bugün
- bana gel film izleriz diyen erkek10
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- simko317
- günlük tutan erkek14
- açlık krizi nasıl bastırılır6
- sarapci koala7
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- hesaplama2
- hewal ebo9
- ümit özdağ6
- her haltı yapıp mağdur edebiyatı yapmak3
- günde iki paket sigara içmek3
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı2
- sudekiray5
- 36 yaş3
- akşam çayı2
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- 12 eylül 19912
- tai lung16
- kamos5
- can sıkıntısı2
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- sözlüğün bok olduğu gerçeği3
- futbol24
- kemalizmin yıkılması4
- recep ivedik'in çocuklara kötü örnek olması2
- sur da sırtından vuruldu bordo bereli seçkin çil2
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- ingiliz ajanları2
- cansever16
- türk ırkçısı4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- şarkılarım dağlara4
- heybeliada ruhban okulu4
- ergen milliyetçiliği2
- milliyetçilik2
- okan buruk6
- insan sevmemek2
- tom barrack4
- türkiye halkı3
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- hakan altun3
- kürtçülük3
- özgür özel5
- gocunun freddy travması6
- ikinci abdülhamid4
- victor osimhen8
- dinsiz milliyetçilik4
- ferit kaya2
- en güzel ciğer kebap2
sevdiği entry'ler
bu aralar sıkça başıma gelen durumdur.
içinde bir sıkıntı vardır kişinin. uyku tutmaz, yatağında döner, kulağında tıngırdayan müzik artık fazla gelmiştir ve kalkar yataktan kişi. salona pencerenin karşısına gider. sonra bir sandalye çeker ve oturur karşısına manzaranın. düşünür... düşünür... neyi düşündüğünü bilmeden, karmakarışık düşünceler dolanır aklında kişinin. derken çok başka şeyler gelir aklına. eski sevgili, karşılıksız aşk, korkuları... derken bir de bakar yalnızdır kişi. büyük ihtimalle ailevi problemleri de vardır ve bu sefer kulağında tıngırdayan müzik kalbine dokunur. garip yapar içini ve gözleri sulanır, dudakları titrer. ve derken 2 damla düşer gözlerinden. ne olduğunu anlayamadan. lanet bir düşüncenin sonucudur bu iki damla.
aslında her şeyin başlangıcıdır bu iki damla ve bütün gece, ve sonrasındaki günlerde de devam edecektir bu durum. her gece aynı sandalyede, aynı pencerenin karşısında ve aynı manzaraya bakarak... kafasında sürekli aynı salak düşüncelerle başlayacaktır bu seanslar ve hep aynı şekilde sona erecektir. izlediği bir film, söylenen bir söz ve yaptığı bir hata onu hayata küstürmeye yetecektir bundan sonra. ve bir insanın çöküşü sadece "2" damla yaşla başlayacaktır.
bu sebepten yapılmaması gereken eylemdir.
içinde bir sıkıntı vardır kişinin. uyku tutmaz, yatağında döner, kulağında tıngırdayan müzik artık fazla gelmiştir ve kalkar yataktan kişi. salona pencerenin karşısına gider. sonra bir sandalye çeker ve oturur karşısına manzaranın. düşünür... düşünür... neyi düşündüğünü bilmeden, karmakarışık düşünceler dolanır aklında kişinin. derken çok başka şeyler gelir aklına. eski sevgili, karşılıksız aşk, korkuları... derken bir de bakar yalnızdır kişi. büyük ihtimalle ailevi problemleri de vardır ve bu sefer kulağında tıngırdayan müzik kalbine dokunur. garip yapar içini ve gözleri sulanır, dudakları titrer. ve derken 2 damla düşer gözlerinden. ne olduğunu anlayamadan. lanet bir düşüncenin sonucudur bu iki damla.
aslında her şeyin başlangıcıdır bu iki damla ve bütün gece, ve sonrasındaki günlerde de devam edecektir bu durum. her gece aynı sandalyede, aynı pencerenin karşısında ve aynı manzaraya bakarak... kafasında sürekli aynı salak düşüncelerle başlayacaktır bu seanslar ve hep aynı şekilde sona erecektir. izlediği bir film, söylenen bir söz ve yaptığı bir hata onu hayata küstürmeye yetecektir bundan sonra. ve bir insanın çöküşü sadece "2" damla yaşla başlayacaktır.
bu sebepten yapılmaması gereken eylemdir.
bundan aylar önce, sadece seviyor, belki konserine gelir diye, pek dinlemediğim bir kadın sanatçının * konserine gittim.
durdum, st vincent umrumda bile değildi. gözlerim burda mı acaba diye bütün insanları deliyordu.
yoktu, benzer parfüm kokuları vardı ama o yoktu.
görmek için geldim, kafama da taktım göreceğim dedim. cesaret için içtim, aslanın oz büyücüsüne olan ihtiyacı gibi, biraz içkiye ihtiyacım vardı tabi.
sonra mesaj attım, -şu an st herhangi bir konserde misin? seni bir yerde görür gibi oldum- dedim.
hayır edip, st vincent konserinde değilim dedi.
tamam dedim, ama duramadım, onu bügün görmem lazımdı. bu ihtiyaç meselesiydi, nefes gibiydi. ama neden bu kadar görmek istediğimi de anlamıyordum.
kendim ayrılmıştım, kendi acımı kendim hazırlamıştım ama cesaretsizliğimden yine telefonda ayrılmıştım, yüzünü görmeye yüzüm yoktu sanırım.
neyse sonra evinin önüne gelsem görüşebilir miyiz? dedim. olur ama 15 20 dakika vaktim var, çok duramam dedi. olsun yeterdi, gittim, konuştum, 3 yıldır uzun olan saçlarımı kendim kesmiştim ama umrumda değildi. yokluğunda bıyıklarım daha da uzamıştı, görsün istedim. ve 20 dakika çabucak bitti, tam sarılamadım, her şey yarım yamalak oldu ve döndü evine.
bugün aradım onu, sadece ben konuşayım ve kapatayım dedim,
yol boyunca -neden o gün seni görmek istedim?-
bunu düşündüm,
konsere gitmeden önce nazan öncel - seni bugün görmem lazım dinlemiştim, tetikleyici sözleri var.
" seni bugün görmem lazım,
şöyle biraz açılmam lazım,
derdimi anlatmam gerek,
içimi dökmem lazım,
bize ne oldu bilmem lazım,
önce kendim inanmam lazım,
bunla başa çıkmam gerek,
zamanla alışmam demek,
beni biraz anlaman lazım," dediğim gibi tetikleyici ama bu asıl neden değil.
peki o zaman -neden o gün seni görmek istedim?-
düşünmeye devam ettim,
st. vincent seni hatırlatmadı değil. onun da güzel gözleri var. sonra sana benzettiğim insanlar oldu,
koku, aynı koku geldi burnuma, alkol aldım, mesaj attım.
alkol de tetikleyici, seni hatırlatan şeyler de öyle ama bunlar da nedenler değil.
o gün yüzüne fazla bakamadım fark ettiysen,
suratında 00:00 olmadan beni sevmeye devam edebilirsin yazıyordu. yani sen yazmasan da ben öyle okuyordum.
sevmemem lazım, üzülmemi istemiyorsun, bakamadım pek o yüzden.
sarılamadım da farkındaysan, durumdan rahatsız olacaksın diye düşündüm, ne tam sarılabildim, ne tam koklayabildim.
düşünmesek mutlu olacağız da, düşünmeden edemiyor insan. ya da ben edemiyorum.
sonra iyice derine indim, ne bu kadar tetikledi de - seni bugün gerçekten görmem lazım- dedim.
00:00 oldu, sen gittin, bir şey kalktı üstümden. buldum ondan sonra,
veda edemedim ya ondan. telefonda olan hiçbir şeyi sevmiyorum, senle telefondan ayrılamazdım, konuşmasak da aylardır, ayrılamamışım zaten.
ama bugün gerçekten vedalaştık sanırım, 00:00 olana kadar sevmeye devam ettim seni. last.fm'deki ilk mesajından 00:00'a kadar.
gidiyorum, çağırınca gelirim demiştim aylar önce sana, o an dediğimi unut, veda olmamış tam,
bu kadar vakit geçti, saçlarımı kendim kestim, gidiyorum, çağırdığında gelirim. sevmeye devam edebilirim, adımı unutmaya devam edebilirsin. dayanamayıp görmek isteyebilirim.
fark ettim,
o yolda öpmeye, sarılmaya alışmışım. bu sefer olmadı, yüzünde sarılmak ve öpmek yasaktır da yazıyordu, altında da ufacık veda.
kapattım telefonu sözlük.
bekliyorum, bir şey desin.
özledim desin, kıtalar ayrılmış olabilir biz ayrılmayalım desin.
etkileyici bir tip değilimdir ama
seviyorum
o yüzden her insan birazcık etkileyicidir sanırım.
sevmek etkileyicidir.
umarım öyledir sözlük. umarım.
durdum, st vincent umrumda bile değildi. gözlerim burda mı acaba diye bütün insanları deliyordu.
yoktu, benzer parfüm kokuları vardı ama o yoktu.
görmek için geldim, kafama da taktım göreceğim dedim. cesaret için içtim, aslanın oz büyücüsüne olan ihtiyacı gibi, biraz içkiye ihtiyacım vardı tabi.
sonra mesaj attım, -şu an st herhangi bir konserde misin? seni bir yerde görür gibi oldum- dedim.
hayır edip, st vincent konserinde değilim dedi.
tamam dedim, ama duramadım, onu bügün görmem lazımdı. bu ihtiyaç meselesiydi, nefes gibiydi. ama neden bu kadar görmek istediğimi de anlamıyordum.
kendim ayrılmıştım, kendi acımı kendim hazırlamıştım ama cesaretsizliğimden yine telefonda ayrılmıştım, yüzünü görmeye yüzüm yoktu sanırım.
neyse sonra evinin önüne gelsem görüşebilir miyiz? dedim. olur ama 15 20 dakika vaktim var, çok duramam dedi. olsun yeterdi, gittim, konuştum, 3 yıldır uzun olan saçlarımı kendim kesmiştim ama umrumda değildi. yokluğunda bıyıklarım daha da uzamıştı, görsün istedim. ve 20 dakika çabucak bitti, tam sarılamadım, her şey yarım yamalak oldu ve döndü evine.
bugün aradım onu, sadece ben konuşayım ve kapatayım dedim,
yol boyunca -neden o gün seni görmek istedim?-
bunu düşündüm,
konsere gitmeden önce nazan öncel - seni bugün görmem lazım dinlemiştim, tetikleyici sözleri var.
" seni bugün görmem lazım,
şöyle biraz açılmam lazım,
derdimi anlatmam gerek,
içimi dökmem lazım,
bize ne oldu bilmem lazım,
önce kendim inanmam lazım,
bunla başa çıkmam gerek,
zamanla alışmam demek,
beni biraz anlaman lazım," dediğim gibi tetikleyici ama bu asıl neden değil.
peki o zaman -neden o gün seni görmek istedim?-
düşünmeye devam ettim,
st. vincent seni hatırlatmadı değil. onun da güzel gözleri var. sonra sana benzettiğim insanlar oldu,
koku, aynı koku geldi burnuma, alkol aldım, mesaj attım.
alkol de tetikleyici, seni hatırlatan şeyler de öyle ama bunlar da nedenler değil.
o gün yüzüne fazla bakamadım fark ettiysen,
suratında 00:00 olmadan beni sevmeye devam edebilirsin yazıyordu. yani sen yazmasan da ben öyle okuyordum.
sevmemem lazım, üzülmemi istemiyorsun, bakamadım pek o yüzden.
sarılamadım da farkındaysan, durumdan rahatsız olacaksın diye düşündüm, ne tam sarılabildim, ne tam koklayabildim.
düşünmesek mutlu olacağız da, düşünmeden edemiyor insan. ya da ben edemiyorum.
sonra iyice derine indim, ne bu kadar tetikledi de - seni bugün gerçekten görmem lazım- dedim.
00:00 oldu, sen gittin, bir şey kalktı üstümden. buldum ondan sonra,
veda edemedim ya ondan. telefonda olan hiçbir şeyi sevmiyorum, senle telefondan ayrılamazdım, konuşmasak da aylardır, ayrılamamışım zaten.
ama bugün gerçekten vedalaştık sanırım, 00:00 olana kadar sevmeye devam ettim seni. last.fm'deki ilk mesajından 00:00'a kadar.
gidiyorum, çağırınca gelirim demiştim aylar önce sana, o an dediğimi unut, veda olmamış tam,
bu kadar vakit geçti, saçlarımı kendim kestim, gidiyorum, çağırdığında gelirim. sevmeye devam edebilirim, adımı unutmaya devam edebilirsin. dayanamayıp görmek isteyebilirim.
fark ettim,
o yolda öpmeye, sarılmaya alışmışım. bu sefer olmadı, yüzünde sarılmak ve öpmek yasaktır da yazıyordu, altında da ufacık veda.
kapattım telefonu sözlük.
bekliyorum, bir şey desin.
özledim desin, kıtalar ayrılmış olabilir biz ayrılmayalım desin.
etkileyici bir tip değilimdir ama
seviyorum
o yüzden her insan birazcık etkileyicidir sanırım.
sevmek etkileyicidir.
umarım öyledir sözlük. umarım.