bugün
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı27
- her şeye sahip insan mutsuzluğu7
- ismet gürbüz8
- herkese pas veren kız barselonada oynasın5
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- beyazconverse nickli yazar erkek mi4
- halife olacağım7
- evliliğin anlamı11
- her şeyden anlayan adam edası4
- windows 983
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi8
- kürtsüz türkiye10
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- hilafet gelsin mi6
- anın görüntüsü33
- alexander sörloth3
- ülkücülerin gerçek yüzleri6
- fenerbahçe15
- nervio hamferdi8
- ülkücülük vs atsızcılık vs atatürkçülük7
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- buddy dude2
- ergenlikte sivilce problemi yaşamamış insan2
- sophie dee'nin memeleri3
- kelly divine ın götü2
- uludağ sözlük yapay zeka moderatörü6
- dünyanın en güzel evi4
- güne bir şarkı bırak2
- hakkı yenen türkler de dağa çıksın6
- sanayi devrimi bitene kadar uyuyoruz arkadaşlar4
- beyazconverse birader2
- gökten çikolata yağması4
- bir şeyler söyle6
- haşlanmış kurbağa sendromu3
- kadir mısıroğlu vs abdullah öcalan5
- gece vakti yolda karşılaşılan sümüklü sapık3
- atsız milliyetçiliği vs atatürk milliyetçiliği4
- başarılı olmuş tek akımın ümmetçilik olması3
- amerikan kuklası halife2
- genç atatürkçüler partisi3
- türk vatandaşı yerine eşit yurttaşlık yeni parti4
- fesli alagavatın gençliği2
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı18
- ayak fetişistlerini onurlu yaşama davet2
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- fenerbahçe nin en iyi kadrosu3
- gecekonduda otururken dünyanın en zengini oluverme2
- çok sıkıcı adamlarsınız lan2
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı4
- suçluları topluma kazandırmalıyız insanı3
bu kadar boş konuşan adamın arasında başbakana en sağlam ayarı vermiş kişi.
derdi birine ayar vermek de değil gerçi... herkes için söylemiş söyleyeceğini.
başbakana, hakime ve pek çok kişiye "kof kabadayılık" savunması:
sayın yargıç, beni buraya, hapse atılmamı isteyerek gönderen adam, bu ülkeye çok yararlı hizmetleri olmuş, değerli bir adamdır.
kendisi de sıkıntı çekmiş, yargılanmış, hapis yatmış biridir.
benim hapsedilmemi isteyen adam, bu ülkenin başbakanıdır.
çeşitli acılar, zulümler, düşmanlıklar, yenilgiler görmüş, hepsinin altından kalkabilmiş bir adamdır.
ne yazık ki yenilgiler karşısında güçlü duran nice insan, zaferlerin ağırlığını taşıyamamış, sarsılmış, yolunu şaşırmış ve kendi galibiyetiyle yaralanmıştır.
benim hapsedilmemi isteyen bir zamanların mahkumu, şimdinin başbakanı da kendi galibiyetinin yaralarını taşıyor bugün.
bir zamanlar şiir okuduğu için sistemin efendileri tarafından hapsedilmiş bir kurbanın, kendisi iktidara geldiğinde yazarların hapsedilmesini isteyen birine dönüşmesi, o adamın geçtiği yollarda yaşadığı yenilgilerden değil, zaferlerden dolayı yolunu şaşırdığını gösterir.
bugün bu gerçek, bu davanın kendisinden de, benim hapsedilmemden de daha büyük bir önem taşıyor, çünkü bu başbakan yeni bir zafer kazanmaya hazırlanıyor.
taşımakta zorlanacağı yeni bir zaferi daha olacak.
ben, bunun bedelini, başta kendisi olmak üzere bütün ülkenin ödemesinden çekindiğim için kendisini uyarmak istedim.
bugün benim burada yazdığım bir yazıdan dolayı sanık sandalyesinde oturmama yol açan mesele, başbakanın bir heykel hakkındaki haksız, yersiz, haddini fevkalade aşan bir hüküm vermesiyle başladı.
karstaki bir heykele ucube diyerek yıkılmasını istedi.
kendisi hakkında yazılmış bir yazı karşısında gösterdiği tepki, o yazıyı yazanın hapsedilmesini istemek olacak kadar kendisini önemseyen biri, bir başkasının eseri hakkında bu kadar rahatça aşağılayıcı sözcükler kullanabiliyorsa ve bunu doğal buluyorsa, o adam kendisini kutsallaştırmaya, başkalarını ise saygıyı hak etmeyen insanlar olarak görmeye başlamış demektir.
ölçüleri böylesine şaşmış biri başbakansa, bu ölçü şaşırması herkes için bir sorun anlamına gelir.
ülkemiz çirkin heykellerle, çirkin binalarla dolu, şehir meydanlarında fevkalade kötü yapılmış atatürk heykelleri, her yanda inançlı insanların da yakınmasına neden olan estetik yoksunu camiler var.
başbakan, çirkin bulduğu herhangi bir atatürk heykeline ya da camiye ucube diyebilir mi, onları yıktırtabilir mi, cesareti buna yeter mi? onlara dokunamayan birinin sahipsiz bir heykeltıraşın heykelini aşağılayarak yıktırtması nasıl tarif edilebilir? i̇çi boş gösterişçi bir yiğitlik, kof bir kabadayılıktır bu, kolay bir hedef seçip onun üzerinden çıkar sağlamaktır.
ayıplanması, kınanması, eleştirilmesi gereken bir davranıştır.
bir başbakan beğenmedim diyerek bir heykeli nasıl yıktırır? hangi hakla yıktırır? allah muhafaza bu başbakan roman okumaya başlarsa ne olacak, bir düşünün.
başbakan beğenmediği için madam bovaryi, kocasını aldatan bir kadını anlattığı için anna kareninayı meydanlarda mı yakacağız? sokaklarda henüz kitap yakmamayı, başbakanın roman okumamasına mı borçlu olacağız? başbakan kendini her türlü eser hakkında hüküm verecek kadar yetkin ve beğenmediği her şeyi yok ettirecek kadar güçlü görüyorsa, türkiyede bütün sanat eserlerinin kaderi başbakanın iki dudağı arasına mı sıkışacak? buna itiraz etmeyecek miyiz? buna isyan etmeyecek miyiz? boyun mu eğeceğiz böyle bir hoyratlığa? kendini tek merci olarak gören biri mi belirleyecek bütün sanatçıların ve eserlerinin kaderini? ben bunu kabul etmem.
bunu kabul edeceksin, sineye çekeceksin, buna öfkelenmeyeceksin, karşı çıkmayacaksın diyerek beni hapisle tehdit eden başbakanla savcı, korkutmak için kendilerine başkasını bulsunlar.
onların gücü yetmez beni korkutmaya.
ben bu ülkede kimsenin kaderi, bir insanın iki dudağı arasına sıkışmasın istiyorum, ben bu ülkede herkesin özgür olmasını, fikirlerini söylemesini, ibadetini yapabilmesini, eserlerini yaratabilmesini, dilini konuşabilmesini, istediği gibi giyinip, istediği gibi fikirlerini söyleyebilmesini savunuyorum.
başbakan neyi savunuyor? bir heykeli tek emirle yıktırabilen biri neyi savunabilir? heykeli yıktırılan heykeltıraşı kim savunacak bu ülkede, kim ona sahip çıkacak, kim adalet isteyecek, kim güçsüz birinin gadre uğramasına engel olacak? bir zamanlar bu soruların cevabı olarak bu ülkede çok insan bu başbakanın adını söylüyordu, bugün bunu söylemek çok zor.
referandumu öylesine büyük bir zafer kazandı ki başbakan, omuzları o zaferin ağırlığını taşımaya yetmedi.
aradan daha altı ay geçmeden heykelleri yıktırtmaya başladı.
eskiden durduğu yerden öylesine savruldu ki bu insan, bütün dindarlığına, bütün inancına, yaptığı bütün dini vurgulara rağmen bugün hazreti muhammedin bir hadisi söylendiğinde bunu hakaret olarak kabul ediyor.
bir hadisten gocunan dindar müslüman, ne o hadisten, ne o hadisi söyleyenden kuşku duymalı.
o insanın kuşku duyacağı tek varlık, kendisidir.
başbakan bunu bile fark edemiyor artık.
o dindar başbakanın hakkımda yazdırdığı iddianamede, aleyhime delil olarak peygamberin bir sözünü söylemem gösteriliyor.
kendi zaferiyle yaralanmak budur işte.
gücünü öyle yanlış kullanırsın ki sonunda peygamberinin sözü sana hakaret gibi gözükmeye başlar.
peygamberinin sözünden korkan, peygamberinin sözünden gocunan dindar biri, bir ülkeyi yönetmekten ziyade trajik bir romana başkahraman olmaya daha uygundur.
acıklıdır durumu çünkü ve bu acıklılık, güçle, iktidarla birleştiğinde ortaya çok tehlikeli biri çıkar.
ben, bu ülkenin tarihi liderlerinden biri olabilecek bir insanı, kendi varlığını, düşüncelerini, inançlarını yok sayan bir zafer yorgunu olmaktan kurtarabilmek, kişisel bir trajedinin ülkenin bütününe yayılmasını engelleyecek bir uyarıda bulunabilmek için yazdım o yazıları.
hakaret etmedim.
başbakanın bana karşı kullanmaya kalktığı hırpalıyıcı dili, yazdıklarımı daha iyi kavrayabilsin diye ona karşı kullandım.
ama tarihi bir lider olmakla bir trajedi kahramanı olmak arasında sallanan bu başbakan, her şeyin sadece kendisine mübah olduğunu sandığından, bunun hakaret olarak görülüp cezalandırılmasını istedi.
sayın yargıç, vereceğiniz karar benimle ilgili olmayacak.
siz bu ülkenin hukukunun, keyfi davranışlara, gücün hoyratça kullanılmasına, güçsüzlerin ezilmesine cevaz verip vermediğine karar vereceksiniz.
beni mahkum ederseniz, başbakan daha çok heykel yıktırır.
mahkum etmezseniz belki hata yaptığını fark eder.
bunu fark ederse, hem bu ülke, hem de kendisi kazanır.
ben, kendi zaferlerinin ağırlığıyla yolunu şaşırmış bu başbakana yardım etmenizi isterim.
kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25221836/
derdi birine ayar vermek de değil gerçi... herkes için söylemiş söyleyeceğini.
başbakana, hakime ve pek çok kişiye "kof kabadayılık" savunması:
sayın yargıç, beni buraya, hapse atılmamı isteyerek gönderen adam, bu ülkeye çok yararlı hizmetleri olmuş, değerli bir adamdır.
kendisi de sıkıntı çekmiş, yargılanmış, hapis yatmış biridir.
benim hapsedilmemi isteyen adam, bu ülkenin başbakanıdır.
çeşitli acılar, zulümler, düşmanlıklar, yenilgiler görmüş, hepsinin altından kalkabilmiş bir adamdır.
ne yazık ki yenilgiler karşısında güçlü duran nice insan, zaferlerin ağırlığını taşıyamamış, sarsılmış, yolunu şaşırmış ve kendi galibiyetiyle yaralanmıştır.
benim hapsedilmemi isteyen bir zamanların mahkumu, şimdinin başbakanı da kendi galibiyetinin yaralarını taşıyor bugün.
bir zamanlar şiir okuduğu için sistemin efendileri tarafından hapsedilmiş bir kurbanın, kendisi iktidara geldiğinde yazarların hapsedilmesini isteyen birine dönüşmesi, o adamın geçtiği yollarda yaşadığı yenilgilerden değil, zaferlerden dolayı yolunu şaşırdığını gösterir.
bugün bu gerçek, bu davanın kendisinden de, benim hapsedilmemden de daha büyük bir önem taşıyor, çünkü bu başbakan yeni bir zafer kazanmaya hazırlanıyor.
taşımakta zorlanacağı yeni bir zaferi daha olacak.
ben, bunun bedelini, başta kendisi olmak üzere bütün ülkenin ödemesinden çekindiğim için kendisini uyarmak istedim.
bugün benim burada yazdığım bir yazıdan dolayı sanık sandalyesinde oturmama yol açan mesele, başbakanın bir heykel hakkındaki haksız, yersiz, haddini fevkalade aşan bir hüküm vermesiyle başladı.
karstaki bir heykele ucube diyerek yıkılmasını istedi.
kendisi hakkında yazılmış bir yazı karşısında gösterdiği tepki, o yazıyı yazanın hapsedilmesini istemek olacak kadar kendisini önemseyen biri, bir başkasının eseri hakkında bu kadar rahatça aşağılayıcı sözcükler kullanabiliyorsa ve bunu doğal buluyorsa, o adam kendisini kutsallaştırmaya, başkalarını ise saygıyı hak etmeyen insanlar olarak görmeye başlamış demektir.
ölçüleri böylesine şaşmış biri başbakansa, bu ölçü şaşırması herkes için bir sorun anlamına gelir.
ülkemiz çirkin heykellerle, çirkin binalarla dolu, şehir meydanlarında fevkalade kötü yapılmış atatürk heykelleri, her yanda inançlı insanların da yakınmasına neden olan estetik yoksunu camiler var.
başbakan, çirkin bulduğu herhangi bir atatürk heykeline ya da camiye ucube diyebilir mi, onları yıktırtabilir mi, cesareti buna yeter mi? onlara dokunamayan birinin sahipsiz bir heykeltıraşın heykelini aşağılayarak yıktırtması nasıl tarif edilebilir? i̇çi boş gösterişçi bir yiğitlik, kof bir kabadayılıktır bu, kolay bir hedef seçip onun üzerinden çıkar sağlamaktır.
ayıplanması, kınanması, eleştirilmesi gereken bir davranıştır.
bir başbakan beğenmedim diyerek bir heykeli nasıl yıktırır? hangi hakla yıktırır? allah muhafaza bu başbakan roman okumaya başlarsa ne olacak, bir düşünün.
başbakan beğenmediği için madam bovaryi, kocasını aldatan bir kadını anlattığı için anna kareninayı meydanlarda mı yakacağız? sokaklarda henüz kitap yakmamayı, başbakanın roman okumamasına mı borçlu olacağız? başbakan kendini her türlü eser hakkında hüküm verecek kadar yetkin ve beğenmediği her şeyi yok ettirecek kadar güçlü görüyorsa, türkiyede bütün sanat eserlerinin kaderi başbakanın iki dudağı arasına mı sıkışacak? buna itiraz etmeyecek miyiz? buna isyan etmeyecek miyiz? boyun mu eğeceğiz böyle bir hoyratlığa? kendini tek merci olarak gören biri mi belirleyecek bütün sanatçıların ve eserlerinin kaderini? ben bunu kabul etmem.
bunu kabul edeceksin, sineye çekeceksin, buna öfkelenmeyeceksin, karşı çıkmayacaksın diyerek beni hapisle tehdit eden başbakanla savcı, korkutmak için kendilerine başkasını bulsunlar.
onların gücü yetmez beni korkutmaya.
ben bu ülkede kimsenin kaderi, bir insanın iki dudağı arasına sıkışmasın istiyorum, ben bu ülkede herkesin özgür olmasını, fikirlerini söylemesini, ibadetini yapabilmesini, eserlerini yaratabilmesini, dilini konuşabilmesini, istediği gibi giyinip, istediği gibi fikirlerini söyleyebilmesini savunuyorum.
başbakan neyi savunuyor? bir heykeli tek emirle yıktırabilen biri neyi savunabilir? heykeli yıktırılan heykeltıraşı kim savunacak bu ülkede, kim ona sahip çıkacak, kim adalet isteyecek, kim güçsüz birinin gadre uğramasına engel olacak? bir zamanlar bu soruların cevabı olarak bu ülkede çok insan bu başbakanın adını söylüyordu, bugün bunu söylemek çok zor.
referandumu öylesine büyük bir zafer kazandı ki başbakan, omuzları o zaferin ağırlığını taşımaya yetmedi.
aradan daha altı ay geçmeden heykelleri yıktırtmaya başladı.
eskiden durduğu yerden öylesine savruldu ki bu insan, bütün dindarlığına, bütün inancına, yaptığı bütün dini vurgulara rağmen bugün hazreti muhammedin bir hadisi söylendiğinde bunu hakaret olarak kabul ediyor.
bir hadisten gocunan dindar müslüman, ne o hadisten, ne o hadisi söyleyenden kuşku duymalı.
o insanın kuşku duyacağı tek varlık, kendisidir.
başbakan bunu bile fark edemiyor artık.
o dindar başbakanın hakkımda yazdırdığı iddianamede, aleyhime delil olarak peygamberin bir sözünü söylemem gösteriliyor.
kendi zaferiyle yaralanmak budur işte.
gücünü öyle yanlış kullanırsın ki sonunda peygamberinin sözü sana hakaret gibi gözükmeye başlar.
peygamberinin sözünden korkan, peygamberinin sözünden gocunan dindar biri, bir ülkeyi yönetmekten ziyade trajik bir romana başkahraman olmaya daha uygundur.
acıklıdır durumu çünkü ve bu acıklılık, güçle, iktidarla birleştiğinde ortaya çok tehlikeli biri çıkar.
ben, bu ülkenin tarihi liderlerinden biri olabilecek bir insanı, kendi varlığını, düşüncelerini, inançlarını yok sayan bir zafer yorgunu olmaktan kurtarabilmek, kişisel bir trajedinin ülkenin bütününe yayılmasını engelleyecek bir uyarıda bulunabilmek için yazdım o yazıları.
hakaret etmedim.
başbakanın bana karşı kullanmaya kalktığı hırpalıyıcı dili, yazdıklarımı daha iyi kavrayabilsin diye ona karşı kullandım.
ama tarihi bir lider olmakla bir trajedi kahramanı olmak arasında sallanan bu başbakan, her şeyin sadece kendisine mübah olduğunu sandığından, bunun hakaret olarak görülüp cezalandırılmasını istedi.
sayın yargıç, vereceğiniz karar benimle ilgili olmayacak.
siz bu ülkenin hukukunun, keyfi davranışlara, gücün hoyratça kullanılmasına, güçsüzlerin ezilmesine cevaz verip vermediğine karar vereceksiniz.
beni mahkum ederseniz, başbakan daha çok heykel yıktırır.
mahkum etmezseniz belki hata yaptığını fark eder.
bunu fark ederse, hem bu ülke, hem de kendisi kazanır.
ben, kendi zaferlerinin ağırlığıyla yolunu şaşırmış bu başbakana yardım etmenizi isterim.
kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25221836/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar