bugün
- sözlük kürdü37
- ırkçılık yapmayın6
- etnik köken20
- evde kalmış 30 yaşında kız19
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler15
- hangi yazara aşıksınız9
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü6
- hangi ülke de doğmak isterdin15
- kemeraltı alageyik sokağı3
- kürt kızına baban terörist mi demek2
- kürtler ölsün diyen yazar2
- arap gel oğlum kuçu kuçu4
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- karıya gitmek4
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- en iyi çizgi filmler9
- dünyadaki en kolay meslek7
- sözlükteki zengin yazarlar9
- künefe2
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek5
- karton toplayan çocuk5
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- sigara3
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam3
- kürt böreğiyle gelen aydınlanma2
- zengin olmak3
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- amedspor22
- omnitrixe sahip olmak3
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- müzik haram mıdır7
- sözlükte kim kime yürüyor5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- bir bela geliyor6
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- anın görüntüsü26
- moralinizi bozmak istemem ama yarın pazartesi2
- flörtte algoritma ve cesaret katsayısı2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- fenerbahçe16
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- ermenisiz kafkasya4
tek kaçar yolu. bir olayım olmuştu ölümle ilgili. 12 kasım 1999. tarih önemli. düzce depremi. düzcede idim 6 yaşında idim. saat depreme 40 dakika kala idi. bir yataktaydım. yatağın karşısında camdan bir dolap vardı. zorla annem uyandırdı ve benimle misafirliğe gel dedi. ben usluydum birazda anneciydim. gittim annemin peşinden bende. deprem oldu. o cam dolap yatağa çivi gibi işlemişti. eğer yatıyor olsaydım oraya vücuduma saplanacaktı hepsi. ölecektim. ölüm buydu.
birde istemek var ölümü.
16 yaşındaydım. sevgilimi ailem ile tanıştırmıştım, ilerliyorduk ciddi ilişki yönünde. sorun yoktu hiç kavga etmemiştik o güne kadar. bir gün kadıköy iskelesinde sis, hava soğuk el eleydik, omzuma yatmış kahve yudumluyorduk. mesajlarımı okumak, karıştırmak istedi. o güne kadar hiç kıskançlık yapmamıştık. bana tatlı kıskançlık oyunları yapmak için mesajlarımı okuyup bu kim bu kim diye soruyordu. bende aldım telefonunu. tersten okumaya başlamıştım. "bir daha istiyorum bedenini", "3 gün bende kaldın ama doyamadım bedenine", "yarında gel mutlaka"... aldatılmışım. 16 yaşındaydım. ilk defa aşık olmuştum. ilişkimiz 7 ayı aşmıştı. aileler birbirlerini tanımış ve sıkı dost olmuşlardı. dövemezdim. sövemezdim. sustum. aklıma ilk gelen şey 12 kasım 1999, camlar saplanmış yatakta yatıyor olmaktı.
içkiye başladım ve daha o yaşta sarhoşluğu tattım.
2 yıl geçti.
18. yaş günüme 15, 20 gün kalmıştı. biri ile tanıştım. o güne kadar hiç bir kıza yakınlık göstermemiş, hiç bir kızın gözlerine bakmamıştım. kimse ile birlikte olmamıştım. geçmişini anlatarak başladı sohbete samimiyet kurduk. o anlattıkça ben büyülendim, o anlattıkça ona doyamadım. ilk görüşte aşk gibi, ilk tanıyışta vuruluyordum ona. her gece 12de uyuduğumu söyleyip sabaha kadar içmeye devam ediyordum yine. sevgili olmuştuk. 3 günde. en azından ben öyle görüyordum birbirimizi. bir pazartesi sabahı saat 13:59da aklıma gelen şu oldu: "ek kontenjan". tanıştığımız gün başvurmuştum ve o pazartesi öğleninden sonra ben artık üniversiteliydim. kazanmıştım. sevinmişti oda elbet. ama uzak olan bir yerden daha da uzak bir yere gidecektim. düzceden, konyaya. vazgeçmeyeceğim dedim ona. vazgeçmedim de. kıskançlığı bol olan güzel bir ilişki kurmuştuk kısa sürede. ben yine içiyor ve ona söylemiyordum. bir sabah uyandığımda kafamı hala toparlayamamıştım ve ona ben başkasını seviyorum git dedim. ayıldım, ne olduğunun farkına varamadım. ilk üç gün beyinsiz bir kuş gibi gezindim. ondan sonraki 9 gün kabus başladı. olmadığım kadar sarhoş olmuştum. çünkü aldatan varlıktan daha çok sevebilmişim onu. cana yakınlığını, ilgisini, güzelliğini... yerde süründüğüm oldu, telefona uzanamayışlarım oldu. gün geçtikçe eriyordum. dayanamadım ve konuştum. arkadaş kalalım dedi. acıdı. bende sokaktaki köpeklere acırım. o da bana acıdı işte. içmeye ara vermeden devam ediyordum. cana yakınlığı kaldığı yerden arkadaşça devam etti. 1 hafta sürdü. sıkıldı. bıktı. ilgisini çekti ilk önce. sonra bana o 12 kasım 1999 gecesini hatırlatan lafını söyledi. ben senin bana baktığın gözle bakamıyorum.
içkiyi bıraktım bu gün.
ölümü vücudumda hissettim.
onu artık kaybettim.
o artık beni mahvetti.
hoş geldin 12 kasım kabusu.
birde istemek var ölümü.
16 yaşındaydım. sevgilimi ailem ile tanıştırmıştım, ilerliyorduk ciddi ilişki yönünde. sorun yoktu hiç kavga etmemiştik o güne kadar. bir gün kadıköy iskelesinde sis, hava soğuk el eleydik, omzuma yatmış kahve yudumluyorduk. mesajlarımı okumak, karıştırmak istedi. o güne kadar hiç kıskançlık yapmamıştık. bana tatlı kıskançlık oyunları yapmak için mesajlarımı okuyup bu kim bu kim diye soruyordu. bende aldım telefonunu. tersten okumaya başlamıştım. "bir daha istiyorum bedenini", "3 gün bende kaldın ama doyamadım bedenine", "yarında gel mutlaka"... aldatılmışım. 16 yaşındaydım. ilk defa aşık olmuştum. ilişkimiz 7 ayı aşmıştı. aileler birbirlerini tanımış ve sıkı dost olmuşlardı. dövemezdim. sövemezdim. sustum. aklıma ilk gelen şey 12 kasım 1999, camlar saplanmış yatakta yatıyor olmaktı.
içkiye başladım ve daha o yaşta sarhoşluğu tattım.
2 yıl geçti.
18. yaş günüme 15, 20 gün kalmıştı. biri ile tanıştım. o güne kadar hiç bir kıza yakınlık göstermemiş, hiç bir kızın gözlerine bakmamıştım. kimse ile birlikte olmamıştım. geçmişini anlatarak başladı sohbete samimiyet kurduk. o anlattıkça ben büyülendim, o anlattıkça ona doyamadım. ilk görüşte aşk gibi, ilk tanıyışta vuruluyordum ona. her gece 12de uyuduğumu söyleyip sabaha kadar içmeye devam ediyordum yine. sevgili olmuştuk. 3 günde. en azından ben öyle görüyordum birbirimizi. bir pazartesi sabahı saat 13:59da aklıma gelen şu oldu: "ek kontenjan". tanıştığımız gün başvurmuştum ve o pazartesi öğleninden sonra ben artık üniversiteliydim. kazanmıştım. sevinmişti oda elbet. ama uzak olan bir yerden daha da uzak bir yere gidecektim. düzceden, konyaya. vazgeçmeyeceğim dedim ona. vazgeçmedim de. kıskançlığı bol olan güzel bir ilişki kurmuştuk kısa sürede. ben yine içiyor ve ona söylemiyordum. bir sabah uyandığımda kafamı hala toparlayamamıştım ve ona ben başkasını seviyorum git dedim. ayıldım, ne olduğunun farkına varamadım. ilk üç gün beyinsiz bir kuş gibi gezindim. ondan sonraki 9 gün kabus başladı. olmadığım kadar sarhoş olmuştum. çünkü aldatan varlıktan daha çok sevebilmişim onu. cana yakınlığını, ilgisini, güzelliğini... yerde süründüğüm oldu, telefona uzanamayışlarım oldu. gün geçtikçe eriyordum. dayanamadım ve konuştum. arkadaş kalalım dedi. acıdı. bende sokaktaki köpeklere acırım. o da bana acıdı işte. içmeye ara vermeden devam ediyordum. cana yakınlığı kaldığı yerden arkadaşça devam etti. 1 hafta sürdü. sıkıldı. bıktı. ilgisini çekti ilk önce. sonra bana o 12 kasım 1999 gecesini hatırlatan lafını söyledi. ben senin bana baktığın gözle bakamıyorum.
içkiyi bıraktım bu gün.
ölümü vücudumda hissettim.
onu artık kaybettim.
o artık beni mahvetti.
hoş geldin 12 kasım kabusu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar