bugün
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- demir çelik5
- arda güler7
- buz gibi bira8
- kale3112'deki kale hangi kale10
- sıcak şarap4
- bursa6
- gece vardiyası3
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- sözlükte flört etmemek9
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- en iyi pizza içeriği10
- arkadaşlar lütfen4
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- acı gerçekler14
- en lezzetli balık24
- köy9
- paradox interactive3
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- karşı cinsteki en itici özellik16
- beşiktaş8
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- dünyanın en kötü hissi3
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- agaçlarla dertleşmek3
- yıllar ona hiç acımamış3
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- zendaya4
- anın görüntüsü23
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- gammazlar göreve8
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- ezoterizm4
- sözlükte aile kurmak8
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- ağlamak7
- köy vs şehir hayatı2
- queen ravenna'nın evine kız kaçıran atmak2
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
Şanar Yurdatapan'ın Hrant Dink ile ilgili basın açıklaması
Hrant'ın arkasından bir yığın gözyaşı dökülecek, düne kadar 'Vatan haini' diye saldıranlar da gözyaşı dökmekte başı çekecekler, öyle görünüyor.
Çok şey yazılıp çizilecek, sizler de yazacaksınız kuşkusuz. Şu an için sadece birkaç basit hatırlatma yapmak istiyoruz, gözden kaçabilme olasılığına karşı. Eğer bilginiz dahilinde ise, tekrar için özür dileriz.
Hrant ve AGOS'a yoğun saldırılar, Sabiha Gökçen ile ilgili yazı üzerine başlamış, aynı yazı dizisinin sonunda yeralan bir cümledeki 'Pis Türk kanı' sözcüğü tam ters yorumlanarak Ülkücüler tarafından 26 Şubat 2004 günü AGOS önünde bir protesto gösterisi yapılmıştı. Bu gösteride Hrant Dink açıkça tehdit edilmiş, 'hedef' olarak gösterilmişti.
iki gün sonra, bir grup insan hakları savunucusu, AGOS gazetesine 'Birimizin Derdi Hepimizin Derdi' olarak anılan destek ziyaretlerinden birini yapmış, bununla da yetinmeyerek Şişli Savcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardı.
Bu suç duyurusu sonunda bir dava açıldı. Bu bizi hem şaşırttı, hem de sevindirdi. Ancak kimsenin ilgisini çekmeyen bu dava 'ırk farklılığına dayanarak halkı birbirine karşı kışkırtmak..' suçundan değil, 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasını çiğnemek'ten açıldı, öyle olunca da sadece 'açılmış olmak'la kaldı.
Ama Kerinçsiz ve arkadaşlarının ihbarı ile açılan dava bildiğiniz olayları doğurdu ve ceza ile sonuçlandı, ceza ertelendi. Yargıtay 9. Dairesi, başsavcının bozma istemine uymayarak cezayı onayladı. Başsavcı suçun oluşmadığını söyledi ve davanın esastan bozulmasını istedi. Ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu itirazı 6´ya karşı 18 oyla reddetti. Böylece, Dink hakkında verilen mahkumiyet kesinleşti.
TCK'nın 301. maddesi hepimizin 'böyle adalet' hakkında belirtebileceğimiz görüşleri ağzımıza tıkamaya yarıyor. Ama mızrağı çuvala sığdıramıyor.
Şişli Cumhuriyet Savcılığına verdiğimiz 'suç duyurusu' metnini yineliyoruz. Burada yapılan iş 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nın ihlali değildir. Herkes gibi Ülkü Ocakları mensupları da, 'önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız' gösteri yaparak görüşlerini barışçı bir biçimde dile getirmek hakkına sahiptirler. Buradaki suç, eski ceza yasasının ünlü 312. (yeni TCK'nun 216.) maddesinde belirtilen 'halkı birbirine karşı kışkırtma' suçudur. Bu madde hep amacının dışında islami basına ve Kürt konusunda yazı yazanlara karşı kullanılmıştı. 40 yılın bir günü doğru kullanılabilecekken o da olmadı.
Yarın öbürgün Hrant'a kurşun sıkan tetikçi veya tetikçiler belki bulunabilecektir. Ama bu kadar tahrikten sonra tetikçi aramaya bile gerek kalmaz çoğu kez, aynen Akın Birdal suikastinde olduğu gibi. Ve asıl 'azmettirenler' devam ederler yeni provokasyonlar üretmeye.
Susurluk örtbas edildi, Şemdinli örtbas edildi, bari Hrant cinayetinin izini sürebilelim.
Sabrınız için teşekkürler...
Şanar Yurdatapan
Hrant'ın arkasından bir yığın gözyaşı dökülecek, düne kadar 'Vatan haini' diye saldıranlar da gözyaşı dökmekte başı çekecekler, öyle görünüyor.
Çok şey yazılıp çizilecek, sizler de yazacaksınız kuşkusuz. Şu an için sadece birkaç basit hatırlatma yapmak istiyoruz, gözden kaçabilme olasılığına karşı. Eğer bilginiz dahilinde ise, tekrar için özür dileriz.
Hrant ve AGOS'a yoğun saldırılar, Sabiha Gökçen ile ilgili yazı üzerine başlamış, aynı yazı dizisinin sonunda yeralan bir cümledeki 'Pis Türk kanı' sözcüğü tam ters yorumlanarak Ülkücüler tarafından 26 Şubat 2004 günü AGOS önünde bir protesto gösterisi yapılmıştı. Bu gösteride Hrant Dink açıkça tehdit edilmiş, 'hedef' olarak gösterilmişti.
iki gün sonra, bir grup insan hakları savunucusu, AGOS gazetesine 'Birimizin Derdi Hepimizin Derdi' olarak anılan destek ziyaretlerinden birini yapmış, bununla da yetinmeyerek Şişli Savcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardı.
Bu suç duyurusu sonunda bir dava açıldı. Bu bizi hem şaşırttı, hem de sevindirdi. Ancak kimsenin ilgisini çekmeyen bu dava 'ırk farklılığına dayanarak halkı birbirine karşı kışkırtmak..' suçundan değil, 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasını çiğnemek'ten açıldı, öyle olunca da sadece 'açılmış olmak'la kaldı.
Ama Kerinçsiz ve arkadaşlarının ihbarı ile açılan dava bildiğiniz olayları doğurdu ve ceza ile sonuçlandı, ceza ertelendi. Yargıtay 9. Dairesi, başsavcının bozma istemine uymayarak cezayı onayladı. Başsavcı suçun oluşmadığını söyledi ve davanın esastan bozulmasını istedi. Ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu itirazı 6´ya karşı 18 oyla reddetti. Böylece, Dink hakkında verilen mahkumiyet kesinleşti.
TCK'nın 301. maddesi hepimizin 'böyle adalet' hakkında belirtebileceğimiz görüşleri ağzımıza tıkamaya yarıyor. Ama mızrağı çuvala sığdıramıyor.
Şişli Cumhuriyet Savcılığına verdiğimiz 'suç duyurusu' metnini yineliyoruz. Burada yapılan iş 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nın ihlali değildir. Herkes gibi Ülkü Ocakları mensupları da, 'önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız' gösteri yaparak görüşlerini barışçı bir biçimde dile getirmek hakkına sahiptirler. Buradaki suç, eski ceza yasasının ünlü 312. (yeni TCK'nun 216.) maddesinde belirtilen 'halkı birbirine karşı kışkırtma' suçudur. Bu madde hep amacının dışında islami basına ve Kürt konusunda yazı yazanlara karşı kullanılmıştı. 40 yılın bir günü doğru kullanılabilecekken o da olmadı.
Yarın öbürgün Hrant'a kurşun sıkan tetikçi veya tetikçiler belki bulunabilecektir. Ama bu kadar tahrikten sonra tetikçi aramaya bile gerek kalmaz çoğu kez, aynen Akın Birdal suikastinde olduğu gibi. Ve asıl 'azmettirenler' devam ederler yeni provokasyonlar üretmeye.
Susurluk örtbas edildi, Şemdinli örtbas edildi, bari Hrant cinayetinin izini sürebilelim.
Sabrınız için teşekkürler...
Şanar Yurdatapan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar