bugün
- kolye57
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı17
- evi ev yapan şeyler11
- bileklik19
- galatasaray19
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip6
- gül3
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı6
- beşiktaş17
- kedi9
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- fenerbahçe16
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- kadınların çalışması2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- benim de devletim olsun diyen kürt11
- mabel matiz2
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- ataerkillikten tiksinmek2
- anadolu çomarları3
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- kim kimi neden sevmiyor14
- jeffrey epstein2
- tır şoförü olmayı istemek12
- yogartiksen40
- saat4
- beko2
- timsah7
- türkiye17
- zebra4
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- irfan can eğribayat2
- papağan4
- 6 ayda bir yıkanmak5
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- mustafa kemal atatürk2
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- ona bir şey söyle7
- ismet gürbüz3
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- azerilerce tokatlanan akpli8
- osmanlı6
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- queen ravenna büyücülük okulu20
- nervio adlı yazara uyarı11
-wikipediadan okumadan kopyalayıp yapıştırdığım bölüm-
ekonomik düşüncedeki "klasik" gelenek britanya'da 18. yüzyıl sonunda ortaya çıkmıştır. adam smith, david ricardo ve john stuart mill gibi klasik politik ekonomistler kapitalist ekonomide üretim, dağılım ve malların değişimi gibi konuların analinizi yaparak yayımlamışlardır ve bu çalışmalar günümüzdeki çoğu iktisadi çalışmanın da halen temelini oluşturmaktadır.
alman sosyolog max weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır. weber`e göre piyasa değişimi, üretime göre kapitalizmin daha belirleyici bir özelliğidir. kapitalist girişimler, önceki ekonomik sistemlerdeki faaliyetlerin aksine üretimi rasyonelleştirmişler, bu da verimlilikve üretkenliğin en üst seviyeye çıkarılması isteğidir. weber, henüz kapitalist ekonomiye geçilmediği zamandaki çalışanların, loncadaki usta ile çırak gibi, kişisel ilişkilere dayanan çalışmayı anladıklarını söyler.
-wikipediadan okumadan kopyalayıp yapıştırdığım bölüm-
buna ek olarak alman ekonomist wolfgang goebbls paranın kökü* isimli kitabında kapitalizmin gerçek anlamda kurucusu olmamakla birlikte sanayi devrimi ile birlikte yaygınlaşmış olduğunu bilmekteyiz. demiştir. lakin zalım sistem kapitalizmin kurucusunu aslında hepimiz çok yakından tanıyoruz. o babacan gülümsemesi, etrafındaki insanlarla iyi geçinmesi ve örnek din adamlığıyla herkesin takdirini kazansa da asıl ünlü olmasını sağlayan hazır cevaplılığı. evet, doğru tahmin ettiniz. kapitalizmin kurucusu nasreddin hocadır.
şimdi bu da nereden çıktı diyeceksiniz. size direk ilk örneğimle karşılık veriyorum. nasreddin hoca pazardan dönüşte çocuğun tekine düdük alıyor, geri kalanlara almıyor. ve sonra belki de hepimizin ağzına yapışmış olan şu cümleyi söylüyor: ee parayı veren düdüğü çalar. bunu duyan köy çocukları kendi kendilerine düşünüyorlar: derhal zengin olup bütün düdükleri satın almalı, fakirin fukaranın hakkından gelmeliyim.. böylelikle kapitalist bir sistemin ilk tohumları atılmış oluyor.
ikinci örneğimize geçelim. hoca akşehir gölüne maya çalıyor. bunu gören köylü de yaklaşıp hocam ne yapıyorsun? diyor. hoca göle maya çalıyorum. diyor. köylü de aman hocam, hiç koskoca göl maya tutar mı? diyor, hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa?. seneler sonra gülşen ya tutarsa diye bir şarkı yapıp klibinde dans edemiyor. ama konumuz bu değil. şimdi şunu düşünelim: hoca neden göle maya çalıyor? çünkü dostlarım, hocanın niyeti dünyanın ilk yoğurt fabrikasını kurmak. oradan pazarın tek hakimi olup ihracat işine girmek ve afrikadaki az gelişmiş ülkelere yoğurt fabrikaları kurup ucuz iş gücünden faydalanmak ve dünya devi olmak. ya tutarsa? sözünün altında da tutarsa paranın gözüne vururuz oğlum. mesajının gizli olduğunu söylememe gerek bile olmadığını düşünüyorum.
üçüncü örnek; nasreddin hoca bir ağacın tepesine çıkıyor. başlıyor bindiği dalı kesmeye. köylünün biri de çıkıp aman hocam insan hiç bindiği dalı keser mi? diyor. hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? nasreddin hocanın bu cevabı karşısında afallayan köylü doğru marx hocanın dergahına gidip nasreddin hoca bindiği dalı kesiyo marx hocam. bu arada bıyık çok şekil olmuş. diyor. marx hoca da bıyığıyla bir müddet oynadıktan sonra kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. diyor. köylü aydınlanmış bir şekilde evine dönerken nasreddin hoca ormanlık arazilerdeki keşfine devam ediyor. görüldüğü üzere nasreddin hoca burada da kapitalizm kokan hareketler içinde.
dördüncü örneğimizde nasreddin hoca komşusundan kazan ödünç alıyor. maksadı kazanın ölçülerini alıp malzemesini inceleyerek nasıl üretildiğini anlamak ve seri kazan imalatına geçmek. hatta aynı kazanın bir boy ufağından bile üretip komşusuna götürüyor. senin kazan doğurdu. diyor. amacı kazan kullanıcısının bu daha küçük kazandan memnun kalıp kalmayacağını öğrenmek. komşusunun beğendiğini görünce de kazan üzerindeki çalışmalarını gizlice yürütmek adına tekrar istiyor. ve bir daha geri vermiyor. amacı kendi ürettiği son model kazanlardan satmak. senin kazan öldü. diyor komşusuna. komşusu da aman hocam, kazan hiç ölür mü? diyince hoca yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? zaten aman hocam hiç x y olur mu? diye soran köylü bir müddet sonra köyden kovuluyor. yani bütün o olaylardaki köylü tek bir köylü. nasreddin hoca da aslında hazır cevap değil, her şeye ya tutarsa? diyor.
işte olayı belgelerle açıkladım beyler. bence artık dünya ekonomisinin rotası değişmeli bu belgeli kanıtlardan sonra. bildiğimiz her şeyi unutmalıyız.
*wolfgang goebbls diye bir yazar ve paranın kökü diye bir kitap yoktur.
ekonomik düşüncedeki "klasik" gelenek britanya'da 18. yüzyıl sonunda ortaya çıkmıştır. adam smith, david ricardo ve john stuart mill gibi klasik politik ekonomistler kapitalist ekonomide üretim, dağılım ve malların değişimi gibi konuların analinizi yaparak yayımlamışlardır ve bu çalışmalar günümüzdeki çoğu iktisadi çalışmanın da halen temelini oluşturmaktadır.
alman sosyolog max weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır. weber`e göre piyasa değişimi, üretime göre kapitalizmin daha belirleyici bir özelliğidir. kapitalist girişimler, önceki ekonomik sistemlerdeki faaliyetlerin aksine üretimi rasyonelleştirmişler, bu da verimlilikve üretkenliğin en üst seviyeye çıkarılması isteğidir. weber, henüz kapitalist ekonomiye geçilmediği zamandaki çalışanların, loncadaki usta ile çırak gibi, kişisel ilişkilere dayanan çalışmayı anladıklarını söyler.
-wikipediadan okumadan kopyalayıp yapıştırdığım bölüm-
buna ek olarak alman ekonomist wolfgang goebbls paranın kökü* isimli kitabında kapitalizmin gerçek anlamda kurucusu olmamakla birlikte sanayi devrimi ile birlikte yaygınlaşmış olduğunu bilmekteyiz. demiştir. lakin zalım sistem kapitalizmin kurucusunu aslında hepimiz çok yakından tanıyoruz. o babacan gülümsemesi, etrafındaki insanlarla iyi geçinmesi ve örnek din adamlığıyla herkesin takdirini kazansa da asıl ünlü olmasını sağlayan hazır cevaplılığı. evet, doğru tahmin ettiniz. kapitalizmin kurucusu nasreddin hocadır.
şimdi bu da nereden çıktı diyeceksiniz. size direk ilk örneğimle karşılık veriyorum. nasreddin hoca pazardan dönüşte çocuğun tekine düdük alıyor, geri kalanlara almıyor. ve sonra belki de hepimizin ağzına yapışmış olan şu cümleyi söylüyor: ee parayı veren düdüğü çalar. bunu duyan köy çocukları kendi kendilerine düşünüyorlar: derhal zengin olup bütün düdükleri satın almalı, fakirin fukaranın hakkından gelmeliyim.. böylelikle kapitalist bir sistemin ilk tohumları atılmış oluyor.
ikinci örneğimize geçelim. hoca akşehir gölüne maya çalıyor. bunu gören köylü de yaklaşıp hocam ne yapıyorsun? diyor. hoca göle maya çalıyorum. diyor. köylü de aman hocam, hiç koskoca göl maya tutar mı? diyor, hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa?. seneler sonra gülşen ya tutarsa diye bir şarkı yapıp klibinde dans edemiyor. ama konumuz bu değil. şimdi şunu düşünelim: hoca neden göle maya çalıyor? çünkü dostlarım, hocanın niyeti dünyanın ilk yoğurt fabrikasını kurmak. oradan pazarın tek hakimi olup ihracat işine girmek ve afrikadaki az gelişmiş ülkelere yoğurt fabrikaları kurup ucuz iş gücünden faydalanmak ve dünya devi olmak. ya tutarsa? sözünün altında da tutarsa paranın gözüne vururuz oğlum. mesajının gizli olduğunu söylememe gerek bile olmadığını düşünüyorum.
üçüncü örnek; nasreddin hoca bir ağacın tepesine çıkıyor. başlıyor bindiği dalı kesmeye. köylünün biri de çıkıp aman hocam insan hiç bindiği dalı keser mi? diyor. hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? nasreddin hocanın bu cevabı karşısında afallayan köylü doğru marx hocanın dergahına gidip nasreddin hoca bindiği dalı kesiyo marx hocam. bu arada bıyık çok şekil olmuş. diyor. marx hoca da bıyığıyla bir müddet oynadıktan sonra kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. diyor. köylü aydınlanmış bir şekilde evine dönerken nasreddin hoca ormanlık arazilerdeki keşfine devam ediyor. görüldüğü üzere nasreddin hoca burada da kapitalizm kokan hareketler içinde.
dördüncü örneğimizde nasreddin hoca komşusundan kazan ödünç alıyor. maksadı kazanın ölçülerini alıp malzemesini inceleyerek nasıl üretildiğini anlamak ve seri kazan imalatına geçmek. hatta aynı kazanın bir boy ufağından bile üretip komşusuna götürüyor. senin kazan doğurdu. diyor. amacı kazan kullanıcısının bu daha küçük kazandan memnun kalıp kalmayacağını öğrenmek. komşusunun beğendiğini görünce de kazan üzerindeki çalışmalarını gizlice yürütmek adına tekrar istiyor. ve bir daha geri vermiyor. amacı kendi ürettiği son model kazanlardan satmak. senin kazan öldü. diyor komşusuna. komşusu da aman hocam, kazan hiç ölür mü? diyince hoca yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? zaten aman hocam hiç x y olur mu? diye soran köylü bir müddet sonra köyden kovuluyor. yani bütün o olaylardaki köylü tek bir köylü. nasreddin hoca da aslında hazır cevap değil, her şeye ya tutarsa? diyor.
işte olayı belgelerle açıkladım beyler. bence artık dünya ekonomisinin rotası değişmeli bu belgeli kanıtlardan sonra. bildiğimiz her şeyi unutmalıyız.
*wolfgang goebbls diye bir yazar ve paranın kökü diye bir kitap yoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar