bugün
- insanlık nasıl geliştirilebilir11
- fatma betül sayan kaya11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- sözlüğün yeni tasarımı14
- iyi menemenin sırrı18
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- muslettin amca23
- kötüye bir şey olmaz4
- gece gelen açlık7
- hayatın anlamı ne7
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- uyudunuz mu3
- alexander nübel7
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- sigara içmek8
- yeraltı varlıkları7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- aşk bir yemek olsaydı8
- gülşen in memeleri14
- kendimi intihar edeceğim4
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- mazide kalmış sözlük yazarları3
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- sözlüğe ne oldu5
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- mehmet şimşek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- arabayı satıp akülü araba almak3
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- sözlükte kim kimle sevgili27
- vincenzo italiano3
- hamas denince akla gelenler11
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- ucanpembekoala5
- beşiktaş4
- toplumsal çürüme7
- tuborg ice7
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- caligula'nın korkusu5
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- gülden karaböcek3
- nervio43
- üniversite yıllarını özlemek4
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- hangi yemek nerede yenir4
entry'ler (6)
Hz. Muhammed Mustafa'dan gelen emaneti simgeler. Sırdır kimse ne olduğunu bilmez...
"Ne tarikattır, ne cemaat, hakikattir hakikat"
KISA BiR HÎKAYE
Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlatayım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretlerini bunda bulursun.
Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular:
- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöyle buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. "senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana ilmin sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?"
Hazreti Ali cevap verdi:
- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "ilim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır."
Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı;
- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r. a.) buyurdu:
- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar."
Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki:
- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bize haber ver!
Emirü'l-mü'minin cevap verdi:
- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha fazla açıklama istemeyeceksiniz!
Kabul ettiler. Buyurdu:
-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplarda Tevrat ve incil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sırlar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi.
Emirü'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleyecekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar çalıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mevcudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur.
Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et!
Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinliğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz olarak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anlamak nasibine erişirsin.
Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlatayım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretlerini bunda bulursun.
Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular:
- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöyle buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır. "senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana ilmin sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?"
Hazreti Ali cevap verdi:
- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "ilim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır."
Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı;
- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r. a.) buyurdu:
- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar."
Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki:
- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bize haber ver!
Emirü'l-mü'minin cevap verdi:
- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha fazla açıklama istemeyeceksiniz!
Kabul ettiler. Buyurdu:
-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplarda Tevrat ve incil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sırlar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi.
Emirü'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleyecekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar çalıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mevcudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur.
Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et!
Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinliğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz olarak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anlamak nasibine erişirsin.
"Hz. Ali, ilim bir nokta idi cahiller onu çoğalttı" der, Muhammed Nurül Arabi