bugün
- kuşların temiz arabalara sıçması4
- server'ın naneyi yemesi5
- kavga etmekten korkan erkek5
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- en sevilen su markası6
- yunan adaları5
- diamond bosphorus18
- az yakar diye dizel araba alan memur2
- kan sırası4
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı6
- robot moderatör4
- aldığınız en ilginç iltifat5
- habire1275
- sözlük kızlarının kombinleri23
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- iş bulamamak5
- almanlarin orduya guvensizligi3
- yokuş aşağı yuvarlanmak2
- tas kafa traşlı hırt sorunu4
- sssilvermist21
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- çok konuşan kedi2
- şu anda çalan şarkı3
- fil8
- bir bankta akşama kadar oturmak2
- ofisi havaya uçurmak2
- kaplan7
- ben geldim naneler13
- kartal6
- timsah5
- aslan8
- claudian clouds kadındır12
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- cilgincapkin13
- zebra4
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- insan kaynakları4
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri9
- hiyeroglif dilleri3
- anın görüntüsü18
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- nickten isim tahmini yapmak25
- deccal'in sozluge gelmesi10
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
10 yaş yaşlanmıştı kadın.
asla kendisine yakıştırmadığı ayrılıkları o gece yaşamıştı. çoğul olmuştu ayrılık, bölünüp bölünüp çoğalmıştı..
telefona davrandı bir anda, konuşulmayan sözcükleri dizeledi zihninde, bir bir hatırladı yaşananları. delil sunacak bir suçlu gibi, af kararını isteyecekti. ama olmadı. cevap vermedi telefon. ikinci kez denedi, şans diyip tebessüm etti kendi kendine. telefon çalarken dua ediyordu kadın çılgınlar gibi. ''ne olur!'' sesiyle dilekleri sıralanıyordu, hattın ucundaki aranana paralel evrenden.. kadın anladı, paralel evren de yalandı...
telefonu bıraktığı anda ağlamaya başladı kadın. umutlar, hayaller bütün birikmişlikler üzerine yutkundu. çareler akan yaşlarda birleşti çok geçmeden. öyle ağlamak ki bitmeyecek, sabah olmayacak. uyanmalar tan yerinin ağarmasıyla değil ağlamalarla bir olacak...
unutmalar bi şeye yaramazdı fakat yol gösterirdi. unutmak, hatırlamaya geçişti. köprüler yaptı kadın başka başka hatıralarda var olmak için. kapıyı çekip giden sevgilinin ardından bir daha onunla uyuyamamak, bir daha onunla uyanamamak bulut bulut oluyordu zihninde, zuhur oluyordu hatırlamaya.
engel olmak lazımdı, yanlışlara. giden doğruyu başlatan, geride ağlayansa doğruyu devam ettirmek zorunda olandı. olacaktı! kabullenmek duygusu peşi sıra gelirdi teslimiyetin ardından. bunları düşündü kadın; ağlamayı geciktiremedi.
yanaklarından süzülen her yaşta, damla damla aktı sevgili. ''kor alev'' gibi yanmak sözünü duymuştu geçenlerde bi şarkı sözünde, gülüp geçmişlerdi. metafor denilen yanılgıyı hakikate çıkardı... ''kor alev''di kadının yüreği, acı akıyordu göz pınarlarından. durmamaya yemin etmişcesine...
pencere kenarından yatağına uzandı kadın usulca, hatıraları dinlendirmek istedi. yumdu gözlerini. sıkıca yumdu, tek yaş dahi akmasın diye uğraştı. nafileydi. gideni boş vermek kadar ters tepiyordu çabalama dürtüsü.
mırıldandı kadın.
''ruhum diren bu geceye de,
geçer mi deme, düşün...
mutsuzluk,
ezer geçer zamanı,
öldürür göz pınarlarını
dipsiz rüyalardan geç,
geç ki kurtul,
ruhum diren bu geceye de
Çaresizim çaresiz... ''
sabah olmuştu. odaya giren ilk güneş ışığıyla düşmanlık başladı yeni güne. yalnızlığa. gidişlere... müntehir düşünceler geceden kalmaydı, sızmıştı unutmak... ağlamak geçikmedi, yaşlar hep tetikteydi... hayat bir kısır döngüydü. uyumak ve uyanmak hangisi başlangıç? hangisi sonuçtu? hangisi hangisini takip ediyordu? kadın başladığı noktaya mı dönmüştü? yoksa umutsuzlukta ilerlemek yok muydu?
tekrar yumdu gözlerini, ağlamaksa pes etmedi. gece-gündüz gibi devretti konuşulacakları, ağlamayı hep güncel tuttu kadın. bu sefer ağlayarak kısır döngüyü selamladı...
aslında tanıdık gelen her yazgı tekrara mecburdu...
asla kendisine yakıştırmadığı ayrılıkları o gece yaşamıştı. çoğul olmuştu ayrılık, bölünüp bölünüp çoğalmıştı..
telefona davrandı bir anda, konuşulmayan sözcükleri dizeledi zihninde, bir bir hatırladı yaşananları. delil sunacak bir suçlu gibi, af kararını isteyecekti. ama olmadı. cevap vermedi telefon. ikinci kez denedi, şans diyip tebessüm etti kendi kendine. telefon çalarken dua ediyordu kadın çılgınlar gibi. ''ne olur!'' sesiyle dilekleri sıralanıyordu, hattın ucundaki aranana paralel evrenden.. kadın anladı, paralel evren de yalandı...
telefonu bıraktığı anda ağlamaya başladı kadın. umutlar, hayaller bütün birikmişlikler üzerine yutkundu. çareler akan yaşlarda birleşti çok geçmeden. öyle ağlamak ki bitmeyecek, sabah olmayacak. uyanmalar tan yerinin ağarmasıyla değil ağlamalarla bir olacak...
unutmalar bi şeye yaramazdı fakat yol gösterirdi. unutmak, hatırlamaya geçişti. köprüler yaptı kadın başka başka hatıralarda var olmak için. kapıyı çekip giden sevgilinin ardından bir daha onunla uyuyamamak, bir daha onunla uyanamamak bulut bulut oluyordu zihninde, zuhur oluyordu hatırlamaya.
engel olmak lazımdı, yanlışlara. giden doğruyu başlatan, geride ağlayansa doğruyu devam ettirmek zorunda olandı. olacaktı! kabullenmek duygusu peşi sıra gelirdi teslimiyetin ardından. bunları düşündü kadın; ağlamayı geciktiremedi.
yanaklarından süzülen her yaşta, damla damla aktı sevgili. ''kor alev'' gibi yanmak sözünü duymuştu geçenlerde bi şarkı sözünde, gülüp geçmişlerdi. metafor denilen yanılgıyı hakikate çıkardı... ''kor alev''di kadının yüreği, acı akıyordu göz pınarlarından. durmamaya yemin etmişcesine...
pencere kenarından yatağına uzandı kadın usulca, hatıraları dinlendirmek istedi. yumdu gözlerini. sıkıca yumdu, tek yaş dahi akmasın diye uğraştı. nafileydi. gideni boş vermek kadar ters tepiyordu çabalama dürtüsü.
mırıldandı kadın.
''ruhum diren bu geceye de,
geçer mi deme, düşün...
mutsuzluk,
ezer geçer zamanı,
öldürür göz pınarlarını
dipsiz rüyalardan geç,
geç ki kurtul,
ruhum diren bu geceye de
Çaresizim çaresiz... ''
sabah olmuştu. odaya giren ilk güneş ışığıyla düşmanlık başladı yeni güne. yalnızlığa. gidişlere... müntehir düşünceler geceden kalmaydı, sızmıştı unutmak... ağlamak geçikmedi, yaşlar hep tetikteydi... hayat bir kısır döngüydü. uyumak ve uyanmak hangisi başlangıç? hangisi sonuçtu? hangisi hangisini takip ediyordu? kadın başladığı noktaya mı dönmüştü? yoksa umutsuzlukta ilerlemek yok muydu?
tekrar yumdu gözlerini, ağlamaksa pes etmedi. gece-gündüz gibi devretti konuşulacakları, ağlamayı hep güncel tuttu kadın. bu sefer ağlayarak kısır döngüyü selamladı...
aslında tanıdık gelen her yazgı tekrara mecburdu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar