bugün
- sapık5
- gocu nerede8
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları36
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- allah varsa beni milli yapsın6
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı12
- sözelci3
- karaburun4
- uludağ sözlük ü ayağa kaldıracak fikir3
- kadınlar için yapılan filmler2
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- fena gizli aşk yaşıyoruz kadınla2
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- sözlüğün kanayan yarası2
- allah neden cinselliği yarattı3
- dernekler kanununa muhalefet2
- nick içeren başlıklar direk engellensin2
- gocu'nun heykeli4
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- dünyanın en güzel tatlısı12
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
- narlıdere2
- ispanya milli futbol takımı4
- true namussuzdur2
- türk dizileri2
- uludağ sözlük cs 1 6 zirvesi2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- barış yarkadaş2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- true'nun maaşı2
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- balık ekmek2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- türklerin ileri olduğu konular21
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi4
- regl dönemi dengesizlikleri4
- maruf güneş4
- vantilatörü kendine çevirmek10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
--spoiler--
sene 1987, annemle pazarda alışveriş yapıyoruz (bkz: anneyle pazara gitmek). o zamanlar boy ufak, ama iştah maşallah. o pazar arabasının tüm kullanımı ise tarafıma ait. hani pazar arabasi ceken futursuz kadindan hallice ama yine de ferrari şoförü gibi kullanıyorum arabayı. geri geri manevralar, park eder gibi hareketler, ani makaslar vs. filan. bir an gaza gelip de anneyi arkada tezgahın birinde bırakmak suretiyle almış başımı tem otoyolunda hız sınırı aşıyor olmanın heyecanına denk bir heyecanla giderken bir anda önüme kocaman bir seyyar satıcı arabası çıkmış bulundu. cüsse itibariyle hem arabası benim arabamdan, hem de kendi benden iri olunca bir saygıda kusur etmemezlik bir hürmet oluştu bünyede. işte o an adamın o büyük arabasında ne sattığına dikkat ettim. evet, nohutlu pirinç pilavı ve yanında parçalanmış tavuk eti vardı. benim ağzımın suyunu akıtacak, günde 10 kere de yesek bıkmayacağım bir menü. sonra o küçük yaştan beklenmeyecek bir hayat felsefesi ve çözümlemesi ile olaya farklı bir açıdan yaklaştım. o pilav ve etler, seyyar amcanın. üstelik bu, adamın işi. yani o koca arabayı tek başına yiyebilme özgürlüğüne de sahip. demekki benim ileride yapmam gereken iş nohut-pilav-tavuk seyyar satıcılık tümevarımına ulaştım.
ama hayat öyle acımasız ki, insan ne tarafa yüzmeye çalışsa da hayatın rüzgarı, dalgası ve akıntısı onu o taraftan alıyor başka tarafa atıyor. şimdi makina mühendisiyim * ve beşiktaştaki kadıköy vapur iskelesine geldiğimde köşede pilav satan adama hep iç geçirerek bakarım. bir gün o arabadan benim de olacak ve satmak yerine hepsini yiyeceğim diye..
--spoiler--
sene 1987, annemle pazarda alışveriş yapıyoruz (bkz: anneyle pazara gitmek). o zamanlar boy ufak, ama iştah maşallah. o pazar arabasının tüm kullanımı ise tarafıma ait. hani pazar arabasi ceken futursuz kadindan hallice ama yine de ferrari şoförü gibi kullanıyorum arabayı. geri geri manevralar, park eder gibi hareketler, ani makaslar vs. filan. bir an gaza gelip de anneyi arkada tezgahın birinde bırakmak suretiyle almış başımı tem otoyolunda hız sınırı aşıyor olmanın heyecanına denk bir heyecanla giderken bir anda önüme kocaman bir seyyar satıcı arabası çıkmış bulundu. cüsse itibariyle hem arabası benim arabamdan, hem de kendi benden iri olunca bir saygıda kusur etmemezlik bir hürmet oluştu bünyede. işte o an adamın o büyük arabasında ne sattığına dikkat ettim. evet, nohutlu pirinç pilavı ve yanında parçalanmış tavuk eti vardı. benim ağzımın suyunu akıtacak, günde 10 kere de yesek bıkmayacağım bir menü. sonra o küçük yaştan beklenmeyecek bir hayat felsefesi ve çözümlemesi ile olaya farklı bir açıdan yaklaştım. o pilav ve etler, seyyar amcanın. üstelik bu, adamın işi. yani o koca arabayı tek başına yiyebilme özgürlüğüne de sahip. demekki benim ileride yapmam gereken iş nohut-pilav-tavuk seyyar satıcılık tümevarımına ulaştım.
ama hayat öyle acımasız ki, insan ne tarafa yüzmeye çalışsa da hayatın rüzgarı, dalgası ve akıntısı onu o taraftan alıyor başka tarafa atıyor. şimdi makina mühendisiyim * ve beşiktaştaki kadıköy vapur iskelesine geldiğimde köşede pilav satan adama hep iç geçirerek bakarım. bir gün o arabadan benim de olacak ve satmak yerine hepsini yiyeceğim diye..
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar