bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması18
- velvet hanım aşk kadınıdır3
- yağmurcu neden akpli9
- kızlar naber10
- call of duty black ops2
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- nervio hanım ile birlikte kahve içmek2
- şükürcülük4
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- yeni gelin instagramı2
- g3 ile intihar etmek3
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- öğrencilik halleri3
- pazartesi diyete başlamak3
- aykolik bey birader2
- çok sıcak olması4
- komşuya kahveye gitmek8
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- manifest5
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- mürted öldürmek2
- erdal beşikçioğlu16
- hamama gitmek4
- parmak kılları4
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- en tehlikeli insan tipleri6
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- nervio hamferdi10
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- bacınızı üniversiteye gönderir miydiniz2
- yar2
- rak2
- çay içen kız13
- 3 ağustos 20263
- mod geldi mod geldi4
- trivagoya bakmadın mı2
- aile hekimi2
- sinem dedetaş10
- iş ilanı2
- smallville'deki konuk oyuncular6
- galatasaray10
- arıların biraz mallaşmış olması4
- yanlış ata oynamak3
- ütü13
- sözlükler arası savaş çıksa11
- bacanak3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık15
ne kadar az korkarsanız, o kadar çok özgür olursunuz.
Toplum mühendisleri tarafından bizim gibi cahil insanlara empoze edilen ters propaganda ürünü yönlendirmelere meyil verilmemesi lazım.
Toplum içinde öne çıkan insanların bazı maddi tasarruflarını sorgulayacak seviyede olaylara yaklaşım göstermek, siyasi coğrafya üzerinden tartışmak, bazı etnik hareketlere saplanıp insanların birbirlerini başka güdüm-amaç için çalıştığını öne çıkararak tartışmak cahilliktir.
Jullian assange davasını-kefalet, itiraz sürecini incelediğinizde burda rol alan faktörleri değerlendirdiğinizde, daha çarpıcı sonuçlara ulaşırsınız.
Afaki olarak konuşmak, dikkatleri kişiler-olaylara çekerek, asıl mecra dışına çıkıp magazinsel ve tamamen dedikodu üzerine ukalalık yapmamalıyız.
''Bir konuşursam yer sarsılır, oooo daha neler oluyor'' banallığından sıyrılmalıyız. Sözkonusu wikileaks belgelerine yada bu tarz haber kaynaklarındaki resmi dökümanlara bakıp, ''falanca elçi bunu demiş-filanca istihbarat raporu sahteymiş, mal varlığı, kişisel analizler, haksız savaş kararları vb.'' söylemlerle tartışmak-paylaşıma açmak çocukça bir ukalalıktan başka bir anlam ifade etmez.
Oysa bu haber kaynakları, bize Dünyada bilgilendirmenin amiral gemisi olan gazetecilik+habercilik+tv üçlemesinin artık çürümüş bir leş olduğunu gösterir.
Son 30 yılda istisnasız tüm çatışma bölgelerindeki mutlak güç-iktidarlar ve bu çatışmaya karar veren iktidarlar çok uluslu silah-kimya-enerji şirketlerinde hissedar-yönetici insanlardan kuruludur.
Aynı zamanda son 30 yıldır bu silah-kimya-enerji şirketleri tüm gazete ve tv'leri satın almıştır. Halk sorgulama yapamaz hale getirilip, ucuz krediler uzun vade taksitler ile tüketim çılgınlığına yöneltilmiştir. Bu tüketim için gerekli girdileri elde etmek için en az-ucuz maliyet savaştır. Halkın refahı söylemleri ile tüketim çılgınlığına alışmış magazin-popüler kültür ile a-politik hale gelen uzun vadeye yayılmış kredilendirilmiş gelir seviyesinde olan halk ne verirsen o'nu alır haldedir.
Şirket özelleştirilmeleri-bankadaki hesap-falanca büyükelçinin söylediği söz-yazılan raporlar- off the record konuşmaları tartışacak beyinde değilim.
Dünya bir yok oluşa giderken, milyonlarca insan ölürken bu konu hakkında tek satır yazmayan basın, bu konuyu işlemeyen ulusal kanallar,
insanları ''ne için savaşıyoruz yada biz kime inanıyoruz?'' diye sormaya yönlendirmiyorlar. Dünyada bir din çatışması yada etnik çatışma olduğuna inandıran bu belli şirketler vahşli doymaz bir emperyal ile hareket etmekte yeni çatışma sahaları yaratmaktadır. Savaşları masraflı bir uğraş gibi göstererek aslında en ucuz ve kazançlı şey silah-insan hayatı olduğunu gizliyorlar.
Zaten depolarında 10 dolara imal ettiği bombalar çürürken bunu insanların üzerine atmak, savaş tazminatı olarak doğal kaynaklarını alırken 10 dolarlık bombayı 100 dolar faturalandırmak, insan hayatı ise bedava zaten ölen düşman, öldüren ölürse ülke-millet-insanlık-demokrasi-özgürlük vb söylemlerle iş kazasında ölürse vereceği tazminat kadar maliyeti varki zaten kendisi ödemiyor. Ölen insanlardan alınan vergiler ile ödeniyor.
magazin-dedikodu seviyesine indirgemeden tartışmak ve sosyolojik analizler yapmalıyız. Basın-yayın tarafından toplum algılısı şekillendirilmiştir. Kişiler-kurumlar-iktidarlar kutsallaştırılmıştır. Soru sormaya cesaret edemeyen insan azalmış aynı zamanda soru sormaya gerekli sorgulama kültürü olmayan insanımsılar yaratılmıştır.
Toplum mühendisleri tarafından bizim gibi cahil insanlara empoze edilen ters propaganda ürünü yönlendirmelere meyil verilmemesi lazım.
Toplum içinde öne çıkan insanların bazı maddi tasarruflarını sorgulayacak seviyede olaylara yaklaşım göstermek, siyasi coğrafya üzerinden tartışmak, bazı etnik hareketlere saplanıp insanların birbirlerini başka güdüm-amaç için çalıştığını öne çıkararak tartışmak cahilliktir.
Jullian assange davasını-kefalet, itiraz sürecini incelediğinizde burda rol alan faktörleri değerlendirdiğinizde, daha çarpıcı sonuçlara ulaşırsınız.
Afaki olarak konuşmak, dikkatleri kişiler-olaylara çekerek, asıl mecra dışına çıkıp magazinsel ve tamamen dedikodu üzerine ukalalık yapmamalıyız.
''Bir konuşursam yer sarsılır, oooo daha neler oluyor'' banallığından sıyrılmalıyız. Sözkonusu wikileaks belgelerine yada bu tarz haber kaynaklarındaki resmi dökümanlara bakıp, ''falanca elçi bunu demiş-filanca istihbarat raporu sahteymiş, mal varlığı, kişisel analizler, haksız savaş kararları vb.'' söylemlerle tartışmak-paylaşıma açmak çocukça bir ukalalıktan başka bir anlam ifade etmez.
Oysa bu haber kaynakları, bize Dünyada bilgilendirmenin amiral gemisi olan gazetecilik+habercilik+tv üçlemesinin artık çürümüş bir leş olduğunu gösterir.
Son 30 yılda istisnasız tüm çatışma bölgelerindeki mutlak güç-iktidarlar ve bu çatışmaya karar veren iktidarlar çok uluslu silah-kimya-enerji şirketlerinde hissedar-yönetici insanlardan kuruludur.
Aynı zamanda son 30 yıldır bu silah-kimya-enerji şirketleri tüm gazete ve tv'leri satın almıştır. Halk sorgulama yapamaz hale getirilip, ucuz krediler uzun vade taksitler ile tüketim çılgınlığına yöneltilmiştir. Bu tüketim için gerekli girdileri elde etmek için en az-ucuz maliyet savaştır. Halkın refahı söylemleri ile tüketim çılgınlığına alışmış magazin-popüler kültür ile a-politik hale gelen uzun vadeye yayılmış kredilendirilmiş gelir seviyesinde olan halk ne verirsen o'nu alır haldedir.
Şirket özelleştirilmeleri-bankadaki hesap-falanca büyükelçinin söylediği söz-yazılan raporlar- off the record konuşmaları tartışacak beyinde değilim.
Dünya bir yok oluşa giderken, milyonlarca insan ölürken bu konu hakkında tek satır yazmayan basın, bu konuyu işlemeyen ulusal kanallar,
insanları ''ne için savaşıyoruz yada biz kime inanıyoruz?'' diye sormaya yönlendirmiyorlar. Dünyada bir din çatışması yada etnik çatışma olduğuna inandıran bu belli şirketler vahşli doymaz bir emperyal ile hareket etmekte yeni çatışma sahaları yaratmaktadır. Savaşları masraflı bir uğraş gibi göstererek aslında en ucuz ve kazançlı şey silah-insan hayatı olduğunu gizliyorlar.
Zaten depolarında 10 dolara imal ettiği bombalar çürürken bunu insanların üzerine atmak, savaş tazminatı olarak doğal kaynaklarını alırken 10 dolarlık bombayı 100 dolar faturalandırmak, insan hayatı ise bedava zaten ölen düşman, öldüren ölürse ülke-millet-insanlık-demokrasi-özgürlük vb söylemlerle iş kazasında ölürse vereceği tazminat kadar maliyeti varki zaten kendisi ödemiyor. Ölen insanlardan alınan vergiler ile ödeniyor.
magazin-dedikodu seviyesine indirgemeden tartışmak ve sosyolojik analizler yapmalıyız. Basın-yayın tarafından toplum algılısı şekillendirilmiştir. Kişiler-kurumlar-iktidarlar kutsallaştırılmıştır. Soru sormaya cesaret edemeyen insan azalmış aynı zamanda soru sormaya gerekli sorgulama kültürü olmayan insanımsılar yaratılmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar