bugün
- amedspor6
- ama yeni parti tüzüğü4
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması21
- hoşlanılan kızın 6 erkekle çırılçıplak poz vermesi3
- birader avanosta mı sorunsalı2
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı7
- hoşlanılan kızın senden daha çok meeş alması2
- 2 eylül 20262
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- şanghay işbirliği örgütü'nün 25 yılı2
- evlenecek kız kalmaması11
- 2026 eylül ayı nasıl geçecek3
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- 15 eylül 20262
- beşiktaş 6 atınca anlık fenerbahçeliler3
- sarapci koala75
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması4
- anya4
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- trabzonspor5
- kadınınızı çalıştırır mısınız8
- sevgili varken sarışın bir rus kızıyla karşılaşmak3
- sözlükte bir şeylerin eksik olması10
- 1 eylül dünya barış günü2
- türk kızı9
- gocu31
- seri eksici ezik11
- güne bir şiir bırak6
- bu saatte uyanan insanın amacı2
- siyahi arkadaşla ankarada eve çıkmak2
- sikerim siyasetini deyip aşk konuşmak6
- kocasını seven külotsuz yatar4
- pozitif karmaya sahip olanların biraz şey olması7
- koşun koşun havadis var7
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak6
- seri eksici ibne4
- türk seküler devrimi11
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası14
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan36
- geceye bir kadın yalanı bırak4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- bu koyden olsam ne olacak20
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek10
- simko38
- s'i l v'e r m'i s t13
- sırrı süreyya önder7
- renault 9 broadway6
- zorunlu eğitim19
-wikipediadan okumadan kopyalayıp yapıştırdığım bölüm-
ekonomik düşüncedeki "klasik" gelenek britanya'da 18. yüzyıl sonunda ortaya çıkmıştır. adam smith, david ricardo ve john stuart mill gibi klasik politik ekonomistler kapitalist ekonomide üretim, dağılım ve malların değişimi gibi konuların analinizi yaparak yayımlamışlardır ve bu çalışmalar günümüzdeki çoğu iktisadi çalışmanın da halen temelini oluşturmaktadır.
alman sosyolog max weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır. weber`e göre piyasa değişimi, üretime göre kapitalizmin daha belirleyici bir özelliğidir. kapitalist girişimler, önceki ekonomik sistemlerdeki faaliyetlerin aksine üretimi rasyonelleştirmişler, bu da verimlilikve üretkenliğin en üst seviyeye çıkarılması isteğidir. weber, henüz kapitalist ekonomiye geçilmediği zamandaki çalışanların, loncadaki usta ile çırak gibi, kişisel ilişkilere dayanan çalışmayı anladıklarını söyler.
-wikipediadan okumadan kopyalayıp yapıştırdığım bölüm-
buna ek olarak alman ekonomist wolfgang goebbls paranın kökü* isimli kitabında kapitalizmin gerçek anlamda kurucusu olmamakla birlikte sanayi devrimi ile birlikte yaygınlaşmış olduğunu bilmekteyiz. demiştir. lakin zalım sistem kapitalizmin kurucusunu aslında hepimiz çok yakından tanıyoruz. o babacan gülümsemesi, etrafındaki insanlarla iyi geçinmesi ve örnek din adamlığıyla herkesin takdirini kazansa da asıl ünlü olmasını sağlayan hazır cevaplılığı. evet, doğru tahmin ettiniz. kapitalizmin kurucusu nasreddin hocadır.
şimdi bu da nereden çıktı diyeceksiniz. size direk ilk örneğimle karşılık veriyorum. nasreddin hoca pazardan dönüşte çocuğun tekine düdük alıyor, geri kalanlara almıyor. ve sonra belki de hepimizin ağzına yapışmış olan şu cümleyi söylüyor: ee parayı veren düdüğü çalar. bunu duyan köy çocukları kendi kendilerine düşünüyorlar: derhal zengin olup bütün düdükleri satın almalı, fakirin fukaranın hakkından gelmeliyim.. böylelikle kapitalist bir sistemin ilk tohumları atılmış oluyor.
ikinci örneğimize geçelim. hoca akşehir gölüne maya çalıyor. bunu gören köylü de yaklaşıp hocam ne yapıyorsun? diyor. hoca göle maya çalıyorum. diyor. köylü de aman hocam, hiç koskoca göl maya tutar mı? diyor, hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa?. seneler sonra gülşen ya tutarsa diye bir şarkı yapıp klibinde dans edemiyor. ama konumuz bu değil. şimdi şunu düşünelim: hoca neden göle maya çalıyor? çünkü dostlarım, hocanın niyeti dünyanın ilk yoğurt fabrikasını kurmak. oradan pazarın tek hakimi olup ihracat işine girmek ve afrikadaki az gelişmiş ülkelere yoğurt fabrikaları kurup ucuz iş gücünden faydalanmak ve dünya devi olmak. ya tutarsa? sözünün altında da tutarsa paranın gözüne vururuz oğlum. mesajının gizli olduğunu söylememe gerek bile olmadığını düşünüyorum.
üçüncü örnek; nasreddin hoca bir ağacın tepesine çıkıyor. başlıyor bindiği dalı kesmeye. köylünün biri de çıkıp aman hocam insan hiç bindiği dalı keser mi? diyor. hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? nasreddin hocanın bu cevabı karşısında afallayan köylü doğru marx hocanın dergahına gidip nasreddin hoca bindiği dalı kesiyo marx hocam. bu arada bıyık çok şekil olmuş. diyor. marx hoca da bıyığıyla bir müddet oynadıktan sonra kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. diyor. köylü aydınlanmış bir şekilde evine dönerken nasreddin hoca ormanlık arazilerdeki keşfine devam ediyor. görüldüğü üzere nasreddin hoca burada da kapitalizm kokan hareketler içinde.
dördüncü örneğimizde nasreddin hoca komşusundan kazan ödünç alıyor. maksadı kazanın ölçülerini alıp malzemesini inceleyerek nasıl üretildiğini anlamak ve seri kazan imalatına geçmek. hatta aynı kazanın bir boy ufağından bile üretip komşusuna götürüyor. senin kazan doğurdu. diyor. amacı kazan kullanıcısının bu daha küçük kazandan memnun kalıp kalmayacağını öğrenmek. komşusunun beğendiğini görünce de kazan üzerindeki çalışmalarını gizlice yürütmek adına tekrar istiyor. ve bir daha geri vermiyor. amacı kendi ürettiği son model kazanlardan satmak. senin kazan öldü. diyor komşusuna. komşusu da aman hocam, kazan hiç ölür mü? diyince hoca yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? zaten aman hocam hiç x y olur mu? diye soran köylü bir müddet sonra köyden kovuluyor. yani bütün o olaylardaki köylü tek bir köylü. nasreddin hoca da aslında hazır cevap değil, her şeye ya tutarsa? diyor.
işte olayı belgelerle açıkladım beyler. bence artık dünya ekonomisinin rotası değişmeli bu belgeli kanıtlardan sonra. bildiğimiz her şeyi unutmalıyız.
*wolfgang goebbls diye bir yazar ve paranın kökü diye bir kitap yoktur.
ekonomik düşüncedeki "klasik" gelenek britanya'da 18. yüzyıl sonunda ortaya çıkmıştır. adam smith, david ricardo ve john stuart mill gibi klasik politik ekonomistler kapitalist ekonomide üretim, dağılım ve malların değişimi gibi konuların analinizi yaparak yayımlamışlardır ve bu çalışmalar günümüzdeki çoğu iktisadi çalışmanın da halen temelini oluşturmaktadır.
alman sosyolog max weber, kapitalizmin tanımlayıcı niteliklerinin anlaşılmasında büyük bir etki yaratmıştır. weber`e göre piyasa değişimi, üretime göre kapitalizmin daha belirleyici bir özelliğidir. kapitalist girişimler, önceki ekonomik sistemlerdeki faaliyetlerin aksine üretimi rasyonelleştirmişler, bu da verimlilikve üretkenliğin en üst seviyeye çıkarılması isteğidir. weber, henüz kapitalist ekonomiye geçilmediği zamandaki çalışanların, loncadaki usta ile çırak gibi, kişisel ilişkilere dayanan çalışmayı anladıklarını söyler.
-wikipediadan okumadan kopyalayıp yapıştırdığım bölüm-
buna ek olarak alman ekonomist wolfgang goebbls paranın kökü* isimli kitabında kapitalizmin gerçek anlamda kurucusu olmamakla birlikte sanayi devrimi ile birlikte yaygınlaşmış olduğunu bilmekteyiz. demiştir. lakin zalım sistem kapitalizmin kurucusunu aslında hepimiz çok yakından tanıyoruz. o babacan gülümsemesi, etrafındaki insanlarla iyi geçinmesi ve örnek din adamlığıyla herkesin takdirini kazansa da asıl ünlü olmasını sağlayan hazır cevaplılığı. evet, doğru tahmin ettiniz. kapitalizmin kurucusu nasreddin hocadır.
şimdi bu da nereden çıktı diyeceksiniz. size direk ilk örneğimle karşılık veriyorum. nasreddin hoca pazardan dönüşte çocuğun tekine düdük alıyor, geri kalanlara almıyor. ve sonra belki de hepimizin ağzına yapışmış olan şu cümleyi söylüyor: ee parayı veren düdüğü çalar. bunu duyan köy çocukları kendi kendilerine düşünüyorlar: derhal zengin olup bütün düdükleri satın almalı, fakirin fukaranın hakkından gelmeliyim.. böylelikle kapitalist bir sistemin ilk tohumları atılmış oluyor.
ikinci örneğimize geçelim. hoca akşehir gölüne maya çalıyor. bunu gören köylü de yaklaşıp hocam ne yapıyorsun? diyor. hoca göle maya çalıyorum. diyor. köylü de aman hocam, hiç koskoca göl maya tutar mı? diyor, hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa?. seneler sonra gülşen ya tutarsa diye bir şarkı yapıp klibinde dans edemiyor. ama konumuz bu değil. şimdi şunu düşünelim: hoca neden göle maya çalıyor? çünkü dostlarım, hocanın niyeti dünyanın ilk yoğurt fabrikasını kurmak. oradan pazarın tek hakimi olup ihracat işine girmek ve afrikadaki az gelişmiş ülkelere yoğurt fabrikaları kurup ucuz iş gücünden faydalanmak ve dünya devi olmak. ya tutarsa? sözünün altında da tutarsa paranın gözüne vururuz oğlum. mesajının gizli olduğunu söylememe gerek bile olmadığını düşünüyorum.
üçüncü örnek; nasreddin hoca bir ağacın tepesine çıkıyor. başlıyor bindiği dalı kesmeye. köylünün biri de çıkıp aman hocam insan hiç bindiği dalı keser mi? diyor. hoca da yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? nasreddin hocanın bu cevabı karşısında afallayan köylü doğru marx hocanın dergahına gidip nasreddin hoca bindiği dalı kesiyo marx hocam. bu arada bıyık çok şekil olmuş. diyor. marx hoca da bıyığıyla bir müddet oynadıktan sonra kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. diyor. köylü aydınlanmış bir şekilde evine dönerken nasreddin hoca ormanlık arazilerdeki keşfine devam ediyor. görüldüğü üzere nasreddin hoca burada da kapitalizm kokan hareketler içinde.
dördüncü örneğimizde nasreddin hoca komşusundan kazan ödünç alıyor. maksadı kazanın ölçülerini alıp malzemesini inceleyerek nasıl üretildiğini anlamak ve seri kazan imalatına geçmek. hatta aynı kazanın bir boy ufağından bile üretip komşusuna götürüyor. senin kazan doğurdu. diyor. amacı kazan kullanıcısının bu daha küçük kazandan memnun kalıp kalmayacağını öğrenmek. komşusunun beğendiğini görünce de kazan üzerindeki çalışmalarını gizlice yürütmek adına tekrar istiyor. ve bir daha geri vermiyor. amacı kendi ürettiği son model kazanlardan satmak. senin kazan öldü. diyor komşusuna. komşusu da aman hocam, kazan hiç ölür mü? diyince hoca yapıştırıyor cevabı: ya tutarsa? zaten aman hocam hiç x y olur mu? diye soran köylü bir müddet sonra köyden kovuluyor. yani bütün o olaylardaki köylü tek bir köylü. nasreddin hoca da aslında hazır cevap değil, her şeye ya tutarsa? diyor.
işte olayı belgelerle açıkladım beyler. bence artık dünya ekonomisinin rotası değişmeli bu belgeli kanıtlardan sonra. bildiğimiz her şeyi unutmalıyız.
*wolfgang goebbls diye bir yazar ve paranın kökü diye bir kitap yoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar