bugün
- dünya46
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı4
- gocu29
- ismetin sol framenin içine etmesi4
- yunanistan6
- almanya7
- ermeni rum soykırımını inkar etmek13
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu5
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak7
- gocunun elleri3
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan8
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları16
- askerde nefret edilen şeyler7
- 27 eylül 2026 sırbistan hollanda maçı3
- adanalı bir kıza vurulmak4
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- ay noluyo noluyo4
- bana ona sormayın'ın iq düzeyi4
- bana onu sormayin nickli feyk zengini5
- kova burcu erkeği güvenilirliği4
- sırrı süreyya önder türkmen dir3
- 27 eylül 2026 norveç portekiz maçı2
- israil15
- sırbistan3
- hollanda2
- 27 eylül 2026 avusturya kosova maçı2
- bir inkar yöntemi olarak seri eksici3
- sözlüğün en güzel kadını26
- 27 eylül 2026 danimarka galler maçı2
- sarapci koala hatayi11
- 27 eylül 2026 litvanya azerbaycan maçı2
- babası fakir olup evlenirken altın isteyen kezban8
- norveç10
- ismet biraderin koşturmaya başlaması2
- true'nin moderasyon tarafından kollanması4
- uludağ sözlük kostüm partisi5
- 26 eylül 2026 slovenya iskoçya maçı5
- portekiz3
- günün sözü8
- hatun dediğin2
- fenerbahçe'nin transfer yasağı açıklaması2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- platon un mağara alegorisi4
- bir türlü eksi karmaya inememek2
- allah bize salat etti8
- danimarka4
- morkstar ve atabaka2
- amerika birleşik devletleri28
- en kötü chp başkanı5
- amına kodumun tekerleği2
''ah dünya kupasını da kaçıracağız burada''
hala kulaklarımda bu söz. ve her dünya kupasında aklıma gelecek buna eminim.
genel cerrahi. haziran sıcağında bir hastahane odası. 3 kişilik bir oda. emekli vergi dairesi müdürü.. bakıcısı vardı ikide birde kaybolan geri geldiğindede azarı yiyen. uzatmaları oynuyor, hareket etmekte zorlanıyor ama kafa hala zehir gibi. diğeri emekli polis. aklı fikri oğlunun üniversite sınavında. sürekli bir o yana bir bu yana devriliyor yatağında. canı sıkılıyor belli.
ve dayım.. daha hayatının baharında. saatler önce yoğun bakımdan çıkmış. çok kritik bir ameliyat olacağı söyleniyordu. herşeye kendinizi alıştırın denmez hastanelerde ama bu sözü bir şekilde duyar gibi olursunuz o latince yığının içinde seçerek. midede yaygın tümör, bağırsakta da. herşeye alıştırmak ha? kolay mı sanır doktorlar bunu. laf işte. dayım o benim.
java motorsikletiyle görününce sokağın başında, çığlıklar attığım dayım.
motorsiklet özgürlüktü benim için, 15 dakikalık bir dünya turu gibiydi kasabada attığımız tur. 5 yaşındaydım.
beraber izlediğimiz halı saha turnuvaları dün gibi aklımda. şampiyonlar ligi ne ki?
çok yaşayan mı bilir? hayır. belki dükkanının olduğu ufak kasabanın dışına pek çıkmadı ama çok bilirdi.
pul,türk sineması,futbol,müzik.
tüm yazar ve şairlerin doğum ve ölüm tarihlerini bilirdi mesela *. hepsini tuvalette okurken öğrenmişti hem de.
o kadar çok şeyi ayrıntısıyla hatırlar ve anlatırdı ki, sıkılmazdınız dinlemekten saatlerce. gençti. genç ruhluydu.
hastalığını bilmiyordu ama korkuyordu. hissettirmezdi ama anlardınız durgunluğundan. ölmek. kim korkmaz ki? ameliyat masası sonuçta. ne derler hep. masada kalmakta var. 20 gün önce sapasağlam görünürken bu hastane odasında taş yastığa kafasını uzatacağını ve zırt pırt kan almaya gelen hemşirelerle muhattap olacağını nereden tahmin ederdi ki?
86 dünya kupası dün gibi hatrındaydı. 82 de öyle. belki de tüm zamanların en iyi dünya kupalarını izlemişti halit kıvançlı yıllarda. ama yine aynı heyecan içinde.
hep kupa sözü ağzında. dünya kupasını kaçırmak.. ne üzücüydü onun için.
televizyon sokamam, yasak. cep televizyonları da nerde satılır nerde vardır bulmak zor gibi. hem para da yok pek üstte başta. derken bir anda..
evet. olabilir niye olmasın?
arkadaşı hediye etmişti, bir çakma iphone'dan beklenecek her şeye sahipti. fazlasına bile. antenini çıkarıp, televizyon oluyordu mesela. ki zaten hiç bir özellik bu kadar önemli olamazdı benim için şu anda. üstün çin teknolojisi.
dolaylı şekilde ulaştım ona. lafı mı olur dedi. hemencecik aldırdım arkadaşımla mucize aleti. aracı arkadaşım getirdi hastahanenin önüne.
dayı demokrasilerde çareler tükenmez biliyorsun değil mi?
-nasıl yani?
- işte böyle.
kuzey kore-brezilya maçı. hafiften de antene dokunduğumda çok güzel çekiyor. işte bu.
belki vasat bir maç oldu herkes için. ama benim için maradonalı kempesli finallere bile değişemeyeceğim bir andı hastane odasında çakma iphone'un ekranından izlediğim o maç. kaçırmamıştı dayım hastanedeyken maçı.
o an'ı yaşatan o güzel insan (bkz: rakinfish) ti. ve izleyebileceği son dünya kupasının başlangıcını izlemesini sağlamıştı dayımın.
teşekkürler güzel dost bir kez daha.
hala kulaklarımda bu söz. ve her dünya kupasında aklıma gelecek buna eminim.
genel cerrahi. haziran sıcağında bir hastahane odası. 3 kişilik bir oda. emekli vergi dairesi müdürü.. bakıcısı vardı ikide birde kaybolan geri geldiğindede azarı yiyen. uzatmaları oynuyor, hareket etmekte zorlanıyor ama kafa hala zehir gibi. diğeri emekli polis. aklı fikri oğlunun üniversite sınavında. sürekli bir o yana bir bu yana devriliyor yatağında. canı sıkılıyor belli.
ve dayım.. daha hayatının baharında. saatler önce yoğun bakımdan çıkmış. çok kritik bir ameliyat olacağı söyleniyordu. herşeye kendinizi alıştırın denmez hastanelerde ama bu sözü bir şekilde duyar gibi olursunuz o latince yığının içinde seçerek. midede yaygın tümör, bağırsakta da. herşeye alıştırmak ha? kolay mı sanır doktorlar bunu. laf işte. dayım o benim.
java motorsikletiyle görününce sokağın başında, çığlıklar attığım dayım.
motorsiklet özgürlüktü benim için, 15 dakikalık bir dünya turu gibiydi kasabada attığımız tur. 5 yaşındaydım.
beraber izlediğimiz halı saha turnuvaları dün gibi aklımda. şampiyonlar ligi ne ki?
çok yaşayan mı bilir? hayır. belki dükkanının olduğu ufak kasabanın dışına pek çıkmadı ama çok bilirdi.
pul,türk sineması,futbol,müzik.
tüm yazar ve şairlerin doğum ve ölüm tarihlerini bilirdi mesela *. hepsini tuvalette okurken öğrenmişti hem de.
o kadar çok şeyi ayrıntısıyla hatırlar ve anlatırdı ki, sıkılmazdınız dinlemekten saatlerce. gençti. genç ruhluydu.
hastalığını bilmiyordu ama korkuyordu. hissettirmezdi ama anlardınız durgunluğundan. ölmek. kim korkmaz ki? ameliyat masası sonuçta. ne derler hep. masada kalmakta var. 20 gün önce sapasağlam görünürken bu hastane odasında taş yastığa kafasını uzatacağını ve zırt pırt kan almaya gelen hemşirelerle muhattap olacağını nereden tahmin ederdi ki?
86 dünya kupası dün gibi hatrındaydı. 82 de öyle. belki de tüm zamanların en iyi dünya kupalarını izlemişti halit kıvançlı yıllarda. ama yine aynı heyecan içinde.
hep kupa sözü ağzında. dünya kupasını kaçırmak.. ne üzücüydü onun için.
televizyon sokamam, yasak. cep televizyonları da nerde satılır nerde vardır bulmak zor gibi. hem para da yok pek üstte başta. derken bir anda..
evet. olabilir niye olmasın?
arkadaşı hediye etmişti, bir çakma iphone'dan beklenecek her şeye sahipti. fazlasına bile. antenini çıkarıp, televizyon oluyordu mesela. ki zaten hiç bir özellik bu kadar önemli olamazdı benim için şu anda. üstün çin teknolojisi.
dolaylı şekilde ulaştım ona. lafı mı olur dedi. hemencecik aldırdım arkadaşımla mucize aleti. aracı arkadaşım getirdi hastahanenin önüne.
dayı demokrasilerde çareler tükenmez biliyorsun değil mi?
-nasıl yani?
- işte böyle.
kuzey kore-brezilya maçı. hafiften de antene dokunduğumda çok güzel çekiyor. işte bu.
belki vasat bir maç oldu herkes için. ama benim için maradonalı kempesli finallere bile değişemeyeceğim bir andı hastane odasında çakma iphone'un ekranından izlediğim o maç. kaçırmamıştı dayım hastanedeyken maçı.
o an'ı yaşatan o güzel insan (bkz: rakinfish) ti. ve izleyebileceği son dünya kupasının başlangıcını izlemesini sağlamıştı dayımın.
teşekkürler güzel dost bir kez daha.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar