bugün
- türk müsün türkiyeli misin12
- nasıl birisiniz6
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- ayrılık6
- gecenin rap şarkısı3
- tonlu diller2
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- rüyada nervio yu görmek8
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- yazarların ruh hali3
- bir şeyler söyle2
- ölüm5
- ilk kez penis gören kız tepkisi2
- beni özleyenler elime mum diksin15
- hırvatistan12
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- gecenin şarkısı3
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- ispanya daki göçmen krizi8
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- köfteci yusuf2
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- favori coldplay şarkınız4
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- yunanistan29
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- issız bir yerde tatil yapmak2
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- mutlu kalmak için öneriler6
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- oyum ak partiye3
- her gün alkol almak4
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- aylık 513 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sırt kaşınması2
- sözlükteki derin yapılanma4
- akp ve mhp sol partilerdir3
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek3
- aylık 508 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- anın görüntüsü15
jodie foster'a en iyi kadın oyuncu oskarını kazandırmış 1988 yapımı amerikan filmidir.
sarah isimli bir kadına toplu tecavüz edilmesinin ardında yaşananları, dava sürecini, sarah'ın yaşadıklarını anlatır.
türkçeye "sanık" olarak çevrilmiştir.
ey türk yapımcılar! tecavüz maduru bir kadının dramı nasıl işlenir bakın da öğrenin!
--spoiler--
bu naramı da attıktan sonra gelelim filme... insanın kanını donduran bir kelime tacavüz.
günümüzde hernekadar neredeyse vurdumduymazlığa kaymış bir kelime olsa da benim herzaman kanımı dondurur.
daha filmin başında koşarak kaçarken gördüğümüz sarah'ın başına gelmiş olan şeyleri düşününce tüylerim diken diken oldu...
sonra hastane sahneleri... biraz empati kurun lütfen,
öyle olağan dışı bir an ki siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, size nasıl davranılması gerektiğini, nasıl tepki vermeniz gerektiğini bilemiyorsunuz...
sarah'ın yerinde olsanız ne yapardınız?
böyle başlıyor film. ve tecavüz olgusuna dört koldan anlatıyor resmen.
kişisel haklara tecavüzden tutun da tecavüze teşvik suçuna kadar birçok noktaya deyiniyor.
tecavüzün mazereti olur mu?
bir insan tecavüz etmeye kışkırtılabilir mi?
davetkar olmak suçu hafifletir mi?
peki tecavüzü sessizce izlemek suç mu?
bunlar gibi birçok soru soruyor film kendi kendine...
aslında çok da güzel noktalara parmak basıyor.
ne var ki senaryodaki yer yer fluluklar (özellikle benim gibi damages ve the good wife gibi dizileri takip edenler için) rahatsız edici olabilir.
tam anlamıyla boşluk diyemeyeceğim bu flu yani belirsiz alanlar daha keskin hatlarla çizilseymiş çok daha etkili bir film olabilirmiş.
ama senaryonun bu flulukları oyuncu performanslarıyla öyle bir kapatılmış ki ağzınız açık kalabilir. zira benim öyle oldu.
jodie foster, sarah gibi uçlarda dolaşan bir karakteri başarıyla canlandırmış.
inandırıcılığı çok yüksek, öyleki birçok sahnede izleyiciyi ikilemde bırakıyor ama birçok sahnede de "vay be oyunculuk budur" dedirtiyor.
tecavüz sahnesindeki performansından zaten bahsetmiyorum, zira izlemesi bile yeterince etkileyici ve miğde bulandırıcıyken rol de olsa bunu yapmak nasıl bir miğde ister siz tahmin edin artık.
kelly mcgillis'in de performansı başarılıydı ama diğer oyuncular gibi o da jodie foster'ın yanında ister istemez sönük geliyor gözünüze...
burada bir konuya açıklık getirmek isterim. jodie foster'ın bu rolü başarıyla oynamasının nedeninin oyunculuktaki profesyonelliğinden kaynaklandığını düşünmüyorum.
aksine buradaki etkileyiciliği onun acemiliğinden ve bu acemilikten kaynaklanan doğallığından ileri geldiğini düşünüyorum...
--spoiler--
sonuç olarak,
hernekadar senaryoda biraz daha desteklenmesi gereken kısımlar olduğunu düşünsem de bence anlatmak istediğini keskin bir dille anlatıyor film.
bunu da performanslarıyla süslüyor. izleyin, hatta izlettirin efendim...
not: jodie foster bu filmdeki rolünü hiç beğenmemiş, hatta oyunculuğu bırakmayı düşünmüş ama meryl streep'le birlikte aynı kategoride aday olup oscar'ı kazandıktan sonra şunları söylemiş: "meryl streep tam bir dehaydı ona karşı bir ödül kazanmak, benim için çok büyük bir başarıydı. o zaman oyunculuğumun değerini anladım"
sarah isimli bir kadına toplu tecavüz edilmesinin ardında yaşananları, dava sürecini, sarah'ın yaşadıklarını anlatır.
türkçeye "sanık" olarak çevrilmiştir.
ey türk yapımcılar! tecavüz maduru bir kadının dramı nasıl işlenir bakın da öğrenin!
--spoiler--
bu naramı da attıktan sonra gelelim filme... insanın kanını donduran bir kelime tacavüz.
günümüzde hernekadar neredeyse vurdumduymazlığa kaymış bir kelime olsa da benim herzaman kanımı dondurur.
daha filmin başında koşarak kaçarken gördüğümüz sarah'ın başına gelmiş olan şeyleri düşününce tüylerim diken diken oldu...
sonra hastane sahneleri... biraz empati kurun lütfen,
öyle olağan dışı bir an ki siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, size nasıl davranılması gerektiğini, nasıl tepki vermeniz gerektiğini bilemiyorsunuz...
sarah'ın yerinde olsanız ne yapardınız?
böyle başlıyor film. ve tecavüz olgusuna dört koldan anlatıyor resmen.
kişisel haklara tecavüzden tutun da tecavüze teşvik suçuna kadar birçok noktaya deyiniyor.
tecavüzün mazereti olur mu?
bir insan tecavüz etmeye kışkırtılabilir mi?
davetkar olmak suçu hafifletir mi?
peki tecavüzü sessizce izlemek suç mu?
bunlar gibi birçok soru soruyor film kendi kendine...
aslında çok da güzel noktalara parmak basıyor.
ne var ki senaryodaki yer yer fluluklar (özellikle benim gibi damages ve the good wife gibi dizileri takip edenler için) rahatsız edici olabilir.
tam anlamıyla boşluk diyemeyeceğim bu flu yani belirsiz alanlar daha keskin hatlarla çizilseymiş çok daha etkili bir film olabilirmiş.
ama senaryonun bu flulukları oyuncu performanslarıyla öyle bir kapatılmış ki ağzınız açık kalabilir. zira benim öyle oldu.
jodie foster, sarah gibi uçlarda dolaşan bir karakteri başarıyla canlandırmış.
inandırıcılığı çok yüksek, öyleki birçok sahnede izleyiciyi ikilemde bırakıyor ama birçok sahnede de "vay be oyunculuk budur" dedirtiyor.
tecavüz sahnesindeki performansından zaten bahsetmiyorum, zira izlemesi bile yeterince etkileyici ve miğde bulandırıcıyken rol de olsa bunu yapmak nasıl bir miğde ister siz tahmin edin artık.
kelly mcgillis'in de performansı başarılıydı ama diğer oyuncular gibi o da jodie foster'ın yanında ister istemez sönük geliyor gözünüze...
burada bir konuya açıklık getirmek isterim. jodie foster'ın bu rolü başarıyla oynamasının nedeninin oyunculuktaki profesyonelliğinden kaynaklandığını düşünmüyorum.
aksine buradaki etkileyiciliği onun acemiliğinden ve bu acemilikten kaynaklanan doğallığından ileri geldiğini düşünüyorum...
--spoiler--
sonuç olarak,
hernekadar senaryoda biraz daha desteklenmesi gereken kısımlar olduğunu düşünsem de bence anlatmak istediğini keskin bir dille anlatıyor film.
bunu da performanslarıyla süslüyor. izleyin, hatta izlettirin efendim...
not: jodie foster bu filmdeki rolünü hiç beğenmemiş, hatta oyunculuğu bırakmayı düşünmüş ama meryl streep'le birlikte aynı kategoride aday olup oscar'ı kazandıktan sonra şunları söylemiş: "meryl streep tam bir dehaydı ona karşı bir ödül kazanmak, benim için çok büyük bir başarıydı. o zaman oyunculuğumun değerini anladım"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar