bugün
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- sözlükte kavga etmek6
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum6
- mor semsiyeli yabanci8
- karton toplayan abi7
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- cilgincapkin219
- kabuksuz kaplumbaga7
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- bisiklet marka tavsiyesi10
- memeleri füze gibi kadın13
- buddy dude21
- yazarların göbek adları3
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- mermi abla4
- gecenin şiiri4
- kızıl cin4
- aylık 277 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- yaz insanları vs kış insanları3
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
- sözlüğün kırbacı10
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- neden herkes aynı şeyi söylüyor2
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- dünyanın en güçlü nükleer olmayan bombası3
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- tanışır tanışmaz burç soran kadın4
- zaman baba11
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- dergi hakemi olmak2
- plajda yakınlaşan çifte kızıp sitem eden kadın4
- gocu25
- değmeyecek konular için zaman harcamak3
- özet geç3
- enayimiknatisii12
- cevdet arıkan2
- ali şen2
- gelinen noktanın keyif vermesi3
- eğitimsiz cahillerin okul okumayı aşağılaması6
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- chp'nin hali ne olacak46
- uysaljakoben17
- başlığa görsel eklemek3
- sözlükte hedef göstermeden yazabilmek4
- gurbetçilerden nefret etme sebepleri3
vampir yayıncılığın anatomisi
şiir kitabı, okunmayan ve ticari açıdan da satmayan bir yazınsal tür olduğu için, ısrarla matbu şiir kitabı bastırmak isteyenlerin talepleri yeni bir yayıncılık anlayışını türetmiştir son yıllarda: vampir yayıncılık.
en fabrikasyon çalışan gündüz yayınevinden, en seçkinci gibi gözüken komşu yayınlarına kadar geniş bir yelpazede, solcu geçinen dergilerin yayınevlerini de içerecek şekilde çok sayıda vampir yayınevi türemiştir. temel paradigma, yayınevinin şairin sırtından para kazanması üzerinedir. kitabın basım maliyetinin üstüne yüzde yüz kâr eklenmesiyle şiir kitapları basılır ve çoğu da dağıtılmaz ya da dağıtılamaz. ne var ki mesele daha da girift bir yozluklar silsilesini barındırmaktadır.
"yayın kolektifi" adlı oluşumdaki kimi itirazlarıma yanıt olarak sina akyol, yakın dostu olduğunu söylediği enver ercana ait komşu yayınlarına para ödemeden şiir kitabını bastırdığını söylemiştir. peki şiir okuru sayısının kitabın maliyetini bile karşılamayacak kadar az olduğu göz önüne alındığında, bu şiir kitabının maliyetini enver ercan cebinden karşılıyor olabilir? elbette ki hayır. enver ercanın özellikle genç şairlerden para alarak şiir kitaplarını bastığı sağır sultanın bile duymaktan bıktığı bir rezilliktir. haydar ergülen, sina akyol ve olası birkaç dostu dışındaki şairlerin, özellikle de genç şairlerin şiir kitaplarını kendilerinden maliyet artı yüzde yüze kâr alarak basmaktadır. yani sina akyolun, haydar ergülen ve enver ercanın diğer dostlarının satmayan kitaplarını maliyeti, genç şairlerin sırtından çıkartılmaktadır. bizzat bu genç şairler, enver ercana kazandırdığı para ile sina, haydar ve benzerlerinin kitaplarını finanse etmektedirler. enver, genç şairlerin kitaplarından elde ettiği kârın bir kısmını afiyetle yerken, bir kısmıyla da dostlarına ulufe dağıtıp şiir kitaplarını bedavadan basmaktadır. bu durumu farkında olamayacak kadar zekâ özürlü olduklarını ummadığımız sina, haydar ve benzerleri ise hiç utanıp sıkılmadan şiir kitaplarının maliyetinin genç şairlerin sırtından çıkartılmasına göz yummaktadırlar. enver gibi "sanatı okkayla satan" birinin dostundan da farklı bir tavır zaten beklenemez.
enver, 80 sonrası, 24 ocak kararları ile startı verilen "köşe dönücülüğün" yayın ve şiir dünyasındaki en tipik örneğidir. vasat şiirler yazan bir şairden öte şiir düzleminde bir niteliği yokken, varlık dergisinin iktidarını ele geçirmesiyle başlayan, kendi dergisi yasak meyve ve ilgili yayınevi komşu yayınlarını kurmasıyla zirveye çıkan, pek çok şiir yarışması jürisinden yer almasıyla pekişen "majör iktidarı" ile köşe dönücüğü yayıncı/şair tipolojisinin en çarpıcı örneğidir. varlık, yasak meyve dergileri, komşu yayınları ve sayısız yarışma jürisinde yer almasıylai edebiyat baronlarının en önde gideni haline gelen enver, elbette bunu egosal ve parasal ranta çevirmektedir. öncelikle en ağır sıklet erk odağıdır, kapıkulluğu ile palazlanmaya razı genç şairler için. şiir kitaplarını, koşar adım, maliyet artı yüzde yüze kâr ile envere bastıran genç şairler, aslında ezilen, sömürülen kişiler değil, bizzat çıkar uğruna kendilerini satan zavallılardır. enver, paralarını alıp kitaplarını basar, karşılığında da elinde bulundurduğu dergiler ve yarışmalar aracılığıyla bu kapıkullu şairlerini palazlandırır. parasal rantın dışında, erk odağı olmanın egosal rantını da yer, istediği gibi bu sefil şaircikleri yönlendirir, parmağında oynatır. onlar da kolay yoldan şiir camiasında palazlanmak adına, emre amade sustalı maymunluk etmekten hiç çekinmezler. çünkü onlar da enveri türeten köşe dönücü zihniyetin ürünleridir, çıkar için her şeyi yapmaya hazırdırlar, hiçbiri için politik-poetik etik, ilke vs. gibi kavramların önemi yoktur. yeter ki onaylansınlar edebiyat baronlarınca, reklamları yapılsın, dergilerde/yıllıklarda/ antolojilerde kendilerine övgüler düzülsün, şiir ödülleri lütfedilsin, şiir kongresi/paneli/konferansı/festivali adı altında, asıl maksatın "bedavadan gezelim, görelim, rakı-balıktan istifade edelim" şeklinde olduğu etkinliklere davet edilsinler.
sadece enver mi peki günah keçisi? ya eski devrimci alaattin topçunun yoldan geçeni şair/yazar yaptığı, yazarından para alarak kitap basan bir diğer vampir yayınevi? ya solcu geçinip gene şairinden yüzde yüz kâr alarak kitap basmakta beis görmeyen ismet arslanın berfin yayınları? ya veysel çolakın da kitaplarını bastırdığı, aynı şekilde yüzde yüz kâr ile yazarından para kazanan etki yayınları
bu örnekler çoğaltılabilir, ama bu vampir yayıncıların sayılarının azaltılması, öncelikle tüm yazar ve şairlerin para vererek kitap bastırmayı reddetmesiyle başlar. şiir satmayan bir tür olduğu için yayınevine kitabınızın maliyeti ödemeniz anlaşılabilir, kabul edilebilir bir durumdur, ama aslında size telif ödemeleri gerekirken bir de üste sizin sırtınızdan para kazanmalarına göz yumarsanız, sonuç olarak sizin sırtınızdan veysel çolakın kitabı çıkar, sina akyolun kitabı çıkar ve kârın diğer kısmı da vampir yayıncının kör kursağına gider.
yazarından para talep etmeyen ve aslında olması gerektiği gibi telifini de ödeyen yayınevleri, eserleriniz çok nitelikli de olsa kitaplarınızı basmayabilir ki o alanda ne çok ahbap-çavuş ilişkisinin döndüğü, bu yayınevlerinin çoğunun eserin niteliğinden çok satılabilme olasılığını önceleyerek kitap bastıkları da çok bilinen bir gerçektir.
yakın gelecekte, en çok yirmi sene içinde, matbu dergi/gazete/kitap kalmayacağı öngörüldüğünde, internetin geniş olanaklarının yayın tekellerinin erkini yıkma olanağı sağladığı göz önüne alındığında, en ideal yol, e-yayınevleri örgütlemek olarak gözüküyor. kendi yayın çizgisini ve ilkelerini belirleyerek örgütlenen yazar ve şairler çok ucuz bir maliyetle eserlerinin e-kitap olarak okunup indirilebildiği siteler düzleminde e-yayınevleri kurabilirler. ya da bireysel olarak, e- kitaplarınızı, http://www.scribd.com , http://www.issuu.com gibi e-kitap yayımlayan sitelerde okurlarına ulaştırabilirsiniz.
onurunuza sahip çıkın, kendinizi inek gibi sağdırmayın, paranızı bu vampir yayıncılara kaptırmayın. hiçbir edebiyat erkine mihnet etmenize gerek yok zaten. eğer eserleriniz nitelikliyse, tarih sizi er geç hakettiğiniz yere koyar ve yayın tekellerini yıkma olanağı sağlayan internet sayesinde bugünden yarına sayıları artarak okurlarınıza ulaşabilirsiniz de.
serkan engin
ocak 2011
şiir kitabı, okunmayan ve ticari açıdan da satmayan bir yazınsal tür olduğu için, ısrarla matbu şiir kitabı bastırmak isteyenlerin talepleri yeni bir yayıncılık anlayışını türetmiştir son yıllarda: vampir yayıncılık.
en fabrikasyon çalışan gündüz yayınevinden, en seçkinci gibi gözüken komşu yayınlarına kadar geniş bir yelpazede, solcu geçinen dergilerin yayınevlerini de içerecek şekilde çok sayıda vampir yayınevi türemiştir. temel paradigma, yayınevinin şairin sırtından para kazanması üzerinedir. kitabın basım maliyetinin üstüne yüzde yüz kâr eklenmesiyle şiir kitapları basılır ve çoğu da dağıtılmaz ya da dağıtılamaz. ne var ki mesele daha da girift bir yozluklar silsilesini barındırmaktadır.
"yayın kolektifi" adlı oluşumdaki kimi itirazlarıma yanıt olarak sina akyol, yakın dostu olduğunu söylediği enver ercana ait komşu yayınlarına para ödemeden şiir kitabını bastırdığını söylemiştir. peki şiir okuru sayısının kitabın maliyetini bile karşılamayacak kadar az olduğu göz önüne alındığında, bu şiir kitabının maliyetini enver ercan cebinden karşılıyor olabilir? elbette ki hayır. enver ercanın özellikle genç şairlerden para alarak şiir kitaplarını bastığı sağır sultanın bile duymaktan bıktığı bir rezilliktir. haydar ergülen, sina akyol ve olası birkaç dostu dışındaki şairlerin, özellikle de genç şairlerin şiir kitaplarını kendilerinden maliyet artı yüzde yüze kâr alarak basmaktadır. yani sina akyolun, haydar ergülen ve enver ercanın diğer dostlarının satmayan kitaplarını maliyeti, genç şairlerin sırtından çıkartılmaktadır. bizzat bu genç şairler, enver ercana kazandırdığı para ile sina, haydar ve benzerlerinin kitaplarını finanse etmektedirler. enver, genç şairlerin kitaplarından elde ettiği kârın bir kısmını afiyetle yerken, bir kısmıyla da dostlarına ulufe dağıtıp şiir kitaplarını bedavadan basmaktadır. bu durumu farkında olamayacak kadar zekâ özürlü olduklarını ummadığımız sina, haydar ve benzerleri ise hiç utanıp sıkılmadan şiir kitaplarının maliyetinin genç şairlerin sırtından çıkartılmasına göz yummaktadırlar. enver gibi "sanatı okkayla satan" birinin dostundan da farklı bir tavır zaten beklenemez.
enver, 80 sonrası, 24 ocak kararları ile startı verilen "köşe dönücülüğün" yayın ve şiir dünyasındaki en tipik örneğidir. vasat şiirler yazan bir şairden öte şiir düzleminde bir niteliği yokken, varlık dergisinin iktidarını ele geçirmesiyle başlayan, kendi dergisi yasak meyve ve ilgili yayınevi komşu yayınlarını kurmasıyla zirveye çıkan, pek çok şiir yarışması jürisinden yer almasıyla pekişen "majör iktidarı" ile köşe dönücüğü yayıncı/şair tipolojisinin en çarpıcı örneğidir. varlık, yasak meyve dergileri, komşu yayınları ve sayısız yarışma jürisinde yer almasıylai edebiyat baronlarının en önde gideni haline gelen enver, elbette bunu egosal ve parasal ranta çevirmektedir. öncelikle en ağır sıklet erk odağıdır, kapıkulluğu ile palazlanmaya razı genç şairler için. şiir kitaplarını, koşar adım, maliyet artı yüzde yüze kâr ile envere bastıran genç şairler, aslında ezilen, sömürülen kişiler değil, bizzat çıkar uğruna kendilerini satan zavallılardır. enver, paralarını alıp kitaplarını basar, karşılığında da elinde bulundurduğu dergiler ve yarışmalar aracılığıyla bu kapıkullu şairlerini palazlandırır. parasal rantın dışında, erk odağı olmanın egosal rantını da yer, istediği gibi bu sefil şaircikleri yönlendirir, parmağında oynatır. onlar da kolay yoldan şiir camiasında palazlanmak adına, emre amade sustalı maymunluk etmekten hiç çekinmezler. çünkü onlar da enveri türeten köşe dönücü zihniyetin ürünleridir, çıkar için her şeyi yapmaya hazırdırlar, hiçbiri için politik-poetik etik, ilke vs. gibi kavramların önemi yoktur. yeter ki onaylansınlar edebiyat baronlarınca, reklamları yapılsın, dergilerde/yıllıklarda/ antolojilerde kendilerine övgüler düzülsün, şiir ödülleri lütfedilsin, şiir kongresi/paneli/konferansı/festivali adı altında, asıl maksatın "bedavadan gezelim, görelim, rakı-balıktan istifade edelim" şeklinde olduğu etkinliklere davet edilsinler.
sadece enver mi peki günah keçisi? ya eski devrimci alaattin topçunun yoldan geçeni şair/yazar yaptığı, yazarından para alarak kitap basan bir diğer vampir yayınevi? ya solcu geçinip gene şairinden yüzde yüz kâr alarak kitap basmakta beis görmeyen ismet arslanın berfin yayınları? ya veysel çolakın da kitaplarını bastırdığı, aynı şekilde yüzde yüz kâr ile yazarından para kazanan etki yayınları
bu örnekler çoğaltılabilir, ama bu vampir yayıncıların sayılarının azaltılması, öncelikle tüm yazar ve şairlerin para vererek kitap bastırmayı reddetmesiyle başlar. şiir satmayan bir tür olduğu için yayınevine kitabınızın maliyeti ödemeniz anlaşılabilir, kabul edilebilir bir durumdur, ama aslında size telif ödemeleri gerekirken bir de üste sizin sırtınızdan para kazanmalarına göz yumarsanız, sonuç olarak sizin sırtınızdan veysel çolakın kitabı çıkar, sina akyolun kitabı çıkar ve kârın diğer kısmı da vampir yayıncının kör kursağına gider.
yazarından para talep etmeyen ve aslında olması gerektiği gibi telifini de ödeyen yayınevleri, eserleriniz çok nitelikli de olsa kitaplarınızı basmayabilir ki o alanda ne çok ahbap-çavuş ilişkisinin döndüğü, bu yayınevlerinin çoğunun eserin niteliğinden çok satılabilme olasılığını önceleyerek kitap bastıkları da çok bilinen bir gerçektir.
yakın gelecekte, en çok yirmi sene içinde, matbu dergi/gazete/kitap kalmayacağı öngörüldüğünde, internetin geniş olanaklarının yayın tekellerinin erkini yıkma olanağı sağladığı göz önüne alındığında, en ideal yol, e-yayınevleri örgütlemek olarak gözüküyor. kendi yayın çizgisini ve ilkelerini belirleyerek örgütlenen yazar ve şairler çok ucuz bir maliyetle eserlerinin e-kitap olarak okunup indirilebildiği siteler düzleminde e-yayınevleri kurabilirler. ya da bireysel olarak, e- kitaplarınızı, http://www.scribd.com , http://www.issuu.com gibi e-kitap yayımlayan sitelerde okurlarına ulaştırabilirsiniz.
onurunuza sahip çıkın, kendinizi inek gibi sağdırmayın, paranızı bu vampir yayıncılara kaptırmayın. hiçbir edebiyat erkine mihnet etmenize gerek yok zaten. eğer eserleriniz nitelikliyse, tarih sizi er geç hakettiğiniz yere koyar ve yayın tekellerini yıkma olanağı sağlayan internet sayesinde bugünden yarına sayıları artarak okurlarınıza ulaşabilirsiniz de.
serkan engin
ocak 2011
güncel Önemli Başlıklar
