bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri22
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek7
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- izmirbeyfendisi5
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması11
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- kale'nin bicepsleri5
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- kale3112 de olup true da olmayan ne var3
- abur cuburu tamamen bırakmak3
- nohut köftesi6
- fon vurgunu39
- from gold from dust9
- kale3112 buraya üçlü çektir tayfaya2
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- sergen yalçın9
- boşalırken anıran erkek5
- özelden gelen saçma mesajlar12
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- kurallara neden uyduğumuz sorusu2
- acı soslu süs domuzu7
- salat namaz değildir3
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- clemence baptista16
- anın görüntüsü18
- nervio4
- kim bu erzincanlı9
- günlük tutmak2
- kolye140
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- hakkını helal etmeyen evlat3
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- mercimek makarnası5
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı7
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- devlet putu2
- günü geçmiş buz gibi süt4
- haberler3
- palmiye4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
peyami safa'nın iki bölümden oluşan ilginç bir romanıdır. okumanın,üzerine düşünmeyi ve eleştiri yapma hakkını da beraberinde getirdiğini bilerek bir kaç noktaya vurgu yapmak istiyorum. o dönemle bu dönem bir değil tabi,o da ayrı konu. Eserde bağnazlık ile tamamen maddeci bir ilim ve felsefenin birbirinden farklı olmadığı, her ikisininde eksik ve kainatı anlamada yetersiz kaldığı vurgulanmaktadır. Bu da ilim ve felsefe ile izahı mümkün olmayan bir takım mistik olaylar ile pekiştirilmek istenmiştir. Fakat eserde mistik unsur ve olaylar o kadar fazla yer bulmuştur ki bir süre sonra kendi kendini yer bir hale bürünmüştür gözümde. Halen anneannesinin dizinde dua dinleyen, bu dualarla manevi bir huzura kovuşabilen bir insanım fakat... bu kadar saniyelik mi her şey? bu kadar fazlaca ve peşpeşe mi? dilinizde tekrarlaya tekrarlaya eskittiğiniz dualarla yine aynı yerde kaldığınız hiç olmamış mıdır? be adam sen de! bu sonuçta bir roman. gerçek ve sanatı neden bu kadar uyumlulaştırma derdindesin, diyebilirsiniz. işte o vakit,evet bu bir roman diyerek, romana dair beklentilerimden bahsedebilirim size. salt bilgi üzerine kitaplar okuyan, okuduğum romanların yalnızca zaman kaybı olduğunu her fırsatta ifade eden birtakım arkadaşlarım :
-Yahu sahi bu kitaplarda ne buluyorsun? neden zaman kaybediyorsun? hem çoğu uydurmaca! dediklerinde,verdiğim cevap şu şekildedir :
-Evet, bilgi kitapları okuyorsunuz. kendinizce doğru olanı yapıyorsunuz. ama o bilgiler o kadar katı ve yığılmış bir halde ki okuduklarınızın ne kadarını gerçekten hazmedebiliyorsunuz? zihne girmedikten sonra okuma eyleminin ne önemi var ? romanlar mı? bir romanda bir yazar salt bir bilgiyi, olayların akışı içerisinde o kadar yerinde ve o kadar canlı bir şekilde ifade eder ki, bu bilgi kavranmış,hazmedilmiş ve hatta yaşanmış bir bilgi değerindedir,bir ömür davranışlarınızı şekillendirebilecek güçtedir. bu veya buna yakın cümleler işte.
Gelelim Matmazel Noraliya'nın Koltuğu'na. bilgiler,bilgiler,bilgiler. eseri,olayları,kahramanları,romanın dokusunu aşan tartışmalar,kavramlar. sanki yazar bir ömür susmuş da bütün bir derdini bir roman eşliğinde fakat bir romandan uzaklaşarak haykırmış gibidir. Hazmı o kadar zor ki. anlamadan geçilen mesele,kavram ve tartışmalara gerçekten üzülüyorum. eserde cemil meriç kanaviçe'si de yok üstelik.
esere yöneltilen genel eleştiri ikinci bölümün,birinci bölüme nispeten bir roman açısından daha başarısız olduğu yönündedir. Ben ise birinci bölümde boğulmuş,ikinci bölümü okumaktan bir kaç günlüğüne korkmuş fakat kitap bittiğinde ikinci bölümü daha sevilesi bulmuş bir okuyucuyum. zira ikinci bölümde mistik ve bilimsel unsurlar birinci bölüme nispeten daha dengeli yürütülmüştür.
şüphesiz ki peyami safa büyük bir romancıdır. ötüken'den çıkma yalnızız adlı eserinin 27. ve 56. sayfaları bende her zaman hayranlık uyandıracak ve peyami safa gerçekten büyük bir romancı dedirtecektir. ötüken demişken... Yahu üstadın bütün romanlarını basıyorsunuz ve bu kitaplar yazım yanlışlarından geçilmiyor. bir değil,üç değil,beş değil. bazı kısımlarda öyle yazım yanlışları var ki cümleyi ve manayı bir hiç ediyorsunuz. nasıl gözden geçirip,nasıl bu şekilde basabiliyorsunuz anlamış değilim !
-Yahu sahi bu kitaplarda ne buluyorsun? neden zaman kaybediyorsun? hem çoğu uydurmaca! dediklerinde,verdiğim cevap şu şekildedir :
-Evet, bilgi kitapları okuyorsunuz. kendinizce doğru olanı yapıyorsunuz. ama o bilgiler o kadar katı ve yığılmış bir halde ki okuduklarınızın ne kadarını gerçekten hazmedebiliyorsunuz? zihne girmedikten sonra okuma eyleminin ne önemi var ? romanlar mı? bir romanda bir yazar salt bir bilgiyi, olayların akışı içerisinde o kadar yerinde ve o kadar canlı bir şekilde ifade eder ki, bu bilgi kavranmış,hazmedilmiş ve hatta yaşanmış bir bilgi değerindedir,bir ömür davranışlarınızı şekillendirebilecek güçtedir. bu veya buna yakın cümleler işte.
Gelelim Matmazel Noraliya'nın Koltuğu'na. bilgiler,bilgiler,bilgiler. eseri,olayları,kahramanları,romanın dokusunu aşan tartışmalar,kavramlar. sanki yazar bir ömür susmuş da bütün bir derdini bir roman eşliğinde fakat bir romandan uzaklaşarak haykırmış gibidir. Hazmı o kadar zor ki. anlamadan geçilen mesele,kavram ve tartışmalara gerçekten üzülüyorum. eserde cemil meriç kanaviçe'si de yok üstelik.
esere yöneltilen genel eleştiri ikinci bölümün,birinci bölüme nispeten bir roman açısından daha başarısız olduğu yönündedir. Ben ise birinci bölümde boğulmuş,ikinci bölümü okumaktan bir kaç günlüğüne korkmuş fakat kitap bittiğinde ikinci bölümü daha sevilesi bulmuş bir okuyucuyum. zira ikinci bölümde mistik ve bilimsel unsurlar birinci bölüme nispeten daha dengeli yürütülmüştür.
şüphesiz ki peyami safa büyük bir romancıdır. ötüken'den çıkma yalnızız adlı eserinin 27. ve 56. sayfaları bende her zaman hayranlık uyandıracak ve peyami safa gerçekten büyük bir romancı dedirtecektir. ötüken demişken... Yahu üstadın bütün romanlarını basıyorsunuz ve bu kitaplar yazım yanlışlarından geçilmiyor. bir değil,üç değil,beş değil. bazı kısımlarda öyle yazım yanlışları var ki cümleyi ve manayı bir hiç ediyorsunuz. nasıl gözden geçirip,nasıl bu şekilde basabiliyorsunuz anlamış değilim !
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar