bugün
- rafine zevkleri olan erkek7
- tuvalet kağıdını renkli alan insan6
- salon erkeği7
- lüks araba istemeyen erkek8
- bir kıza saklama kabı hediye etmek5
- ters takılmış tuvalet kağıdı6
- ilker başbuğ5
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı5
- 2008 ekonomik krizi7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum6
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak21
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı7
- kuki gel oğlum3
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu11
- sıcak su torbası getirecek beyler4
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- ilişkide lider olmayı seven kadın5
- anın görüntüsü11
- sözlükte kız olduğunu sanan mal3
- giysi fiyatlarının uçması5
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- üniversiteli kızlar4
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak2
- orta sınıfın yok olduğu an3
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- ayrıldıktan sonra deccale dönen kadın4
- lüks araba isteyen türk kızları4
- yemek getiren kızın yemeğini başka kızla yemek2
- şeker hastalığı3
- hayattaki en kötü duygu4
- ekşi sözlük6
- giresunlu olmanın zorlukları10
- i robot2
- soda şişesine oturup ölümü beklemek2
- ölmeden önce son isteğiniz sorulsa4
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- amedspor9
- yallah arabistan a diyen tip11
- silme dolu sürahi2
- dalaman çayı3
- trabzonspor17
- oğlumu tutuklayacak adam anasından doğmadı3
- kuranı arapça okuyup anlamını bilmemek5
- esra'yı aç esra'yı5
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- lüks arabam var diyen erkeğin arabası2
- karışık kızartma7
- 2017 ekonomik krizi2
- halloween kutlayan dejenere tip7
çok yazasım var bu konuyla ilgili.. kafamı toparlayıp yazabilirim inşallah..
çok sevmek çok hoş geliyo kulağa.. böyle şehrin kalabalığından , insanların vızıltısından , araba farından uzak bi kavram.. istanbul'da kimse kimseyi çok sevemez.. onu geçin bi kere.. bi insan çok sevdi mi , istanbul dışında olmalı.. istanbullu biri de çok sevemez..
istanbul , her yeri kadın erkek dolan bi şehir.. birini çok sevsen ve bakkala gitsen , sokaktaki hatunu görünce aklın gider bi kere.. birini delice sevsen ve nevizadeye gitsen gitti işte aşk orucun noldu yan masadaki sakallı genç çocukla flört ettin bile bakışarak..
yani çok sevmek küçük yerlerin işi.. küçük yerlerde yaşayabilen adamların işi.. metropol aşkları tırt.. metropole rağmen birini seveni ben 23 senelik ömrümde görmedim.. etrafımda düzgün ilişki yaşayanlar hep metropole sonradan gelmişler hala küçük yer insanları aslında.. istanbula karışmamış insanlar..
birini çok sevmek luzumsuz ayrıca size bunu diyim.. ben de sevdim.. inanın yani sevdim.. daha fenası sevildim.. saç tellerimi kaldığım odanın yatağından toplayıp , onları heryere götürecek kadar sevmeyi bilen biri tarafından sevildim.. peki noldu ? beni seveni sevemedim.. sevdim de hakkını veremedim.. soyut bi idea olarak kaldı sevgim.. hadi gel senle evlenicem diyemedim.. artık bi tek sen varsın de diyemedim..
ve ben , birini çok severken sadece onu çok sevdiğim için sevilmeyi hakettiğimi düşünürüm.. işte noldu ? kendi isteğime kendim bile uyamadım.. hani birini çok sevince karşıdaki bunu anlamalıydı ? en başta ben anlamadım bunun önemini..
bu işler maalesef böyle.. çok sevmek , çok klişe bi çok laf gibi üzerine düşünülmeden bulunmuş bi kavram..
"ben onu çok seviyorum abi , onun için herşeyi yaparım"
insan bi de kendi çok efor sarf ediyo ya , kesin doğru bişi yapıyo gibi hissediyo.. lan ben bu kadar hissettim ettim yanlış bişi yapıyo olamam düşüncesi sarıyo böyle dört bi yanını.. hiç bi zaman e iyi de bunun ihtiyacı olan şey sevilmek mi ki diye sormuyo..
bu soruyu kim kime sorar zaten ? insan düşünür ki , bi insanın sevilmeye ihtiyacı vardır.. yani başka nolcaktı ? ama öyle de değil..
sevgi bi yere kadar doyuruyo.. soruları cevaplamayan sevgi fena.. yardım etmeye çok istekli bi adam var.. insanları kurtarmak istiyo misal kanserlileri.. doktor değilse tüm isteğine rağmen kurtarabilir mi ? kurtaramaz.. ya bu adam tıp okucak ya da yardım edemeyecek ama iyi niyetli olarak kalacak.. e herkes tıp okumuyo.. bu durumda bu adamın , aman yardım edemedim diye kendini yırtması ölüp bitmesi neye yarar ?
yani siz bi insana kendiniz oturduğunuz yerde çok fazla sevgi mevgi veriyosunuz diye o da sizi sevecek diye bişi yok.. bunu ben hayatın acı gerçekleri olarak söylemiyorum.. gerçekten böyle bi zorunluluk yok.. insan kendi içinden çıkıp olaya uzaktan bakınca anlıyo..
belki karşımızdaki bizim onu öylece sevmemizi istemiyo da ne biliyim , bilmem ne kitabını okumuş biri tarafından sevilmek istiyo ya da onu koşulsuz seven birini değil de , bu sefer nedenleri olan birini istiyo..
çok karışık işler..
fakat bu gerizekalı uzun entryden çıkacak tek özet şu , bi insanı çok sevmek o insanı anlamanın garantisini vermiyo.. bi insanın ihtiyacı sevgi değilken de , zaten o insana verilmiş sevgi sadece karşılık gösteremediği bundan dolayı vicdan azabı çektiği bi sorumluluk olmaktan başka bi şeye yaramıyo..
bi insanın sevgiden başka neye ihtiyacı olabilir ki sorusunu çokça sevilmiş hep beğenilmiş adamlara sorun.. şahsen ben de bilmiyorum..
fakat ibne marxın haklı çıktığı bi nokta daha var.. sevgi soyut bi his olarak kaldığı sürece , karşıdakine pozitif bi etki yaratmıyosa maalesef değersiz.. işte bu da hayatın acı gerçeği..
bi anne çocuğuna bakmadan seviyosa , bi doktor hastasına tedavi uygulamadan uzaktan bakıyosa ne anladım o işten ? he herkes birbirine pozitif etki yaratacak imkanda olmuyo.. şartlar uymuyo filan filan.. o da işte "kader" diyip geçtiğimiz bi durum olarak tarihe gömülüyo.. bazen de tam tersi doluyo.. sevgi fazla geliyo.. aynen çözeltideki çözünenin mutlaka ki bi doyum noktasından sonra ne kadar koyarsan koy çözünmeden dibe çökmesi gibi , sevgi arttıkça artıyo ama işler daha da karışıyo.. ters tepiyo.. dibe çöküyo.. insanın daha fazla sevilmeye bile tahammülü kalmıyo..
yani olmuyo değil.. hangimiz bizi çok seven insanlara , sırf cevap veremedik diye "lan bi siktirse" diye düşünmedik.. sanki yok olup gitseler bi anda rahatlıcakmışız gibi hissetmedik ?
bu duygusal işlerde her türlü senaryo oluyo.. olmayacak şey yok..
fakat nolur ama ben onu çok seviyorum daha napıyım onun için herşeyi yaparım demeden önce , 2 kere düşünün.. belki de , karşınızdakinin ihtiyacı olan şeyi yapabilmenizin yolu yoktur.. siz yani yazılmamışınızdır birbirinize..
bazen kabullenmek lazım..
çok sevmek çok hoş geliyo kulağa.. böyle şehrin kalabalığından , insanların vızıltısından , araba farından uzak bi kavram.. istanbul'da kimse kimseyi çok sevemez.. onu geçin bi kere.. bi insan çok sevdi mi , istanbul dışında olmalı.. istanbullu biri de çok sevemez..
istanbul , her yeri kadın erkek dolan bi şehir.. birini çok sevsen ve bakkala gitsen , sokaktaki hatunu görünce aklın gider bi kere.. birini delice sevsen ve nevizadeye gitsen gitti işte aşk orucun noldu yan masadaki sakallı genç çocukla flört ettin bile bakışarak..
yani çok sevmek küçük yerlerin işi.. küçük yerlerde yaşayabilen adamların işi.. metropol aşkları tırt.. metropole rağmen birini seveni ben 23 senelik ömrümde görmedim.. etrafımda düzgün ilişki yaşayanlar hep metropole sonradan gelmişler hala küçük yer insanları aslında.. istanbula karışmamış insanlar..
birini çok sevmek luzumsuz ayrıca size bunu diyim.. ben de sevdim.. inanın yani sevdim.. daha fenası sevildim.. saç tellerimi kaldığım odanın yatağından toplayıp , onları heryere götürecek kadar sevmeyi bilen biri tarafından sevildim.. peki noldu ? beni seveni sevemedim.. sevdim de hakkını veremedim.. soyut bi idea olarak kaldı sevgim.. hadi gel senle evlenicem diyemedim.. artık bi tek sen varsın de diyemedim..
ve ben , birini çok severken sadece onu çok sevdiğim için sevilmeyi hakettiğimi düşünürüm.. işte noldu ? kendi isteğime kendim bile uyamadım.. hani birini çok sevince karşıdaki bunu anlamalıydı ? en başta ben anlamadım bunun önemini..
bu işler maalesef böyle.. çok sevmek , çok klişe bi çok laf gibi üzerine düşünülmeden bulunmuş bi kavram..
"ben onu çok seviyorum abi , onun için herşeyi yaparım"
insan bi de kendi çok efor sarf ediyo ya , kesin doğru bişi yapıyo gibi hissediyo.. lan ben bu kadar hissettim ettim yanlış bişi yapıyo olamam düşüncesi sarıyo böyle dört bi yanını.. hiç bi zaman e iyi de bunun ihtiyacı olan şey sevilmek mi ki diye sormuyo..
bu soruyu kim kime sorar zaten ? insan düşünür ki , bi insanın sevilmeye ihtiyacı vardır.. yani başka nolcaktı ? ama öyle de değil..
sevgi bi yere kadar doyuruyo.. soruları cevaplamayan sevgi fena.. yardım etmeye çok istekli bi adam var.. insanları kurtarmak istiyo misal kanserlileri.. doktor değilse tüm isteğine rağmen kurtarabilir mi ? kurtaramaz.. ya bu adam tıp okucak ya da yardım edemeyecek ama iyi niyetli olarak kalacak.. e herkes tıp okumuyo.. bu durumda bu adamın , aman yardım edemedim diye kendini yırtması ölüp bitmesi neye yarar ?
yani siz bi insana kendiniz oturduğunuz yerde çok fazla sevgi mevgi veriyosunuz diye o da sizi sevecek diye bişi yok.. bunu ben hayatın acı gerçekleri olarak söylemiyorum.. gerçekten böyle bi zorunluluk yok.. insan kendi içinden çıkıp olaya uzaktan bakınca anlıyo..
belki karşımızdaki bizim onu öylece sevmemizi istemiyo da ne biliyim , bilmem ne kitabını okumuş biri tarafından sevilmek istiyo ya da onu koşulsuz seven birini değil de , bu sefer nedenleri olan birini istiyo..
çok karışık işler..
fakat bu gerizekalı uzun entryden çıkacak tek özet şu , bi insanı çok sevmek o insanı anlamanın garantisini vermiyo.. bi insanın ihtiyacı sevgi değilken de , zaten o insana verilmiş sevgi sadece karşılık gösteremediği bundan dolayı vicdan azabı çektiği bi sorumluluk olmaktan başka bi şeye yaramıyo..
bi insanın sevgiden başka neye ihtiyacı olabilir ki sorusunu çokça sevilmiş hep beğenilmiş adamlara sorun.. şahsen ben de bilmiyorum..
fakat ibne marxın haklı çıktığı bi nokta daha var.. sevgi soyut bi his olarak kaldığı sürece , karşıdakine pozitif bi etki yaratmıyosa maalesef değersiz.. işte bu da hayatın acı gerçeği..
bi anne çocuğuna bakmadan seviyosa , bi doktor hastasına tedavi uygulamadan uzaktan bakıyosa ne anladım o işten ? he herkes birbirine pozitif etki yaratacak imkanda olmuyo.. şartlar uymuyo filan filan.. o da işte "kader" diyip geçtiğimiz bi durum olarak tarihe gömülüyo.. bazen de tam tersi doluyo.. sevgi fazla geliyo.. aynen çözeltideki çözünenin mutlaka ki bi doyum noktasından sonra ne kadar koyarsan koy çözünmeden dibe çökmesi gibi , sevgi arttıkça artıyo ama işler daha da karışıyo.. ters tepiyo.. dibe çöküyo.. insanın daha fazla sevilmeye bile tahammülü kalmıyo..
yani olmuyo değil.. hangimiz bizi çok seven insanlara , sırf cevap veremedik diye "lan bi siktirse" diye düşünmedik.. sanki yok olup gitseler bi anda rahatlıcakmışız gibi hissetmedik ?
bu duygusal işlerde her türlü senaryo oluyo.. olmayacak şey yok..
fakat nolur ama ben onu çok seviyorum daha napıyım onun için herşeyi yaparım demeden önce , 2 kere düşünün.. belki de , karşınızdakinin ihtiyacı olan şeyi yapabilmenizin yolu yoktur.. siz yani yazılmamışınızdır birbirinize..
bazen kabullenmek lazım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar