bugün
- bardak ticareti7
- herkese garip size normal gelen şeyler8
- arkadaşlar iyi geceler7
- online kişi sayısının artık gözükmemesi4
- kale3112'nin gece de artılaması5
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- nervio4
- gece 3 te yatıp sabah 8 de işe gitmek3
- sosyal olarak başarısız insanlar5
- ahbap derneğine para kaptırıp elfida dinlemek3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- fingirdek erkek2
- hikayenin kötü adamı olmak4
- arkadaşlar ben sarhoş oldum3
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- gece gece yarım ekmek sucuklu tost gömmek3
- perseid göktaşı yağmuru3
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- tomşak dudaklı kezo4
- recep ivedik'in yoga yapması2
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- eve yarasa girmesi3
- acıktım lan3
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- çerçeve yasa31
- memleketime şiir3
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı2
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- birazdan geliyorum2
- türbede dua etmenin şirk olması13
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- g i l d e d l i l y10
- kitap okuma alışkanlığı4
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- backrooms3
- bilgi içerikli başlık girmek3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- saraca092
- sokakta öpüşmek7
- romelu lukaku9
- don giymemek3
- yurt dışı çıkış harcı8
psikoloji bozar, adamı bildiğin "kalabalık içinde kendimi yalnız hissediyorum" tribine sokar, ne olduğunu anlayamazsın.
her neyse hikayeme geçeyim. daha çocuğum; bildin altı bilemedin yedi yaşındayım, yazın babannemlerin yanındayım. babannemlerin yanı dediğim yer iki katlı akraba apartmanı, aslında o mahalle akraba mahallesi. nasıl bi şekilde dağılmışsak mahalleye çocukluğum boyunca yazlar piçlik yapamadan geçti. "zile basıp kaçma" aktivitesini gerçekleştirelim dedik, az kalsın amcamdan okkalı bi sopa yiyoduk amına koyım. çocuk aklı, ne bilelim kimin ziline bastığımızı.
işte o zamanlar "çitos" adı verilen gıdaya bağımlıydım. hayatımda yaptığım her eylem o'nu elde etmek amaçlıydı. sırf "çitos" alsınlar diye ailemin sözünü dinleyen, diğer çocukların taşak geçtiği "süt çocuğu" oldum bir sene boyunca. eve erken gelmek, yatmadan önce süt içmek, televizyonu otuz cm. den uzak bir seviyeden izlemek, annem ne zaman uyu derse uyumak vb. eğlemlerin hepsi "çitos" içindi. hayatımı siktin, kısa süreli sinir krizleri geçittirdin bana. ama marka "çitos"* olacak kanka, başkası değil. şimdi ne zaman yol kenarında masumca oturup elinde o lanet paket, içindekileri çıtır çıtır yiyen çocuk görsem dövüyorum...
konunun amına koymadan meseleyi anlatayım. yazın babannemlerin yanında geçirdiğim zamanlardaki "çitos" kaynağım dedemdi. dedemle camiye giderdim, çıkışta bana malum uyuşturucuyu alırdı ve mutlu olurdum (basitliğimi sikecek olanlar özel mesaj atsın). yine böyle bir günde uyuşturucu kaynağımla ibadethaneye doğru ilerliyorduk.
- dede, çıkınca "çitos" alıcaksın dimi?
+ kaavede çay içmeye para ayırırım, kalanı yeterse alırsın.
- gelmem ki o zaman. kesin demezsen gelmem caamiye.
+ tamam len kerata tamam.
tarzı diyaloglarla büyüdüm lan ben. artık siz düşünün şu anki ruh halimi. ergenliğe girdiğimde bir gece rüyamda "çitos"un maskotu olan; http://img692.imageshack.us/img692/9096/itos.jpg ahanda bu yaratığı siktim ben. şaka lan sikmedim ama keşke olsaydı öyle bi şey, intikamım acı olurdu.
neyse dedemle girdik camiye yan yana duruyoruz, hoca bişeyler anlattı, sanırım namaz zamanı gelmişti o yüzden ayağa kalktık ve "ön safları sıklaştıralım" lafı kulaklarımda yankılandı o an. "umarım" dedim, "umarım dedem beni bırakıp gitmez", "başkasına bakıp namaz kılamam ki", "hem başkasına bakıp kılarsam dedem bana "çitos" almaz sanırım" tarzı triplere girdim ve tripten çıktığımda dedem yanımda yoktu. yaşanan kısa süreli karambolde bırakıp gitmişti beni ve gözümün gördüğünün ötesindeydi artık.
gözümde bir damla yaş belirdi, onca adamın ortasında yalnız hissediyordum kendimi. bir gıda uğruna ne hallere düşmüştüm, ben bunu hakedecek adam mıydım? (ulan gören de sevgilisinin yanında küçük düşürülmüş ergen sancak)
her neyse dostlarım. son hatırladığım şey "hırraaaaaaaaaaaghhh, hiiiaaaaaaahhhhhhhhh" tarzı ağlama efektleri ve göz yaşlarıyla camiden ayrıldığım.
şu an eğer camiye gidecek olursam en arka safın köşesini (şimdi farkettim, niye saf demişler lan?) seçerim namaza durmak için. neden mi? eğer benim durumumda çocuk varsa bana bakıp "la bu abi genç, buna bakıp kılayım, güvenilir buna." tarzı düşünmesin, ağlasın ve siktir olsun gitsin diye.
kanmayın çocuklar böyle vaatlere, bakın yetkiliservis olarak söylüyorum, sonunda acı ve hüsran var.
he bu arada unutmadan o günden sonra uzun bi süre "çitos" yemedim...
her neyse hikayeme geçeyim. daha çocuğum; bildin altı bilemedin yedi yaşındayım, yazın babannemlerin yanındayım. babannemlerin yanı dediğim yer iki katlı akraba apartmanı, aslında o mahalle akraba mahallesi. nasıl bi şekilde dağılmışsak mahalleye çocukluğum boyunca yazlar piçlik yapamadan geçti. "zile basıp kaçma" aktivitesini gerçekleştirelim dedik, az kalsın amcamdan okkalı bi sopa yiyoduk amına koyım. çocuk aklı, ne bilelim kimin ziline bastığımızı.
işte o zamanlar "çitos" adı verilen gıdaya bağımlıydım. hayatımda yaptığım her eylem o'nu elde etmek amaçlıydı. sırf "çitos" alsınlar diye ailemin sözünü dinleyen, diğer çocukların taşak geçtiği "süt çocuğu" oldum bir sene boyunca. eve erken gelmek, yatmadan önce süt içmek, televizyonu otuz cm. den uzak bir seviyeden izlemek, annem ne zaman uyu derse uyumak vb. eğlemlerin hepsi "çitos" içindi. hayatımı siktin, kısa süreli sinir krizleri geçittirdin bana. ama marka "çitos"* olacak kanka, başkası değil. şimdi ne zaman yol kenarında masumca oturup elinde o lanet paket, içindekileri çıtır çıtır yiyen çocuk görsem dövüyorum...
konunun amına koymadan meseleyi anlatayım. yazın babannemlerin yanında geçirdiğim zamanlardaki "çitos" kaynağım dedemdi. dedemle camiye giderdim, çıkışta bana malum uyuşturucuyu alırdı ve mutlu olurdum (basitliğimi sikecek olanlar özel mesaj atsın). yine böyle bir günde uyuşturucu kaynağımla ibadethaneye doğru ilerliyorduk.
- dede, çıkınca "çitos" alıcaksın dimi?
+ kaavede çay içmeye para ayırırım, kalanı yeterse alırsın.
- gelmem ki o zaman. kesin demezsen gelmem caamiye.
+ tamam len kerata tamam.
tarzı diyaloglarla büyüdüm lan ben. artık siz düşünün şu anki ruh halimi. ergenliğe girdiğimde bir gece rüyamda "çitos"un maskotu olan; http://img692.imageshack.us/img692/9096/itos.jpg ahanda bu yaratığı siktim ben. şaka lan sikmedim ama keşke olsaydı öyle bi şey, intikamım acı olurdu.
neyse dedemle girdik camiye yan yana duruyoruz, hoca bişeyler anlattı, sanırım namaz zamanı gelmişti o yüzden ayağa kalktık ve "ön safları sıklaştıralım" lafı kulaklarımda yankılandı o an. "umarım" dedim, "umarım dedem beni bırakıp gitmez", "başkasına bakıp namaz kılamam ki", "hem başkasına bakıp kılarsam dedem bana "çitos" almaz sanırım" tarzı triplere girdim ve tripten çıktığımda dedem yanımda yoktu. yaşanan kısa süreli karambolde bırakıp gitmişti beni ve gözümün gördüğünün ötesindeydi artık.
gözümde bir damla yaş belirdi, onca adamın ortasında yalnız hissediyordum kendimi. bir gıda uğruna ne hallere düşmüştüm, ben bunu hakedecek adam mıydım? (ulan gören de sevgilisinin yanında küçük düşürülmüş ergen sancak)
her neyse dostlarım. son hatırladığım şey "hırraaaaaaaaaaaghhh, hiiiaaaaaaahhhhhhhhh" tarzı ağlama efektleri ve göz yaşlarıyla camiden ayrıldığım.
şu an eğer camiye gidecek olursam en arka safın köşesini (şimdi farkettim, niye saf demişler lan?) seçerim namaza durmak için. neden mi? eğer benim durumumda çocuk varsa bana bakıp "la bu abi genç, buna bakıp kılayım, güvenilir buna." tarzı düşünmesin, ağlasın ve siktir olsun gitsin diye.
kanmayın çocuklar böyle vaatlere, bakın yetkiliservis olarak söylüyorum, sonunda acı ve hüsran var.
he bu arada unutmadan o günden sonra uzun bi süre "çitos" yemedim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar