bugün
- togg'a lpg taktırmak7
- sözlükte erkekleri istemiyoruz13
- beyazsemsiyeliyabanci47
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır6
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak6
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- günaydın şarkısı3
- kızının düğününde oynayan baba6
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi5
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- yorgun mermi26
- aziz yıldırım13
- d'i s c o film2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- bugün mükemmel bir gün olacak2
- gammazlama yapmamak13
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- 7 haziran 2026 türkiye venezuela maçı2
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- haysenin1212
- gina carano13
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- aşık olmak9
- satranç haram yasaklansın7
- bu köyden olsam ne olacak8
- heyt bea3
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
- taylor sands3
- yapay zeka moderatörü15
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- anın görüntüsü21
- en gey özelliğiniz15
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- sözlükteki deliler3
- 8 haziran 20262
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- katatespizartmasi15
- uysaljakoben31
- çağrı isimli yazar4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- sözlükteki vatan hainleri4
- kabalcı3
- buddy dude17
entry'ler (6)
Hz. Muhammed Mustafa'dan gelen emaneti simgeler. Sırdır kimse ne olduğunu bilmez...
"Ne tarikattır, ne cemaat, hakikattir hakikat"
KISA BiR HÎKAYE
Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlatayım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretlerini bunda bulursun.
Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular:
- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöyle buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. "senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana ilmin sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?"
Hazreti Ali cevap verdi:
- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "ilim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır."
Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı;
- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r. a.) buyurdu:
- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar."
Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki:
- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bize haber ver!
Emirü'l-mü'minin cevap verdi:
- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha fazla açıklama istemeyeceksiniz!
Kabul ettiler. Buyurdu:
-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplarda Tevrat ve incil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sırlar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi.
Emirü'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleyecekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar çalıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mevcudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur.
Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et!
Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinliğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz olarak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anlamak nasibine erişirsin.
Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlatayım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretlerini bunda bulursun.
Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular:
- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöyle buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. "senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana ilmin sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?"
Hazreti Ali cevap verdi:
- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "ilim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır."
Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı;
- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r. a.) buyurdu:
- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar."
Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki:
- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bize haber ver!
Emirü'l-mü'minin cevap verdi:
- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha fazla açıklama istemeyeceksiniz!
Kabul ettiler. Buyurdu:
-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplarda Tevrat ve incil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sırlar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi.
Emirü'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleyecekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar çalıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mevcudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur.
Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et!
Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinliğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz olarak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anlamak nasibine erişirsin.
"Hz. Ali, ilim bir nokta idi cahiller onu çoğalttı" der, Muhammed Nurül Arabi
