bugün
- kolye57
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı17
- evi ev yapan şeyler11
- bileklik19
- galatasaray19
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip6
- gül3
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı6
- beşiktaş17
- kedi9
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- fenerbahçe16
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- kadınların çalışması2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- benim de devletim olsun diyen kürt11
- mabel matiz2
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- ataerkillikten tiksinmek2
- anadolu çomarları3
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- kim kimi neden sevmiyor14
- jeffrey epstein2
- tır şoförü olmayı istemek12
- yogartiksen40
- saat4
- beko2
- timsah7
- türkiye17
- zebra4
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- irfan can eğribayat2
- papağan4
- 6 ayda bir yıkanmak5
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- mustafa kemal atatürk2
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- ona bir şey söyle7
- ismet gürbüz3
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- azerilerce tokatlanan akpli8
- osmanlı6
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- queen ravenna büyücülük okulu20
- nervio adlı yazara uyarı11
--spoiler--
sene 1987, annemle pazarda alışveriş yapıyoruz (bkz: anneyle pazara gitmek). o zamanlar boy ufak, ama iştah maşallah. o pazar arabasının tüm kullanımı ise tarafıma ait. hani pazar arabasi ceken futursuz kadindan hallice ama yine de ferrari şoförü gibi kullanıyorum arabayı. geri geri manevralar, park eder gibi hareketler, ani makaslar vs. filan. bir an gaza gelip de anneyi arkada tezgahın birinde bırakmak suretiyle almış başımı tem otoyolunda hız sınırı aşıyor olmanın heyecanına denk bir heyecanla giderken bir anda önüme kocaman bir seyyar satıcı arabası çıkmış bulundu. cüsse itibariyle hem arabası benim arabamdan, hem de kendi benden iri olunca bir saygıda kusur etmemezlik bir hürmet oluştu bünyede. işte o an adamın o büyük arabasında ne sattığına dikkat ettim. evet, nohutlu pirinç pilavı ve yanında parçalanmış tavuk eti vardı. benim ağzımın suyunu akıtacak, günde 10 kere de yesek bıkmayacağım bir menü. sonra o küçük yaştan beklenmeyecek bir hayat felsefesi ve çözümlemesi ile olaya farklı bir açıdan yaklaştım. o pilav ve etler, seyyar amcanın. üstelik bu, adamın işi. yani o koca arabayı tek başına yiyebilme özgürlüğüne de sahip. demekki benim ileride yapmam gereken iş nohut-pilav-tavuk seyyar satıcılık tümevarımına ulaştım.
ama hayat öyle acımasız ki, insan ne tarafa yüzmeye çalışsa da hayatın rüzgarı, dalgası ve akıntısı onu o taraftan alıyor başka tarafa atıyor. şimdi makina mühendisiyim * ve beşiktaştaki kadıköy vapur iskelesine geldiğimde köşede pilav satan adama hep iç geçirerek bakarım. bir gün o arabadan benim de olacak ve satmak yerine hepsini yiyeceğim diye..
--spoiler--
sene 1987, annemle pazarda alışveriş yapıyoruz (bkz: anneyle pazara gitmek). o zamanlar boy ufak, ama iştah maşallah. o pazar arabasının tüm kullanımı ise tarafıma ait. hani pazar arabasi ceken futursuz kadindan hallice ama yine de ferrari şoförü gibi kullanıyorum arabayı. geri geri manevralar, park eder gibi hareketler, ani makaslar vs. filan. bir an gaza gelip de anneyi arkada tezgahın birinde bırakmak suretiyle almış başımı tem otoyolunda hız sınırı aşıyor olmanın heyecanına denk bir heyecanla giderken bir anda önüme kocaman bir seyyar satıcı arabası çıkmış bulundu. cüsse itibariyle hem arabası benim arabamdan, hem de kendi benden iri olunca bir saygıda kusur etmemezlik bir hürmet oluştu bünyede. işte o an adamın o büyük arabasında ne sattığına dikkat ettim. evet, nohutlu pirinç pilavı ve yanında parçalanmış tavuk eti vardı. benim ağzımın suyunu akıtacak, günde 10 kere de yesek bıkmayacağım bir menü. sonra o küçük yaştan beklenmeyecek bir hayat felsefesi ve çözümlemesi ile olaya farklı bir açıdan yaklaştım. o pilav ve etler, seyyar amcanın. üstelik bu, adamın işi. yani o koca arabayı tek başına yiyebilme özgürlüğüne de sahip. demekki benim ileride yapmam gereken iş nohut-pilav-tavuk seyyar satıcılık tümevarımına ulaştım.
ama hayat öyle acımasız ki, insan ne tarafa yüzmeye çalışsa da hayatın rüzgarı, dalgası ve akıntısı onu o taraftan alıyor başka tarafa atıyor. şimdi makina mühendisiyim * ve beşiktaştaki kadıköy vapur iskelesine geldiğimde köşede pilav satan adama hep iç geçirerek bakarım. bir gün o arabadan benim de olacak ve satmak yerine hepsini yiyeceğim diye..
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar