bugün
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı31
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması14
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması7
- sözlük çeteleri11
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- ne kadar takıntılısın6
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak16
- traveler bu akşam niye herkese sallıyor7
- yogartiksenin eski erkek arkadaşı3
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri12
- karton toplayan meric8
- yiyecek gibi bakan manita4
- victor osimhen3
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz6
- insan olmaya ceyrek kala5
- bana onu sormayin23
- yarın lahmacun yiyecek olmak6
- sevdiğiniz iki yazarın kavga etmesi3
- teşkilat dizisi3
- kova burcu erkeği muhteşemliği3
- kasımpaşa4
- nervio'nün 007'ye vahşi kelebeğim demesi5
- cuma akşam yorgun gelen erkeğine masaj yapan kadın4
- varlığınızı hangi popüler yazara borçlusunuz5
- en iyi behzat ç karakterleri4
- üç dairen olup ikisini kiraya vermek2
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak6
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler4
- moderatöre şikayet edip entry sildirmek3
- tavanla bakışmak2
- platon'un mağarasında telefon ışığı2
- vermeye hazir olmak2
- ktç camdan atladı apandisti patladı2
- tekerlek toplayan meric3
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- yan hesabı olmayan yazar3
- silvermist'e sataşıyorum öyleyse varım4
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- atatürk ü ısrarla müslüman gösterme çabası3
- bu aralar taktığınız şarkılar5
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- hilafetin türklere faydası18
- moda faciası olan şeyler2
- katlanmamış elbise yığını2
- yumurta turşusu4
- s'i l v'e r m'i s t6
- from golda zeytin dalı uzatmak2
- bal kabaklı kahve2
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
woody allen'ın avrupa'ya gelişi, vicky cristina barcelona'da da olduğu gibi bol görselli, müzikli devam ediyor. ama bu filmde vicky cristina barcelona'ya göre fark filmde başrolü woody allen oynamış. filmde resmen allen, owen wilson'a kendi gençliğini, oyunculuğunu, histerik tavır ve hareketlerini, hızlı ve telaşlı konuşmasını ve mimiklerini enjekte etmiş. ilk başta gelen görüntüsüz sesli kısımda bile sanki allen konuşuyordu. bunun bence kesinlikle üstünde durulmuş ki woody allen'ın en detay hareketleri bile owen wilson da can bulmuş. woody allen'in; yakın zamanda, sabah gazetesinde yayınlanan röportajıyla ve filmdeki bir diyalog da allen'nın kendisinin de karaktere yakınlığını ispat eder gibi..
- bu, yönetmen olarak 42. filminiz. kariyerinizde sizi en fazla gururlandıran şey nedir?
- altı ya da yedi tanesinin gerçekten iyi olduğunu söyleyebilirim. o filmleri utanç duymadan kurosawa'ya ya da bergman'a gösterebilirdim. ama dürüst olmak gerekirse, hiç başyapıt çektiğimi düşünmüyorum. sonuçta filmlerimin çoğu vasattır.
- pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı?
- kurosawa, bergman, ozu, dreyer gibi ustaların herhangi bir filmi kadar iyi, tek bir film bile yapamamış olmak. bir tek başyapıt bile yaratamamış olmak. ve sanırım artık çok geç.
- neyin başyapıt olduğunu gösteren zamandır...
- bu soruya cevap olarak bir hikaye anlatayım. amerikan yüksek mahkemesi'nde bir yargıç varmış. bir pornografi davasına bakarken şöyle demiş: 'pornografinin ne olduğunu tarif edemem ama gördüğümde neyin pornografi olduğunu anlarım.' ben de başyapıtın ne olduğunu tarif edemem ama rashomon'un bir şaheser olduğunu biliyorum, bisiklet hırsızları'nın da...
--spoiler--
-you were you coming to the cinema last night.
-we saw an american movie,
brilliant and hilarious.
-whom he starred?
-oh, i don't know. i have forgotten the name.
-great but have forgotten.
-reminds me of a movie i saw.
-sure her wrote i.
-good. i know that it was idiotic and childish,
without the minimum of credibility.
-but john and i laugh
despite that.
--spoiler--
woody allen'in filmleri, genellikle kendisinin; etkilendiği, saygı duyduğu, beğendiği sanatçı/kişilerle ilgili kimi zaman çok net, kimi zaman bir diyalog içinde geçen övme/onore etmelerle doludur.(filmlerinde geçen isimleri araştırarak çok şey öğrendim:). bu filmde bu isimler, filmin konusuyla da doğru orantılı, direk can bulmuştur. bu bence biraz riskli bir durum. filmin süresi itibariyle de karakterler çok yüzeysel geçilmek zorunda kalınır. bu kişileri tanımayanlar/az tanıyanlar için, kişilerin çok bilindik özelliklerini/davranışlarını abartarak kullanmak gerekir ki woody allen'da abartıyı çok sevdiğinden direk öyle yapmış. bu o kişileri bilenlere, sevenlere itici gelebilir. hiç tanımayanlara ise ya sıkıcı gelir ya da abartıdan dolayı komik gelebilir. neyse bundan neden bahsettim bende anlamadım. ama allen'ı bilenler, sevenler abartıya alışmıştır, açıktır. ben şahsen onu öyle seviyorum.
filmin müziklerine gelince, woody allen herşeyi yapar, filmde kötü/uyumsuz müziğe müsade etmez, neyi, nasıl, hangisini kullancağını bilir." woody allen bu filmde kötü müzik seçimi yapmış, müzikler kötüydü" hiç bir zaman diyemezsiniz. cole porterana temalı müzikler çok güzel olmuş.
genel olarak filmin konusundaki orjinallik, fantastik yapısı birazda olsa bana purple rose of cairo'yu anımsattı. bu fantastik yapıyı çok güzel kullanıyor allen,bu yapı resmen izlerken heyecanlandırıyor insanı.
sonuç olarak benim aklım hala woody allen'ın başyapıt veremediğinden yakınmasında, pişmanlık duymasında kaldı. 42 tane film yapmışsın woodyciğim, çoğunu izledim, hepsinin bende ayrı ayrı yeri vardır, ayrı ayrı severim. yapma etme senin gibi; kendine has, komik, entellektüel, müzisyen, oyuncu, senin kadar sevimlisi var mı yahu! boşver sen, yapabildiğin kadar film yapta zevkle izleyelim...
not: röportajın tamam için: http://www.sabah.com.tr/p...uk-kurtulusumuz-fantezide
- bu, yönetmen olarak 42. filminiz. kariyerinizde sizi en fazla gururlandıran şey nedir?
- altı ya da yedi tanesinin gerçekten iyi olduğunu söyleyebilirim. o filmleri utanç duymadan kurosawa'ya ya da bergman'a gösterebilirdim. ama dürüst olmak gerekirse, hiç başyapıt çektiğimi düşünmüyorum. sonuçta filmlerimin çoğu vasattır.
- pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı?
- kurosawa, bergman, ozu, dreyer gibi ustaların herhangi bir filmi kadar iyi, tek bir film bile yapamamış olmak. bir tek başyapıt bile yaratamamış olmak. ve sanırım artık çok geç.
- neyin başyapıt olduğunu gösteren zamandır...
- bu soruya cevap olarak bir hikaye anlatayım. amerikan yüksek mahkemesi'nde bir yargıç varmış. bir pornografi davasına bakarken şöyle demiş: 'pornografinin ne olduğunu tarif edemem ama gördüğümde neyin pornografi olduğunu anlarım.' ben de başyapıtın ne olduğunu tarif edemem ama rashomon'un bir şaheser olduğunu biliyorum, bisiklet hırsızları'nın da...
--spoiler--
-you were you coming to the cinema last night.
-we saw an american movie,
brilliant and hilarious.
-whom he starred?
-oh, i don't know. i have forgotten the name.
-great but have forgotten.
-reminds me of a movie i saw.
-sure her wrote i.
-good. i know that it was idiotic and childish,
without the minimum of credibility.
-but john and i laugh
despite that.
--spoiler--
woody allen'in filmleri, genellikle kendisinin; etkilendiği, saygı duyduğu, beğendiği sanatçı/kişilerle ilgili kimi zaman çok net, kimi zaman bir diyalog içinde geçen övme/onore etmelerle doludur.(filmlerinde geçen isimleri araştırarak çok şey öğrendim:). bu filmde bu isimler, filmin konusuyla da doğru orantılı, direk can bulmuştur. bu bence biraz riskli bir durum. filmin süresi itibariyle de karakterler çok yüzeysel geçilmek zorunda kalınır. bu kişileri tanımayanlar/az tanıyanlar için, kişilerin çok bilindik özelliklerini/davranışlarını abartarak kullanmak gerekir ki woody allen'da abartıyı çok sevdiğinden direk öyle yapmış. bu o kişileri bilenlere, sevenlere itici gelebilir. hiç tanımayanlara ise ya sıkıcı gelir ya da abartıdan dolayı komik gelebilir. neyse bundan neden bahsettim bende anlamadım. ama allen'ı bilenler, sevenler abartıya alışmıştır, açıktır. ben şahsen onu öyle seviyorum.
filmin müziklerine gelince, woody allen herşeyi yapar, filmde kötü/uyumsuz müziğe müsade etmez, neyi, nasıl, hangisini kullancağını bilir." woody allen bu filmde kötü müzik seçimi yapmış, müzikler kötüydü" hiç bir zaman diyemezsiniz. cole porterana temalı müzikler çok güzel olmuş.
genel olarak filmin konusundaki orjinallik, fantastik yapısı birazda olsa bana purple rose of cairo'yu anımsattı. bu fantastik yapıyı çok güzel kullanıyor allen,bu yapı resmen izlerken heyecanlandırıyor insanı.
sonuç olarak benim aklım hala woody allen'ın başyapıt veremediğinden yakınmasında, pişmanlık duymasında kaldı. 42 tane film yapmışsın woodyciğim, çoğunu izledim, hepsinin bende ayrı ayrı yeri vardır, ayrı ayrı severim. yapma etme senin gibi; kendine has, komik, entellektüel, müzisyen, oyuncu, senin kadar sevimlisi var mı yahu! boşver sen, yapabildiğin kadar film yapta zevkle izleyelim...
not: röportajın tamam için: http://www.sabah.com.tr/p...uk-kurtulusumuz-fantezide
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar