bugün
- bana gel film izleriz diyen erkek10
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- simko317
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı3
- internet kafede porno izleyen tip4
- açlık krizi nasıl bastırılır6
- ismeti kandırmaları2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- kosova da başbakana yumurta atılması2
- sarapci koala7
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor2
- tatlı yemenin feminen bir aktivite olması2
- hewal ebo9
- günlük tutan erkek13
- insan sevmemek3
- hababam sınıfının uyanması2
- 9 ağustos 2026 arsenal dortmund maçı2
- ümit özdağ6
- hesaplama2
- günde iki paket sigara içmek3
- her haltı yapıp mağdur edebiyatı yapmak3
- 36 yaş3
- sudekiray5
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- tai lung16
- kamos5
- futbol24
- akşam çayı2
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- 12 eylül 19912
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- kemalizmin yıkılması4
- sözlüğün bok olduğu gerçeği3
- cansever16
- can sıkıntısı2
- recep ivedik'in çocuklara kötü örnek olması2
- sur da sırtından vuruldu bordo bereli seçkin çil2
- türk ırkçısı4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- şarkılarım dağlara4
- heybeliada ruhban okulu4
- ingiliz ajanları2
- okan buruk6
- tom barrack4
- ergen milliyetçiliği2
- milliyetçilik2
- türkiye halkı3
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- özgür özel5
cifr'i benimseyen panteist bir islami tarikattır. Bu inanışın temeli şudur, Kelam (söz) görünüşünde tecelli eden Tanrı (Hak) kendisine harflerle görüntü buldu. Yani yaratıcı olan harfti. Hurufîliğe göre varlığın görünüşü sesle başlardı. Ses, gizli âlemden gelmiş ve evrende her varlıkta var olmuştu. Canlılarda bu ses aktif halde vardır. Cansızlarda ise potansiyel olarak mevcuttur. Bir cansızı bir cansıza vurursak bu ses meydana çıkacaktır.
Harf ve sayılardan dinsel yorum çıkartan bu tarikata göre sesin olgunlaşmış hali ise sözdür (kelam). Bu da ancak insanlardan meydana geliyordu. "Kuran" sözcüğü de, "sözlü okuma, ağızla söyleme, yüksek sesle söyleme" anlamına gelmektedir zaten. Söz ise harflerden oluşur. Bu duruma göre sesin, sözün aslı harfti. Yani temel yaratıcı olan harfti. Bu nedenle, Hurufîlik konuşan insanı Tanrılaştırır. Çünkü söz, gerçekleşmiş, varlık olarak belirmiş olan Tanrı'ydı. Bu da insanda dile gelmiştir. insan, konuşan Tanrı'ydı (kelamullah-ı natık).
Hurufîlik'te amaç insandı ve insanın açıklanması Tanrı'yı da açıklamaktı. Hurufîliğe göre, harflerin birbiriyle sonsuz sayıda birleşme olanağı vardı. Harfler insan yüzünde de görünüyordu. Örneğin, Arapça "ayın" harfi ağız, "lam" harfi burun, "ye" harfi çene; bunlar birleşince "Ali" insan yüzünde belirmiş olurdu.
Keza Hurufîler, "elif harfini burna, burnun iki tarafını iki "lam" harfine ve gözleri de "he" harfine benzeterek insanın yüzünde "Allah" yazılı olduğunu söylerler. en tanınmış şairlerimizden Nesimi de bir Hurufî'ydi; bu nedenle derisi yüzülerek canı alınmıştır.
"Sofular haram dediler, bu aşkın badesine/Ben doldurur ben içerim, günah benim kime ne?"
Nesimî'nin derisi yüzülmüştü; ama diğer yandan ise Hurufilik Osmanlı Sarayı'nı bile etkilemişti, örneğin Fatih Sultan Mehmed Hurufîliğe ilgi duymuştu. Ama bu yakınlıktan korkan Sadrazam Mahmud Paşa, Şeyhülislam Fahreddin Acemî'yle işbirliği yapıp, oyuna getirdikleri Hurufîleri Edirne'deki Üç şerefeli Cami'nin avlusunda yaktırmıştır. Ateşi canlandırmak isteyen şeyhülislamın ateşi üflerken sakalının ve yüzünün yanması çeşitli rivayetlere neden olmuştur.
Hurufîliği, bir inanç sistemi olarak kurup tarikat haline getiren Esterâbadlı Şihabeddin Fazlullah Hurufî'ydi.
Harf ve sayılardan dinsel yorum çıkartan bu tarikata göre sesin olgunlaşmış hali ise sözdür (kelam). Bu da ancak insanlardan meydana geliyordu. "Kuran" sözcüğü de, "sözlü okuma, ağızla söyleme, yüksek sesle söyleme" anlamına gelmektedir zaten. Söz ise harflerden oluşur. Bu duruma göre sesin, sözün aslı harfti. Yani temel yaratıcı olan harfti. Bu nedenle, Hurufîlik konuşan insanı Tanrılaştırır. Çünkü söz, gerçekleşmiş, varlık olarak belirmiş olan Tanrı'ydı. Bu da insanda dile gelmiştir. insan, konuşan Tanrı'ydı (kelamullah-ı natık).
Hurufîlik'te amaç insandı ve insanın açıklanması Tanrı'yı da açıklamaktı. Hurufîliğe göre, harflerin birbiriyle sonsuz sayıda birleşme olanağı vardı. Harfler insan yüzünde de görünüyordu. Örneğin, Arapça "ayın" harfi ağız, "lam" harfi burun, "ye" harfi çene; bunlar birleşince "Ali" insan yüzünde belirmiş olurdu.
Keza Hurufîler, "elif harfini burna, burnun iki tarafını iki "lam" harfine ve gözleri de "he" harfine benzeterek insanın yüzünde "Allah" yazılı olduğunu söylerler. en tanınmış şairlerimizden Nesimi de bir Hurufî'ydi; bu nedenle derisi yüzülerek canı alınmıştır.
"Sofular haram dediler, bu aşkın badesine/Ben doldurur ben içerim, günah benim kime ne?"
Nesimî'nin derisi yüzülmüştü; ama diğer yandan ise Hurufilik Osmanlı Sarayı'nı bile etkilemişti, örneğin Fatih Sultan Mehmed Hurufîliğe ilgi duymuştu. Ama bu yakınlıktan korkan Sadrazam Mahmud Paşa, Şeyhülislam Fahreddin Acemî'yle işbirliği yapıp, oyuna getirdikleri Hurufîleri Edirne'deki Üç şerefeli Cami'nin avlusunda yaktırmıştır. Ateşi canlandırmak isteyen şeyhülislamın ateşi üflerken sakalının ve yüzünün yanması çeşitli rivayetlere neden olmuştur.
Hurufîliği, bir inanç sistemi olarak kurup tarikat haline getiren Esterâbadlı Şihabeddin Fazlullah Hurufî'ydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar