bugün
- sözlüğün en güzel kadını11
- evanjelist8
- ecevit denince akla gelen şeyler26
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli5
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- taş gibi kalçası olan kadın3
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- diamond bey birader nerede sorusu3
- nihilist hedonist şehvetperest insan3
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı18
- dünya4
- amerika birleşik devletleri3
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek3
- türk rock grupları5
- nick vermeden bir yazara seslen8
- dikili bir ağacının olmaması5
- hewal ebo10
- feto4
- seçim öncesi klişeler2
- simko315
- mustafa kemal atatürk5
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı6
- konservede balık2
- yeni zelanda doları2
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- orospu çocuğu abdullah öcalan5
- türkiye fransa maçı saat 21 45 te atv de3
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- türkçe vs arapça vs farsça3
- birader avanosta mı sorunsalı2
- sarışın bir bayanla sevişmek3
- evlilik5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- apoya villa yapılmasını destekleyen akpliler3
- futbol3
- ateist bir erkekle evlenir miydiniz3
- avrupa2
- sözlükte ki türk düşmanları10
- cedidacer7
- manifest6
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması5
- ölüm orucu5
- memduh bashgan10
- arapça rock2
- slim sigaraların yasaklanacak olmasını takmamanız2
- meksika açmazı macerası8
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
''ah dünya kupasını da kaçıracağız burada''
hala kulaklarımda bu söz. ve her dünya kupasında aklıma gelecek buna eminim.
genel cerrahi. haziran sıcağında bir hastahane odası. 3 kişilik bir oda. emekli vergi dairesi müdürü.. bakıcısı vardı ikide birde kaybolan geri geldiğindede azarı yiyen. uzatmaları oynuyor, hareket etmekte zorlanıyor ama kafa hala zehir gibi. diğeri emekli polis. aklı fikri oğlunun üniversite sınavında. sürekli bir o yana bir bu yana devriliyor yatağında. canı sıkılıyor belli.
ve dayım.. daha hayatının baharında. saatler önce yoğun bakımdan çıkmış. çok kritik bir ameliyat olacağı söyleniyordu. herşeye kendinizi alıştırın denmez hastanelerde ama bu sözü bir şekilde duyar gibi olursunuz o latince yığının içinde seçerek. midede yaygın tümör, bağırsakta da. herşeye alıştırmak ha? kolay mı sanır doktorlar bunu. laf işte. dayım o benim.
java motorsikletiyle görününce sokağın başında, çığlıklar attığım dayım.
motorsiklet özgürlüktü benim için, 15 dakikalık bir dünya turu gibiydi kasabada attığımız tur. 5 yaşındaydım.
beraber izlediğimiz halı saha turnuvaları dün gibi aklımda. şampiyonlar ligi ne ki?
çok yaşayan mı bilir? hayır. belki dükkanının olduğu ufak kasabanın dışına pek çıkmadı ama çok bilirdi.
pul,türk sineması,futbol,müzik.
tüm yazar ve şairlerin doğum ve ölüm tarihlerini bilirdi mesela *. hepsini tuvalette okurken öğrenmişti hem de.
o kadar çok şeyi ayrıntısıyla hatırlar ve anlatırdı ki, sıkılmazdınız dinlemekten saatlerce. gençti. genç ruhluydu.
hastalığını bilmiyordu ama korkuyordu. hissettirmezdi ama anlardınız durgunluğundan. ölmek. kim korkmaz ki? ameliyat masası sonuçta. ne derler hep. masada kalmakta var. 20 gün önce sapasağlam görünürken bu hastane odasında taş yastığa kafasını uzatacağını ve zırt pırt kan almaya gelen hemşirelerle muhattap olacağını nereden tahmin ederdi ki?
86 dünya kupası dün gibi hatrındaydı. 82 de öyle. belki de tüm zamanların en iyi dünya kupalarını izlemişti halit kıvançlı yıllarda. ama yine aynı heyecan içinde.
hep kupa sözü ağzında. dünya kupasını kaçırmak.. ne üzücüydü onun için.
televizyon sokamam, yasak. cep televizyonları da nerde satılır nerde vardır bulmak zor gibi. hem para da yok pek üstte başta. derken bir anda..
evet. olabilir niye olmasın?
arkadaşı hediye etmişti, bir çakma iphone'dan beklenecek her şeye sahipti. fazlasına bile. antenini çıkarıp, televizyon oluyordu mesela. ki zaten hiç bir özellik bu kadar önemli olamazdı benim için şu anda. üstün çin teknolojisi.
dolaylı şekilde ulaştım ona. lafı mı olur dedi. hemencecik aldırdım arkadaşımla mucize aleti. aracı arkadaşım getirdi hastahanenin önüne.
dayı demokrasilerde çareler tükenmez biliyorsun değil mi?
-nasıl yani?
- işte böyle.
kuzey kore-brezilya maçı. hafiften de antene dokunduğumda çok güzel çekiyor. işte bu.
belki vasat bir maç oldu herkes için. ama benim için maradonalı kempesli finallere bile değişemeyeceğim bir andı hastane odasında çakma iphone'un ekranından izlediğim o maç. kaçırmamıştı dayım hastanedeyken maçı.
o an'ı yaşatan o güzel insan (bkz: rakinfish) ti. ve izleyebileceği son dünya kupasının başlangıcını izlemesini sağlamıştı dayımın.
teşekkürler güzel dost bir kez daha.
hala kulaklarımda bu söz. ve her dünya kupasında aklıma gelecek buna eminim.
genel cerrahi. haziran sıcağında bir hastahane odası. 3 kişilik bir oda. emekli vergi dairesi müdürü.. bakıcısı vardı ikide birde kaybolan geri geldiğindede azarı yiyen. uzatmaları oynuyor, hareket etmekte zorlanıyor ama kafa hala zehir gibi. diğeri emekli polis. aklı fikri oğlunun üniversite sınavında. sürekli bir o yana bir bu yana devriliyor yatağında. canı sıkılıyor belli.
ve dayım.. daha hayatının baharında. saatler önce yoğun bakımdan çıkmış. çok kritik bir ameliyat olacağı söyleniyordu. herşeye kendinizi alıştırın denmez hastanelerde ama bu sözü bir şekilde duyar gibi olursunuz o latince yığının içinde seçerek. midede yaygın tümör, bağırsakta da. herşeye alıştırmak ha? kolay mı sanır doktorlar bunu. laf işte. dayım o benim.
java motorsikletiyle görününce sokağın başında, çığlıklar attığım dayım.
motorsiklet özgürlüktü benim için, 15 dakikalık bir dünya turu gibiydi kasabada attığımız tur. 5 yaşındaydım.
beraber izlediğimiz halı saha turnuvaları dün gibi aklımda. şampiyonlar ligi ne ki?
çok yaşayan mı bilir? hayır. belki dükkanının olduğu ufak kasabanın dışına pek çıkmadı ama çok bilirdi.
pul,türk sineması,futbol,müzik.
tüm yazar ve şairlerin doğum ve ölüm tarihlerini bilirdi mesela *. hepsini tuvalette okurken öğrenmişti hem de.
o kadar çok şeyi ayrıntısıyla hatırlar ve anlatırdı ki, sıkılmazdınız dinlemekten saatlerce. gençti. genç ruhluydu.
hastalığını bilmiyordu ama korkuyordu. hissettirmezdi ama anlardınız durgunluğundan. ölmek. kim korkmaz ki? ameliyat masası sonuçta. ne derler hep. masada kalmakta var. 20 gün önce sapasağlam görünürken bu hastane odasında taş yastığa kafasını uzatacağını ve zırt pırt kan almaya gelen hemşirelerle muhattap olacağını nereden tahmin ederdi ki?
86 dünya kupası dün gibi hatrındaydı. 82 de öyle. belki de tüm zamanların en iyi dünya kupalarını izlemişti halit kıvançlı yıllarda. ama yine aynı heyecan içinde.
hep kupa sözü ağzında. dünya kupasını kaçırmak.. ne üzücüydü onun için.
televizyon sokamam, yasak. cep televizyonları da nerde satılır nerde vardır bulmak zor gibi. hem para da yok pek üstte başta. derken bir anda..
evet. olabilir niye olmasın?
arkadaşı hediye etmişti, bir çakma iphone'dan beklenecek her şeye sahipti. fazlasına bile. antenini çıkarıp, televizyon oluyordu mesela. ki zaten hiç bir özellik bu kadar önemli olamazdı benim için şu anda. üstün çin teknolojisi.
dolaylı şekilde ulaştım ona. lafı mı olur dedi. hemencecik aldırdım arkadaşımla mucize aleti. aracı arkadaşım getirdi hastahanenin önüne.
dayı demokrasilerde çareler tükenmez biliyorsun değil mi?
-nasıl yani?
- işte böyle.
kuzey kore-brezilya maçı. hafiften de antene dokunduğumda çok güzel çekiyor. işte bu.
belki vasat bir maç oldu herkes için. ama benim için maradonalı kempesli finallere bile değişemeyeceğim bir andı hastane odasında çakma iphone'un ekranından izlediğim o maç. kaçırmamıştı dayım hastanedeyken maçı.
o an'ı yaşatan o güzel insan (bkz: rakinfish) ti. ve izleyebileceği son dünya kupasının başlangıcını izlemesini sağlamıştı dayımın.
teşekkürler güzel dost bir kez daha.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar