bugün
- melih gökçek soruşturması ne oldu21
- ortada bir yolsuzluk olmaması11
- yağmurdan nefret etmek7
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- sözlük yazarlarının kombinleri6
- street fighter3
- gül döktüm yollarına2
- alfabede j harfi neden var2
- heyt bey'nin fon olayından para kazanmış olması7
- romanya52
- nihat genç5
- adam yine kazanacak3
- albea var mı abi düşük kilometreli5
- fırtınalı hava2
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis8
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- matkabın var mı diye mesaj atan kız4
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- otel odası10
- işsiz2
- türkiye24
- fatma betül sayan kaya39
- almanya25
- karton toplayan çocuk16
- 28 eylül 2026 deniz göktaş'ın ilk duruşması2
- dünya61
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi14
- sözlük kızlarının ojeleri16
- sözlükteki ayakçılar10
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli14
- yüksek enflasyon3
- roketsan'ın karaok füzesinin hava hedefini vurması2
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- flört uygulamasında eşleşme algoritması3
- kadınların sapık olması10
- nick vermeden bir yazara seslen14
- yağmurlu havalarda yapılabilecek en güzel şeyler2
- nikola tesla'nın kürt olması10
- 8 dakikadır entry girilmiyor3
- hiçbir şeyin sarmaması10
- meme yalarken düşünülen şeyler4
- fatma betül sayan kaya'nın yeni partili çıkması4
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi4
- anın görüntüsü31
- yunanistan12
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- amerika birleşik devletleri31
- tulumba tatlısı3
cifr'i benimseyen panteist bir islami tarikattır. Bu inanışın temeli şudur, Kelam (söz) görünüşünde tecelli eden Tanrı (Hak) kendisine harflerle görüntü buldu. Yani yaratıcı olan harfti. Hurufîliğe göre varlığın görünüşü sesle başlardı. Ses, gizli âlemden gelmiş ve evrende her varlıkta var olmuştu. Canlılarda bu ses aktif halde vardır. Cansızlarda ise potansiyel olarak mevcuttur. Bir cansızı bir cansıza vurursak bu ses meydana çıkacaktır.
Harf ve sayılardan dinsel yorum çıkartan bu tarikata göre sesin olgunlaşmış hali ise sözdür (kelam). Bu da ancak insanlardan meydana geliyordu. "Kuran" sözcüğü de, "sözlü okuma, ağızla söyleme, yüksek sesle söyleme" anlamına gelmektedir zaten. Söz ise harflerden oluşur. Bu duruma göre sesin, sözün aslı harfti. Yani temel yaratıcı olan harfti. Bu nedenle, Hurufîlik konuşan insanı Tanrılaştırır. Çünkü söz, gerçekleşmiş, varlık olarak belirmiş olan Tanrı'ydı. Bu da insanda dile gelmiştir. insan, konuşan Tanrı'ydı (kelamullah-ı natık).
Hurufîlik'te amaç insandı ve insanın açıklanması Tanrı'yı da açıklamaktı. Hurufîliğe göre, harflerin birbiriyle sonsuz sayıda birleşme olanağı vardı. Harfler insan yüzünde de görünüyordu. Örneğin, Arapça "ayın" harfi ağız, "lam" harfi burun, "ye" harfi çene; bunlar birleşince "Ali" insan yüzünde belirmiş olurdu.
Keza Hurufîler, "elif harfini burna, burnun iki tarafını iki "lam" harfine ve gözleri de "he" harfine benzeterek insanın yüzünde "Allah" yazılı olduğunu söylerler. en tanınmış şairlerimizden Nesimi de bir Hurufî'ydi; bu nedenle derisi yüzülerek canı alınmıştır.
"Sofular haram dediler, bu aşkın badesine/Ben doldurur ben içerim, günah benim kime ne?"
Nesimî'nin derisi yüzülmüştü; ama diğer yandan ise Hurufilik Osmanlı Sarayı'nı bile etkilemişti, örneğin Fatih Sultan Mehmed Hurufîliğe ilgi duymuştu. Ama bu yakınlıktan korkan Sadrazam Mahmud Paşa, Şeyhülislam Fahreddin Acemî'yle işbirliği yapıp, oyuna getirdikleri Hurufîleri Edirne'deki Üç şerefeli Cami'nin avlusunda yaktırmıştır. Ateşi canlandırmak isteyen şeyhülislamın ateşi üflerken sakalının ve yüzünün yanması çeşitli rivayetlere neden olmuştur.
Hurufîliği, bir inanç sistemi olarak kurup tarikat haline getiren Esterâbadlı Şihabeddin Fazlullah Hurufî'ydi.
Harf ve sayılardan dinsel yorum çıkartan bu tarikata göre sesin olgunlaşmış hali ise sözdür (kelam). Bu da ancak insanlardan meydana geliyordu. "Kuran" sözcüğü de, "sözlü okuma, ağızla söyleme, yüksek sesle söyleme" anlamına gelmektedir zaten. Söz ise harflerden oluşur. Bu duruma göre sesin, sözün aslı harfti. Yani temel yaratıcı olan harfti. Bu nedenle, Hurufîlik konuşan insanı Tanrılaştırır. Çünkü söz, gerçekleşmiş, varlık olarak belirmiş olan Tanrı'ydı. Bu da insanda dile gelmiştir. insan, konuşan Tanrı'ydı (kelamullah-ı natık).
Hurufîlik'te amaç insandı ve insanın açıklanması Tanrı'yı da açıklamaktı. Hurufîliğe göre, harflerin birbiriyle sonsuz sayıda birleşme olanağı vardı. Harfler insan yüzünde de görünüyordu. Örneğin, Arapça "ayın" harfi ağız, "lam" harfi burun, "ye" harfi çene; bunlar birleşince "Ali" insan yüzünde belirmiş olurdu.
Keza Hurufîler, "elif harfini burna, burnun iki tarafını iki "lam" harfine ve gözleri de "he" harfine benzeterek insanın yüzünde "Allah" yazılı olduğunu söylerler. en tanınmış şairlerimizden Nesimi de bir Hurufî'ydi; bu nedenle derisi yüzülerek canı alınmıştır.
"Sofular haram dediler, bu aşkın badesine/Ben doldurur ben içerim, günah benim kime ne?"
Nesimî'nin derisi yüzülmüştü; ama diğer yandan ise Hurufilik Osmanlı Sarayı'nı bile etkilemişti, örneğin Fatih Sultan Mehmed Hurufîliğe ilgi duymuştu. Ama bu yakınlıktan korkan Sadrazam Mahmud Paşa, Şeyhülislam Fahreddin Acemî'yle işbirliği yapıp, oyuna getirdikleri Hurufîleri Edirne'deki Üç şerefeli Cami'nin avlusunda yaktırmıştır. Ateşi canlandırmak isteyen şeyhülislamın ateşi üflerken sakalının ve yüzünün yanması çeşitli rivayetlere neden olmuştur.
Hurufîliği, bir inanç sistemi olarak kurup tarikat haline getiren Esterâbadlı Şihabeddin Fazlullah Hurufî'ydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar