bugün
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- habire12 adamdır9
- bad boy5
- sözlük içi şakalar3
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması10
- başak burcu8
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- usta yazarların dediğini yapın yaptığını yapmayın4
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması7
- hakkımda bilmeniz gerekenler35
- zencilere maymun denmesi3
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak5
- akrep kadını4
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- kuşadası ndaki başıboş köpek domuz kavgası4
- aylık 481 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- limonlu makarna10
- dem parti9
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- karton toplayan balkan göçmeni4
- ismet gürbüz'ün en sevdiği gazete3
- antalya da yaşamak4
- kaymak vs tereyağı6
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi2
- nickten isim tahmini yapmak25
- the merich adamdır2
- çilek reçeli vs vişne reçeli6
- ismet gürbüz nednn türkiye'ye gelemiyor3
- çocukluğa götüren şeyler3
- as maca8
- sözlüğe yazmama kararı veriyorum4
- un certain regard2
- ai değil alın teri entry4
- true vs gocu3
- çare sarıgül4
- arka sokaklar2
- gece denize girmek9
- sıfır bir gökhan abi4
- ismet gürbüz'ün en sevdiği yemek2
- radyo mars2
- eyy sjsjsjsjs sen kimsin ya4
- fazla akbili olan var mı4
- pişik kremi3
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları9
- zaman baba adamdır2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası17
- isveçlilerin üstün olduğu konular2
evet mutluluğun sırrı bu kelimede yatıyor. beklenti sürekli bir şeyler bekliyoruz çevremizden kimi bir tas çorba, kimi araba, kimi ev, kimi de ömrünü verebileceği bir sevgili...
yani sürekli bir beklentinin içerisine sokuyor yaşadığımız şu hayat. ya beklentimiz olmadan yaşayabilir miyiz?
bence mümkün, göreceksiniz hayatı hiçbir şey beklemeden yaşayın o zaman göreceksiniz mutluluk denen şeyin ne olduğunu.
ayrıca bu durumu özetleyen nazım hikmet'in yaşama dair şiirini okuyup daha da iyi anlayabiliriz.
1
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
2
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
yani sürekli bir beklentinin içerisine sokuyor yaşadığımız şu hayat. ya beklentimiz olmadan yaşayabilir miyiz?
bence mümkün, göreceksiniz hayatı hiçbir şey beklemeden yaşayın o zaman göreceksiniz mutluluk denen şeyin ne olduğunu.
ayrıca bu durumu özetleyen nazım hikmet'in yaşama dair şiirini okuyup daha da iyi anlayabiliriz.
1
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
2
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar