bugün
- bardak ticareti7
- herkese garip size normal gelen şeyler8
- arkadaşlar iyi geceler7
- online kişi sayısının artık gözükmemesi4
- kale3112'nin gece de artılaması5
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- nervio4
- gece 3 te yatıp sabah 8 de işe gitmek3
- sosyal olarak başarısız insanlar5
- ahbap derneğine para kaptırıp elfida dinlemek3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- fingirdek erkek2
- hikayenin kötü adamı olmak4
- arkadaşlar ben sarhoş oldum3
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- gece gece yarım ekmek sucuklu tost gömmek3
- perseid göktaşı yağmuru3
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- tomşak dudaklı kezo4
- recep ivedik'in yoga yapması2
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- eve yarasa girmesi3
- acıktım lan3
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- çerçeve yasa31
- memleketime şiir3
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı2
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- birazdan geliyorum2
- türbede dua etmenin şirk olması13
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- g i l d e d l i l y10
- kitap okuma alışkanlığı4
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- backrooms3
- bilgi içerikli başlık girmek3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- saraca092
- sokakta öpüşmek7
- romelu lukaku9
- don giymemek3
- yurt dışı çıkış harcı8
kimsenin bilmediği, bilse de aktaramadığı fark. yine bir şekilde sinirlendirmeyi başardınız beni 2011 senesinin ilk sabahı. oldu mu şimdi? olmadı.
gece televizyon açıkken uyuyakalmışım, ışık da açık kalmış, pencere de. kapıyı da açık bırakacakmış da sonradan vazgeçmiş. çift kişilikliyim, öteki benden bahsediyorum.
sabah gözümü 2011 yılının ilk güneşi ve bir magazin programının sesi eşliğinde açtım. küfür ettim, kalkıp yüzümü yıkadım.
televizyon doğal olarak yılbaşı kutlamalarının hangi sosyete mekanında, hangi sanatçı! eşliğinde yapıldığından bahsediyordu.
geçtim karşısına bir süre izledim, orada olmayı hayal ettim, kendimden nefret ettim, niyet ettim ve kahvaltı ettim.
kahvaltıda düşündüm. "ulan!" dedim, "sanat yaratıcılığın ve hayalgücünün ifadesi değil midir?" sırf ibneliğine değildir! diyosan sinirlendirme beni yine, zaten hich birshey yholunda ghitmiyor. bu emolar gibi yazmayı da bir türlü beceremiyorum amına koyim. dışardan bakınca sanki kelimelere sürekli "h" harfi sıkıştırıyolar, lakin ki öyle değildir.
kahvaltı bitince araştırdım televizyonun sanatçı olarak nitelendirdiği şarkıcıyı. ulan şu ana kadar bir tane bestesi, güftesi yok koftisini siktiğimin daniskasının.
parayı ver, al şarkı sözünü, altyapısını, git orada burada milletin kulağına çığır, götür paraları bi de üstüne sanatçı ol. lan kolay mı o kadar götelek! demezler mi adama "sence önümüzdeki seçimlerde kim iktidara gelecek?" demezler tabi. ne saçma oldu lan.
oturdum ve kafa patlattım dostlarım. ilk olarak sinir olduğum komşudan başladım kafa patlatmaya, polisler beni arıyorlarmış. tamam da..n..dik..ti, vurm..ayın laaan!
bir insanın sesi güzel olabilir ama söz yazabilme hissiyatına sahip değildir. söz yazabilir ama sesi güzel değildir. bu durumda söz yazan kişi, kendi duygularını, hislerini, düşüncelerini aktardığı için sanatçıdır. sözleri müziğe döken kişi, başkalarının duygu ve düşüncelerini kendince aktardığı için yorumcudur.
tam olarak televizyona anlatmak istediğim buydu. oturdum anlattım ama anlamadı ve hala sanatçı demeye devam etti.
gözyaşları içinde izledim programı sonuna kadar. sigara içtim, dün geceden kalan tuzlu fıstıkları yedim.
kliplerin başında ve sonunda küçücük puntolarla yazan; söz: vahap kıyakkafa, müzik: sakıp sanatsever yazılarının sahiplerine ağladım.
misal rahmetli şevket dağ resim yapsaydı ve "al yetkiliservisçiğim, bu resim artık senin. istediğin gibi kullan." deseydi, ben de bu tarz insanlardan resim toplayıp sergi açıp piyasanın amına koysaydım sanatçı mı olurdum? bi bok olmazdım. ticari kaygılarını sanat üzerinden yürüten bi puşt, davar, gavat, şerefsiz olurdum. başkalarının sözlerini satın alıp müziğe dökmek ile ressamların çizdiği eserleri alıp sergilemek arasında ne fark var lan? "birisinde emek var, sesini kullanıyo o da" deme bana. resim konusunda ressam olmadan yapılabilecek tek şey resim toplayıp sergi açmaktır. resim mi söyleyeyim size? şarkı mı çizeyim?
güzel sesi olan yorumcular da var tabi. tüm yorumculara bok atmıyorum, sadece bilinen bir yanlışı düzeltmek ve başımdan geçen bu talihsiz olayı anlatmak içindi her şey.
ve bitti, tüm yaşanan güzel anlar gibi bu entry de bitti.
unutmadan, mutlu yıllar!
gece televizyon açıkken uyuyakalmışım, ışık da açık kalmış, pencere de. kapıyı da açık bırakacakmış da sonradan vazgeçmiş. çift kişilikliyim, öteki benden bahsediyorum.
sabah gözümü 2011 yılının ilk güneşi ve bir magazin programının sesi eşliğinde açtım. küfür ettim, kalkıp yüzümü yıkadım.
televizyon doğal olarak yılbaşı kutlamalarının hangi sosyete mekanında, hangi sanatçı! eşliğinde yapıldığından bahsediyordu.
geçtim karşısına bir süre izledim, orada olmayı hayal ettim, kendimden nefret ettim, niyet ettim ve kahvaltı ettim.
kahvaltıda düşündüm. "ulan!" dedim, "sanat yaratıcılığın ve hayalgücünün ifadesi değil midir?" sırf ibneliğine değildir! diyosan sinirlendirme beni yine, zaten hich birshey yholunda ghitmiyor. bu emolar gibi yazmayı da bir türlü beceremiyorum amına koyim. dışardan bakınca sanki kelimelere sürekli "h" harfi sıkıştırıyolar, lakin ki öyle değildir.
kahvaltı bitince araştırdım televizyonun sanatçı olarak nitelendirdiği şarkıcıyı. ulan şu ana kadar bir tane bestesi, güftesi yok koftisini siktiğimin daniskasının.
parayı ver, al şarkı sözünü, altyapısını, git orada burada milletin kulağına çığır, götür paraları bi de üstüne sanatçı ol. lan kolay mı o kadar götelek! demezler mi adama "sence önümüzdeki seçimlerde kim iktidara gelecek?" demezler tabi. ne saçma oldu lan.
oturdum ve kafa patlattım dostlarım. ilk olarak sinir olduğum komşudan başladım kafa patlatmaya, polisler beni arıyorlarmış. tamam da..n..dik..ti, vurm..ayın laaan!
bir insanın sesi güzel olabilir ama söz yazabilme hissiyatına sahip değildir. söz yazabilir ama sesi güzel değildir. bu durumda söz yazan kişi, kendi duygularını, hislerini, düşüncelerini aktardığı için sanatçıdır. sözleri müziğe döken kişi, başkalarının duygu ve düşüncelerini kendince aktardığı için yorumcudur.
tam olarak televizyona anlatmak istediğim buydu. oturdum anlattım ama anlamadı ve hala sanatçı demeye devam etti.
gözyaşları içinde izledim programı sonuna kadar. sigara içtim, dün geceden kalan tuzlu fıstıkları yedim.
kliplerin başında ve sonunda küçücük puntolarla yazan; söz: vahap kıyakkafa, müzik: sakıp sanatsever yazılarının sahiplerine ağladım.
misal rahmetli şevket dağ resim yapsaydı ve "al yetkiliservisçiğim, bu resim artık senin. istediğin gibi kullan." deseydi, ben de bu tarz insanlardan resim toplayıp sergi açıp piyasanın amına koysaydım sanatçı mı olurdum? bi bok olmazdım. ticari kaygılarını sanat üzerinden yürüten bi puşt, davar, gavat, şerefsiz olurdum. başkalarının sözlerini satın alıp müziğe dökmek ile ressamların çizdiği eserleri alıp sergilemek arasında ne fark var lan? "birisinde emek var, sesini kullanıyo o da" deme bana. resim konusunda ressam olmadan yapılabilecek tek şey resim toplayıp sergi açmaktır. resim mi söyleyeyim size? şarkı mı çizeyim?
güzel sesi olan yorumcular da var tabi. tüm yorumculara bok atmıyorum, sadece bilinen bir yanlışı düzeltmek ve başımdan geçen bu talihsiz olayı anlatmak içindi her şey.
ve bitti, tüm yaşanan güzel anlar gibi bu entry de bitti.
unutmadan, mutlu yıllar!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar