bugün
- lahmacun yiyecek kadar düşmek7
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- safran7
- kabataş olayı görüntüleri27
- hangi manifest kızısın10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak5
- meyveli lahmacun7
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- istanbul un çok pahalı olması27
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası3
- marc cucurella9
- türkiye cumhuriyeti ortak paydası3
- kıvameddin efendi3
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz3
- sanayi tipi kavurmalı tost4
- en sevilmeyen ev işleri14
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te3
- ciddiye alınmamak4
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek11
- gocu25
- sitede büyüyen çocuk3
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- haluk levent son açıklaması7
- mehdi bir ihtiyaçtır3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj3
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak4
- hayatın en zor günü2
- erdogan ve trump'ın yakın ilişkisi4
- volkswagen beetle3
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- en son ne aldınız5
- rejim kuklaları2
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk2
- edip yüksel2
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- saddam bandı2
- ben lafa değil göte bakarım4
- gece yolda yürürken arabada görülen çığlık maskesi2
- dhalsim10
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- dünya kaç renklidir3
- temas2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- bilgi içerikli entry girmeyen yazarın cnsl yönelmi2
- karı kıza para yedirir misiniz4
- helicobacter pylori2
- şimdi herkes su içsin3
roland emmerich´in yeni filmi. almanya´da iki haftadır gösterimde. "independence day" rejisörünün yaptığı son derece etkileyici bir film, ve independence day´den çok farklı.
film...william shakespeare´in bir şarlatan olabileceği konusunu işliyor.
--spoiler--
shakespeare...bütün zamanların belki de en büyük yazarı. yazdıkları öylesine girift, öylesine karmaşık, öylesine enterasan ki, bugün hala insanlar hayretler etmekteler.
ancak shakespeare, hayatının sonunda stantford´da buğday tüccarlığı yapmış.. ve bir daha hiç yazmamış. bu kadar büyük bir yazar, hayatının sonunda, yazarlık , tiyatro piyes yazarlığının doruklarına ulaşmış, hatta bu dorukları geçmiş bir yazar, olarak oyun yazmayı böyle bıçakla kesmiş gibi bırakıvermiş...normalde büyük besteciler, başka büyük yazarlar, böyle mi yapıyorlar?...istisnasız hiçbiri böyle yapmadı. senin idealin "yazmak" olunca iyice ustalaştıktan sonra o yazma dürtün iyice depreşir...sağlık durumu iyice kötülemeye başlayan bir beethoven, artık duvarlar gibi sağırken ne yapmıştı?...esas birisi yazmayı bırakacak olsaydı bu beethoven olmalıydı. çünkü adam artık "duvar gibi sağır" bir hale gelmişti....oturdu 9.senfoniyi yazdı, belki de senfonilerin senfonisini. "wellington´un zaferini" yazdı. aynı şey, tolstoy, brahms, dostoyevski, victor hugo için de geçerli...
ama garip bir şekilde yazarların atası , yazarların yazarı için bu tez geçerli değil....garip...
ayrıeten shakespeare in judith ve susanna isimli iki kızı vardı, ve ikisinin de okuma yazmalarının olmadığı biliniyor...yani "king lear" yazarı kendi çocuklarına okuma yazma öğretmemiş...bu da çok garip.
ayrıeten shakespeare´in eğitim durumu orta seviyenin altındayken, oyunlarında gördüğümüz bilgi düzeyi, sanat alanında, tarih konusunda, saraydaki entrikalar konusunda - ki o zamanlar saray çok ketumdu, dışarıya hiçbir bilgi sızmazdı- bilgisi inanılmaz bir zenginlik içeriyordu. öyle ki krallarin kralicelerin hic bilinmeyen aliskanliklarıni okuyoruz piyeslerde...
film shakespeare´in bütün oyunlarının esas yazarının "earl of oxford" olduğunu iddia ediyor !!!...bu "earl" (türkçesi dük)saray´ı çok iyi tanıyan ve yazmaktan dolayı kendi topraklarını ihmalleri yüzünden iflas ortamına kadar sürükleyen bir "dük". yalnız o zamanlar "tiyatro" yazıp halkı eğlendirmek, saray tarafından hem büyük bir günah olarak görülüyor, hem de bir dük için son derece aşağılık bir durum. bu, angela merkel´in bir halk konserinde "hot dog" satması gibi bir durum o zamanlar için. bundan dolayı tiyatro oyunculuğu yapan birisinin "benjamin johnson" kendi oyunlarını oynatmasını istiyor, bu johnson, kendisini büyük bir yazar addediyor. ve dük´ün oyunlarını - üstelik oyujnlar saray´ı feci şekilde "ti" ye alan oyunlar, krallarla kraliçelerle dalga geçen içerikleri olan, koskoca kraliçeleri değme orospudan daha aşağılık gösteren, oyunlar...bu oyunların kendi ismiyle sahnelenmesi demek, dük´ün kelleyi götürmeye yetecek vaziyette...bundan dolayı dük johnson´dan istiyor oyunlarına yazarlık yapmasını. o aslında bunu istemiyor, derken "ihale" o tiyatro da oyunculuk yapan "will shakespeare" a çıkıyor. bu adam filmde gayet çıkarcı, ancak işini gücünü iyi takip eden bir adam olarak gösteriliyor. hatta bir ara parası bittiğinde dük e kendisini açık edebileceğini ima ederek tiyatrosu için para sızdırıyor. ve shakespeare tiyatrosuyla "kritik oyunlar yazan bir yazar" olarak ünlü oluyor. dük hayatının sonuna kadar o tiyatro için oyun yazıyor. dük öldükten sonra da, shakespeare bitiyor. stattford´a geri dönüp kazandığı paraları "buğday" işine yatırıyor.
--spoiler--
izlenip üstünde tartışılması gereken enterasan bir film. yalnız çok uzun. ayrıca da çok komplike...bilinen ve gerçek olduğundan şüphe edilmeyen birkaç doneye geri dönmesi filmi inandırıcı kılıyor.
film...william shakespeare´in bir şarlatan olabileceği konusunu işliyor.
--spoiler--
shakespeare...bütün zamanların belki de en büyük yazarı. yazdıkları öylesine girift, öylesine karmaşık, öylesine enterasan ki, bugün hala insanlar hayretler etmekteler.
ancak shakespeare, hayatının sonunda stantford´da buğday tüccarlığı yapmış.. ve bir daha hiç yazmamış. bu kadar büyük bir yazar, hayatının sonunda, yazarlık , tiyatro piyes yazarlığının doruklarına ulaşmış, hatta bu dorukları geçmiş bir yazar, olarak oyun yazmayı böyle bıçakla kesmiş gibi bırakıvermiş...normalde büyük besteciler, başka büyük yazarlar, böyle mi yapıyorlar?...istisnasız hiçbiri böyle yapmadı. senin idealin "yazmak" olunca iyice ustalaştıktan sonra o yazma dürtün iyice depreşir...sağlık durumu iyice kötülemeye başlayan bir beethoven, artık duvarlar gibi sağırken ne yapmıştı?...esas birisi yazmayı bırakacak olsaydı bu beethoven olmalıydı. çünkü adam artık "duvar gibi sağır" bir hale gelmişti....oturdu 9.senfoniyi yazdı, belki de senfonilerin senfonisini. "wellington´un zaferini" yazdı. aynı şey, tolstoy, brahms, dostoyevski, victor hugo için de geçerli...
ama garip bir şekilde yazarların atası , yazarların yazarı için bu tez geçerli değil....garip...
ayrıeten shakespeare in judith ve susanna isimli iki kızı vardı, ve ikisinin de okuma yazmalarının olmadığı biliniyor...yani "king lear" yazarı kendi çocuklarına okuma yazma öğretmemiş...bu da çok garip.
ayrıeten shakespeare´in eğitim durumu orta seviyenin altındayken, oyunlarında gördüğümüz bilgi düzeyi, sanat alanında, tarih konusunda, saraydaki entrikalar konusunda - ki o zamanlar saray çok ketumdu, dışarıya hiçbir bilgi sızmazdı- bilgisi inanılmaz bir zenginlik içeriyordu. öyle ki krallarin kralicelerin hic bilinmeyen aliskanliklarıni okuyoruz piyeslerde...
film shakespeare´in bütün oyunlarının esas yazarının "earl of oxford" olduğunu iddia ediyor !!!...bu "earl" (türkçesi dük)saray´ı çok iyi tanıyan ve yazmaktan dolayı kendi topraklarını ihmalleri yüzünden iflas ortamına kadar sürükleyen bir "dük". yalnız o zamanlar "tiyatro" yazıp halkı eğlendirmek, saray tarafından hem büyük bir günah olarak görülüyor, hem de bir dük için son derece aşağılık bir durum. bu, angela merkel´in bir halk konserinde "hot dog" satması gibi bir durum o zamanlar için. bundan dolayı tiyatro oyunculuğu yapan birisinin "benjamin johnson" kendi oyunlarını oynatmasını istiyor, bu johnson, kendisini büyük bir yazar addediyor. ve dük´ün oyunlarını - üstelik oyujnlar saray´ı feci şekilde "ti" ye alan oyunlar, krallarla kraliçelerle dalga geçen içerikleri olan, koskoca kraliçeleri değme orospudan daha aşağılık gösteren, oyunlar...bu oyunların kendi ismiyle sahnelenmesi demek, dük´ün kelleyi götürmeye yetecek vaziyette...bundan dolayı dük johnson´dan istiyor oyunlarına yazarlık yapmasını. o aslında bunu istemiyor, derken "ihale" o tiyatro da oyunculuk yapan "will shakespeare" a çıkıyor. bu adam filmde gayet çıkarcı, ancak işini gücünü iyi takip eden bir adam olarak gösteriliyor. hatta bir ara parası bittiğinde dük e kendisini açık edebileceğini ima ederek tiyatrosu için para sızdırıyor. ve shakespeare tiyatrosuyla "kritik oyunlar yazan bir yazar" olarak ünlü oluyor. dük hayatının sonuna kadar o tiyatro için oyun yazıyor. dük öldükten sonra da, shakespeare bitiyor. stattford´a geri dönüp kazandığı paraları "buğday" işine yatırıyor.
--spoiler--
izlenip üstünde tartışılması gereken enterasan bir film. yalnız çok uzun. ayrıca da çok komplike...bilinen ve gerçek olduğundan şüphe edilmeyen birkaç doneye geri dönmesi filmi inandırıcı kılıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar