bugün
- yazarların fotoğrafları6
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- amedspor31
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu10
- kadın tır şoförleri6
- arkadaşlar uyuyalım mı artık5
- xiaomi 17 pro max4
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- korkudan patır patır altına yapmak3
- aleksey batrakov29
- mafyanın parasının fonda batması3
- kanal 7 gelin dizisi5
- cumartesi gecesi6
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- van da tır ile minibüs çarpışması 9 ölü4
- gavurdağı salatası vs çoban salatası2
- kanta'ı just cant diyen ingiliz2
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- şimdi ne yapsam acaba7
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- çoban salatasını ilk kim yaptı sorunsalı2
- kaz eti4
- ah be3
- ak parti4
- bu ne hal yahu9
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- kar soğuğu5
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- manken gibi kadınla evlenmek5
- yarma şeftali7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- kim milyoner olmak ister5
- aliyev'in parasının fonda batması2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- arda güler3
- sinsi dudak3
- 8 kasım 2026 alanyaspor trabzonspor maçı2
- itici gelen davranışlar4
- akşama ne yemek yapsam10
- bu sözlükte en büyük benim4
- ptt kargo2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- geceye bir şiir bırak6
- ismet özel der ki3
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- bugünlük bu kadar yeter sözlük3
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
francois truffaut ,jean luc godard ,claude chabrol ve alain resnais gibi yönetmenlerle betimlenen fransız yeni dalgasının en mühim filmlerinden biri.
datça 'da sinema gönüllüsü bir grup olan datça-betçe grubunun halka ücretsiz olarak yayınlattığı ve o sayede izlediğim alain resnais filmi. tabi daha sonra hayli beğendiğim için dvdsini arşivime kattım.
filmi izleyeli bayağı oluyor film içi diyaloglar aklımda çok kalmadı. yalnız aklımda yer eden filmin entelektüel zeminiydi. filmin başındaki sevişme sahnesi şiirsellikle bir potada eritilip sanatsal tavrı dışavuruyordu. cidden estetizm kadar şiirsellik, melankoli ve acı harmanlanmış ortaya tadından yenmez bir başyapıt çıkıvermiş.
film sonrası düşündüğüm tek şey yeni dalga'nın edebiyatın inceliklerine ne kadar örülü olduğunu hissetmem oldu. bir nevi algılamam, chaplin filmlerindeki diyaloglar dönemine göre ne kadar ağırsa, yeni dalga'nın bu mühim meyvesi de döneminin filmi değildi.
işte yukarıda dilim döndüğünce anlatmaya kastığım bu sinemasal farklılık bu filmin önemini daha iyi ortaya koyuyor. jules et jim'deki boşvermiş rahat tavır burada hiçbir zorlama olmadan rahatlıkla akıp gidiyor.
kişisel fikrim de sica'nın bisiklet hırsızları 'ndan aşağı kalır bir film olmadığı! buyrun gerisini siz düşünün.
edit: yukarıda katıldığım bir görüş çıkmış, nitelenmiş. bu film günümüz sinema izleyicisine kuşkusuz ağır gelir. ama bu ağırlık filmin sıkıcı havasından değil son derece üstün bir yapıt olmasında yatmakta. kendisinden 8-10 yıl sonra yapılmış 2001: A Space Odyssey'de entelektüel yapısıyla birikimi, sinefil olmayı, evrensel yaklaşımları masaya yatırmamıza neden olmuştu.(kubrick üstat kabul etmez bu yapıtlarındaki entelektüel tavrın içselleştirilmesini falan) fakat, hiroshima mon amour 50'lerin sonunda yapılmış bir film işte! aradaki fark bu!
10 üzerinden 8,5!
edit 2: zaman ayırıp tekrar izlemem gerektiğinin farkındayım. minimal bir serbest çağrışım;
(bkz: farkındalık)
datça 'da sinema gönüllüsü bir grup olan datça-betçe grubunun halka ücretsiz olarak yayınlattığı ve o sayede izlediğim alain resnais filmi. tabi daha sonra hayli beğendiğim için dvdsini arşivime kattım.
filmi izleyeli bayağı oluyor film içi diyaloglar aklımda çok kalmadı. yalnız aklımda yer eden filmin entelektüel zeminiydi. filmin başındaki sevişme sahnesi şiirsellikle bir potada eritilip sanatsal tavrı dışavuruyordu. cidden estetizm kadar şiirsellik, melankoli ve acı harmanlanmış ortaya tadından yenmez bir başyapıt çıkıvermiş.
film sonrası düşündüğüm tek şey yeni dalga'nın edebiyatın inceliklerine ne kadar örülü olduğunu hissetmem oldu. bir nevi algılamam, chaplin filmlerindeki diyaloglar dönemine göre ne kadar ağırsa, yeni dalga'nın bu mühim meyvesi de döneminin filmi değildi.
işte yukarıda dilim döndüğünce anlatmaya kastığım bu sinemasal farklılık bu filmin önemini daha iyi ortaya koyuyor. jules et jim'deki boşvermiş rahat tavır burada hiçbir zorlama olmadan rahatlıkla akıp gidiyor.
kişisel fikrim de sica'nın bisiklet hırsızları 'ndan aşağı kalır bir film olmadığı! buyrun gerisini siz düşünün.
edit: yukarıda katıldığım bir görüş çıkmış, nitelenmiş. bu film günümüz sinema izleyicisine kuşkusuz ağır gelir. ama bu ağırlık filmin sıkıcı havasından değil son derece üstün bir yapıt olmasında yatmakta. kendisinden 8-10 yıl sonra yapılmış 2001: A Space Odyssey'de entelektüel yapısıyla birikimi, sinefil olmayı, evrensel yaklaşımları masaya yatırmamıza neden olmuştu.(kubrick üstat kabul etmez bu yapıtlarındaki entelektüel tavrın içselleştirilmesini falan) fakat, hiroshima mon amour 50'lerin sonunda yapılmış bir film işte! aradaki fark bu!
10 üzerinden 8,5!
edit 2: zaman ayırıp tekrar izlemem gerektiğinin farkındayım. minimal bir serbest çağrışım;
(bkz: farkındalık)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com