bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov23
- tanımadığı kadına tokat atan adam18
- öylesine bir şeyler yaz6
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- emre belözoğlu6
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- damla sakızlı muhallebi3
- kırıkkaleli olmak istemek7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- nükleer bomba5
- değişik meslekler4
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- arda güler'in ankara'da doğması3
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- yagmurcu çık açıkla10
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- okan buruk4
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- melis babadağ'ın ayakları3
- kablosuz mouse13
- iskilipli atıf hoca20
- sözlük dedeleri6
- arap götü9
- chpkk akpkk mhpkk2
- yuzırların oyuncakları2
- 3 kasım 2026 villarreal psg maçı2
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- erlik3
- atatürk düşmanı5
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- the elder scrolls vi3
- yarın fenerbahçe liverpool maçı 20 45 te trt 1 de2
- sözlük kürdü55
- durkheimın intihar teorisi6
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- 35 yaşına gelmiş hala ayaklarını yalatmamış kız2
- cevheri güven4
- hayvan düşmanı2
- galatasaray 2 vfb stuttgart 02
- media markt'ın çinlilere satılması2
- favlayan yazarın asıl amacı12
- miss universe 20264
- kale3112 tarzı entry girmek8
- yazarların akşama dair planları7
- 9 haziran 20052
- son talika2
10 yaş yaşlanmıştı kadın.
asla kendisine yakıştırmadığı ayrılıkları o gece yaşamıştı. çoğul olmuştu ayrılık, bölünüp bölünüp çoğalmıştı..
telefona davrandı bir anda, konuşulmayan sözcükleri dizeledi zihninde, bir bir hatırladı yaşananları. delil sunacak bir suçlu gibi, af kararını isteyecekti. ama olmadı. cevap vermedi telefon. ikinci kez denedi, şans diyip tebessüm etti kendi kendine. telefon çalarken dua ediyordu kadın çılgınlar gibi. ''ne olur!'' sesiyle dilekleri sıralanıyordu, hattın ucundaki aranana paralel evrenden.. kadın anladı, paralel evren de yalandı...
telefonu bıraktığı anda ağlamaya başladı kadın. umutlar, hayaller bütün birikmişlikler üzerine yutkundu. çareler akan yaşlarda birleşti çok geçmeden. öyle ağlamak ki bitmeyecek, sabah olmayacak. uyanmalar tan yerinin ağarmasıyla değil ağlamalarla bir olacak...
unutmalar bi şeye yaramazdı fakat yol gösterirdi. unutmak, hatırlamaya geçişti. köprüler yaptı kadın başka başka hatıralarda var olmak için. kapıyı çekip giden sevgilinin ardından bir daha onunla uyuyamamak, bir daha onunla uyanamamak bulut bulut oluyordu zihninde, zuhur oluyordu hatırlamaya.
engel olmak lazımdı, yanlışlara. giden doğruyu başlatan, geride ağlayansa doğruyu devam ettirmek zorunda olandı. olacaktı! kabullenmek duygusu peşi sıra gelirdi teslimiyetin ardından. bunları düşündü kadın; ağlamayı geciktiremedi.
yanaklarından süzülen her yaşta, damla damla aktı sevgili. ''kor alev'' gibi yanmak sözünü duymuştu geçenlerde bi şarkı sözünde, gülüp geçmişlerdi. metafor denilen yanılgıyı hakikate çıkardı... ''kor alev''di kadının yüreği, acı akıyordu göz pınarlarından. durmamaya yemin etmişcesine...
pencere kenarından yatağına uzandı kadın usulca, hatıraları dinlendirmek istedi. yumdu gözlerini. sıkıca yumdu, tek yaş dahi akmasın diye uğraştı. nafileydi. gideni boş vermek kadar ters tepiyordu çabalama dürtüsü.
mırıldandı kadın.
''ruhum diren bu geceye de,
geçer mi deme, düşün...
mutsuzluk,
ezer geçer zamanı,
öldürür göz pınarlarını
dipsiz rüyalardan geç,
geç ki kurtul,
ruhum diren bu geceye de
Çaresizim çaresiz... ''
sabah olmuştu. odaya giren ilk güneş ışığıyla düşmanlık başladı yeni güne. yalnızlığa. gidişlere... müntehir düşünceler geceden kalmaydı, sızmıştı unutmak... ağlamak geçikmedi, yaşlar hep tetikteydi... hayat bir kısır döngüydü. uyumak ve uyanmak hangisi başlangıç? hangisi sonuçtu? hangisi hangisini takip ediyordu? kadın başladığı noktaya mı dönmüştü? yoksa umutsuzlukta ilerlemek yok muydu?
tekrar yumdu gözlerini, ağlamaksa pes etmedi. gece-gündüz gibi devretti konuşulacakları, ağlamayı hep güncel tuttu kadın. bu sefer ağlayarak kısır döngüyü selamladı...
aslında tanıdık gelen her yazgı tekrara mecburdu...
asla kendisine yakıştırmadığı ayrılıkları o gece yaşamıştı. çoğul olmuştu ayrılık, bölünüp bölünüp çoğalmıştı..
telefona davrandı bir anda, konuşulmayan sözcükleri dizeledi zihninde, bir bir hatırladı yaşananları. delil sunacak bir suçlu gibi, af kararını isteyecekti. ama olmadı. cevap vermedi telefon. ikinci kez denedi, şans diyip tebessüm etti kendi kendine. telefon çalarken dua ediyordu kadın çılgınlar gibi. ''ne olur!'' sesiyle dilekleri sıralanıyordu, hattın ucundaki aranana paralel evrenden.. kadın anladı, paralel evren de yalandı...
telefonu bıraktığı anda ağlamaya başladı kadın. umutlar, hayaller bütün birikmişlikler üzerine yutkundu. çareler akan yaşlarda birleşti çok geçmeden. öyle ağlamak ki bitmeyecek, sabah olmayacak. uyanmalar tan yerinin ağarmasıyla değil ağlamalarla bir olacak...
unutmalar bi şeye yaramazdı fakat yol gösterirdi. unutmak, hatırlamaya geçişti. köprüler yaptı kadın başka başka hatıralarda var olmak için. kapıyı çekip giden sevgilinin ardından bir daha onunla uyuyamamak, bir daha onunla uyanamamak bulut bulut oluyordu zihninde, zuhur oluyordu hatırlamaya.
engel olmak lazımdı, yanlışlara. giden doğruyu başlatan, geride ağlayansa doğruyu devam ettirmek zorunda olandı. olacaktı! kabullenmek duygusu peşi sıra gelirdi teslimiyetin ardından. bunları düşündü kadın; ağlamayı geciktiremedi.
yanaklarından süzülen her yaşta, damla damla aktı sevgili. ''kor alev'' gibi yanmak sözünü duymuştu geçenlerde bi şarkı sözünde, gülüp geçmişlerdi. metafor denilen yanılgıyı hakikate çıkardı... ''kor alev''di kadının yüreği, acı akıyordu göz pınarlarından. durmamaya yemin etmişcesine...
pencere kenarından yatağına uzandı kadın usulca, hatıraları dinlendirmek istedi. yumdu gözlerini. sıkıca yumdu, tek yaş dahi akmasın diye uğraştı. nafileydi. gideni boş vermek kadar ters tepiyordu çabalama dürtüsü.
mırıldandı kadın.
''ruhum diren bu geceye de,
geçer mi deme, düşün...
mutsuzluk,
ezer geçer zamanı,
öldürür göz pınarlarını
dipsiz rüyalardan geç,
geç ki kurtul,
ruhum diren bu geceye de
Çaresizim çaresiz... ''
sabah olmuştu. odaya giren ilk güneş ışığıyla düşmanlık başladı yeni güne. yalnızlığa. gidişlere... müntehir düşünceler geceden kalmaydı, sızmıştı unutmak... ağlamak geçikmedi, yaşlar hep tetikteydi... hayat bir kısır döngüydü. uyumak ve uyanmak hangisi başlangıç? hangisi sonuçtu? hangisi hangisini takip ediyordu? kadın başladığı noktaya mı dönmüştü? yoksa umutsuzlukta ilerlemek yok muydu?
tekrar yumdu gözlerini, ağlamaksa pes etmedi. gece-gündüz gibi devretti konuşulacakları, ağlamayı hep güncel tuttu kadın. bu sefer ağlayarak kısır döngüyü selamladı...
aslında tanıdık gelen her yazgı tekrara mecburdu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar