bugün
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir3
- filistin in ermeni soykırımını tanıması38
- mustafa kemal atatürk13
- kemal kılıçdaroğlu15
- israil de haredi krizi büyüyor2
- iyi futbol oynar mısınız7
- dünyanın en ünlü dört keli3
- samuel chukwueze'nin trabzonspor'a transferi4
- devlet4
- ankara'nın nato zirvesi hazırlıkları3
- nutuk4
- spor yapmayan erkek4
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası9
- saraca finch house9
- atatürk'ü sevmemek8
- ona bir şey söyle11
- matrix'deki zencinin torbacı olması5
- pandela24
- türkçülük4
- birazdan temmuza giriyoruz15
- nickini değiştiren yazarlar3
- gerizekalı yazarlar zirvesi5
- meksika7
- en son seviştiğin zaman3
- devlet bahçeli4
- amsızlık3
- gece gece aniden gelen 1 buçuk adana yeme isteği3
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- rabia naz vatan3
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- yazarların akıl hocaları9
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- avrupa klima krizi2
- futbol34
- 2026 dünya kupası39
- 0 0 717
- tai lung17
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı10
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- dünya17
- israil12
- sevişirken yapılması gerekenler8
- velvet52
- hoşgörü dini islam12
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- çin mahallesindeyim çabuk çince küfür öğretin6
- beyler bik bik erkek7
- boyalı da saçların6
- ateist dövmek11
- siyonizm yahudilik değildir5
tek bir kadından on tane çocuğu olan ve gay olmadığı da buradan rahatça anlaşılabilecek yazar. zaten onu tanıyanlar bir şeyleri gizli kapaklı yaşamayı sevmediğini bilir, bu özelliği kitaplarından da anlaşılabilir. yani gay olsaydı bunu gizlemezdi. çok sevdiği bir karısı ve on tane de çocuğu vardır.
her neyse, bu entrynin amacı bu değil. iki kelime not düşeyim istedim bu en sevdiğim yazarla ilgili.
charles dickens'ın da en büyük korkusuymuş ölmek, unutulmak, silinmek gitmek. bu adamın ölümden, ölmekten korktuğunu anlayınca onu kendinize yakın hissetmemek elde değil. ben yaşadım diyişini david copperfield'da anlıyorsunuz, çocukluğuna dair ne var ne yok bu kitaba doldurmuştur zira.
kalbi hâlâ antikacı dükkanı'nda atıyor, o ayrı, lâkin değinmeden geçemeyeceğim bir konu vardır ki bu adamın kanı benim mürekkebimde de akmaktadır. bir şeyler yazıyorsam, yazabiliyorsam, bunda en büyük pay sahibi insanlardan biridir charles dickens. bu açıdan ben var olduğum sürece o hâlâ yaşamaktadır diyebilirim. evet, dediğim gibi, ben onun yanında bir hiçim şimdilik; var olmak için benim benliğime ihtiyacı yoktur. yine de kanlı canlı hâlâ yazı yazıyor desem belki de çok ileri gitmiş olmam. bunu dememin sebebi, paragrafın başında da belirttiğim gibi, kanının mürekkebimde akıyor oluşudur.
bu belki çok özel bir şey; ama charles dickens'tan bahsedince bundan bahsetmemek olmaz. çocukluğumdan beri hissettiğim biri var. gelecekte doğacak bir oğlan çocuğu bu. nasıl charles dickens beni etkilemişse ben de onu etkileyeceğim, bunu hissediyorum ve biliyorum. evet, asla charles dickens gibi büyük bir adam olamayacağım; ama kendimi onun manevi oğlu gibi hissediyorum. bu bahsettiğim çocuk da beni babası gibi hisseder belki. ne demek istediğimi belki kimse anlamadı, muhtemelen de bu sebepten bol bol eksi yiyeceğim ama çok da önemsemiyorum bunu. sadece dickens ile aramda özel ve kuvvetli bir bağ hissediyorum. ve dediğim gibi biliyorum, o bağı benim için de hisseden biri var. belki de bu gelecekteki çocuk meselesi benim yaşama direnmek ve yazmak için uydurduğum bir şeydir, ama kendimi bildim bileli onun varlığını hissediyorum.
her neyse. yine bir yere bağlayamadım bu entry'i. bu sözlük belki o uzak gelecekte de okunabilir durumda olur ve belki de o bu yazdıklarımı okur. bilmiyorum. ama buradaydım işte ve nasıl ki charles dickens hâlâ buradaysa ben de günü geldiğinde orada olacağım.
her neyse, bu entrynin amacı bu değil. iki kelime not düşeyim istedim bu en sevdiğim yazarla ilgili.
charles dickens'ın da en büyük korkusuymuş ölmek, unutulmak, silinmek gitmek. bu adamın ölümden, ölmekten korktuğunu anlayınca onu kendinize yakın hissetmemek elde değil. ben yaşadım diyişini david copperfield'da anlıyorsunuz, çocukluğuna dair ne var ne yok bu kitaba doldurmuştur zira.
kalbi hâlâ antikacı dükkanı'nda atıyor, o ayrı, lâkin değinmeden geçemeyeceğim bir konu vardır ki bu adamın kanı benim mürekkebimde de akmaktadır. bir şeyler yazıyorsam, yazabiliyorsam, bunda en büyük pay sahibi insanlardan biridir charles dickens. bu açıdan ben var olduğum sürece o hâlâ yaşamaktadır diyebilirim. evet, dediğim gibi, ben onun yanında bir hiçim şimdilik; var olmak için benim benliğime ihtiyacı yoktur. yine de kanlı canlı hâlâ yazı yazıyor desem belki de çok ileri gitmiş olmam. bunu dememin sebebi, paragrafın başında da belirttiğim gibi, kanının mürekkebimde akıyor oluşudur.
bu belki çok özel bir şey; ama charles dickens'tan bahsedince bundan bahsetmemek olmaz. çocukluğumdan beri hissettiğim biri var. gelecekte doğacak bir oğlan çocuğu bu. nasıl charles dickens beni etkilemişse ben de onu etkileyeceğim, bunu hissediyorum ve biliyorum. evet, asla charles dickens gibi büyük bir adam olamayacağım; ama kendimi onun manevi oğlu gibi hissediyorum. bu bahsettiğim çocuk da beni babası gibi hisseder belki. ne demek istediğimi belki kimse anlamadı, muhtemelen de bu sebepten bol bol eksi yiyeceğim ama çok da önemsemiyorum bunu. sadece dickens ile aramda özel ve kuvvetli bir bağ hissediyorum. ve dediğim gibi biliyorum, o bağı benim için de hisseden biri var. belki de bu gelecekteki çocuk meselesi benim yaşama direnmek ve yazmak için uydurduğum bir şeydir, ama kendimi bildim bileli onun varlığını hissediyorum.
her neyse. yine bir yere bağlayamadım bu entry'i. bu sözlük belki o uzak gelecekte de okunabilir durumda olur ve belki de o bu yazdıklarımı okur. bilmiyorum. ama buradaydım işte ve nasıl ki charles dickens hâlâ buradaysa ben de günü geldiğinde orada olacağım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar