bugün
- sözlüğün aniden sessizleşmesi4
- geceniz nasıl geçiyor7
- tez yazmak3
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- en iyi simit hangi şehirdedir19
- ağlamamak için kendini tutmak11
- ctrlx22
- gürcistan22
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- hewal ebo18
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- yalnız yaşamak5
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- kalem şakir2
- kuran da namaz yok21
- lahmacunu elle yiyen kız14
- e'e f e6
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- neden namaz kılmıyorsun4
- içim yanıyor be sözlük7
- sigortalı bir iş bul çalış4
- ilgi isteyen kız16
- cep telefonu2
- rüya2
- latin atasözleri2
- güneş gözlüğü3
- eskisi gibi olamamak2
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- intihar3
- zenci isyanı2
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- chatgpt ile dertleşmek3
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- gece gece 3 tane kurabiye yemek2
- parcalandim toparlanamiyorum5
- asansörde kalmak7
- memelerini okşarken kız nasıl inler4
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- mutfağına konuk olunan yazarın işine karışmak3
- tuvalete gitmenin zaman kaybı olması2
- türk düşmanları4
- geçmişe özlemle bakmak3
- usualsuspectss3
- bütün hiçlerle toplanıp beyin fırtınası yapmak2
entry'ler (6)
Hz. Muhammed Mustafa'dan gelen emaneti simgeler. Sırdır kimse ne olduğunu bilmez...
"Ne tarikattır, ne cemaat, hakikattir hakikat"
KISA BiR HÎKAYE
Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlatayım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretlerini bunda bulursun.
Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular:
- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöyle buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. "senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana ilmin sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?"
Hazreti Ali cevap verdi:
- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "ilim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır."
Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı;
- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r. a.) buyurdu:
- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar."
Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki:
- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bize haber ver!
Emirü'l-mü'minin cevap verdi:
- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha fazla açıklama istemeyeceksiniz!
Kabul ettiler. Buyurdu:
-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplarda Tevrat ve incil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sırlar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi.
Emirü'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleyecekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar çalıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mevcudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur.
Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et!
Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinliğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz olarak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anlamak nasibine erişirsin.
Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlatayım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretlerini bunda bulursun.
Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular:
- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöyle buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. "senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana ilmin sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?"
Hazreti Ali cevap verdi:
- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "ilim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır."
Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı;
- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r. a.) buyurdu:
- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar."
Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki:
- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bize haber ver!
Emirü'l-mü'minin cevap verdi:
- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha fazla açıklama istemeyeceksiniz!
Kabul ettiler. Buyurdu:
-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplarda Tevrat ve incil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sırlar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi.
Emirü'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleyecekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar çalıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mevcudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur.
Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et!
Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinliğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz olarak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anlamak nasibine erişirsin.
"Hz. Ali, ilim bir nokta idi cahiller onu çoğalttı" der, Muhammed Nurül Arabi