bugün
- sözlüğün aptalları sıralı tam liste4
- sözlük yaşlıların fotoğrafları6
- yarak yemenin nesi kötü anlamadım diyen kız3
- babam hiç dövmezdi insanı11
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi3
- evagreenin sürekli haklı olması4
- mustafa destici3
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- azgın bir boğa gibi çiftleşmek istiyorum3
- pandela26
- nara shikamaru2
- domuz gibi olan yazarlar3
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi3
- spor yapmayan erkek9
- türklerin soykırımdaki ustalığı19
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
- olası israil türkiye savaşı4
- şırnak üniversitesi rektörü abdürrahim alkış5
- ösym'nin yks de soru iptal etmesi2
- kolu alçılı kezonun kçını yıkar mısın4
- fakirler neden isyan edip silahlanmıyor4
- fake kadın hesabı açıp abaza dayı yolmak2
- true namussuzdur5
- zaman baba4
- evlen baskısı2
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası14
- true neden sevilmiyor5
- queen feristah6
- laf sokarken imla hatası yapmak6
- bugün ingiltere kongo maçı saat 19 da trt 1 de2
- atatürk düşmanlarını kim yetiştirdi2
- mel mel bakan gibson gocu sari renkli seker4
- 2026 dünya kupası37
- tanga giyen erkek6
- sizi enflasyona ezdirmedik2
- sözlükte başın belaya girmesi3
- türklerin iq ortalaması4
- 2026 yks de soru iptali2
- tamar tanrıyar7
- erdoğanın eski gücünü kaybetmesi6
- sözlük yazarlarının kombinleri13
- ağzı kokan emekli2
- denize girmek5
- true online olunca olunca gelen mutluluk hissi3
- true'nun yine online olması5
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- habersiz gelen misafir3
- meksika9
reklam postmodern kapitalist dünyanın en büyük silahıdır. avrupa medeniyeti sona erip de kazılar yapılınca biz nasılsa şimdi "mısırlıların tanrısı bilmemne imiş" diyorsak birileri çıkıp "bu 21.yy insanı coca cola adlı şarap tanrısına tapıyor ve bmw adlı savaş arabalarıyla seyahat ediyormuş" diyecek. peki ama reklamlar bizi nasıl etkiliyor bunu hiç düşündünüz mü?
efendim önceliklen yanlış bilinen konuya değinmek istiyorum. yanlış tanım: "reklamlarda bizlere ürünlerin özellikleri anlatılır ve biz reklamındaki özellikleri ile sevdiğimiz ürünü gider alırız" şimdi bilader bu tanım belki 50lilerdeki amerikan reklamları için falan geçerli olabilir. ancak temelde ben reklamın amacının farklı olduğuna inanıyorum.
doğru tanım: "reklamlarda bir ürünü görürüz ve reklamda anlatılan özelliğini taşımadığını bilsek bile gider alırız"
hemen kendimi denek olarak kullandım. neticesinde bu sonuca ulaştım, anlatayım. efendim bir gün oldu evin alışverişini yapmam gerekti ve anne adını verdiğimiz evin her işinde inanılmaz bilgiyle donanmış savaşçı(bildiğin sorceress) evde yok. baba da rahat biri olduğu için söylememiş marka falan. eve de peynir lazım, yani olay tamamen benim insiyatifimde gittim reyona bakıyorum, yığınla peynir var bilader, bilmemneoğlu peynirden tut yörsana ondan tut bilmemnepınarına ondan geç bilmemnedağına kadar marka... lakin biri var ki hemen göze çarpıyor sütaş! ve ben de elbette sütaşı alıyorum. işte o anda eve yetişme çabasını falan siktiredip sosylojik tespiti koyverdim, ben bu sütaşı alırken tamamen reklam etkisinde davranmıştım. ancak reklamlardaki gibi "yahu bu sütaş reklamlarında inekler maç yapıyordu dur ben bunların peynirini alayım da sütü daha çok çalkalanmıştır malum maç helecanı falan" dememiştim, "ben sütaşı alayım çünkü adamlar iyi marka olsa gerek ki reklam vermişler yığınla, o kadar emek harcamışlar, o kadar reklama para verdiklerine göre de malları daha iyi olsa gerek" diye düşünmüştüm. elbette bunu farkında olmadan ve saniyenin onda birinde düşünmüştüm ve biliyorum hepimiz aslında böyle hareket ediyoruz.
yani bir reklamı izlerken elbette reklamın sinematik özellikleri bizi doğrudan ürün hakkında yönlendirmiyor ancak bir ürünü her gün defalarca görüp görüp sonunda çok seçeneğimizin olduğu bir yerden alışveriş yapmaktayken o ürünü tanıyormuş hissine kapılıyoruz. bir nevi "dur lan bizim sütaş değil mi bu ahaha naber hocu" diye atlıyoruz.
efendim önceliklen yanlış bilinen konuya değinmek istiyorum. yanlış tanım: "reklamlarda bizlere ürünlerin özellikleri anlatılır ve biz reklamındaki özellikleri ile sevdiğimiz ürünü gider alırız" şimdi bilader bu tanım belki 50lilerdeki amerikan reklamları için falan geçerli olabilir. ancak temelde ben reklamın amacının farklı olduğuna inanıyorum.
doğru tanım: "reklamlarda bir ürünü görürüz ve reklamda anlatılan özelliğini taşımadığını bilsek bile gider alırız"
hemen kendimi denek olarak kullandım. neticesinde bu sonuca ulaştım, anlatayım. efendim bir gün oldu evin alışverişini yapmam gerekti ve anne adını verdiğimiz evin her işinde inanılmaz bilgiyle donanmış savaşçı(bildiğin sorceress) evde yok. baba da rahat biri olduğu için söylememiş marka falan. eve de peynir lazım, yani olay tamamen benim insiyatifimde gittim reyona bakıyorum, yığınla peynir var bilader, bilmemneoğlu peynirden tut yörsana ondan tut bilmemnepınarına ondan geç bilmemnedağına kadar marka... lakin biri var ki hemen göze çarpıyor sütaş! ve ben de elbette sütaşı alıyorum. işte o anda eve yetişme çabasını falan siktiredip sosylojik tespiti koyverdim, ben bu sütaşı alırken tamamen reklam etkisinde davranmıştım. ancak reklamlardaki gibi "yahu bu sütaş reklamlarında inekler maç yapıyordu dur ben bunların peynirini alayım da sütü daha çok çalkalanmıştır malum maç helecanı falan" dememiştim, "ben sütaşı alayım çünkü adamlar iyi marka olsa gerek ki reklam vermişler yığınla, o kadar emek harcamışlar, o kadar reklama para verdiklerine göre de malları daha iyi olsa gerek" diye düşünmüştüm. elbette bunu farkında olmadan ve saniyenin onda birinde düşünmüştüm ve biliyorum hepimiz aslında böyle hareket ediyoruz.
yani bir reklamı izlerken elbette reklamın sinematik özellikleri bizi doğrudan ürün hakkında yönlendirmiyor ancak bir ürünü her gün defalarca görüp görüp sonunda çok seçeneğimizin olduğu bir yerden alışveriş yapmaktayken o ürünü tanıyormuş hissine kapılıyoruz. bir nevi "dur lan bizim sütaş değil mi bu ahaha naber hocu" diye atlıyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar