bugün
- uludağ sözlük için öneriler6
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay12
- queen feristah9
- yakışıklı erkeklerin gay olması6
- küçük prens okuyan yetişkin erkek5
- misafirlikte tuvalete gitmek4
- online yazarlar neden yazmıyor11
- debe'nin nick altı entry dolması4
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor13
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite13
- arkadan yanaşıp selektör yapan it10
- yılbaşına az kalması6
- yapay zeka moderatörü3
- true çaylak olsun kampanyası11
- kavga ediyor numarası yapan yazarlar6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip11
- ilk fırsatta fahri trafik müfettişi olacağım5
- ceviz'ye yiğenim ceviz'ye yiğenim2
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak7
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor3
- poker face2
- gocu22
- velvet57
- bir carlsberg içip diyeti bozmak2
- tarık tarcan3
- sözlük yazarlarının çayları9
- çok kahve içen adamın çocuğunun siyahi olması3
- yeni parti39
- device connected3
- sağanak yağmur altında diz çöküp ağlamak2
- parmak patates vs elma dilim patates10
- alma mater yuzır3
- atakürtçüler3
- şaka maka yakışıklıyım lan sahiden5
- sözlük kezoları9
- kih kih birader mokv falan hepsi aynı kişi6
- sanat sepet tayfa2
- güvenilir yazar5
- arabayı yavaş süren tipler4
- psikopat erkek seven kızlar7
- katatespizartmasi19
- ilgi isteyen kız4
- havanın buz gibi olması6
- bize hizmet edenlerin listesini allaha bildiriyorz3
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- mercimek çorbası6
- aylık 388 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- en son ne zaman altınıza işediniz2
- aranızda doktor var mı3
- sözlük kızlarına nazar değmesi3
entry'ler (233)
bir klişeyi tekrar ederek; aşığım sözlük fakat sevgilisi var hımınıkıyıyım
belki benim yazdığım o kederli cümleler, başka birilerini kurtaran cümleler oldu. belki yazdıklarımı, o çok sevdiklerine söylediler ve bu karanlık kuyudan kurtuldular. keşke benim de böyle bir umudum olsaydı.
- e hali
uzat hadi, uzat ellerini. bu kadar zor mu? yalnızca ellerini uzatacaksın bana ve belki de hiç düşmeyeceğim bir daha hepsi bu. görmüyor musun en dipteyim zaten, en dipte. söylemeden edemeyeceğim, burası hakikaten garip. gözlerimi kapattığımda hep sarmaşıklar görüyorum her yanıma dolanmış. boğazıma yaklaştıkları aşikar. ben düşmekten yoruldum ama belki sen gelirsen, hani diyorum belki sen gelirsen kalkacak bir sebebim olur, belki biraz halim de.
biliyorum, her zaman tutamadığım sözler verdim. ama bak görmüyor musun, tutamadığım diyorum. hala bana gelebileceğin açık kapılar bırakıyorum. belki de herhangi bir sözümü tutmuşumdur ama şu an o kadar kötü ki her şey, o kadar kötü yani, sadece yapamadıklarım var. yapmadıklarım değil. böyle, tamamen siyaha bulanmış gibi. bulanmış diyorum, çünkü yoğun bir sıvı, yapış yapış. ben karanlıktan korkarım biliyorsun, tamam tamam, böyle birçok insan var evet, sen söylemeden söyleyeyim. belki ben de karanlıkta yaşamalıyım. bilemiyorum. karanlıktan korktuğum için yanıma gelmemelisin.
insan, en hakiki cezaları kendine kesiyor. aslında senin hiçbir şey yapmana gerek kalmıyor. uzun zamandır burada olduğuma göre -görünen o ki, sonu belli olmayan bi zaman daha burda olacağım- buraya alışmanın bir çaresine bakmalıyım. kahretsin, o umut denen sikik duygu olmasaydı, keşke hiç olmasaydı, burayı sevebilirdim belki. bir umudum olmasaydı, yani aydınlığı hiç görmeseydim, karanlıktan korkmak için bir nedenim de olmayacaktı.
içimde, boğazımdan başlayıp tüm vücuduma yayılan tarif edemediğim bir his var. öyle bir his ki bu, ağırlığından ölebilirim. ölmek. pişmanlık.
hayır, bir dakika.
tüm bedenimi saran sarmaşıklar yüzünden sanırım, en dip dediğim yer burası değil mi? aşağıda bir kıpırdanma var sanki. bir dakika, o sen misin? hey!
uzat hadi, uzat ellerini. bu kadar zor mu? yalnızca ellerini uzatacaksın bana ve belki de hiç düşmeyeceğim bir daha hepsi bu. görmüyor musun en dipteyim zaten, en dipte. söylemeden edemeyeceğim, burası hakikaten garip. gözlerimi kapattığımda hep sarmaşıklar görüyorum her yanıma dolanmış. boğazıma yaklaştıkları aşikar. ben düşmekten yoruldum ama belki sen gelirsen, hani diyorum belki sen gelirsen kalkacak bir sebebim olur, belki biraz halim de.
biliyorum, her zaman tutamadığım sözler verdim. ama bak görmüyor musun, tutamadığım diyorum. hala bana gelebileceğin açık kapılar bırakıyorum. belki de herhangi bir sözümü tutmuşumdur ama şu an o kadar kötü ki her şey, o kadar kötü yani, sadece yapamadıklarım var. yapmadıklarım değil. böyle, tamamen siyaha bulanmış gibi. bulanmış diyorum, çünkü yoğun bir sıvı, yapış yapış. ben karanlıktan korkarım biliyorsun, tamam tamam, böyle birçok insan var evet, sen söylemeden söyleyeyim. belki ben de karanlıkta yaşamalıyım. bilemiyorum. karanlıktan korktuğum için yanıma gelmemelisin.
insan, en hakiki cezaları kendine kesiyor. aslında senin hiçbir şey yapmana gerek kalmıyor. uzun zamandır burada olduğuma göre -görünen o ki, sonu belli olmayan bi zaman daha burda olacağım- buraya alışmanın bir çaresine bakmalıyım. kahretsin, o umut denen sikik duygu olmasaydı, keşke hiç olmasaydı, burayı sevebilirdim belki. bir umudum olmasaydı, yani aydınlığı hiç görmeseydim, karanlıktan korkmak için bir nedenim de olmayacaktı.
içimde, boğazımdan başlayıp tüm vücuduma yayılan tarif edemediğim bir his var. öyle bir his ki bu, ağırlığından ölebilirim. ölmek. pişmanlık.
hayır, bir dakika.
tüm bedenimi saran sarmaşıklar yüzünden sanırım, en dip dediğim yer burası değil mi? aşağıda bir kıpırdanma var sanki. bir dakika, o sen misin? hey!
kötü bir insan olmama ramak kalmışken durdum olduğum yerde. kime ve neye göre kötü tabii. herneyse.
bir ara kiler marketin de aynı işe soyunduğu fakat şu aralar migros poşetlerinin açık ara fark attığı hadise. doğada tez kaybolsun diye inceltmişler efendim. içine iki tane 1 litrelik içecek koyduğunda iki adım sonra patlıyor. saygılar.
(#7942766) girisi ile, sözlüğe bugünkü girişimde aniden karşıma çıkıp beni darmadağın etmiş yazar kişisi. tam da bu ruh halindeyken.
federer oyunu 6-5 yaptı. nadal'ın servis oyununu ve kendi servis oyununu aldı.
geri dönüşlerle dolu bir maç izliyoruz.
nadal servis kırdı 5-4 öne geçti. 2.seti alma yolunda hırslı adımlar atıyor. federer'e hala nazar değmiş durumda.
federer'de bir kıpırdanma oldu.
issizlik konusunun tartisildigi ama bi yere varilamayacak olan program an itibariyle. Yorum icin;
Yeteneklerimizi lise sonunda farkettigimiz, cogumuz icin çok geç olan bir vakitte önümüze ne çıkarsa o mesleği secmek zorunda olduğumuz, yeteneklerini farkedenlere de engel olabilen ebeveynlerin yaşadığı bir ülkedeyiz. Değil iyi bir is bulup bu iste mutlu olmak -bakınız is bulmak diyorum kurmak değil- kendi okuduğumuz meslekleri bile yapamıyoruz. Şu gün üniversitelere 20 sene ogrenci almasalar ancak herkes yerleşe ilir. Size su an bu ülkeden gitmek başka yerde is bulmak isteyecek 1 milyon üniversite ogrencisi bulabilirim.
Yeteneklerimizi lise sonunda farkettigimiz, cogumuz icin çok geç olan bir vakitte önümüze ne çıkarsa o mesleği secmek zorunda olduğumuz, yeteneklerini farkedenlere de engel olabilen ebeveynlerin yaşadığı bir ülkedeyiz. Değil iyi bir is bulup bu iste mutlu olmak -bakınız is bulmak diyorum kurmak değil- kendi okuduğumuz meslekleri bile yapamıyoruz. Şu gün üniversitelere 20 sene ogrenci almasalar ancak herkes yerleşe ilir. Size su an bu ülkeden gitmek başka yerde is bulmak isteyecek 1 milyon üniversite ogrencisi bulabilirim.
yapılan her kötü şeyin, iyi bir nedeni var düşüncesinin kullanıldığına inanmaya başladığım dizidir ayrıca.
--aşırı spoylır--
bir internet sitesinde 3.sezonun finalinin çekim alanı fotoğraflarına rastladım ve olivia ile peter'ın parmaklarında yüzük gördüm gençler. bu arada peter biraz yaşlı gibiydi. yani günümüz değildi gelecekten bir sahne çekiliyor gibiydi. olivia'nın saçları da toplanmış değildi inanmazsınız.
neyse, sonra walternate'i fotoğraflamışlar bir sahnede ve elinde bir silah var, hem de susturuculu. karşısındaki de muhtemelen olivia,çünkü aynı ortamda çekilmiş fotoğraflar. çelik yelek görmüştüm olivia'nın üzerinde fakat vuracaksa eğer kafasından vurmuştur eşek değilse walternate.
bu arada makinanın, gözcüler tarafından yeni bir evren yaratmak için kullanılacağı da söylentiler arasında. birçok paralel evrenden bahsediliyor.
ayrıca "where will you be when it happens?" diye bir video dolanıyor ve o videonun sonunda doğru 6.02 am est yazısı beliriyor. yani 20.bölüm 6.02 amerika doğu yakasında bir şeyler olacak gibi duruyor.
başka bir söylenti de olivia'nın yaşadığı evrenin yok olacağı ve diğer evrende yaşama devam edileceği yönünde. tüm bu söylentilerin ışığında peter ile olivia gelecekten bir bölümde evlenmişler ve ya bir evren sağ kalacak ya da birçok evren türeyecek.
--aşırı spoylır--
15 nisana kadar ara veren dizi, türkiye'ye 16 nisanda 3.sezon 19.bölüm olarak teşrif edecek.
bir internet sitesinde 3.sezonun finalinin çekim alanı fotoğraflarına rastladım ve olivia ile peter'ın parmaklarında yüzük gördüm gençler. bu arada peter biraz yaşlı gibiydi. yani günümüz değildi gelecekten bir sahne çekiliyor gibiydi. olivia'nın saçları da toplanmış değildi inanmazsınız.
neyse, sonra walternate'i fotoğraflamışlar bir sahnede ve elinde bir silah var, hem de susturuculu. karşısındaki de muhtemelen olivia,çünkü aynı ortamda çekilmiş fotoğraflar. çelik yelek görmüştüm olivia'nın üzerinde fakat vuracaksa eğer kafasından vurmuştur eşek değilse walternate.
bu arada makinanın, gözcüler tarafından yeni bir evren yaratmak için kullanılacağı da söylentiler arasında. birçok paralel evrenden bahsediliyor.
ayrıca "where will you be when it happens?" diye bir video dolanıyor ve o videonun sonunda doğru 6.02 am est yazısı beliriyor. yani 20.bölüm 6.02 amerika doğu yakasında bir şeyler olacak gibi duruyor.
başka bir söylenti de olivia'nın yaşadığı evrenin yok olacağı ve diğer evrende yaşama devam edileceği yönünde. tüm bu söylentilerin ışığında peter ile olivia gelecekten bir bölümde evlenmişler ve ya bir evren sağ kalacak ya da birçok evren türeyecek.
--aşırı spoylır--
15 nisana kadar ara veren dizi, türkiye'ye 16 nisanda 3.sezon 19.bölüm olarak teşrif edecek.
Girilerini beğendiğim, okutan yazar.
maşallah yazarı.
entıra basıp basıp alt satıra geçiyor kendisi. şiir sanıyorum.
atarlı tivitçi. erkamaj.
taraflardan biri (bkz: kendine müslüman)
kimse görmüyor sanıp burnunu karıştırmak. musait bir yere sürmek.