bugün
- ümit kocasakal15
- mersin6
- ilk buluşmada hesabı kim öder4
- yanında lipstick taşımayan yollu erkek4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları6
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması16
- cadılar bayramında kabak tatlısı yapıp getiren kız4
- motorcuların trafikte terör yaratması8
- uludağ yönetimi sözlük kızlarını banlama kararı4
- kadınların 1 saatte modunun değişmesi6
- hapisten çıkıp derbide forma giymek2
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek7
- victor osimhen15
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar11
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor8
- vajinaya dil atmak7
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır3
- gocunun sözlüğe vedası3
- ismail kartal20
- zemzem suyunun yüzyıllardır bitmemesi7
- güney kore34
- ara vereceğim diyen kız4
- şarkıyı devam ettiriyoruz6
- kimsenin sizi sevmemesi12
- atatürk ün hataları19
- hazırlanırken ebru gündeş dinlemek4
- fenerbahçelilerin ağlak olması6
- atatürkün yakışıklı olması6
- sevgiliyle araya mesafe koymak9
- ngark5
- korkut kanadoğlu3
- yazarların sözlükten kaçması4
- attaristan3
- cadılar bayramında cadı süpürgesine binmek2
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması9
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı7
- karı istiyorum5
- dinci3
- siz hayırdır2
- entrysinde emoji kullanan yazar gizli eşcinseldir3
- anın görüntüsü17
- sözlükteki galatasaraylılar6
- cadılar bayramı temalı fotoğraf çekilen kızlar4
- sabah erken kalkma erdemi5
- platin sarısı saç2
- muşlettin bey amca birader bey6
- ok atmak4
- en son alınan iltifat8
- okan buruk10
(bkz: türkiye cumhuriyeti)
Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:
-Mazhar not defterin yanında mı?
+Hayır paşam.
-Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel.
Mazhar Müfit Kansu'nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini
görünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra;
-Ama bu defterin, bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar
gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, şartım bu...
Paşa'nın şartı kabul edildi. Bundan sonrasını olayın şahidi Mazhar Müfit Kansu'nun ağzından dinliyoruz:
-Öyleyse tarih koy!
+Koydum: 8 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.
-Pekala yaz. Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır... Bu bir. iki, Padişah ve Haneden hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Üç örtünme kalkacaktır. Dört Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.
Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme bakıyordu. Bu, gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu.
Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum.
"Neden duraksadın?" dedi. "Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var" dedim. Güldü...
"Bunu zaman gösterir, sen yaz" dedi.
"Beş Latin harflerini kabul etmek."
"Paşam yeter, yeter..." dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: "Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter" dedim.
Defterimi kapattım. "Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşçakalın" dedim. Yanından ayrıldım. Gerçekten gün ağarmıştı.
O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal'i doğruladığını ve Mustafa Kemal'in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunu tarih önünde açıklamalıyım...
Aradan yıllar geçmişti...
>>Çankaya'da akşam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum'da örtünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti" demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders daha verdi.
Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu'ndan dönüyordu. Ankara'ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu. Ben de kapı önünde bulunuyordum. Manzarayı görünce gözlerime inanamadım!...
Kendisinin yanında oturan Diyanet işleri Başkanı'nın başında da bir şapka vardı. Kendisi ne ise? Fakat kendisini karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet işleri Başkanına da şapkayı giydirmişti. Ben hayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanına çağırdı ve şöyle dedi:
"Azizim Mazhar bey, kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?"
mazhar müfit kansu'nun anılarından...
Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:
-Mazhar not defterin yanında mı?
+Hayır paşam.
-Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel.
Mazhar Müfit Kansu'nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini
görünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra;
-Ama bu defterin, bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar
gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, şartım bu...
Paşa'nın şartı kabul edildi. Bundan sonrasını olayın şahidi Mazhar Müfit Kansu'nun ağzından dinliyoruz:
-Öyleyse tarih koy!
+Koydum: 8 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.
-Pekala yaz. Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır... Bu bir. iki, Padişah ve Haneden hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Üç örtünme kalkacaktır. Dört Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.
Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme bakıyordu. Bu, gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu.
Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum.
"Neden duraksadın?" dedi. "Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var" dedim. Güldü...
"Bunu zaman gösterir, sen yaz" dedi.
"Beş Latin harflerini kabul etmek."
"Paşam yeter, yeter..." dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: "Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter" dedim.
Defterimi kapattım. "Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşçakalın" dedim. Yanından ayrıldım. Gerçekten gün ağarmıştı.
O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal'i doğruladığını ve Mustafa Kemal'in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunu tarih önünde açıklamalıyım...
Aradan yıllar geçmişti...
>>Çankaya'da akşam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum'da örtünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti" demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders daha verdi.
Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu'ndan dönüyordu. Ankara'ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu. Ben de kapı önünde bulunuyordum. Manzarayı görünce gözlerime inanamadım!...
Kendisinin yanında oturan Diyanet işleri Başkanı'nın başında da bir şapka vardı. Kendisi ne ise? Fakat kendisini karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet işleri Başkanına da şapkayı giydirmişti. Ben hayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanına çağırdı ve şöyle dedi:
"Azizim Mazhar bey, kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?"
mazhar müfit kansu'nun anılarından...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar