bugün
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kurtar bizi müsavat16
- çü be3
- nervio17
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- tanrı vs şeytan2
- kedi sidiği kokmak3
- ellerim bos gonlum hos11
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- aleksey batrakov4
- atla gel şaban filminde şaban olmaması3
- askerde 200 metre atışı yapmak2
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- sozlukteki olum sessizligi2
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- devran dönecek8
- okan buruk12
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- baharın uzayıp yazın gelmemesi4
- sürekli övgüden rahatsız olmak3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- şener şen vs kemal sunal3
- wilfried singo2
- ahmet baran yazgan10
- cin musallatı3
- yazarlara gelen son mesaj2
- süleymancılar15
- pilav yapmak3
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü2
- meleklerin ifade ettiği anlamı sorgulamak4
- butlancıların birbirine girmesi5
- sevilen kızın abi demesi3
- galatasaray14
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak5
- bağlama büyüleri3
- victor osimhen18
- bir şeyler söyle5
- idam cezasının geri gelmesi6
- babaların acayip huyları5
- yedi büyük günah2
- sözlük yazarlarının doğaüstü güçleri2
- garip başlıklar5
- yaratılmışların en üstünü4
- alevi kızların alev alev yanması11
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- nickli başlık açanlara pandik atılacak2
fazlalıkla sevişgen bir polanski filmi. alsına bakarsanız fazlalıkla felsefi atıflarla dolu, varolunageldiğinden beri belki de bir ilişki, ki eğer derinden derine irdeliyorsanız, ve bunun sınırları hakkında belki de seyredilecek en sağlam filmlerden birisi denebilir.
diğer filmlerine göre(pianist hariç) çok çok başarılı buduğum polanski filmi.
ama biraz veridiği fikir açısında herşey ilişki ''tadında bırakılması gerek'' tadında bir film. son cümle aslına bakarsanız güzel bir itiraf.. ama daha gizli bir cümle var;
''
loves should quit when their passion is at its peak, not wait until its inevitable decline''
''
onların yoksun oldukları bişey vardır. ''yoksunluk'' çünkü ''yoksunluktan yoksunluk'' bir ilişkiyi belki de bitirebilecek en ölümcül şey. çünkü elde ettiğin varlık artık elindedir. mücadele zorunluluğunu o kadını 96 numaralı otobüste anlamıştı ''oscar''. ondan sonra gördü onu. ilk anlar güzeldi, herşey yerindeydi. olması gereken olması gereken gibiydi.
fakat artık dokunma bile sıradanlaştı, çünkü yukarıda belirttiği gibiydi ''at peak'' ondan sonra yine belirttiği gibi ''pound away'' dibe vurmaya başladı. çünkü bazen sorun olmaması bile sorundur: ilişkinin bitiş nedenini belirtmişti oscar, mimi ona sorunun ne olduğunu sorduğunda:
''you dont do anything, you exist, that's all.''
bununla birlikte daha sonra nigel, mimi'ye şunu dediğinde mimi'nin cevabı bu olmasının nedeni de ilişkilerin kolay elde edilebilirliğiydi;
+i'm truly, sincerely in love with you
-that's why you will never have me
bunların dışında, benim bu filmde en çok beğendiğim karakter; nigel(hugh grant) idi. çünkü konuşması, yapısı, düzen, hareketleri, karakteri tam anlamıyla cinselliğin konuşulmadığı, ortalama bir insan tipi, fazlalıkla heyecansız. hatta karısının tipinde bile bu var, soğuk, heyecansız, ve hatta nigel ile fiona arasındaki cinsel ilişkinin durumunu filmin sonundaki oscar'ın nigel' olan şu cümlelerinden anlayabilirsiniz:
''i doubt if you've really made the most of her''
aslına bakarsanız bir diğer noktada da filmin tüm özeti tüm anlatmaya çalıştıkları schopenhauer'e hizmet etmekten başka bişey yapmamış *.
ama siz aslına bakmayın!
diğer filmlerine göre(pianist hariç) çok çok başarılı buduğum polanski filmi.
ama biraz veridiği fikir açısında herşey ilişki ''tadında bırakılması gerek'' tadında bir film. son cümle aslına bakarsanız güzel bir itiraf.. ama daha gizli bir cümle var;
''
loves should quit when their passion is at its peak, not wait until its inevitable decline''
''
onların yoksun oldukları bişey vardır. ''yoksunluk'' çünkü ''yoksunluktan yoksunluk'' bir ilişkiyi belki de bitirebilecek en ölümcül şey. çünkü elde ettiğin varlık artık elindedir. mücadele zorunluluğunu o kadını 96 numaralı otobüste anlamıştı ''oscar''. ondan sonra gördü onu. ilk anlar güzeldi, herşey yerindeydi. olması gereken olması gereken gibiydi.
fakat artık dokunma bile sıradanlaştı, çünkü yukarıda belirttiği gibiydi ''at peak'' ondan sonra yine belirttiği gibi ''pound away'' dibe vurmaya başladı. çünkü bazen sorun olmaması bile sorundur: ilişkinin bitiş nedenini belirtmişti oscar, mimi ona sorunun ne olduğunu sorduğunda:
''you dont do anything, you exist, that's all.''
bununla birlikte daha sonra nigel, mimi'ye şunu dediğinde mimi'nin cevabı bu olmasının nedeni de ilişkilerin kolay elde edilebilirliğiydi;
+i'm truly, sincerely in love with you
-that's why you will never have me
bunların dışında, benim bu filmde en çok beğendiğim karakter; nigel(hugh grant) idi. çünkü konuşması, yapısı, düzen, hareketleri, karakteri tam anlamıyla cinselliğin konuşulmadığı, ortalama bir insan tipi, fazlalıkla heyecansız. hatta karısının tipinde bile bu var, soğuk, heyecansız, ve hatta nigel ile fiona arasındaki cinsel ilişkinin durumunu filmin sonundaki oscar'ın nigel' olan şu cümlelerinden anlayabilirsiniz:
''i doubt if you've really made the most of her''
aslına bakarsanız bir diğer noktada da filmin tüm özeti tüm anlatmaya çalıştıkları schopenhauer'e hizmet etmekten başka bişey yapmamış *.
ama siz aslına bakmayın!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar