bugün
- yunanistan15
- irmik helvası vs un helvası11
- adanalı ateist9
- sözlük erkeklerinin helvaları7
- hiç porno izlememiş erkek9
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı10
- bik bikle yemek yapmak9
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek3
- sözlük yazarlarının kombinleri7
- ketçap aromalı ruffles7
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti9
- üşüyen erkek12
- gammaz çetesi çökertildi2
- japonya22
- uludağ sözlük kızlarının terlikleri5
- privia security2
- mutsuzluğun katlanarak büyümesi3
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- halı saha maçına giden erkek3
- gelecek partisi'nin kapanması12
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası9
- sözlük yazarları ölünce hangi helva4
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması9
- nervio ile kedi beslemek5
- gavs darbesi2
- soyulacak devlet malının kalmaması5
- dekolteye bakar mısınız6
- misokinesia3
- arkadaşlar7
- isveç5
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı2
- muskacılık yapıp çomar yolmak2
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin5
- vergi iadesi doldurmak5
- irmik helvası2
- ota boka başlık açan yazar2
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması8
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin16
- islamcilara sorulmasi gereken sorular6
- bulgaristan4
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- sağa sinyal verip sola dönmek7
- yaz yavaştan bitiyor eylül geliyor 20264
- nervio hamferdi12
- ahmet davutoğlu7
- kerhaneye gitmek3
- danimarka8
- kawase hasui2
- mal varlıklarınız nelerdir5
bir insanın götünün yiyip de başlayamayacağı türden bir kitap. yaklaşık altı ay önce bir arkadaşım tavsiye etmişti ve "mutlaka okumam" yönünde de çok ciddi baskı yapmıştı kitabı. 34 lira etiket fiyatı ve ele alındığı anda kendisini hissettiren bir ağırlığı vardı ki bu iki şey insanın gözünü korkutmak için yetebiliyordu(hele ki vakit bulmak konusunda sıkıntılı ve okurken düşünme payına ihtiyaç duyan bir adamsanız).
aradan aylar geçti, kitabın etiket fiyatı 36 lira oldu, arada birkaç tane kitap okundu ve onların da birçoğu için "vasatın altında" notu verildi ve tutunamayanlar, hala sırasını beklemeye devam ediyordu bu süre zarfında. geçen gün edebiyat aşığı bir kaç genç adamın, ulu-orta dağıttıkları fanzinleri tutuşturuldu elime içinde türlü ve çeşitli edebi parçalar, düz yazılar, şiirler ve zart-zurt vardı. kapağın hemen arkasında ve aşağılarda bir yerde "hiçbir yere epigraflar" başlığı ile bir metin yayınlamışlar:
"değil değil anlatmak istediğim bu değil susuyorum artık konuşamayacağım zaten kelime haline, cümle haline getirince olmuyor oysa bir bilseniz ben düşüncemde dünyayı nasıl idare ediyorum aslında. sizin dünyanız da fakir geliyor bana ancak bugünkü düzende birtakım imtiyazlar sağlayabilirsiniz bana. ya geçmiş yüzyıllar... onları nasıl yaşayacağım? hayır, bütün istediklerimi yaşamaya hayatım ve sizin imkânlarınız yetmez. oysa ne kadar iyi olacaktı tabii siz anlamadıktan sonra değeri yok. benim gibi olmalı herkes. o zaman da bana haklı muamele edilmez. elbette çok şey beklediğimi biliyorum. her zaman da bekledim. her yeni tanıştığım insandan tanışır tanışmaz neler bekledim. o daha adımı öğrenmeden ben onunla ilgili hayaller kurdum, ümit etmeye başladım hemen ve o insan yanımdan bir dakika bile ayrılınca ben öyle yerlere varmıştım ki hayalimde bu ayrılmayı bir ihanet saydım. gücendim ve hayır, benimle başa çıkılmaz. beni bırak günseli. herkes için öyle hayaller kurdum ki senin için de bir kurmaya başlarsam... bak günseli düşün, beni tanıdığın kadarıyla seviyorsun. bir bilsen bilmedikl"
yazı burada kesilmişti fanzinde ve hemen sağ alt köşesinde de bold yazı karakteri ile "oğuz atay" aradaki virgülün hemen ardından italik bir yazı karakteriyke de "tutunamayanlar" yazıyordu. şimdi cümle dahi yarım kalmış ve aklıma işlemiş bir hâlde kaç gündür. sanırım bir şekilde sonuçlarını göze alıp da başlamalıyım şu kitaba...
aradan aylar geçti, kitabın etiket fiyatı 36 lira oldu, arada birkaç tane kitap okundu ve onların da birçoğu için "vasatın altında" notu verildi ve tutunamayanlar, hala sırasını beklemeye devam ediyordu bu süre zarfında. geçen gün edebiyat aşığı bir kaç genç adamın, ulu-orta dağıttıkları fanzinleri tutuşturuldu elime içinde türlü ve çeşitli edebi parçalar, düz yazılar, şiirler ve zart-zurt vardı. kapağın hemen arkasında ve aşağılarda bir yerde "hiçbir yere epigraflar" başlığı ile bir metin yayınlamışlar:
"değil değil anlatmak istediğim bu değil susuyorum artık konuşamayacağım zaten kelime haline, cümle haline getirince olmuyor oysa bir bilseniz ben düşüncemde dünyayı nasıl idare ediyorum aslında. sizin dünyanız da fakir geliyor bana ancak bugünkü düzende birtakım imtiyazlar sağlayabilirsiniz bana. ya geçmiş yüzyıllar... onları nasıl yaşayacağım? hayır, bütün istediklerimi yaşamaya hayatım ve sizin imkânlarınız yetmez. oysa ne kadar iyi olacaktı tabii siz anlamadıktan sonra değeri yok. benim gibi olmalı herkes. o zaman da bana haklı muamele edilmez. elbette çok şey beklediğimi biliyorum. her zaman da bekledim. her yeni tanıştığım insandan tanışır tanışmaz neler bekledim. o daha adımı öğrenmeden ben onunla ilgili hayaller kurdum, ümit etmeye başladım hemen ve o insan yanımdan bir dakika bile ayrılınca ben öyle yerlere varmıştım ki hayalimde bu ayrılmayı bir ihanet saydım. gücendim ve hayır, benimle başa çıkılmaz. beni bırak günseli. herkes için öyle hayaller kurdum ki senin için de bir kurmaya başlarsam... bak günseli düşün, beni tanıdığın kadarıyla seviyorsun. bir bilsen bilmedikl"
yazı burada kesilmişti fanzinde ve hemen sağ alt köşesinde de bold yazı karakteri ile "oğuz atay" aradaki virgülün hemen ardından italik bir yazı karakteriyke de "tutunamayanlar" yazıyordu. şimdi cümle dahi yarım kalmış ve aklıma işlemiş bir hâlde kaç gündür. sanırım bir şekilde sonuçlarını göze alıp da başlamalıyım şu kitaba...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar