bugün
- and the oscar goes to5
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- kızları en güzel olan şehir13
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi13
- affetmenin gücü6
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- akrostişli şiir6
- mauro icardi12
- en sevdiğiniz sayı3
- de niro vs pacino3
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- silver ile evlenecek erkek52
- sırrı süreyya önder28
- ilişki yapmaya üşenmek6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 30 yaşına girmek4
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- hristiyanlık7
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- kadın nefreti4
- açtığı parantezi kapatmayan insan2
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- sarapci koala58
- sözler köşkü6
- sözlükteki satranç taşları4
- euro 20162
- dün gece ne oldu13
- her cümlesinin sonuna açıkçası koyan insan2
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- nazilerin haklı olan yanı2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- şikeci amedspor5
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- david bowie varken neşat ertaş dinleyen tip2
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen2
--spoiler--
Amerika Birleşik Devletleri 8.8 trilyon$ GSMH’si (1999) ve 278 milyon nüfusu(1999 yılı itibariyle) ile modern dünyanın en önde gelen ekonomilerinden biridir. Federal bir yönetim sisteminin benimsendiği bu ülkede federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimlerden oluşan bir idari yapı kademelenmesi bulunmaktadır. Ülkede 52 eyalet bulunmakta ve nüfusun %77’si (1999) kentsel alanlarda yaşamaktadır.
Her ülke ekonomisinin finansman ihtiyacının karşılanmasında olduğu gibi, ABD ekonomisinde de en sağlam kamu geliri olan vergiye karşı büyük bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ihtiyaç paralelinde 1980’li yıllarda yaşanan gelişmelerde vergiye dayalı politikaların önemli bir rolü olmuştur. Özellikle Reagan döneminde popülarite kazanan arz yönlü iktisat anlayışının vergisel indirimleri öngörmesi, vergi politikasına olan ilgiyi de artırmıştır. 1975-1976 yıllarında başlayan vergi istisna ve indirimlerini kısıtlayan, vergi oranlarını düşüren reform çalışmaları bir çok ülke tarafından model olarak alınmıştır. 1981 yılında Reagan yönetimi tarafından vergi oranları düşürülmüş (en yüksek vergi oranı yüzde 50’ye indirildi) enflasyonun daha yüksek bir vergi yüküne neden olmaması için endeksleme uygulaması getirilmiş ve önemli yatırım teşvikleri sağlanmıştır1.
Vergi politikaları bu şekilde yönlendirilirken, ABD vergi sisteminde yapılan düzenlemeler bu ülkenin vergi sisteminin yakından izlenmesi gereğini de ortaya çıkarmıştır. Vergi politkası ve vergiye ilişkin düzenlemelerle sürekli sorunlar yaşayan ülkemize örnek olması açısından burada ABD vergi sistemini ele alıyoruz.
Amerikan vergi sistemi ilginç bir tarihe sahiptir. Mevcut sistem farklı ülke vergi sistemlerinin bileşiminden oluşmuştur. Sistemi oluşturan vergilerden Gelir vergisi ingiltere’den, Veraset vergisi Fransa’dan, Satış vergisi Almanya ve ispanya’dan ve Emlak vergisi de Çin ve Ortaçağ Avrupası’ndan alınmıştır1. Federal gelir vergisinin ilk kez 1863 yılında tahsil edildiği ülkede, bazı eyaletler 1850’den önce de kişisel gelir vergisi tahsil etmişlerdir*.
Kongre, 1861-1865 yılları arasında yaşanan iç savaşın maliyetini karşılamak amacıyla 1861 ve 1862 yıllarında kişisel gelir vergisi kanunlarını kabul etmiştir. 1881 yılında Amerikan yüksek mahkemesi anayasada sivil savaş kanunlarını kabul ettiğini açıklarken, gelir vergisi kanununun anayasaya aykırı olduğunu ilan etmiştir.
Birleşik Devletlerdeki ekonomik birlik, her bir eyalete tam yetki ile kendi vergi sistemini kurma olanağını vermektedir2. 1890’lı yıllar süresince birkaç eyalet, gelir vergisine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Wisconsin eyaleti, 1911’de kişisel gelir vergisi kanununu kabul etmiş ve uygulamaya koymuştur. Bu verginin başarısı, diğer eyaletlerde benzer kanunların kabul edilmesine öncülük etmiştir.
1909’da kongre kurumlar vergisi kanununu kabul etmiş ve yüksek mahkeme de bu kanunu onaylamıştır. 1913 sonrasında gelir vergisi kanunları birçok kez değişikliğe uğrarken, gelir vergisi oranları da yükseltilmiştir. 1943 yılında stopaj yoluyla vergileme başlatılmış, 1944’te sadeleştirilmiş vergi beyannameleri ve standart indirimler kullanılmış, 1948 yılında körler, yaşlılar için vergi muafiyetleri getirilmiş ve evliler için ortak beyannamelere izin verilmiştir.
Gelir vergisi kanunlarında en büyük revizyon 1969 ve sonrasında yapılmıştır. Bu vergi reformuyla, şirketlerin ve servet sahibi bireylerin yasal boşluklardan yararlanarak vergi ödemekten kaçınmalarını sağlayan hükümler kaldırılmıştır.
Gelir vergisi mevzuatında yapılan bir diğer önemli değişiklik 1986 tarihlidir. Anılan yılda, vergi tarifesindeki dilim sayısı ve oranlar sert bir şekilde düşürülmüş, muafiyet, indirim ve istisnaların sınırlanması yoluyla vergi tabanı da önemli ölçüde genişletilmiştir. Bu reform hareketi ile %11’den %50’ye kadar sıralanan 14 ayrı vergi oranının yerini, %15 ve %28’den oluşan iki temel oran almıştır. Kongre 1990 yılında üçüncü gelir vergisi oranını %31 olarak belirlemiş ve 1993 yılında gelir vergisi tarifesine %36 ve %39,6’dan oluşan oranlar eklenmiştir.
--spoiler--
Tamamen alıntıdır. Tezim için çalıştığım belgelerden birinin özetidir.
Amerika Birleşik Devletleri 8.8 trilyon$ GSMH’si (1999) ve 278 milyon nüfusu(1999 yılı itibariyle) ile modern dünyanın en önde gelen ekonomilerinden biridir. Federal bir yönetim sisteminin benimsendiği bu ülkede federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimlerden oluşan bir idari yapı kademelenmesi bulunmaktadır. Ülkede 52 eyalet bulunmakta ve nüfusun %77’si (1999) kentsel alanlarda yaşamaktadır.
Her ülke ekonomisinin finansman ihtiyacının karşılanmasında olduğu gibi, ABD ekonomisinde de en sağlam kamu geliri olan vergiye karşı büyük bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ihtiyaç paralelinde 1980’li yıllarda yaşanan gelişmelerde vergiye dayalı politikaların önemli bir rolü olmuştur. Özellikle Reagan döneminde popülarite kazanan arz yönlü iktisat anlayışının vergisel indirimleri öngörmesi, vergi politikasına olan ilgiyi de artırmıştır. 1975-1976 yıllarında başlayan vergi istisna ve indirimlerini kısıtlayan, vergi oranlarını düşüren reform çalışmaları bir çok ülke tarafından model olarak alınmıştır. 1981 yılında Reagan yönetimi tarafından vergi oranları düşürülmüş (en yüksek vergi oranı yüzde 50’ye indirildi) enflasyonun daha yüksek bir vergi yüküne neden olmaması için endeksleme uygulaması getirilmiş ve önemli yatırım teşvikleri sağlanmıştır1.
Vergi politikaları bu şekilde yönlendirilirken, ABD vergi sisteminde yapılan düzenlemeler bu ülkenin vergi sisteminin yakından izlenmesi gereğini de ortaya çıkarmıştır. Vergi politkası ve vergiye ilişkin düzenlemelerle sürekli sorunlar yaşayan ülkemize örnek olması açısından burada ABD vergi sistemini ele alıyoruz.
Amerikan vergi sistemi ilginç bir tarihe sahiptir. Mevcut sistem farklı ülke vergi sistemlerinin bileşiminden oluşmuştur. Sistemi oluşturan vergilerden Gelir vergisi ingiltere’den, Veraset vergisi Fransa’dan, Satış vergisi Almanya ve ispanya’dan ve Emlak vergisi de Çin ve Ortaçağ Avrupası’ndan alınmıştır1. Federal gelir vergisinin ilk kez 1863 yılında tahsil edildiği ülkede, bazı eyaletler 1850’den önce de kişisel gelir vergisi tahsil etmişlerdir*.
Kongre, 1861-1865 yılları arasında yaşanan iç savaşın maliyetini karşılamak amacıyla 1861 ve 1862 yıllarında kişisel gelir vergisi kanunlarını kabul etmiştir. 1881 yılında Amerikan yüksek mahkemesi anayasada sivil savaş kanunlarını kabul ettiğini açıklarken, gelir vergisi kanununun anayasaya aykırı olduğunu ilan etmiştir.
Birleşik Devletlerdeki ekonomik birlik, her bir eyalete tam yetki ile kendi vergi sistemini kurma olanağını vermektedir2. 1890’lı yıllar süresince birkaç eyalet, gelir vergisine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Wisconsin eyaleti, 1911’de kişisel gelir vergisi kanununu kabul etmiş ve uygulamaya koymuştur. Bu verginin başarısı, diğer eyaletlerde benzer kanunların kabul edilmesine öncülük etmiştir.
1909’da kongre kurumlar vergisi kanununu kabul etmiş ve yüksek mahkeme de bu kanunu onaylamıştır. 1913 sonrasında gelir vergisi kanunları birçok kez değişikliğe uğrarken, gelir vergisi oranları da yükseltilmiştir. 1943 yılında stopaj yoluyla vergileme başlatılmış, 1944’te sadeleştirilmiş vergi beyannameleri ve standart indirimler kullanılmış, 1948 yılında körler, yaşlılar için vergi muafiyetleri getirilmiş ve evliler için ortak beyannamelere izin verilmiştir.
Gelir vergisi kanunlarında en büyük revizyon 1969 ve sonrasında yapılmıştır. Bu vergi reformuyla, şirketlerin ve servet sahibi bireylerin yasal boşluklardan yararlanarak vergi ödemekten kaçınmalarını sağlayan hükümler kaldırılmıştır.
Gelir vergisi mevzuatında yapılan bir diğer önemli değişiklik 1986 tarihlidir. Anılan yılda, vergi tarifesindeki dilim sayısı ve oranlar sert bir şekilde düşürülmüş, muafiyet, indirim ve istisnaların sınırlanması yoluyla vergi tabanı da önemli ölçüde genişletilmiştir. Bu reform hareketi ile %11’den %50’ye kadar sıralanan 14 ayrı vergi oranının yerini, %15 ve %28’den oluşan iki temel oran almıştır. Kongre 1990 yılında üçüncü gelir vergisi oranını %31 olarak belirlemiş ve 1993 yılında gelir vergisi tarifesine %36 ve %39,6’dan oluşan oranlar eklenmiştir.
--spoiler--
Tamamen alıntıdır. Tezim için çalıştığım belgelerden birinin özetidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar