bugün
- kuran da namazın olmaması20
- bir ayet reddedince dinden çıkmak12
- 31 yaşında bakire olan kız8
- arkadaşın karısının at gibi olması7
- seni öldürmeyen şey seni güçlendirir5
- hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak5
- evli olup sözlükte erkek arayan kadınlar4
- sözlük yazarları akıllı olsun3
- kalça ellemek4
- ehli sünnet hocalar10
- en tehlikeli kadın tipi3
- karımın ayaklarını yıkarım3
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı11
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- sözlükteki ezik kompleksi3
- huzur islamda9
- iş arkadaşlığı5
- yanlışlıkla döl fışkırtmak5
- hep sinirli yazarlar7
- arabesk7
- otomatik portakal alex piçi2
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- mandacı menderes4
- uff diye üzülen erkek6
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler6
- sözlüğe bedenini atan kadın güzelliği4
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli5
- kavanoz kapağını açamamak4
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak5
- cupra2
- dna sı bozuk olan insan3
- youtube müslümanı3
- otopark girişine araba bırakan kişi3
- arda güler2
- götü güzel olan kız6
- döner3
- iz bırakan kitap cümleleri3
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek3
- saraca finch house21
- giorgia meloni3
- hanımın yatakta seni gidi azgın köpek demesi2
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- ayet indirilen dönem5
- alkolsüz bira içen müslüman6
- trump'ın f35 hakkında henüz karar vermedim demesi5
- kendi ses kaydını dinleyince hissedilen o his2
- göbekli tepe6
- gurbetçilerin dövizle askerlik fiyatına isyanı4
- closer3
Stalinizm, Josef Stalin tarafından geliştirilen ve Sovyetler Birliği'nde ve Doğu Bloku ülkelerinde uygulanan siyasi görüşler.
Stalinizm terimini ilk olarak Troçkistler ortaya attı. Bu terimi Stalin'in görüşlerini, doğru kabul ettikleri Marksizm yorumundan ayırmak için kullandılar. Sovyetler ve Stalin'in politikalarını beğenenler Stalinizm terimini fazla kullanmadı.
Stalinizm, kendi başına bir ideoloji olmaktan ziyade, bir devlet idaresi yorumudur. Stalin, kuramcı olmaktan ziyade pratik bir siyasetçiydi. Marksist teoriye çok fazla katkısı olmadı.
Stalinizmin en önemli teorik katkısı tek ülkede sosyalizm görüşüdür. Lenin'in 1924'teki ölümünden sonra Sovyet idaresi bir ikilemle karşı karşıya kaldı: Troçki yanlıları, devrimin tüm dünyaya yayılması için özellikle sanayileşmiş batı toplumlarında teşvik edilmesi gerektiğini savunuyor, bunu siyasetlerinin önceliği olarak görüyorlardı. Aksi halde, SSCB'nin sosyalist bir devlet olarak var olamayacağını, kapitalist devletlerin baskısı karşısında yıkılacağını ileri sürüyorlardı.
Bu görüşe karşı, Stalin ve yandaşları sosyalizmin önce sadece SSCB'de sağlam bir şekilde kurulmasının mümkün ve gerektiğini savunuyorlardı. Tek ülkede sosyalizmin kurulması için, SSCB'nin gelişmiş ülkelerin rejimlerine karşı bir tehdit olmadığını, onlarla birlikte var olabileceğini göstermek gerekliydi. Troçkistler, Stalin'in bu politikasını dünya çapında devrim fırsatını kaçıran büyük bir hata ve Marksizme ihanet olarak yorumladılar.
Stalin'in tek ülkede sosyalizm politikası, elbette bir dünya devrimini desteklemekten daha az riskliydi. Böylece konumunu pekiştiren Sovyet yönetimi, ülkenin sanayileşmesi ve askeri olarak güçlenmesi için gerekli adımları attı. Bu siyasetler sonucunda SSCB, dünyanın en önemli güçlerinden biri haline geldi.
Troçkistler, tahminlerinin aksine SSCB'nin tek başına kendi rejimiyle var olabilmesini, bu rejimin gerçek bir sosyalist rejim değil, bürokratik yozlaşmaya uğramış bir işçi devleti olduğunu söyleyerek açıkladılar. (bkz: Troçkizm)
Stalin'in ikinci önemli katkısı, sosyalizmin gelişmesi sonucu sınıf savaşının şiddetlenmesi görüşüdür. Stalin, bir ülke sosyalizm yolunda ilerledikçe, geçmişteki sömürücü sınıflarının kalıntılarının daha şiddetli bir mücadeleye gireceğini iddia eder. Stalin'e göre işçi sınıfının düşmanları komünist partisine bile sızabilir.
Stalin, bu görüşünü ülke içindeki muhalefeti yok etmek için giriştiği büyük tasfiye hareketinde kullandı. Parti içindeki muhalefete müsamaha gösterenleri çürük liberallikle suçladı. Mao da Çin'de yürüttüğü kendi tasfiye ve siyasi baskı politikaları için bu fikirlerden yararlandı.
Troçkistler, bu görüşe de katılmaz, SSCB'de geçmişteki sömürücü sınıfların kalıntılarının bulunduğunu reddederler.
Stalinizmin iki unsuru (tek ülkede sosyalizm ve sosyalizmin gelişmesi sonucu sınıf savaşının şiddetlenmesi) Stalin'in siyasi alanda karşısına çıkan sorunları aşmak için kullandığı pratik araçlar oldu.
Stalin'in Leninizme sadık olduğunu söyleyenler (Stalin taraftarları, Lenin karşıtları ve bazı tarihçiler), bu konuda yeterli tarihsel kanıt gösterebilmektedir. Örneğin, Lenin, 1921'de Komünist Parti içindeki muhalefeti yasaklamış ve bir tek parti rejimi kurmuştu. Stalin de kendi muhaliflerini yok etmek ve baskı rejimi kurmak için aynı siyaseti kullandı. Lenin de aynı Stalin gibi Parti'den muhalifleri temizlemek için tasfiye hareketlerine girişmişti.
Lenin, muhalefeti susturmak için bir dehşet siyaseti gütmüştü. Çeka (Sovyet gizli servisi), daha 1917'de Lenin döneminde kurulmuştu. Çeka başkanı Feliks Derzinski, gururla 'organize terör yaratmak için varız, bunu açıkça söylemek lazım' demişti. Batılı tarihçiler, Lenin'in 1924'teki ölümüne kadar 250.000'den fazla kişinin öldürüldüğünü tahmin etmektedir. Toplama kamplarının sayısı 1919'da 80 iken 1923'te 315'e çıktı.
Lenin'in, Stalin'i Komünist Partisi Genel Sekreterliği makamına getirmesi de iki lider arasındaki devamlılığın bir kanıtı olarak gösterilir. Bu makam, Stalin'e gelecekte girişeceği tasfiye hareketleri için uygun bir başlangıç sağladı.
Bazı tarihçilere göre, Lenin'in katı hiyerarşik devleti, demokratik ülkelerdeki kontrol mekanizmalarını içermiyordu. Bu sistem, Stalin gibi zalim bir diktatörün iktidarı ele geçirmesine imkan tanıdı. Bu görüşe göre, Lenin'in ölümü siyasi bir boşluk yarattı. Bu boşluğu halefler arasında en zalim ve fırsatçı olanın doldurması doğaldı.
Sonuç olarak, devamlılık teorisini savunanlar, Lenin'in totaliter bir rejim kurduğunu, Stalin'in ise bu rejimi daha uç bir noktaya vardırdığını ileri sürerler. Bu iki liderin görüşleri uyumludur.
Kesinti teorisine göre, Lenin'in siyaseti ölümünden sonra kesintiye uğramış, Stalin farklı bir siyaset gütmüştür. Bu görüşü savunan tarihçiler ve Troçkistler, Leninizm ve Stalinizm'in karşıt ideolojiler olduğunu savunurlar. Bu görüşe göre, Lenin devrimci bir proletarya diktatörlüğünün lideridir, Stalin ise totaliter bir rejim kurmuştur. Lenin devlet etkisini kısıtlamak istedi, hatta Marksist teori uyarınca devletin mümkün olduğunca çabuk yok olmasını istiyordu. Stalin ise devletin etkisini hayatın her alanına ulaşacak kadar yaygınlaştırdı.
Bu görüşü savunanlar, ayrıca Lenin'in demokratik bir devrimci olduğunu söylerler. Lenin'in partisi pek çok hizip ve görüşten oluşuyordu. Stalin ise partiyi homojen bir kurum haline getirdi. Lenin hizipleri ve muhalif partileri yasaklama politikasını sadece bir tedbir olarak düşünürken, Stalin bu politikayı rakiplerini yok etmek için istismar etti.
Ancak bu görüşler başka tarihçilerce oldukça şüpheli bulunmaktadır. Lenin'in "gerçekten inanmadan", "bir önlem olarak" güttüğü siyasetler, Stalin'in siyasetleriyle görünüşte aynıydı. Bunların arasındaki tek farkın liderlerin görünürdeki niyeti olması, aslında arada gerçek bir fark olmadığını iddia eden devamlılık teorisyenlerinin görüşünü güçlendirmektedir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Stalinizm
Stalinizm terimini ilk olarak Troçkistler ortaya attı. Bu terimi Stalin'in görüşlerini, doğru kabul ettikleri Marksizm yorumundan ayırmak için kullandılar. Sovyetler ve Stalin'in politikalarını beğenenler Stalinizm terimini fazla kullanmadı.
Stalinizm, kendi başına bir ideoloji olmaktan ziyade, bir devlet idaresi yorumudur. Stalin, kuramcı olmaktan ziyade pratik bir siyasetçiydi. Marksist teoriye çok fazla katkısı olmadı.
Stalinizmin en önemli teorik katkısı tek ülkede sosyalizm görüşüdür. Lenin'in 1924'teki ölümünden sonra Sovyet idaresi bir ikilemle karşı karşıya kaldı: Troçki yanlıları, devrimin tüm dünyaya yayılması için özellikle sanayileşmiş batı toplumlarında teşvik edilmesi gerektiğini savunuyor, bunu siyasetlerinin önceliği olarak görüyorlardı. Aksi halde, SSCB'nin sosyalist bir devlet olarak var olamayacağını, kapitalist devletlerin baskısı karşısında yıkılacağını ileri sürüyorlardı.
Bu görüşe karşı, Stalin ve yandaşları sosyalizmin önce sadece SSCB'de sağlam bir şekilde kurulmasının mümkün ve gerektiğini savunuyorlardı. Tek ülkede sosyalizmin kurulması için, SSCB'nin gelişmiş ülkelerin rejimlerine karşı bir tehdit olmadığını, onlarla birlikte var olabileceğini göstermek gerekliydi. Troçkistler, Stalin'in bu politikasını dünya çapında devrim fırsatını kaçıran büyük bir hata ve Marksizme ihanet olarak yorumladılar.
Stalin'in tek ülkede sosyalizm politikası, elbette bir dünya devrimini desteklemekten daha az riskliydi. Böylece konumunu pekiştiren Sovyet yönetimi, ülkenin sanayileşmesi ve askeri olarak güçlenmesi için gerekli adımları attı. Bu siyasetler sonucunda SSCB, dünyanın en önemli güçlerinden biri haline geldi.
Troçkistler, tahminlerinin aksine SSCB'nin tek başına kendi rejimiyle var olabilmesini, bu rejimin gerçek bir sosyalist rejim değil, bürokratik yozlaşmaya uğramış bir işçi devleti olduğunu söyleyerek açıkladılar. (bkz: Troçkizm)
Stalin'in ikinci önemli katkısı, sosyalizmin gelişmesi sonucu sınıf savaşının şiddetlenmesi görüşüdür. Stalin, bir ülke sosyalizm yolunda ilerledikçe, geçmişteki sömürücü sınıflarının kalıntılarının daha şiddetli bir mücadeleye gireceğini iddia eder. Stalin'e göre işçi sınıfının düşmanları komünist partisine bile sızabilir.
Stalin, bu görüşünü ülke içindeki muhalefeti yok etmek için giriştiği büyük tasfiye hareketinde kullandı. Parti içindeki muhalefete müsamaha gösterenleri çürük liberallikle suçladı. Mao da Çin'de yürüttüğü kendi tasfiye ve siyasi baskı politikaları için bu fikirlerden yararlandı.
Troçkistler, bu görüşe de katılmaz, SSCB'de geçmişteki sömürücü sınıfların kalıntılarının bulunduğunu reddederler.
Stalinizmin iki unsuru (tek ülkede sosyalizm ve sosyalizmin gelişmesi sonucu sınıf savaşının şiddetlenmesi) Stalin'in siyasi alanda karşısına çıkan sorunları aşmak için kullandığı pratik araçlar oldu.
Stalin'in Leninizme sadık olduğunu söyleyenler (Stalin taraftarları, Lenin karşıtları ve bazı tarihçiler), bu konuda yeterli tarihsel kanıt gösterebilmektedir. Örneğin, Lenin, 1921'de Komünist Parti içindeki muhalefeti yasaklamış ve bir tek parti rejimi kurmuştu. Stalin de kendi muhaliflerini yok etmek ve baskı rejimi kurmak için aynı siyaseti kullandı. Lenin de aynı Stalin gibi Parti'den muhalifleri temizlemek için tasfiye hareketlerine girişmişti.
Lenin, muhalefeti susturmak için bir dehşet siyaseti gütmüştü. Çeka (Sovyet gizli servisi), daha 1917'de Lenin döneminde kurulmuştu. Çeka başkanı Feliks Derzinski, gururla 'organize terör yaratmak için varız, bunu açıkça söylemek lazım' demişti. Batılı tarihçiler, Lenin'in 1924'teki ölümüne kadar 250.000'den fazla kişinin öldürüldüğünü tahmin etmektedir. Toplama kamplarının sayısı 1919'da 80 iken 1923'te 315'e çıktı.
Lenin'in, Stalin'i Komünist Partisi Genel Sekreterliği makamına getirmesi de iki lider arasındaki devamlılığın bir kanıtı olarak gösterilir. Bu makam, Stalin'e gelecekte girişeceği tasfiye hareketleri için uygun bir başlangıç sağladı.
Bazı tarihçilere göre, Lenin'in katı hiyerarşik devleti, demokratik ülkelerdeki kontrol mekanizmalarını içermiyordu. Bu sistem, Stalin gibi zalim bir diktatörün iktidarı ele geçirmesine imkan tanıdı. Bu görüşe göre, Lenin'in ölümü siyasi bir boşluk yarattı. Bu boşluğu halefler arasında en zalim ve fırsatçı olanın doldurması doğaldı.
Sonuç olarak, devamlılık teorisini savunanlar, Lenin'in totaliter bir rejim kurduğunu, Stalin'in ise bu rejimi daha uç bir noktaya vardırdığını ileri sürerler. Bu iki liderin görüşleri uyumludur.
Kesinti teorisine göre, Lenin'in siyaseti ölümünden sonra kesintiye uğramış, Stalin farklı bir siyaset gütmüştür. Bu görüşü savunan tarihçiler ve Troçkistler, Leninizm ve Stalinizm'in karşıt ideolojiler olduğunu savunurlar. Bu görüşe göre, Lenin devrimci bir proletarya diktatörlüğünün lideridir, Stalin ise totaliter bir rejim kurmuştur. Lenin devlet etkisini kısıtlamak istedi, hatta Marksist teori uyarınca devletin mümkün olduğunca çabuk yok olmasını istiyordu. Stalin ise devletin etkisini hayatın her alanına ulaşacak kadar yaygınlaştırdı.
Bu görüşü savunanlar, ayrıca Lenin'in demokratik bir devrimci olduğunu söylerler. Lenin'in partisi pek çok hizip ve görüşten oluşuyordu. Stalin ise partiyi homojen bir kurum haline getirdi. Lenin hizipleri ve muhalif partileri yasaklama politikasını sadece bir tedbir olarak düşünürken, Stalin bu politikayı rakiplerini yok etmek için istismar etti.
Ancak bu görüşler başka tarihçilerce oldukça şüpheli bulunmaktadır. Lenin'in "gerçekten inanmadan", "bir önlem olarak" güttüğü siyasetler, Stalin'in siyasetleriyle görünüşte aynıydı. Bunların arasındaki tek farkın liderlerin görünürdeki niyeti olması, aslında arada gerçek bir fark olmadığını iddia eden devamlılık teorisyenlerinin görüşünü güçlendirmektedir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Stalinizm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar