bugün
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü34
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- kahvaltı9
- yazarların kötü oldukları konular3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- dolma biberin kabuğunu yemeyen insan6
- insanın kendisine benzeyen kişiden hoşlanmaması6
- yedi numara3
- gocu34
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- claude'un savaş ve casuslukta kullanılması2
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu28
- yeni parti tüzüğü3
- kaka yaparken dünyayı kurtarma planı yapmak3
- kese kağıdında kalan simit susamları4
- küpe takan adama kız vermem diyen baba10
- külah dondurmayı kaşıkla yiyen erkek2
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar12
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
- terörist mecliste konuşma mı yapar2
- gocu'ya gocucuk gocucuk diyip kaçmak3
- fenerbahçe'nin kemalistlerin takımı olması3
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak3
- prenses gibi büyüyen kızlar9
- boyumun 2 cm kısalması22
- otobüste cam kenarına geçmek isteyen erkek3
- uyudun mu mesajı14
- nev12
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak2
- pilavın yanında ekmek yemek3
- çayı üfleyerek içen erkek3
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek15
- kiraz cicegi kolonyasi42
- özlemek2
- ismail kartal35
- haksız insan uzaklaşması3
- teröristbaşı bebekkatiline villa yapan akepeli3
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması11
- israil'in hizbullah yeraltı merkezini patlatması3
- öcalan için bahçeli ve konforlu bir ev yapılması3
- 0 0 715
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı24
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri14
- sözlükte kavga olacak hissi5
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- marmara depremi için ezber bozan açıklama5
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı50
- arda turan4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
10 yaş yaşlanmıştı kadın.
asla kendisine yakıştırmadığı ayrılıkları o gece yaşamıştı. çoğul olmuştu ayrılık, bölünüp bölünüp çoğalmıştı..
telefona davrandı bir anda, konuşulmayan sözcükleri dizeledi zihninde, bir bir hatırladı yaşananları. delil sunacak bir suçlu gibi, af kararını isteyecekti. ama olmadı. cevap vermedi telefon. ikinci kez denedi, şans diyip tebessüm etti kendi kendine. telefon çalarken dua ediyordu kadın çılgınlar gibi. ''ne olur!'' sesiyle dilekleri sıralanıyordu, hattın ucundaki aranana paralel evrenden.. kadın anladı, paralel evren de yalandı...
telefonu bıraktığı anda ağlamaya başladı kadın. umutlar, hayaller bütün birikmişlikler üzerine yutkundu. çareler akan yaşlarda birleşti çok geçmeden. öyle ağlamak ki bitmeyecek, sabah olmayacak. uyanmalar tan yerinin ağarmasıyla değil ağlamalarla bir olacak...
unutmalar bi şeye yaramazdı fakat yol gösterirdi. unutmak, hatırlamaya geçişti. köprüler yaptı kadın başka başka hatıralarda var olmak için. kapıyı çekip giden sevgilinin ardından bir daha onunla uyuyamamak, bir daha onunla uyanamamak bulut bulut oluyordu zihninde, zuhur oluyordu hatırlamaya.
engel olmak lazımdı, yanlışlara. giden doğruyu başlatan, geride ağlayansa doğruyu devam ettirmek zorunda olandı. olacaktı! kabullenmek duygusu peşi sıra gelirdi teslimiyetin ardından. bunları düşündü kadın; ağlamayı geciktiremedi.
yanaklarından süzülen her yaşta, damla damla aktı sevgili. ''kor alev'' gibi yanmak sözünü duymuştu geçenlerde bi şarkı sözünde, gülüp geçmişlerdi. metafor denilen yanılgıyı hakikate çıkardı... ''kor alev''di kadının yüreği, acı akıyordu göz pınarlarından. durmamaya yemin etmişcesine...
pencere kenarından yatağına uzandı kadın usulca, hatıraları dinlendirmek istedi. yumdu gözlerini. sıkıca yumdu, tek yaş dahi akmasın diye uğraştı. nafileydi. gideni boş vermek kadar ters tepiyordu çabalama dürtüsü.
mırıldandı kadın.
''ruhum diren bu geceye de,
geçer mi deme, düşün...
mutsuzluk,
ezer geçer zamanı,
öldürür göz pınarlarını
dipsiz rüyalardan geç,
geç ki kurtul,
ruhum diren bu geceye de
Çaresizim çaresiz... ''
sabah olmuştu. odaya giren ilk güneş ışığıyla düşmanlık başladı yeni güne. yalnızlığa. gidişlere... müntehir düşünceler geceden kalmaydı, sızmıştı unutmak... ağlamak geçikmedi, yaşlar hep tetikteydi... hayat bir kısır döngüydü. uyumak ve uyanmak hangisi başlangıç? hangisi sonuçtu? hangisi hangisini takip ediyordu? kadın başladığı noktaya mı dönmüştü? yoksa umutsuzlukta ilerlemek yok muydu?
tekrar yumdu gözlerini, ağlamaksa pes etmedi. gece-gündüz gibi devretti konuşulacakları, ağlamayı hep güncel tuttu kadın. bu sefer ağlayarak kısır döngüyü selamladı...
aslında tanıdık gelen her yazgı tekrara mecburdu...
asla kendisine yakıştırmadığı ayrılıkları o gece yaşamıştı. çoğul olmuştu ayrılık, bölünüp bölünüp çoğalmıştı..
telefona davrandı bir anda, konuşulmayan sözcükleri dizeledi zihninde, bir bir hatırladı yaşananları. delil sunacak bir suçlu gibi, af kararını isteyecekti. ama olmadı. cevap vermedi telefon. ikinci kez denedi, şans diyip tebessüm etti kendi kendine. telefon çalarken dua ediyordu kadın çılgınlar gibi. ''ne olur!'' sesiyle dilekleri sıralanıyordu, hattın ucundaki aranana paralel evrenden.. kadın anladı, paralel evren de yalandı...
telefonu bıraktığı anda ağlamaya başladı kadın. umutlar, hayaller bütün birikmişlikler üzerine yutkundu. çareler akan yaşlarda birleşti çok geçmeden. öyle ağlamak ki bitmeyecek, sabah olmayacak. uyanmalar tan yerinin ağarmasıyla değil ağlamalarla bir olacak...
unutmalar bi şeye yaramazdı fakat yol gösterirdi. unutmak, hatırlamaya geçişti. köprüler yaptı kadın başka başka hatıralarda var olmak için. kapıyı çekip giden sevgilinin ardından bir daha onunla uyuyamamak, bir daha onunla uyanamamak bulut bulut oluyordu zihninde, zuhur oluyordu hatırlamaya.
engel olmak lazımdı, yanlışlara. giden doğruyu başlatan, geride ağlayansa doğruyu devam ettirmek zorunda olandı. olacaktı! kabullenmek duygusu peşi sıra gelirdi teslimiyetin ardından. bunları düşündü kadın; ağlamayı geciktiremedi.
yanaklarından süzülen her yaşta, damla damla aktı sevgili. ''kor alev'' gibi yanmak sözünü duymuştu geçenlerde bi şarkı sözünde, gülüp geçmişlerdi. metafor denilen yanılgıyı hakikate çıkardı... ''kor alev''di kadının yüreği, acı akıyordu göz pınarlarından. durmamaya yemin etmişcesine...
pencere kenarından yatağına uzandı kadın usulca, hatıraları dinlendirmek istedi. yumdu gözlerini. sıkıca yumdu, tek yaş dahi akmasın diye uğraştı. nafileydi. gideni boş vermek kadar ters tepiyordu çabalama dürtüsü.
mırıldandı kadın.
''ruhum diren bu geceye de,
geçer mi deme, düşün...
mutsuzluk,
ezer geçer zamanı,
öldürür göz pınarlarını
dipsiz rüyalardan geç,
geç ki kurtul,
ruhum diren bu geceye de
Çaresizim çaresiz... ''
sabah olmuştu. odaya giren ilk güneş ışığıyla düşmanlık başladı yeni güne. yalnızlığa. gidişlere... müntehir düşünceler geceden kalmaydı, sızmıştı unutmak... ağlamak geçikmedi, yaşlar hep tetikteydi... hayat bir kısır döngüydü. uyumak ve uyanmak hangisi başlangıç? hangisi sonuçtu? hangisi hangisini takip ediyordu? kadın başladığı noktaya mı dönmüştü? yoksa umutsuzlukta ilerlemek yok muydu?
tekrar yumdu gözlerini, ağlamaksa pes etmedi. gece-gündüz gibi devretti konuşulacakları, ağlamayı hep güncel tuttu kadın. bu sefer ağlayarak kısır döngüyü selamladı...
aslında tanıdık gelen her yazgı tekrara mecburdu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar