bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu32
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- toplumsal çürüme4
- gülşen in memeleri14
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam22
- gençlere tavsiyeler3
- tuborg ice4
- kızıl saçlılar5
- yeşil göz4
- mika raun vardı nerede şimdi7
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- isabel mbomio2
- diziler toplumu etkiliyor2
- ese dezze13
- jason voorhees vs michael myers2
- iyi parti2
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- sarı çıyan denince akla gelenler2
- hamas denince akla gelenler11
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi2
- caitlin worthington3
- kuzey tekinoğlu2
- örümcek adam2
- michael myers in kız kardeşi2
- fie rose lindegaard2
- almanyada gaz çıkarmanın serbest olması2
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- hızlı ve çok okumak4
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak4
- müslüman5
- tuborg içen erkek2
- ağlayarak muhallebi yemek3
- verzeihung2
- orealia thomas2
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- olga lombardo2
- fon soruşturmasında fatma betül sayan kaya3
- entschuldigung2
- ben geldim naneler5
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- erlik5
- nar taneleyen gelin adayı2
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- adalet ve kalkınma partisi4
- cumhuriyet halk partisi3
- doçent maaşı vs işçi maaşı3
- kim cha eon9
- uludağ sözlük ai bot2
tecavüzün hiçbir şekilde hafifletici bir sebebe sahip olmadığını harika bir şekilde gösteren 1989 yapımı film. ayrıca jodie fostera en iyi kadın oyuncu oscar ödülünü kazandırmıştır.
jodie foster'a en iyi kadın oyuncu oskarını kazandırmış 1988 yapımı amerikan filmidir.
sarah isimli bir kadına toplu tecavüz edilmesinin ardında yaşananları, dava sürecini, sarah'ın yaşadıklarını anlatır.
türkçeye "sanık" olarak çevrilmiştir.
ey türk yapımcılar! tecavüz maduru bir kadının dramı nasıl işlenir bakın da öğrenin!
--spoiler--
bu naramı da attıktan sonra gelelim filme... insanın kanını donduran bir kelime tacavüz.
günümüzde hernekadar neredeyse vurdumduymazlığa kaymış bir kelime olsa da benim herzaman kanımı dondurur.
daha filmin başında koşarak kaçarken gördüğümüz sarah'ın başına gelmiş olan şeyleri düşününce tüylerim diken diken oldu...
sonra hastane sahneleri... biraz empati kurun lütfen,
öyle olağan dışı bir an ki siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, size nasıl davranılması gerektiğini, nasıl tepki vermeniz gerektiğini bilemiyorsunuz...
sarah'ın yerinde olsanız ne yapardınız?
böyle başlıyor film. ve tecavüz olgusuna dört koldan anlatıyor resmen.
kişisel haklara tecavüzden tutun da tecavüze teşvik suçuna kadar birçok noktaya deyiniyor.
tecavüzün mazereti olur mu?
bir insan tecavüz etmeye kışkırtılabilir mi?
davetkar olmak suçu hafifletir mi?
peki tecavüzü sessizce izlemek suç mu?
bunlar gibi birçok soru soruyor film kendi kendine...
aslında çok da güzel noktalara parmak basıyor.
ne var ki senaryodaki yer yer fluluklar (özellikle benim gibi damages ve the good wife gibi dizileri takip edenler için) rahatsız edici olabilir.
tam anlamıyla boşluk diyemeyeceğim bu flu yani belirsiz alanlar daha keskin hatlarla çizilseymiş çok daha etkili bir film olabilirmiş.
ama senaryonun bu flulukları oyuncu performanslarıyla öyle bir kapatılmış ki ağzınız açık kalabilir. zira benim öyle oldu.
jodie foster, sarah gibi uçlarda dolaşan bir karakteri başarıyla canlandırmış.
inandırıcılığı çok yüksek, öyleki birçok sahnede izleyiciyi ikilemde bırakıyor ama birçok sahnede de "vay be oyunculuk budur" dedirtiyor.
tecavüz sahnesindeki performansından zaten bahsetmiyorum, zira izlemesi bile yeterince etkileyici ve miğde bulandırıcıyken rol de olsa bunu yapmak nasıl bir miğde ister siz tahmin edin artık.
kelly mcgillis'in de performansı başarılıydı ama diğer oyuncular gibi o da jodie foster'ın yanında ister istemez sönük geliyor gözünüze...
burada bir konuya açıklık getirmek isterim. jodie foster'ın bu rolü başarıyla oynamasının nedeninin oyunculuktaki profesyonelliğinden kaynaklandığını düşünmüyorum.
aksine buradaki etkileyiciliği onun acemiliğinden ve bu acemilikten kaynaklanan doğallığından ileri geldiğini düşünüyorum...
--spoiler--
sonuç olarak,
hernekadar senaryoda biraz daha desteklenmesi gereken kısımlar olduğunu düşünsem de bence anlatmak istediğini keskin bir dille anlatıyor film.
bunu da performanslarıyla süslüyor. izleyin, hatta izlettirin efendim...
not: jodie foster bu filmdeki rolünü hiç beğenmemiş, hatta oyunculuğu bırakmayı düşünmüş ama meryl streep'le birlikte aynı kategoride aday olup oscar'ı kazandıktan sonra şunları söylemiş: "meryl streep tam bir dehaydı ona karşı bir ödül kazanmak, benim için çok büyük bir başarıydı. o zaman oyunculuğumun değerini anladım"
sarah isimli bir kadına toplu tecavüz edilmesinin ardında yaşananları, dava sürecini, sarah'ın yaşadıklarını anlatır.
türkçeye "sanık" olarak çevrilmiştir.
ey türk yapımcılar! tecavüz maduru bir kadının dramı nasıl işlenir bakın da öğrenin!
--spoiler--
bu naramı da attıktan sonra gelelim filme... insanın kanını donduran bir kelime tacavüz.
günümüzde hernekadar neredeyse vurdumduymazlığa kaymış bir kelime olsa da benim herzaman kanımı dondurur.
daha filmin başında koşarak kaçarken gördüğümüz sarah'ın başına gelmiş olan şeyleri düşününce tüylerim diken diken oldu...
sonra hastane sahneleri... biraz empati kurun lütfen,
öyle olağan dışı bir an ki siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, size nasıl davranılması gerektiğini, nasıl tepki vermeniz gerektiğini bilemiyorsunuz...
sarah'ın yerinde olsanız ne yapardınız?
böyle başlıyor film. ve tecavüz olgusuna dört koldan anlatıyor resmen.
kişisel haklara tecavüzden tutun da tecavüze teşvik suçuna kadar birçok noktaya deyiniyor.
tecavüzün mazereti olur mu?
bir insan tecavüz etmeye kışkırtılabilir mi?
davetkar olmak suçu hafifletir mi?
peki tecavüzü sessizce izlemek suç mu?
bunlar gibi birçok soru soruyor film kendi kendine...
aslında çok da güzel noktalara parmak basıyor.
ne var ki senaryodaki yer yer fluluklar (özellikle benim gibi damages ve the good wife gibi dizileri takip edenler için) rahatsız edici olabilir.
tam anlamıyla boşluk diyemeyeceğim bu flu yani belirsiz alanlar daha keskin hatlarla çizilseymiş çok daha etkili bir film olabilirmiş.
ama senaryonun bu flulukları oyuncu performanslarıyla öyle bir kapatılmış ki ağzınız açık kalabilir. zira benim öyle oldu.
jodie foster, sarah gibi uçlarda dolaşan bir karakteri başarıyla canlandırmış.
inandırıcılığı çok yüksek, öyleki birçok sahnede izleyiciyi ikilemde bırakıyor ama birçok sahnede de "vay be oyunculuk budur" dedirtiyor.
tecavüz sahnesindeki performansından zaten bahsetmiyorum, zira izlemesi bile yeterince etkileyici ve miğde bulandırıcıyken rol de olsa bunu yapmak nasıl bir miğde ister siz tahmin edin artık.
kelly mcgillis'in de performansı başarılıydı ama diğer oyuncular gibi o da jodie foster'ın yanında ister istemez sönük geliyor gözünüze...
burada bir konuya açıklık getirmek isterim. jodie foster'ın bu rolü başarıyla oynamasının nedeninin oyunculuktaki profesyonelliğinden kaynaklandığını düşünmüyorum.
aksine buradaki etkileyiciliği onun acemiliğinden ve bu acemilikten kaynaklanan doğallığından ileri geldiğini düşünüyorum...
--spoiler--
sonuç olarak,
hernekadar senaryoda biraz daha desteklenmesi gereken kısımlar olduğunu düşünsem de bence anlatmak istediğini keskin bir dille anlatıyor film.
bunu da performanslarıyla süslüyor. izleyin, hatta izlettirin efendim...
not: jodie foster bu filmdeki rolünü hiç beğenmemiş, hatta oyunculuğu bırakmayı düşünmüş ama meryl streep'le birlikte aynı kategoride aday olup oscar'ı kazandıktan sonra şunları söylemiş: "meryl streep tam bir dehaydı ona karşı bir ödül kazanmak, benim için çok büyük bir başarıydı. o zaman oyunculuğumun değerini anladım"
--spoiler--
jodie fosterın sarah tobias rolüyle ödül aldığı, gerçek bir hikaye üzerine kurulu sanık, etkileyici mahkeme sahnelerine sahip. bir barda üç kişinin tecavüzüne uğrayan sarah, tecavüzcülerin aldıkları hafif cezaya karşı mücadelesinde geçmişinin problem olacağını düşünmemiştir. bu gerilime ne kadar dayanabileceği bir soru işaretidir.
--spoiler--
jodie fosterın sarah tobias rolüyle ödül aldığı, gerçek bir hikaye üzerine kurulu sanık, etkileyici mahkeme sahnelerine sahip. bir barda üç kişinin tecavüzüne uğrayan sarah, tecavüzcülerin aldıkları hafif cezaya karşı mücadelesinde geçmişinin problem olacağını düşünmemiştir. bu gerilime ne kadar dayanabileceği bir soru işaretidir.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar