bugün
- kelebeklerin bir boka yaramaması8
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır9
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek9
- en gey özelliğiniz8
- artı oy alamayınca üzülen yazar modeli3
- osmanlıca sözcükler5
- sivrisineklerin şerefsiz olması4
- sözlük erkeklerinin kıskanç ve kompleksli olması3
- depresyonun en kötü hali5
- birader beyler bay beylerdir2
- odadaki en zeki kişi olmak2
- hayal kurmak2
- tatilbudur tercih etmeyin2
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- türkiye de siyaset2
- aleyna tilki nin ayakları3
- sözlük kızlarına çok kırgın olmak3
- kitap kelimesinin arapça çekimleri2
- laiklik elden gidiyah2
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu4
- herkes kendi başlık açıp kendi konuşuyor3
- sözlükteki yapay zekaya pandik atmak4
- bu koyden olsam ne olacak5
- kabusname2
- tantuni6
- yağmurcu neden akpli13
- kadınların bir şeyleri abartması2
- tai lung8
- lahmacunu çatal bıçakla yemek3
- yemek yapan erkek2
- yakışıklı seri katil3
- en güzel bisküvinin probis olması3
- sözlük içi güzel renkler4
- ioçk'nın mutfağı6
- kürdün dinsizi2
- velvet10
- sözlük kızlarının kombinleri2
- tarhana yapmayı bilen kız3
- sözlüğü canlandıramamak3
- kedi kumu4
- vahşi doğada hayatta kalmak3
- radikal karar almak5
- sözlüğün en cilveli kızı3
- beni özleyenler elime mum diksin19
- şükürcülük6
- sözlüğü aşevine çeviren tipler4
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- kedi köpek3
- lahmacun yiyen insan2
- erdal beşikçioğlu17
Kaybolmuş bir dâhi: Kerim Çaplı
2 Kasım Salı günü, 55 yaşında bir müzisyen, sessiz sedasız bu hayattan çekildi. Adını çok az kişi biliyordu ama bilenler için, Kerim Çaplı, bir dâhiydi. Davul, gitar ve klavyede virtüözdü. Vokalde de tüm yeteneğini gösterirdi. Çaplı'nın parlak başlayan hayatı, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkları nedeniyle parlaklığını yitirerek sona ermişti. Çaplı'yı tanıyanlar, onun yeteneğinin Türkiye'de başka kimsede olmadığı konusunda hemfikirler. Bir de karmaşık bir insan olduğu konusunda...
Kerim Çaplı, 17 Ocak 1949'da izmir Karşıyaka'da doğar. Piyanist Erdoğan Çaplı ve opera sanatçısı Azra Gün'ün oğludur. Çaplı, babasıyla birlikte, 1955'te ABD'ye taşınır. Erdoğan Çaplı ya da New York'ta (Rochester) bilinen adıyla 'Piano Pasha', ünlü Crescent Beach Hotel'de piyano çalmaktadır. O sıralarda 15 yaşında olan Kerim Çaplı'nın, babasıyla davul çaldığı ve çok yetenekli olduğu kulaktan kulağa yayılmıştır. Beatles şarkıları cover'layan Groop Ltd. adında bir grubu olan 17 yaşındaki Jake Gerber, Çaplı'ya birlikte çalmayı teklif eder. Beatles'a hayran olan Çaplı teklifi kabul eder. Davul çalmanın yanı sıra vokal da yapabileceğini söylediğinde, Gerber onu pek ciddiye almaz. Fakat çalmak için bir araya geldiklerinde işler değişir. Çaplı, herkesi hayretler içinde bırakır.
Kuzey New York'ta yavaş yavaş popüler olmaya başlayan Groop Ltd.'ın başarı grafiği, Çaplı'nın da katılımıyla hızla yükselmektedir. 1964 yazında Çaplı ve Gerber'ın yazdığı iki şarkıdan oluşan bir albüm yayımlarlar. Ciddi bir başarı kazanırlar. Şarkılar, listelere girer, grup televizyon programlarına çıkar. Bu arada Erdoğan Çaplı, oğlunu kontrol altına alamamaktadır. Gerber'ın anne ve babası Çaplı'nın kendileriyle kalmasını önerir. Çaplı, liseyi bırakır ve Gerber'la birlikte yaşamaya başlar. 1965'in sonuna doğru, grup içinde problemler yaşanmaya başlar. Gerber ve Çaplı, kardeş gibi olmalarına rağmen, çok da kavga etmektedir. 1966 ortalarında grup dağılır. Çaplı, bir süre The Heard'de çalar, daha sonra Kaliforniya'ya taşınır ve Sundowners adlı gruba katılır. 1967 yazında, Monkees'in alt grubu olarak turneye çıkarlar. O dönem, ingiltere'de Beatles neyse, Amerika'da da Monkees odur. Bir gün Jake Gerber'a, Çaplı'dan bir telefon gelir. Çaplı, grubuyla birlikte Rochester'a geldiğini ve onunla buluşmak istediğini söylemektedir. Holiday Inn'e giden Gerber, inanılmaz bir kalabalıkla karşılaşır. Grupla ve Monkees'le tanışır. Çaplı, Gerber'a kendileri gibi Monkees'in alt grubu olan ama birkaç gün önce işine son verilen çok iyi bir gitaristi kaçırdığını söyler. Gitaristin adı Jimi Hendrix'tir. Çaplı'ya göre, Hendrix'in atılma sebebi, olağanüstü çalması ve Monkees'den sahne çalmasıdır.
Çaplı, Monkees'in kayıtlarında davul çalar. Bu sıralarda babasını kaybeder. 1969'da, bir gün ortadan kaybolur. Herkes, intihar ettiğini ya da vurulduğunu düşünmektedir. Oysa Türkiye'ye dönmüştür.
Hendrix'le çaldı
Yönetmen Selim Demirdelen, Kerim Çaplı'nın ilginç hikâyesini duyunca, filme aktarmak üzere hayatını araştırmaya başlamış. Demirdelen ve asistanı Ekin Kohen, iki yıl süren araştırmalar sonucu yukarıdaki bilgilere ulaşmış. Bunca ayrıntıya rağmen, Çaplı'nın hayatının bir bölümü hâlâ karanlıkta.
Kerim Çaplı'yla ne zaman tanıştınız?
iki sene önce Mojo'da tanıştım. Kardeşim Mehmet, Mojo'da çalıyor; ondan ne kadar iyi bir müzisyen olduğunu duyuyordum. Bir sürü hikâye vardı, anlatılan. Jimi Hendrix'le çalmış falan diye; ben de araştırmaya karar verdim.
Nasıl araştırma yaptınız?
Onu tanıyanlarla konuştum, internetten araştırdım. Son dönemde sağlığı iyi olmadığı için kendisi çok anlatmıyordu. Daha doğrusu anlatamıyordu çünkü hatırlamıyordu geçmişini. En etkileyici tarafı, davulcularla konuşuyorsunuz, "Abi, ben onun tırnağı olamam," diyor, solistlerle konuşuyorsunuz "Onun gibi solist görmedim," diyor, gitaristlerle konuşuyorsunuz aynı şeyi söylüyor. Ben bu kadar yetenekli bir adam Türkiye'de tanımıyorum. Araştırmalar devam etti ve Amerika'daki arkadaşlarına ulaştım.
Nasıl ulaştınız?
internette araştırma yaparken, yahoo'da bir sohbet sayfasında, 60'ların grupları ile ilgili araştırmalar yapan bir adamla tanıştım. Çaplı'nın Rochester'da yaşadığını öğrendim. ingiltere'de müzisyen üretmek anlamında Liverpool neyse, Amerika'da da Rochester o.
Çaplı, Jimi Hendrix'le sadece aynı sahnede mi çalmış, yoksa beraber çalmış mı?
Turnenin sonuna doğru Hendrix, davulcusuyla bir problem yaşıyor ve Çaplı'yla çalıyor. Kendisi Hendrix'in davulcu adayları arasında. Ama Hendrix ölüyor.
Peki bu başarıya rağmen neden Türkiye'ye dönmüş?
Bilmiyorum. istanbul'a döndükten sonrası biraz muamma. Benim kabaca bildiğim, apar topar askere alınıyor. O bir darbe indiriyor. Amerika'da çok popüler oluyor, sanıyorum o ruh haliyle Türkiye'ye gelip rock star gibi karşılanmayı beklerken askere alınıyor.
Amerika'daki arkadaşları intihar ettiğini zannediyorlarmış...
Evet. Aslında Kerim'i biri vurdu diye duymuşlar. Onlara, "Kerim Çaplı hakkında bir araştırma yapıyorum," diye mail attığımda çok şaşırdılar ve "30 senelik bir sır perdesini kaldırdın," dediler.
Buradaki müzisyenlerle bağlantıya geçtiğiniz zaman söyledikleri ortaktı değil mi? Çok iyi bir müzisyen, hatta dâhi olduğu ama aynı zamanda çok karmaşık ve anlaşılmaz olduğu, kavga ettiği...
Karmaşık olduğu, çok konuşmadığı, kavga çıkarttığı, insanlar kendisine dik dik baktığı zaman sinirlendiği, kafalarına baget fırlattığı...
"Türkiye'de Çaplı gibi bir isim yok"
Müzisyen ve Mojo Bar'ın ortağı Batu Mutlugil, dostunu anlatıyor.
Siz Kerim Çaplı'yı en yakından tanıyan kişilerden birisiniz.
Kerim'i çok eski tanırım. Neredeyse 69'dan beri. ilk kez, Gökçen Kaynatan konserinde izlemiştim. Dediler ki, "Amerika'dan gelen yeni bir gitaristimiz var." Baktım, sarı saçlar, bukleler, yüksek topuklu çizmeler... Bir herif çıktı, gitar çaldı, çok beğendim. Kerim'di.
Nerede izlemiştiniz?
Budak Sineması'nda. Asıl Kerim'le ilk konuşmamız yıllar sonra, MFÖ'nün bir konserinde olmuştu. Kerim orada çalıyordu. Oğlum Batuhan ufaktı, onu götüreyim dedim. Bir baktım, Kerim, bilet kuyruğunda bekliyor. O meşhur hikâye...
O meşhur hikâye dediğiniz, siz Kerim Çaplı'yı bilet kuyruğunda görünce "N'apıyorsun?" diyorsunuz, o da "Konsere gireceğim, bilet alıyorum," diyor. Siz de "Sen konserde çalıyorsun, ne bileti," deyip onu kulisten içeri sokuyorsunuz.
Evet, sonra kulisten geçip seyircilerin arasına oturuyor ve konseri seyrediyor, çalması gerekirken. O konserden sonra Kerim'in izini kaybettim. MFÖ'yle, Seyyal Taner'le, Umay Umay'la çaldı. Orhan Atasoy'la bir grup kurdu. Ortaköy'de Star 88'de çalıyorlardı bir dönem. Fakat huzursuzdu. Rahatsızlıkları başlamıştı. Biz o sıralar Blue Blues Band'de üç kişiydik. Sunay (Özgür), ben, Yavuz (Çetin). istediğimiz davulcuyu bulamıyorduk. "Kerim'le çalalım," dedim. Fakat Kerim, birlikte çalışılması çok zor bir insandı. Ama onu olduğu gibi kabul ettim. Çok iyi dost olduk. Özellikle çocuklarımdan bahsetmek istemiştim, "Senin de çocuklarını gidip görelim," dediğimde bana çok kızdı. "Bu konuya hiçbir şekilde karışmanı istemiyorum, bir daha da çalmam seninle," dedi. Aynı şekilde eşi konusunda da böyleydi, annesi konusunda da.
Kerim Çaplı nasıl bir müzisyendi?
Kerim'le bir sene beraber çalıp şarkı söyledikten sonra ona inanılmaz saygı duymaya başladım. Ben bir sürü gitarist severim ama bu adam bir genius (dâhi). Ama enteresan bir genius. Belki bana kızacaklar, Batu ukalalık ediyor diye ama bence Kerim'in yaratıcı ruhu bitmişti. Adamda o kadar çok kabiliyet vardı ki, yapılacak bir besteyi, çıkacak bir plağı önemsemiyor herif. Onun felsefesi "Türkiye'de bir şey yapılsa n'olur ki,"ydi. "Bizim Zeppelin'le çalmamız gerekiyordu, niye çalamadık" diyen bir adam.
Neden Amerika'dan döndüğünü biliyor musunuz?
Bilmiyorum. Amerika'daki grup arkadaşı Jake Gerber'ın dediğine göre annesini görmeye geliyor.
Türkiye'de Çaplı gibi bir isim var mı sizce?
Yok canım. Buraya, Mojo'ya, Iron Maiden geldi. Kasılarak, burunlarından kıl aldırmayak girdiler içeri. Davulcuları sempatik bir herif, tanıştık. "Bak," dedim "sana bir adam dinleteceğim." Herif, Kerim'i dinledi, kafayı yedi, bu nasıl bir davulcudur diye. Sonra onu davula davet ettik, Kerim basa geçti, ben gitar çaldım. Adamın Kerim'i iyice görmesini istedim.
Sizce Amerika'da kalsaydı...
Kerim, Amerika'da kalsaydı, biz şu anda Kerim'in parçalarını yorumluyor olacaktık. Kerim, duyduğunu çalardı. Dâhiydi. Kerim piyanistti. Mi? Gitaristti. Mi? Davulcuydu. Mu? Basçıydı. Mı? Bilmiyoruz ki... Hepsini mükemmel icra eden bir adamdı. Acaba şarkıcı mıydı? Şu anda burada oturuyordur, inan bana. Ve gülüyordur, bunlar neyle uğraşıyor diye.
Kaynak : radikal cumartesi.
2 Kasım Salı günü, 55 yaşında bir müzisyen, sessiz sedasız bu hayattan çekildi. Adını çok az kişi biliyordu ama bilenler için, Kerim Çaplı, bir dâhiydi. Davul, gitar ve klavyede virtüözdü. Vokalde de tüm yeteneğini gösterirdi. Çaplı'nın parlak başlayan hayatı, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkları nedeniyle parlaklığını yitirerek sona ermişti. Çaplı'yı tanıyanlar, onun yeteneğinin Türkiye'de başka kimsede olmadığı konusunda hemfikirler. Bir de karmaşık bir insan olduğu konusunda...
Kerim Çaplı, 17 Ocak 1949'da izmir Karşıyaka'da doğar. Piyanist Erdoğan Çaplı ve opera sanatçısı Azra Gün'ün oğludur. Çaplı, babasıyla birlikte, 1955'te ABD'ye taşınır. Erdoğan Çaplı ya da New York'ta (Rochester) bilinen adıyla 'Piano Pasha', ünlü Crescent Beach Hotel'de piyano çalmaktadır. O sıralarda 15 yaşında olan Kerim Çaplı'nın, babasıyla davul çaldığı ve çok yetenekli olduğu kulaktan kulağa yayılmıştır. Beatles şarkıları cover'layan Groop Ltd. adında bir grubu olan 17 yaşındaki Jake Gerber, Çaplı'ya birlikte çalmayı teklif eder. Beatles'a hayran olan Çaplı teklifi kabul eder. Davul çalmanın yanı sıra vokal da yapabileceğini söylediğinde, Gerber onu pek ciddiye almaz. Fakat çalmak için bir araya geldiklerinde işler değişir. Çaplı, herkesi hayretler içinde bırakır.
Kuzey New York'ta yavaş yavaş popüler olmaya başlayan Groop Ltd.'ın başarı grafiği, Çaplı'nın da katılımıyla hızla yükselmektedir. 1964 yazında Çaplı ve Gerber'ın yazdığı iki şarkıdan oluşan bir albüm yayımlarlar. Ciddi bir başarı kazanırlar. Şarkılar, listelere girer, grup televizyon programlarına çıkar. Bu arada Erdoğan Çaplı, oğlunu kontrol altına alamamaktadır. Gerber'ın anne ve babası Çaplı'nın kendileriyle kalmasını önerir. Çaplı, liseyi bırakır ve Gerber'la birlikte yaşamaya başlar. 1965'in sonuna doğru, grup içinde problemler yaşanmaya başlar. Gerber ve Çaplı, kardeş gibi olmalarına rağmen, çok da kavga etmektedir. 1966 ortalarında grup dağılır. Çaplı, bir süre The Heard'de çalar, daha sonra Kaliforniya'ya taşınır ve Sundowners adlı gruba katılır. 1967 yazında, Monkees'in alt grubu olarak turneye çıkarlar. O dönem, ingiltere'de Beatles neyse, Amerika'da da Monkees odur. Bir gün Jake Gerber'a, Çaplı'dan bir telefon gelir. Çaplı, grubuyla birlikte Rochester'a geldiğini ve onunla buluşmak istediğini söylemektedir. Holiday Inn'e giden Gerber, inanılmaz bir kalabalıkla karşılaşır. Grupla ve Monkees'le tanışır. Çaplı, Gerber'a kendileri gibi Monkees'in alt grubu olan ama birkaç gün önce işine son verilen çok iyi bir gitaristi kaçırdığını söyler. Gitaristin adı Jimi Hendrix'tir. Çaplı'ya göre, Hendrix'in atılma sebebi, olağanüstü çalması ve Monkees'den sahne çalmasıdır.
Çaplı, Monkees'in kayıtlarında davul çalar. Bu sıralarda babasını kaybeder. 1969'da, bir gün ortadan kaybolur. Herkes, intihar ettiğini ya da vurulduğunu düşünmektedir. Oysa Türkiye'ye dönmüştür.
Hendrix'le çaldı
Yönetmen Selim Demirdelen, Kerim Çaplı'nın ilginç hikâyesini duyunca, filme aktarmak üzere hayatını araştırmaya başlamış. Demirdelen ve asistanı Ekin Kohen, iki yıl süren araştırmalar sonucu yukarıdaki bilgilere ulaşmış. Bunca ayrıntıya rağmen, Çaplı'nın hayatının bir bölümü hâlâ karanlıkta.
Kerim Çaplı'yla ne zaman tanıştınız?
iki sene önce Mojo'da tanıştım. Kardeşim Mehmet, Mojo'da çalıyor; ondan ne kadar iyi bir müzisyen olduğunu duyuyordum. Bir sürü hikâye vardı, anlatılan. Jimi Hendrix'le çalmış falan diye; ben de araştırmaya karar verdim.
Nasıl araştırma yaptınız?
Onu tanıyanlarla konuştum, internetten araştırdım. Son dönemde sağlığı iyi olmadığı için kendisi çok anlatmıyordu. Daha doğrusu anlatamıyordu çünkü hatırlamıyordu geçmişini. En etkileyici tarafı, davulcularla konuşuyorsunuz, "Abi, ben onun tırnağı olamam," diyor, solistlerle konuşuyorsunuz "Onun gibi solist görmedim," diyor, gitaristlerle konuşuyorsunuz aynı şeyi söylüyor. Ben bu kadar yetenekli bir adam Türkiye'de tanımıyorum. Araştırmalar devam etti ve Amerika'daki arkadaşlarına ulaştım.
Nasıl ulaştınız?
internette araştırma yaparken, yahoo'da bir sohbet sayfasında, 60'ların grupları ile ilgili araştırmalar yapan bir adamla tanıştım. Çaplı'nın Rochester'da yaşadığını öğrendim. ingiltere'de müzisyen üretmek anlamında Liverpool neyse, Amerika'da da Rochester o.
Çaplı, Jimi Hendrix'le sadece aynı sahnede mi çalmış, yoksa beraber çalmış mı?
Turnenin sonuna doğru Hendrix, davulcusuyla bir problem yaşıyor ve Çaplı'yla çalıyor. Kendisi Hendrix'in davulcu adayları arasında. Ama Hendrix ölüyor.
Peki bu başarıya rağmen neden Türkiye'ye dönmüş?
Bilmiyorum. istanbul'a döndükten sonrası biraz muamma. Benim kabaca bildiğim, apar topar askere alınıyor. O bir darbe indiriyor. Amerika'da çok popüler oluyor, sanıyorum o ruh haliyle Türkiye'ye gelip rock star gibi karşılanmayı beklerken askere alınıyor.
Amerika'daki arkadaşları intihar ettiğini zannediyorlarmış...
Evet. Aslında Kerim'i biri vurdu diye duymuşlar. Onlara, "Kerim Çaplı hakkında bir araştırma yapıyorum," diye mail attığımda çok şaşırdılar ve "30 senelik bir sır perdesini kaldırdın," dediler.
Buradaki müzisyenlerle bağlantıya geçtiğiniz zaman söyledikleri ortaktı değil mi? Çok iyi bir müzisyen, hatta dâhi olduğu ama aynı zamanda çok karmaşık ve anlaşılmaz olduğu, kavga ettiği...
Karmaşık olduğu, çok konuşmadığı, kavga çıkarttığı, insanlar kendisine dik dik baktığı zaman sinirlendiği, kafalarına baget fırlattığı...
"Türkiye'de Çaplı gibi bir isim yok"
Müzisyen ve Mojo Bar'ın ortağı Batu Mutlugil, dostunu anlatıyor.
Siz Kerim Çaplı'yı en yakından tanıyan kişilerden birisiniz.
Kerim'i çok eski tanırım. Neredeyse 69'dan beri. ilk kez, Gökçen Kaynatan konserinde izlemiştim. Dediler ki, "Amerika'dan gelen yeni bir gitaristimiz var." Baktım, sarı saçlar, bukleler, yüksek topuklu çizmeler... Bir herif çıktı, gitar çaldı, çok beğendim. Kerim'di.
Nerede izlemiştiniz?
Budak Sineması'nda. Asıl Kerim'le ilk konuşmamız yıllar sonra, MFÖ'nün bir konserinde olmuştu. Kerim orada çalıyordu. Oğlum Batuhan ufaktı, onu götüreyim dedim. Bir baktım, Kerim, bilet kuyruğunda bekliyor. O meşhur hikâye...
O meşhur hikâye dediğiniz, siz Kerim Çaplı'yı bilet kuyruğunda görünce "N'apıyorsun?" diyorsunuz, o da "Konsere gireceğim, bilet alıyorum," diyor. Siz de "Sen konserde çalıyorsun, ne bileti," deyip onu kulisten içeri sokuyorsunuz.
Evet, sonra kulisten geçip seyircilerin arasına oturuyor ve konseri seyrediyor, çalması gerekirken. O konserden sonra Kerim'in izini kaybettim. MFÖ'yle, Seyyal Taner'le, Umay Umay'la çaldı. Orhan Atasoy'la bir grup kurdu. Ortaköy'de Star 88'de çalıyorlardı bir dönem. Fakat huzursuzdu. Rahatsızlıkları başlamıştı. Biz o sıralar Blue Blues Band'de üç kişiydik. Sunay (Özgür), ben, Yavuz (Çetin). istediğimiz davulcuyu bulamıyorduk. "Kerim'le çalalım," dedim. Fakat Kerim, birlikte çalışılması çok zor bir insandı. Ama onu olduğu gibi kabul ettim. Çok iyi dost olduk. Özellikle çocuklarımdan bahsetmek istemiştim, "Senin de çocuklarını gidip görelim," dediğimde bana çok kızdı. "Bu konuya hiçbir şekilde karışmanı istemiyorum, bir daha da çalmam seninle," dedi. Aynı şekilde eşi konusunda da böyleydi, annesi konusunda da.
Kerim Çaplı nasıl bir müzisyendi?
Kerim'le bir sene beraber çalıp şarkı söyledikten sonra ona inanılmaz saygı duymaya başladım. Ben bir sürü gitarist severim ama bu adam bir genius (dâhi). Ama enteresan bir genius. Belki bana kızacaklar, Batu ukalalık ediyor diye ama bence Kerim'in yaratıcı ruhu bitmişti. Adamda o kadar çok kabiliyet vardı ki, yapılacak bir besteyi, çıkacak bir plağı önemsemiyor herif. Onun felsefesi "Türkiye'de bir şey yapılsa n'olur ki,"ydi. "Bizim Zeppelin'le çalmamız gerekiyordu, niye çalamadık" diyen bir adam.
Neden Amerika'dan döndüğünü biliyor musunuz?
Bilmiyorum. Amerika'daki grup arkadaşı Jake Gerber'ın dediğine göre annesini görmeye geliyor.
Türkiye'de Çaplı gibi bir isim var mı sizce?
Yok canım. Buraya, Mojo'ya, Iron Maiden geldi. Kasılarak, burunlarından kıl aldırmayak girdiler içeri. Davulcuları sempatik bir herif, tanıştık. "Bak," dedim "sana bir adam dinleteceğim." Herif, Kerim'i dinledi, kafayı yedi, bu nasıl bir davulcudur diye. Sonra onu davula davet ettik, Kerim basa geçti, ben gitar çaldım. Adamın Kerim'i iyice görmesini istedim.
Sizce Amerika'da kalsaydı...
Kerim, Amerika'da kalsaydı, biz şu anda Kerim'in parçalarını yorumluyor olacaktık. Kerim, duyduğunu çalardı. Dâhiydi. Kerim piyanistti. Mi? Gitaristti. Mi? Davulcuydu. Mu? Basçıydı. Mı? Bilmiyoruz ki... Hepsini mükemmel icra eden bir adamdı. Acaba şarkıcı mıydı? Şu anda burada oturuyordur, inan bana. Ve gülüyordur, bunlar neyle uğraşıyor diye.
Kaynak : radikal cumartesi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar