bugün
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı36
- paranın devrinin bitmesi7
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- osmanlı'nın yıkılma sebepleri5
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- futbol13
- yasak cinsel ilişkiler15
- eski sevgilinin saçmalıkları5
- sarma saramayan kız10
- özgürlük vs eşitlik4
- true'nun çaylak olması7
- online listesinin yine gelmesi6
- 2090 yılında hepimiz ölmüş olacağız4
- italya12
- bir sözlük erkeğine sarma tenceresiyle saldırmak7
- türkiye29
- izmir'i yönetemeyip ülkeyi yöneteceğini sanan tip6
- belçika10
- hamburger4
- gece vakti sözlüğe girenler3
- gocu'nun 2 günde unutulması13
- rapunzel'in bitli bir çingene olması4
- selamın aleyküm arkadaşlar4
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- arkadaşlar bişe dicem ya7
- pazartesi4
- fatma betül sayan kaya42
- online sayısından utanıp entry sayısını siklememek2
- kürtçülerin köfteci yusuf boykotu3
- karlı havada ormanda tek başına kalmak2
- amına koyduğumun orospusu4
- placebo2
- dişi cine musallat olan sözlük erkeği2
- orkun kökçü6
- altay bayındır6
- herkesin bir isminin olması2
- bir sözlük erkeğine sarma sarmak6
- yağmurlu gece6
- barış alper yılmaz6
- seçim olursa oy kullanırsın3
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak5
- abberline ın yeni hesabı11
- sözlük erkeğine açılmak4
- uludağ sözlük çeteleri3
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- konfor alanına yapışıp kalmak4
kahraman tazeoğlunun seslendirdiği şiir.
Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda.
Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana.
Çünkü sende öğrendiğim aşk bende bir sadakat.
Tanıdığım bir şey bu.
Bulutlar ulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa beni de ağlat demeliyim.
Her an birden bire bir sadakat ile gelecekmişsin gibi.
Yüzümde ki hazana bak.
Sonbaharın son gününde doğmuşum gibi.
Neden yoksun?
Neden parmaklarınla kavisler çizmiyorsun artık?
Saçların nerede?
Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu.
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç.
Yoksun ve perdeleri siyaha soyunan bir gün ile karşılıyorum yok oluşunu.
Şehrin ilk simidini ben yedim.
Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor.
ilk çayını ben içtim bu şehrin.
Sen yoksun-
Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini
buğulu bir camdan seyrediyorum.
Sonun nerede olduğunu bilmeden
ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak
aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına adını kazıyorum.
Bu yüzden anımsadığım zühre
ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam.
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden.
Kimi zaman "gidenler unutmaz geride kalanları"
beni avutan.
Kimi zaman "evet son kez git ve bir daha dönme"
kalbimi yıkan.
Dokunduğun yürek aynı.
Mağrur bakışlarınla izliyorsun bu şehri.
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin
ayrılıkların bir gün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin.
Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için
ve neden acele ettin haykırışlarını çığlıklarına adamak için.
Gözlerim kan dolu izliyorum seni.
Bir yerlerde hala varsın biliyorum.
Sen yoksan bu şehri ölümler kuşatır
ve bazen bekleyenler değişir adını haykırmak için.
Sonra adın mor mürekkeplerle kazınır vaktin darağacına.
Ama her şeyden önce yalnızızdır bilirsin.
Gitsen de yalnızız ve kalsan da yalnızız.
Bu şehir özlediğim bir çift göz için ayakta sanki.
Sanki müptelası olduğum puslu bir gökyüzünde melek saçların.
Sanki bir uçurum düşüyor avuçlarımdan. Kaç bahar oldu söyler misin?
Bir sığınma duygusu ile sana topladığım güller gideli kaç bahar oldu?
"Ebediyen ölmeyecek ruhumun bir şehri var sende."
Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda.
Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana.
Çünkü sende öğrendiğim aşk bende bir sadakat.
Tanıdığım bir şey bu.
Bulutlar ulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa beni de ağlat demeliyim.
Her an birden bire bir sadakat ile gelecekmişsin gibi.
Yüzümde ki hazana bak.
Sonbaharın son gününde doğmuşum gibi.
Neden yoksun?
Neden parmaklarınla kavisler çizmiyorsun artık?
Saçların nerede?
Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu.
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç.
Yoksun ve perdeleri siyaha soyunan bir gün ile karşılıyorum yok oluşunu.
Şehrin ilk simidini ben yedim.
Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor.
ilk çayını ben içtim bu şehrin.
Sen yoksun-
Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini
buğulu bir camdan seyrediyorum.
Sonun nerede olduğunu bilmeden
ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak
aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına adını kazıyorum.
Bu yüzden anımsadığım zühre
ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam.
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden.
Kimi zaman "gidenler unutmaz geride kalanları"
beni avutan.
Kimi zaman "evet son kez git ve bir daha dönme"
kalbimi yıkan.
Dokunduğun yürek aynı.
Mağrur bakışlarınla izliyorsun bu şehri.
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin
ayrılıkların bir gün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin.
Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için
ve neden acele ettin haykırışlarını çığlıklarına adamak için.
Gözlerim kan dolu izliyorum seni.
Bir yerlerde hala varsın biliyorum.
Sen yoksan bu şehri ölümler kuşatır
ve bazen bekleyenler değişir adını haykırmak için.
Sonra adın mor mürekkeplerle kazınır vaktin darağacına.
Ama her şeyden önce yalnızızdır bilirsin.
Gitsen de yalnızız ve kalsan da yalnızız.
Bu şehir özlediğim bir çift göz için ayakta sanki.
Sanki müptelası olduğum puslu bir gökyüzünde melek saçların.
Sanki bir uçurum düşüyor avuçlarımdan. Kaç bahar oldu söyler misin?
Bir sığınma duygusu ile sana topladığım güller gideli kaç bahar oldu?
"Ebediyen ölmeyecek ruhumun bir şehri var sende."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar