bugün
- sözlüğün en harbi kızı8
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- yazarların favori giyim markası13
- sözlüğün en harbi erkeği7
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim9
- velvet60
- israile atom bombası atmak8
- spor ayakkabı6
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- ölmedeyiz uludağ sözlük4
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- mutlu ama uzak olsun12
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar8
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- gece sokaklarda dolaşıp insanlarla sohbet etmek2
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- hayattaki en değerli şeyler8
- friedrich hegel la bi cay icek14
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır2
- 2026 ekonomik krizi17
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz3
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- istanbulda sonbahar2
- şeytanın ruhunu satın alınmaya değer bulmaması2
- insan olmaya ceyrek kala15
- hangi ülkelerden ne alınabilir3
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- migros'a sorulacak tek soru23
- binanın çatısına cami hoparlörü koymak3
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- geceye bir fotoğraf bırak2
- gece vakti yolda karşılaşılan sümüklü sapık4
- crush3
- gecenin metal şarkısı2
- sevişirken ölmek2
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum4
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- mohamed salah ghaly4
- evde soğuk kahve yapımı7
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- asosyal yazar2
- alparslan kuytul15
- bilinçaltı algılama6
- eylül ayı2
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- kadınları aşağılamanın moda olması7
starbucks'a ilk girildiğinde yaşanılanlardır.
azizim 4 yıldır öğretim hayatımı istanbul'da sürdürmeme karşın şu starbucks'ın kapısından bi kere giripte bekaretini bozmuşluğum yoktu bugüne kadar. çok büyük eksiklik değil mi bu? şimdi hepiniz 'amına goduumun eziği ulan 4 senede 1 saat uğranmaz mı zıtar baksa' diyosunuz farkındayım. ama 7 lirayı bi türlü biraraya getiremedim napim amonakim. yok lan sebep parasızlık falan da değil. madoda, özsütte de o fiyat oralarda takılıyorum ama starbucks hep bi kenarda kaldı benim için, kısmet olmadı deyim size. aslında sözlükte, arkadaşlar arasında adı sıkça zikredilmesine, hangi ünlü caddede yürüsem karşıma çıkmasına karşın starbucks denilen yer çokta sikimde olmamıştı, merak etmemiştim. ek olarak kahveyi de pek sevmemem etkili olmuş olabilir tabi. bugünse hasbel kader kuzenimin mecidiyeköye beni çağırması ve buluşma yeri olarak starbucks'ı söylemesi sebebiyle bu kutsal mekana ayak basma fırsatı buldum sayın sözlükçüler.
öncesinde starbucks'a gidiyoruz giyime saça başa dikkat edelim hesaabı saç baş düzeltmece, elbise ütülemece, traş olmaca, parfüm sıkınmaca derken kuzenin sülale bireylerimi tek tek sayarak küfretme sürecinin 6. turunda buluşma yerine gidebildim. kuzene 'ilk kez olacak' dedim, şaşırdı. 'ne diyosun olm daha önce hiç yapmadın mı?' dedi, bende 'hem de hiç' dedim. dedi 'neyse olm kafayı sok sonra hızlıca gir' dedim 'olm benim işim çabuk biter bak, çok iyiyse bi anda hüpletirim'. dedi 'buranın kahvesi çok güzel oluyo kuzen tadına vara vara içmeye çalış' (bi dakka siz ne sandınız? zürafa yokuşu tırmanmıyoruz aq starbucks la orası).
efenim içeri girmemizle beraber starbucksın self servis olduğunu öğrenmem bir oldu. aq bi kahveye 7 lira almayı biliyolar, masalarla ilgilenecek 2 garsonun cingenliğini yapıyolar. ulan iki işsize istihdam olur en azından. çalıştır 2 eleman 7 lirayı veriyoz zaten 8 i de verelim aq (vay aq gönlümün zenginliğine bak, starbucksın sahibine tur bindirdi). neyse efenim paramızla rezil olcaz ya bide bi coffe mocca almak için dünyanın sırasına girdik (aq para mevzusuna çok mu taktım hesabı da kuzene kitlediydim halbuki). ulan sırada beklerken bi baktım arka tarafa techizatın bizim kantinci ilhami abininkinden bi fazlası yok. yani ilhami abiden aldığın kahvenin aynısını adam yapıyo, bunu markalaştırıyo sonrada dünyayı domaltıyo. hay kapitalizm senin ananı skim.
neyse efenim aldık kahveleri geçtik dışarda masa kovalamaca etabına girdik. omuz omuza mücadeleleri aşıp kırmızı kartlık hareketlere başvuruyoduk ki, garson iki tarafa da sarı kartını gösterip sertçe uyardı. daha sonra götümüzü koyacak yer bulduk bulmasına da ortam beni bozdu. çünkü en son çay içmeye gittiğim yer sait abinin güngörendeki çay ocağıydı. aq bi gittik hepsi elit olcam diye kişilik kaybına uğramış keko sürüsü. bize özel karşılama hazırlamışlar. ulan ne kasıyosunuz ki kendinizi bu kadar? karılar desen hepsi kendini paris hilton zannediyo. aloooo ulan bizde 7 liraya aldık önünde duran bardaktakini, bu 1000 dolar vermiş havaları nedir anlamadım.
evet caanım yiğitler, güzel prensesler bugün birkez daha anladım ki bu markalar çaktırmadan alttan, üstten, sağdan, soldan ebemizi sikiyor. maliyeti 1-2 lira olan birşeye 7-8 lira vererek kendimizi lord gibi hissetmemizi sağlıyolar. sadece starbucksı kastetmiyorum buna mc donalds, levis, apple(aq 2 mp kameralı telefon üretip 1.5 milyara satıyor,alan adam kendini bi bok sanıyor) ve nice buna benzer marka aynı şeyi yapıyor. ama dönüş yok artık saplandık kapitalizm çukuruna insanlığımızı unuttuk galiba. inşallah yakında süper tuvalet diye bi marka çıkıp '10 liraya şıçın dünyanın efendisi olun' demez. bizde bu kafa varken gider lordlar gibi sıçarız.
azizim 4 yıldır öğretim hayatımı istanbul'da sürdürmeme karşın şu starbucks'ın kapısından bi kere giripte bekaretini bozmuşluğum yoktu bugüne kadar. çok büyük eksiklik değil mi bu? şimdi hepiniz 'amına goduumun eziği ulan 4 senede 1 saat uğranmaz mı zıtar baksa' diyosunuz farkındayım. ama 7 lirayı bi türlü biraraya getiremedim napim amonakim. yok lan sebep parasızlık falan da değil. madoda, özsütte de o fiyat oralarda takılıyorum ama starbucks hep bi kenarda kaldı benim için, kısmet olmadı deyim size. aslında sözlükte, arkadaşlar arasında adı sıkça zikredilmesine, hangi ünlü caddede yürüsem karşıma çıkmasına karşın starbucks denilen yer çokta sikimde olmamıştı, merak etmemiştim. ek olarak kahveyi de pek sevmemem etkili olmuş olabilir tabi. bugünse hasbel kader kuzenimin mecidiyeköye beni çağırması ve buluşma yeri olarak starbucks'ı söylemesi sebebiyle bu kutsal mekana ayak basma fırsatı buldum sayın sözlükçüler.
öncesinde starbucks'a gidiyoruz giyime saça başa dikkat edelim hesaabı saç baş düzeltmece, elbise ütülemece, traş olmaca, parfüm sıkınmaca derken kuzenin sülale bireylerimi tek tek sayarak küfretme sürecinin 6. turunda buluşma yerine gidebildim. kuzene 'ilk kez olacak' dedim, şaşırdı. 'ne diyosun olm daha önce hiç yapmadın mı?' dedi, bende 'hem de hiç' dedim. dedi 'neyse olm kafayı sok sonra hızlıca gir' dedim 'olm benim işim çabuk biter bak, çok iyiyse bi anda hüpletirim'. dedi 'buranın kahvesi çok güzel oluyo kuzen tadına vara vara içmeye çalış' (bi dakka siz ne sandınız? zürafa yokuşu tırmanmıyoruz aq starbucks la orası).
efenim içeri girmemizle beraber starbucksın self servis olduğunu öğrenmem bir oldu. aq bi kahveye 7 lira almayı biliyolar, masalarla ilgilenecek 2 garsonun cingenliğini yapıyolar. ulan iki işsize istihdam olur en azından. çalıştır 2 eleman 7 lirayı veriyoz zaten 8 i de verelim aq (vay aq gönlümün zenginliğine bak, starbucksın sahibine tur bindirdi). neyse efenim paramızla rezil olcaz ya bide bi coffe mocca almak için dünyanın sırasına girdik (aq para mevzusuna çok mu taktım hesabı da kuzene kitlediydim halbuki). ulan sırada beklerken bi baktım arka tarafa techizatın bizim kantinci ilhami abininkinden bi fazlası yok. yani ilhami abiden aldığın kahvenin aynısını adam yapıyo, bunu markalaştırıyo sonrada dünyayı domaltıyo. hay kapitalizm senin ananı skim.
neyse efenim aldık kahveleri geçtik dışarda masa kovalamaca etabına girdik. omuz omuza mücadeleleri aşıp kırmızı kartlık hareketlere başvuruyoduk ki, garson iki tarafa da sarı kartını gösterip sertçe uyardı. daha sonra götümüzü koyacak yer bulduk bulmasına da ortam beni bozdu. çünkü en son çay içmeye gittiğim yer sait abinin güngörendeki çay ocağıydı. aq bi gittik hepsi elit olcam diye kişilik kaybına uğramış keko sürüsü. bize özel karşılama hazırlamışlar. ulan ne kasıyosunuz ki kendinizi bu kadar? karılar desen hepsi kendini paris hilton zannediyo. aloooo ulan bizde 7 liraya aldık önünde duran bardaktakini, bu 1000 dolar vermiş havaları nedir anlamadım.
evet caanım yiğitler, güzel prensesler bugün birkez daha anladım ki bu markalar çaktırmadan alttan, üstten, sağdan, soldan ebemizi sikiyor. maliyeti 1-2 lira olan birşeye 7-8 lira vererek kendimizi lord gibi hissetmemizi sağlıyolar. sadece starbucksı kastetmiyorum buna mc donalds, levis, apple(aq 2 mp kameralı telefon üretip 1.5 milyara satıyor,alan adam kendini bi bok sanıyor) ve nice buna benzer marka aynı şeyi yapıyor. ama dönüş yok artık saplandık kapitalizm çukuruna insanlığımızı unuttuk galiba. inşallah yakında süper tuvalet diye bi marka çıkıp '10 liraya şıçın dünyanın efendisi olun' demez. bizde bu kafa varken gider lordlar gibi sıçarız.
Gündemdeki Haberler