bugün

alen markaryan

bulup da vermeyenin…

kanser denen illetin çaresini bulup da vermeyenin diye başlayan bir sürü cümle kurarım

sonu nasıl biter cümlenin siz karar verin

basketbol maçlarında bir taraftar görürsünüz

saçı kır

sakalı beyaz

şişman mı şişman

adaşımdır
benim, tanıdığım insanlar içinde kanseri alt eden tek vatandaştır

bilirim ki mümkündür

erken tanı

i̇yi tedavi

bol moral

ve biraz da şans

lakin herkesin yüzüne gülmez bu illet

piranha gibi kemirir yer bitirir

onlarca arkadaşım yitip gitti gözümün önünde

i̇ki de teyzem

bir hilmi

bir kritik (müfit)

hastanede ziyaretine gittiğim onlarca çocuk

hepsi de yitip gitti

ve daha şimdi bu yazıyı yazarken bir kardeşimin ağzından babasının ölüm haberi geldi

o da yenilmişti kansere

rivayet odur ki

amerika bilmiştir hal çaresini

milyonlarca dolarlık kemoterapi makinelerini düşündükçe de omuz silkermiş olmaz diye

lanet olsun böyle düzene diye isyan ederken

bulup da vermeyenin diye yine söze başlarım

halen bu hastalıkla mücadele eden onlarca arkadaşım var

hepside şen çocuklar

ne kadar beşiktaşlılar bir bilseniz

dayanamaz bu yürek diye düşünürüm

kime ağlayacağımı şaşırırım

dün daha dün

bir kardeşimi hastaneye yerleştirmeye çalışırken

hilmi’yi toprağa verdi arkadaşlarım

gidemedim o yüzden

lakin daha yeni o bana gelmişti

sanki vedalaşmaya çalışıyordu

bir kadeh şarap içti ve gitti

kanserojen

radyasyon

hormonlu gıda

çernobil derken

hayatı yaşanmaz kılan bu sevgisizlik ve ihtiras

bizi kanser eden bu tutarsızlık

ve bunun ilacını bulduğuna inandığım amerika

bulup da vermeyenin…

alen markaryan
© copyright 2005 - 2026