bugün
- izmir'in mis gibi kokması8
- salat namaz değildir12
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler5
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri14
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi7
- silkmeye çalışan erkek ilgisi3
- cemil tugay7
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi5
- meksika açmazı macerası14
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi4
- anın görüntüsü31
- demokrasi3
- tekrar izlenebilecek diziler3
- özelden alet fotosu atan erkek yazar2
- kudüs üç semavi din için önemlidir3
- kelam allahla beraberdi beden aldı ve yaşadı2
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi4
- enayimiknatisi9
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- iranlı kızlar3
- 40 yaşında bekar erkek5
- bu durumda ne yapardınız9
- game of thrones taki kerhaneci24
- bir gün herkes ak partili olacak14
- okul saldırısı5
- arkadaşlar çüş3
- salah namazdır2
- ak partiye geçen herkesin mutlu olması6
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- oytunkaran nerde sorunsalı4
- hiçbir şey yapası olmamak2
- mezut barzani nin yahudi olması18
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- çarşamba akşamı evde oturmak2
- cedidacer8
- 7 ekim 2026 cemil tugay'ın akp'ye katılması10
- 5 yıl önceye geri gitmek4
- ak partinin chp'ye diz çöktürmesi11
- çocuğa israil diye isim koymak17
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi14
- nokia2
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı17
- gina abi2
- bik bik'in çıkartıp masaya vurması4
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen19
- gavur izmir den mümin izmir e7
- bir kızın size aşık olduğunu gösteren detaylar3
- cesete hakaret13
- karasburg2
--spoiler--
Saat 10 civarı falan... Telefon...
"Yılmaz?"
"Evet?"
"Ekrem ben... izmir'den."
"Vaay, ağabey hayırdır?"
Aynı muhitin çocuğuyuz. Kardeşi, üniversiteden arkadaşım. Ekrem ağabey, bizden 7-8 yaş büyük...
Hayli oldu, görüşmeyeli.
"Şırnak'ta 5 şehit varmış."
Gazeteciyiz ya...
"Maalesef ağabey, mayın."
Sesi kırılıyor aniden.
"Tolga orada..."
Oğlu.
Ağlıyor kapı gibi adam...
Belli ki o ana kadar zor tutmuş kendini, boşalıyor, ağlıyor...
"Var mı şehitlerin arasında ismi?"
Çok soru duydum da... Bu kadar ağırı...
Gırtlağım düğüm.
Tolga...
Gözümün önüne geliyor hergele.
Okumuyordu kız peşinde koşmaktan, hatırlıyorum...
Demek asker, Şırnak'ta.
Baba izmir'de.
Ben çaresiz.
Geveliyorum, saçma sapan, "bilmiyorum ağabey, henüz isimler açıklanmadı, sen sağlam dur, o yoktur inşallah."
Diyorum ama... Utanıyorum verdiğim cevaptan aslında...
Bu kadar arsız bir temenni olabilir mi?
Tolga değilse, Hasan, Hasan değilse, Murat... illa ki, bir babanın evladı... illa ki, bir ananın kuzusu...
"inşallah seninki değildir" denebilir mi? Diyorum.
Yerin dibine geçerek...
"Öğrenirsen, arar mısın?" diyor.
Biraz daha saçmalıyorum... Kapatıyoruz.
Sigarayı bırakmam mümkün değil.
Saldırıyorum hemen, oraya buraya. Yok. isim yok. Bir yandan da, düşünmek istemediğim durumu, düşünüyorum... Ya Tolga'ysa... Ne diyeceğim yani, telefon açıp? Ne diyor acaba, şehit ailelerinin kapısını çalan komutanları? Kaç bin defa yaşadılar bu durumu...
"Vuruşmak daha kolay, inan" demişti bir subay bana, "analar, o haberi duyunca, öyle bir bakar ki sana, o gözleri ömrünün sonuna kadar unutamazsın..."
Hiç anlamamışım ne demek istediğini, bu ana kadar... Öküz gibi dinlemişim meğer.
Saat 12.45...
Şehit sayısı, 6'ya çıktı.
Saat 13.33...
Anadolu Ajansı duyurdu. Başbakan, "5" askerimizin şehit olması nedeniyle Genelkurmay Başkanı'na başsağlığı mesajı göndermiş.
Şehit 6... Başsağlığı 5.
Evlatlarımızın öldürülme hızına bile yetişemiyorlar... isimler hâlâ yok.
Bir umut, haber kanallarını zaplıyorum...
Cannes film festivali var, bir tanesinde.
Öbürü, borsanın hacmini anlatıyor.
Saat 13.55... 14.07... 14.23...
Çalmasın diye dua ediyorum. Çalıyor.
Bu sefer yenge.
Baba atmış kendini sokağa, dayanamamış beklemeye. Ana yüreği sarılmış telefona.
"Var mı?"
Nasıl çıktı ağzımdan, bilmiyorum...
"Yok abla, ben de tam sizi arayacaktım, şükür ki yok, isimler hep başka."
Bir çığlık ki, anlatamam.
Ekrana oturuyorum...
Parmaklarım hiç olmadığı kadar dermansız, tuşlar hiç olmadığı kadar ağır.
Gözüm televizyonda... Hayat, lay lay lom arkadaşlara... Hiçbir şey olmamış gibi.
Umursamaz. ilgisiz... Neşeli hatta.
isimlerden ses seda yok. Tek bildiğimiz, 6 koçumuz daha düştü. Rakamdan ibaret...
Kaç bin baba bekliyor acaba şu anda? Kaç bin ana? Eş, nişanlı, sevgili? Böylesine bir utançla yazı yazmadım bugüne kadar...
Aklım yalanımda... Kulağımda çığlık.
Ve, saat 15.05...
Tolga yok, Vedat var.
Vedat Dayıoğlu, Antalya.
Bayram Bolat, Konya.
Atıf Günkan, Niğde.
Bekir Çakır, Adana.
Mahir Yıldırım, Aydın.
Samet Kırbaş, istanbul.
Kulağımda çığlık.
--spoiler--
Saat 10 civarı falan... Telefon...
"Yılmaz?"
"Evet?"
"Ekrem ben... izmir'den."
"Vaay, ağabey hayırdır?"
Aynı muhitin çocuğuyuz. Kardeşi, üniversiteden arkadaşım. Ekrem ağabey, bizden 7-8 yaş büyük...
Hayli oldu, görüşmeyeli.
"Şırnak'ta 5 şehit varmış."
Gazeteciyiz ya...
"Maalesef ağabey, mayın."
Sesi kırılıyor aniden.
"Tolga orada..."
Oğlu.
Ağlıyor kapı gibi adam...
Belli ki o ana kadar zor tutmuş kendini, boşalıyor, ağlıyor...
"Var mı şehitlerin arasında ismi?"
Çok soru duydum da... Bu kadar ağırı...
Gırtlağım düğüm.
Tolga...
Gözümün önüne geliyor hergele.
Okumuyordu kız peşinde koşmaktan, hatırlıyorum...
Demek asker, Şırnak'ta.
Baba izmir'de.
Ben çaresiz.
Geveliyorum, saçma sapan, "bilmiyorum ağabey, henüz isimler açıklanmadı, sen sağlam dur, o yoktur inşallah."
Diyorum ama... Utanıyorum verdiğim cevaptan aslında...
Bu kadar arsız bir temenni olabilir mi?
Tolga değilse, Hasan, Hasan değilse, Murat... illa ki, bir babanın evladı... illa ki, bir ananın kuzusu...
"inşallah seninki değildir" denebilir mi? Diyorum.
Yerin dibine geçerek...
"Öğrenirsen, arar mısın?" diyor.
Biraz daha saçmalıyorum... Kapatıyoruz.
Sigarayı bırakmam mümkün değil.
Saldırıyorum hemen, oraya buraya. Yok. isim yok. Bir yandan da, düşünmek istemediğim durumu, düşünüyorum... Ya Tolga'ysa... Ne diyeceğim yani, telefon açıp? Ne diyor acaba, şehit ailelerinin kapısını çalan komutanları? Kaç bin defa yaşadılar bu durumu...
"Vuruşmak daha kolay, inan" demişti bir subay bana, "analar, o haberi duyunca, öyle bir bakar ki sana, o gözleri ömrünün sonuna kadar unutamazsın..."
Hiç anlamamışım ne demek istediğini, bu ana kadar... Öküz gibi dinlemişim meğer.
Saat 12.45...
Şehit sayısı, 6'ya çıktı.
Saat 13.33...
Anadolu Ajansı duyurdu. Başbakan, "5" askerimizin şehit olması nedeniyle Genelkurmay Başkanı'na başsağlığı mesajı göndermiş.
Şehit 6... Başsağlığı 5.
Evlatlarımızın öldürülme hızına bile yetişemiyorlar... isimler hâlâ yok.
Bir umut, haber kanallarını zaplıyorum...
Cannes film festivali var, bir tanesinde.
Öbürü, borsanın hacmini anlatıyor.
Saat 13.55... 14.07... 14.23...
Çalmasın diye dua ediyorum. Çalıyor.
Bu sefer yenge.
Baba atmış kendini sokağa, dayanamamış beklemeye. Ana yüreği sarılmış telefona.
"Var mı?"
Nasıl çıktı ağzımdan, bilmiyorum...
"Yok abla, ben de tam sizi arayacaktım, şükür ki yok, isimler hep başka."
Bir çığlık ki, anlatamam.
Ekrana oturuyorum...
Parmaklarım hiç olmadığı kadar dermansız, tuşlar hiç olmadığı kadar ağır.
Gözüm televizyonda... Hayat, lay lay lom arkadaşlara... Hiçbir şey olmamış gibi.
Umursamaz. ilgisiz... Neşeli hatta.
isimlerden ses seda yok. Tek bildiğimiz, 6 koçumuz daha düştü. Rakamdan ibaret...
Kaç bin baba bekliyor acaba şu anda? Kaç bin ana? Eş, nişanlı, sevgili? Böylesine bir utançla yazı yazmadım bugüne kadar...
Aklım yalanımda... Kulağımda çığlık.
Ve, saat 15.05...
Tolga yok, Vedat var.
Vedat Dayıoğlu, Antalya.
Bayram Bolat, Konya.
Atıf Günkan, Niğde.
Bekir Çakır, Adana.
Mahir Yıldırım, Aydın.
Samet Kırbaş, istanbul.
Kulağımda çığlık.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar