mümkün değildir.[mesele de zaten değişip devinmeyen sağlam bir nokta bulmakta yatar. Herakleitos bile her şeyin değiştiğini ifade etmesine karşın "logos" un yani değişip devinmenin yasasının değişmediğini ifade etmiştir.]mağara alegorisinde bunun karşılığı ise mağaranın ağzında yanan ateşe dönmesi ve bakmaları ve nesneleri yansıtan figürleri görmeleri
şimdi efendim madem görülenler alanında bir şeyin "sağlam bilgi"sine ulaşamıyoruz o zaman bir adım daha atmamız gerekir. bu da hypothesis ile başlayan üçüncü adıma tekabül eder. yani varsayımlar ile başlarız. bunlara dair çıkarım yaparız ve bilimlerin bilgisine ulaşırız. ama burada da bir sıkıntı var. çünkü bu varsayımlardan yola çıkıyor.yani şöyle ifade edelim "üçgen nedir?" demeden. üçgeni varsayarak üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olduğunu söylüyor. bunun mağara alegorisindeki karşılığı "gözleri parlak ışıktan kamaşır ve asıl gerçeklikleri, ilk anda göremezdi". yani güneşe bakamaz. sadece güneşin gösterdiği nesnelerin sudaki yansımalarını görebilir. şimdi efendim bunu da aşıp son adımı atmamız gerekir. yani "eidos"lara. eidos kavram/biçim demek. yani bir varolanı varolan yapan şeydir. mesela bir sandalyenin eidos'u oturulabilirliğidir. bu "eidos"lar öncesiz, sonrasızdır ve değişmez.[parmenides'in "bir"ine benzer] mesela güzelliğin kendisi ve güzellik ideasını düşünelim. güzellik bozulabilir değişebilir. ama o şeyi güzel yapan şey, uyan zihnimdeki güzel ideası o güzel yok olsa da her zaman varolacaktır ve ifade ettiğimiz gibi bu değişmez. şimdi bundan hareket ile sağlam ve değişmez bir demin bulduk. bunu aklın doğrudan görüsü yani bir "nous(akıl)" etkinliği ile görürüz ve epistemeye ulaşırız. hali ile episteme bir son değildir. sağlam bilgiye ulaşmakta başlangıçtır. mağara alegorisindeki karşılığı ise "güneşe bakabilmesidir ve güneşin aydınlattığı her şeyi görebilmesidir. çünkü güneş "iyi ideası"dır. yani mağara alegorisi böyle de okunabilir. siz kendi okumalarınızı yapınız efendim...
d
ü
ş
ü Eidos(idelar)-Noesis-Episteme(sağlam bilgi)(4.basamak)
n
ü
l---------------------------------------------------
e
n
l Hypothesis(varsayım)-Dianoia(çıkarım)-Teleute(bilimlerin bilgisi)(3.basamak)
e
r
-----------------------------------------------------
-----------------------------------------------------
g
ö Canlı nesneler
r Cansız nesneler-pistis(inanma-güvenme)-Alethes Doksa(Doğru sanı)(2.basamak)
ü Yapma nesneler
l
e----------------------------------------------------
n
l Yansımalar/Gölgeler-Tahmin/tasarım-Doksa(1.basamak)
e
r
şimdi Platon bir "bölünmüş çizgi analojisi" tasarlar. şimdi bunları şu şekilde tasarlayalım; öncelikle varlık alanını ikiye bölelim birine görülenler diğerine düşünülenler şeklinde adlandıralım. bu her iki varlık alanını da ikiye bölelim kendi içinde. Görülenleri Canlı nesneler cansız nesneler yapma nesneler ve bunların yansımaları ve gölgeleri şeklinde ikiye ayıralım. Düşünülenleri ise Hypothesis ve Eidos'lar şeklinde ikiye ayıralım. Burada amaç sağlam bilgi'ye ulaşmak.ilk evvela bu sürecin en alt aşamasını gölgeler ve yansımalar teşkil eder. bakalım bizi doğru bilgiye ulaştıracak mı? bir kere gölgeler ve yansımalar. zaten nesnelerin bir suretidir. bize nesneler hakkında ok daaçık bir fikir vermezler. bunlara nesnelerin sudaki yansımaları ve gölgeleri şeklinde tesmiye edebiliriz. şimdi bu nesnelerin yansımalarından yola çıktığımızda sadece tahmin ederiz. mağara alegorisinde ne diyordu: "sadece mağaranın duvarına yansıyan hayalleri görebilirler". bu mağarada bağlı tutsakların gördüğü şekiller yani bilgiye ulaşmada en alt aşama olan yansımalar ve gölgelerin olduğu 1.basamaktır. şimdi efendim 2. basamağa adımımızı attığımızda ise nesnelerin kendinden yola çıkarız. ama bu nesneler maalesef ki değişen devinen nesnelerdir. değişip devindikleri içinde onlar hakkında bir episteme'ye ulaşnmak mümkün değildir.[mesele de zaten değişip devinmeyen sağlam bir nokta bulmakta yatar. Herakleitos bile her şeyin değiştiğini ifade etmesine karşın "logos" un yani değişip devinmenin yasasının değişmediğini ifade etmiştir.]mağara alegorisinde bunun karşılığı ise mağaranın ağzında yanan ateşe dönmesi ve bakmaları ve nesneleri yansıtan figürleri görmeleri
şimdi efendim madem görülenler alanında bir şeyin "sağlam bilgi"sine ulaşamıyoruz o zaman bir adım daha atmamız gerekir. bu da hypothesis ile başlayan üçüncü adıma tekabül eder. yani varsayımlar ile başlarız. bunlara dair çıkarım yaparız ve bilimlerin bilgisine ulaşırız. ama burada da bir sıkıntı var. çünkü bu varsayımlardan yola çıkıyor.yani şöyle ifade edelim "üçgen nedir?" demeden. üçgeni varsayarak üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olduğunu söylüyor. bunun mağara alegorisindeki karşılığı "gözleri parlak ışıktan kamaşır ve asıl gerçeklikleri, ilk anda göremezdi". yani güneşe bakamaz. sadece güneşin gösterdiği nesnelerin sudaki yansımalarını görebilir. şimdi efendim bunu da aşıp son adımı atmamız gerekir. yani "eidos"lara. eidos kavram/biçim demek. yani bir varolanı varolan yapan şeydir. mesela bir sandalyenin eidos'u oturulabilirliğidir. bu "eidos"lar öncesiz, sonrasızdır ve değişmez.[parmenides'in "bir"ine benzer] mesela güzelliğin kendisi ve güzellik ideasını düşünelim. güzellik bozulabilir değişebilir. ama o şeyi güzel yapan şey, uyan zihnimdeki güzel ideası o güzel yok olsa da her zaman varolacaktır ve ifade ettiğimiz gibi bu değişmez. şimdi bundan hareket ile sağlam ve değişmez bir demin bulduk. bunu aklın doğrudan görüsü yani bir "nous(akıl)" etkinliği ile görürüz ve epistemeye ulaşırız. hali ile episteme bir son değildir. sağlam bilgiye ulaşmakta başlangıçtır. mağara alegorisindeki karşılığı ise "güneşe bakabilmesidir ve güneşin aydınlattığı her şeyi görebilmesidir. çünkü güneş "iyi ideası"dır. yani mağara alegorisi böyle de okunabilir. siz kendi okumalarınızı yapınız efendim...
d
ü
ş
ü Eidos(idelar)-Noesis-Episteme(sağlam bilgi)(4.basamak)
n
ü
l---------------------------------------------------
e
n
l Hypothesis(varsayım)-Dianoia(çıkarım)-Teleute(bilimlerin bilgisi)(3.basamak)
e
r
-----------------------------------------------------
-----------------------------------------------------
g
ö Canlı nesneler
r Cansız nesneler-pistis(inanma-güvenme)-Alethes Doksa(Doğru sanı)(2.basamak)
ü Yapma nesneler
l
e----------------------------------------------------
n
l Yansımalar/Gölgeler-Tahmin/tasarım-Doksa(1.basamak)
e
r
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar