bugün
- smallville'deki konuk oyuncular6
- erdal beşikçioğlu13
- taşaklardan birinin kayıp olması9
- arıların biraz mallaşmış olması3
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek7
- galatasaray10
- iş hayatı4
- ali vefa10
- bacanak2
- yazıp yazıp silmek2
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri3
- isana2
- en tehlikeli insan tipleri3
- bir şeyler söyle5
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- doruklara sevdalanmak2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- dönmek istenilen yıl2
- en boktan on yıl7
- çaya şeker atan erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- yunanistan29
- kalem4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- hırvatistan14
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- mutsuz olmak3
- yıkık yazarlar4
- gocu bak bi5
- latte içen erkek4
- ona bir şey söyle13
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- ayrılık8
büyüsünü çözemediğim mekan.
''bir şey almak istemiyorum sadece bakınıp, köfte yer dönerim'' diyorum fakat her seferinde gidip en az 50 lira bayılıyorum. sonra eve gelip poşetleri boşaltınca ''lan hiç bir şey almamışım, nereye gitti param?'' diyorum. resmen 35 metrekare odaya tıkış tıkış doldurduğu eşyalarla aklımı başımdan alıyor ay ne güzeeeaaaalll ayağına kenarda duran ıvır zıvır bok püsüre verdiğim saçma paralara göz yumduruyor. kınıyorum arkadaş! ayıptır bu kadar çaktırmadan adamın cebinden parası çekilmez ki!
zaten tüm mağazayı dolaştırmadan çıkış kapısı yüzünü göstermeyen yerleşimiyle 'adamlar işini biliyor' dedirtiyorlardı birde magaza içinde restaurant bulundurma fikri ile acıkmış ve ayaklarına kara sular inmiş zavallı insanları köfteyle cezbetmek... çok zeki ve adice. uzun süredir pakette dondurulmuş isveç köftesi ve sosunu da satıyorlardı. bir de market tarzı ufak bir yer daha kurmuşlar, isveç ürünleri satılan. bu ne karaktersizlik arkadaş? ''para kazanalım da ne satarsak satalım.'' bir arada kıyafet işine girin bari, aklınız kalır mazallah.
bugün bir tarafıma kaçan alışveriş maliyetinin nefretini yeterince kustuğuma göre gelelim iyi yönlerine.*
estetik zevkten yoksun, klasiğin dışına çıkamamış, tabloyu bile fazlalık olarak gören toplumun dekorasyon denilen naneden haberdar olmasını sağlamıştır bu itin götüne sokulası magaza. öyle ki ucuz kahvaltısıyla köftesiyle çeker insanları fakat yemeğini yiyip kalkmaz tabi insanlar. bu yemek işi diğer ülkelerde de bu kadar ön planda mıdır bilmem ama türkleri çekmek için gerçekten harika bir yöntem. düne kadar bir çok insanın evi birbirinin aynı karaktersiz dümdüz istikbal evleriydi. bu mağazayla öğrendiler bir odayı baştan aşağı aynı renkler ile döşemenin iğrenç olduğunu. vizyon sahibi oldu bir çok insan.
evet fiyatları ortalamanın biraz üstündedir. ha sağlam olsa, masa sandalye gibi küçük işlerde degilde, televizyon ünitesi gardırop gibi büyük işlerde ücretsiz eleman gönderseler, amenna. fazla fazla ödersin de koymaz. fakat bir kitaplık aldım geçen, yanlışıkla kolun değmesin arkadaş, azer bülbül gibi sallanıyor.
en iyisi model beğenip, çizip-fotografını çekip, götürüp tanıdığınız bir ustaya 10 kat kalitelisini çok daha ucuza yaptırmak. abajuruydu rafıydı boku püsürüydü bunlar alınır anca ikeadan.
''bir şey almak istemiyorum sadece bakınıp, köfte yer dönerim'' diyorum fakat her seferinde gidip en az 50 lira bayılıyorum. sonra eve gelip poşetleri boşaltınca ''lan hiç bir şey almamışım, nereye gitti param?'' diyorum. resmen 35 metrekare odaya tıkış tıkış doldurduğu eşyalarla aklımı başımdan alıyor ay ne güzeeeaaaalll ayağına kenarda duran ıvır zıvır bok püsüre verdiğim saçma paralara göz yumduruyor. kınıyorum arkadaş! ayıptır bu kadar çaktırmadan adamın cebinden parası çekilmez ki!
zaten tüm mağazayı dolaştırmadan çıkış kapısı yüzünü göstermeyen yerleşimiyle 'adamlar işini biliyor' dedirtiyorlardı birde magaza içinde restaurant bulundurma fikri ile acıkmış ve ayaklarına kara sular inmiş zavallı insanları köfteyle cezbetmek... çok zeki ve adice. uzun süredir pakette dondurulmuş isveç köftesi ve sosunu da satıyorlardı. bir de market tarzı ufak bir yer daha kurmuşlar, isveç ürünleri satılan. bu ne karaktersizlik arkadaş? ''para kazanalım da ne satarsak satalım.'' bir arada kıyafet işine girin bari, aklınız kalır mazallah.
bugün bir tarafıma kaçan alışveriş maliyetinin nefretini yeterince kustuğuma göre gelelim iyi yönlerine.*
estetik zevkten yoksun, klasiğin dışına çıkamamış, tabloyu bile fazlalık olarak gören toplumun dekorasyon denilen naneden haberdar olmasını sağlamıştır bu itin götüne sokulası magaza. öyle ki ucuz kahvaltısıyla köftesiyle çeker insanları fakat yemeğini yiyip kalkmaz tabi insanlar. bu yemek işi diğer ülkelerde de bu kadar ön planda mıdır bilmem ama türkleri çekmek için gerçekten harika bir yöntem. düne kadar bir çok insanın evi birbirinin aynı karaktersiz dümdüz istikbal evleriydi. bu mağazayla öğrendiler bir odayı baştan aşağı aynı renkler ile döşemenin iğrenç olduğunu. vizyon sahibi oldu bir çok insan.
evet fiyatları ortalamanın biraz üstündedir. ha sağlam olsa, masa sandalye gibi küçük işlerde degilde, televizyon ünitesi gardırop gibi büyük işlerde ücretsiz eleman gönderseler, amenna. fazla fazla ödersin de koymaz. fakat bir kitaplık aldım geçen, yanlışıkla kolun değmesin arkadaş, azer bülbül gibi sallanıyor.
en iyisi model beğenip, çizip-fotografını çekip, götürüp tanıdığınız bir ustaya 10 kat kalitelisini çok daha ucuza yaptırmak. abajuruydu rafıydı boku püsürüydü bunlar alınır anca ikeadan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar