bugün
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- velvet36
- habire1233
- ben geldim kerkenezler13
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- konfor alanına yapışıp kalmak6
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız8
- basit bir hayat istemek9
- mısır3
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon6
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri9
- yeni parti13
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- aklın fikrin sekse çalışması6
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- çekirgeleri kim gönderdi9
- yazarların özledikleri şeyler8
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler3
- kabataş olayı görüntüleri27
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- istanbul un çok pahalı olması27
- her yazdığı artı oy alan yazar4
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- sabahlara kadar sexting yapmak3
- insan sevmeyen insan5
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı60
- escorta giden erkek3
- g'i l d'e d l'i l y4
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- dişçiye gitmek3
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- nasreddinhoca4
- muslettin amca6
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek3
- hangi manifest kızısın12
- bilgi içerikli başlığa gerek yok4
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- kürdüm5
- hiç sevgilisi olmamış insan3
- en son alınan hediye9
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- en sevilmeyen ev işleri14
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi7
- kartlı işlem yapmayan esnaf8
- gençlere tavsiyeler2
sevdiği entry'ler
hatalı tespittir. türk taraftar profili mide bulandırmıyor. türk futbol endüstrisi mide bulandırıyor. taraftar da her zamanki gibi imamlarının arkasından gidip ortalığa s.çıveriyor.
yıllardır bu memlekette insanlar birbirine düşman ediliyor. "futbol endüstrisi" yaratmak adına kitleler fanatikleştiriliyor. burası ingiltere değil. asgari ücretin 700 TL olduğu bir memlekette insanlara kolay kolay taraftar kredi kartı, orijinal taraftar forması, taraftar hattı falan satamazsın. ama bizim endüstrimiz "büyük abileri" ile rekabet edebilmek için her türlü yolu mubah görüyor. taraftara "satış" yapabilmek için gözünü kör etmekten, fanatikleştirmekten, robotlaştırmaktan çekinmiyor. eğer bir gs'liyi "hasta gs'li", bir fb'liyi "hasta fb'li" haline getirmezse, futbol kitlesinin büyük bölümünü oluşturan "dar gelirlilere" bir şapka bile satamaz. 700 TL asgari ücret alan adamın evine 150 TL'ye decoder satamaz... "yüksek gelirli" azınlık, türk futbol endüstrisinin "büyük abilerle" rekabet etmesi için yeterli sayıyı oluşturmuyor. "daha fazla satalım", "daha fazla paralarını alalım" anlayışıyla son 20 yıldır türk futbol seyircisi, "son derece bilinçli" olarak "fanatikleştiriliyor"... bakmayın siz tv'lerde şansal'ın çıkıp "ihihih bu olaylar futbolumuza yakışmıyor" dediğine. futbol kitlesini bu hale getiren onlardır. "ee biz mi kavga ettiriyoruz?" diye zırlamaya da başlarlar. hayır! siz kavga ettirmiyorsunuz. siz körleştiriyor, manyaklaştırıyor, adamın futbolu hayatının merkezi haline getirmesine yol açıyorsunuz. kavgayı o doğaçlama yapıyor...
öyle çarpık bir tutku, sadece bir "oyun" olan futbola öyle bir "ilahi misyon" yükleniyor ki... bırakın eğitimsiz kitleleri. uludağ sözlük yazarları. siz düşünün bakalım halinizi. işyerinde, okulda beraber oturduğunuz fb'li, gs'li adamla; beraber kaçınız maç izleyebiliyor? konu futbol olduğu zaman; nasıl karşı taraftakilerin anasından girip, bacısından çıkıyorsunuz? peki mantıklı mı? nedir futbol? nedir gs? nedir fb? hayatımız için ne ifade ediyor? hayatımızın neresinde yer alıyor? konu futbol olunca nasıl bu kadar raydan çıkabiliyoruz? hanginiz açıklayabilir? bir de şöyle düşünün. on yıllardır izlediğiniz maçları, televizyon programlarını düşünün. maçlarda futbolcuların birbirlerine tavırlarını, televizyon programlarında yorumcuların meseleleri nasıl "namus" meselesi haline getirdiğini, yöneticilerin nasıl kitleleri "provoke" ettiğini düşünün. daha 3 gün önce bir "namus" faciası yaşamadı mı bu ülke? fb'nin cas'a açtığı dava için fb yöneticisi çıkıp "namus meselemizdir" demedi mi? kendisini fb'ye aidiyet duygusuyla bağlamış insanlar, zırnık ilgisi olmayan bir davayı bir anda "namus meselesi" olarak görmeye başlamadı mı? aynı yönetici 3 gün önce çıkıp basın toplantısında cas davasının çekildiğini topluma açıklamadı mı? aha 3 günlük örnek size... bir anda meseleler nasıl namus meselesine dönüyor? nedir senin namusun taraftar? 2 tane holding patronunun s.kinin keyfine avrupa'da açtığı bir futbol davası mı? yoksa ailen mi? onurun mu?
bu hale nasıl getirildi taraftar profili? işte böyle... peki mantıklı mı yukarıdaki 2 paragraf? böylesine saplantılı, böylesine fanatikleşmiş, böylesine salaklaştırılmış bir taraftar kitlesi haline getirilmesek; neden gs-bonus kart kullanalım? neden fb-cell abonesi olalım? neden 5 TL'ye aldığımız formaları 100 TL verip orijinal alalım? var mı o kadar paramız? o kadar lüks içinde mi yaşıyoruz? önceliğimiz evimiz mi, ailemiz mi, sevdiklerimiz mi? yoksa futbol mu? beyni s.kilmemiş, köreltilmemiş, futbolu hayatının en önemli gündem maddesi yapmamış adam; çocuğunun masraflarından kısıp evine digitürk alır mı?
peki bu kadar köreltilen, fanatikleştirilen, futbolu hayatının en önemli gündemi haline getiren vatandaş; hayatındaki en önemli şey için (tuttuğu takım) küfretmez mi? hatta kavga etmez mi? "kendisi gibi köreltilen" diğer takım taraftarlarından nefret etmez mi? beraber gezdiği, beraber yediği içtiği, beraber çalıştığı arkadaşlarına (diğer takım taraftarlarına); forumlarda, stadlarda, kahvehanelerde ağız dolusu küfür etmez mi? peki bu senaryoda mide bulandıran taraftar profili midir? yoksa futbol endüstrisi midir? ingiltere ile, almanya ile, ispanya ile finansal rekabet içine giren futbol patronları, futbol kulüpleri midir?
felaket tellallığı gibi olmasın ama; daha çok kötü günler bekliyor bizi. bunlar iyi günlerimiz...
yıllardır bu memlekette insanlar birbirine düşman ediliyor. "futbol endüstrisi" yaratmak adına kitleler fanatikleştiriliyor. burası ingiltere değil. asgari ücretin 700 TL olduğu bir memlekette insanlara kolay kolay taraftar kredi kartı, orijinal taraftar forması, taraftar hattı falan satamazsın. ama bizim endüstrimiz "büyük abileri" ile rekabet edebilmek için her türlü yolu mubah görüyor. taraftara "satış" yapabilmek için gözünü kör etmekten, fanatikleştirmekten, robotlaştırmaktan çekinmiyor. eğer bir gs'liyi "hasta gs'li", bir fb'liyi "hasta fb'li" haline getirmezse, futbol kitlesinin büyük bölümünü oluşturan "dar gelirlilere" bir şapka bile satamaz. 700 TL asgari ücret alan adamın evine 150 TL'ye decoder satamaz... "yüksek gelirli" azınlık, türk futbol endüstrisinin "büyük abilerle" rekabet etmesi için yeterli sayıyı oluşturmuyor. "daha fazla satalım", "daha fazla paralarını alalım" anlayışıyla son 20 yıldır türk futbol seyircisi, "son derece bilinçli" olarak "fanatikleştiriliyor"... bakmayın siz tv'lerde şansal'ın çıkıp "ihihih bu olaylar futbolumuza yakışmıyor" dediğine. futbol kitlesini bu hale getiren onlardır. "ee biz mi kavga ettiriyoruz?" diye zırlamaya da başlarlar. hayır! siz kavga ettirmiyorsunuz. siz körleştiriyor, manyaklaştırıyor, adamın futbolu hayatının merkezi haline getirmesine yol açıyorsunuz. kavgayı o doğaçlama yapıyor...
öyle çarpık bir tutku, sadece bir "oyun" olan futbola öyle bir "ilahi misyon" yükleniyor ki... bırakın eğitimsiz kitleleri. uludağ sözlük yazarları. siz düşünün bakalım halinizi. işyerinde, okulda beraber oturduğunuz fb'li, gs'li adamla; beraber kaçınız maç izleyebiliyor? konu futbol olduğu zaman; nasıl karşı taraftakilerin anasından girip, bacısından çıkıyorsunuz? peki mantıklı mı? nedir futbol? nedir gs? nedir fb? hayatımız için ne ifade ediyor? hayatımızın neresinde yer alıyor? konu futbol olunca nasıl bu kadar raydan çıkabiliyoruz? hanginiz açıklayabilir? bir de şöyle düşünün. on yıllardır izlediğiniz maçları, televizyon programlarını düşünün. maçlarda futbolcuların birbirlerine tavırlarını, televizyon programlarında yorumcuların meseleleri nasıl "namus" meselesi haline getirdiğini, yöneticilerin nasıl kitleleri "provoke" ettiğini düşünün. daha 3 gün önce bir "namus" faciası yaşamadı mı bu ülke? fb'nin cas'a açtığı dava için fb yöneticisi çıkıp "namus meselemizdir" demedi mi? kendisini fb'ye aidiyet duygusuyla bağlamış insanlar, zırnık ilgisi olmayan bir davayı bir anda "namus meselesi" olarak görmeye başlamadı mı? aynı yönetici 3 gün önce çıkıp basın toplantısında cas davasının çekildiğini topluma açıklamadı mı? aha 3 günlük örnek size... bir anda meseleler nasıl namus meselesine dönüyor? nedir senin namusun taraftar? 2 tane holding patronunun s.kinin keyfine avrupa'da açtığı bir futbol davası mı? yoksa ailen mi? onurun mu?
bu hale nasıl getirildi taraftar profili? işte böyle... peki mantıklı mı yukarıdaki 2 paragraf? böylesine saplantılı, böylesine fanatikleşmiş, böylesine salaklaştırılmış bir taraftar kitlesi haline getirilmesek; neden gs-bonus kart kullanalım? neden fb-cell abonesi olalım? neden 5 TL'ye aldığımız formaları 100 TL verip orijinal alalım? var mı o kadar paramız? o kadar lüks içinde mi yaşıyoruz? önceliğimiz evimiz mi, ailemiz mi, sevdiklerimiz mi? yoksa futbol mu? beyni s.kilmemiş, köreltilmemiş, futbolu hayatının en önemli gündem maddesi yapmamış adam; çocuğunun masraflarından kısıp evine digitürk alır mı?
peki bu kadar köreltilen, fanatikleştirilen, futbolu hayatının en önemli gündemi haline getiren vatandaş; hayatındaki en önemli şey için (tuttuğu takım) küfretmez mi? hatta kavga etmez mi? "kendisi gibi köreltilen" diğer takım taraftarlarından nefret etmez mi? beraber gezdiği, beraber yediği içtiği, beraber çalıştığı arkadaşlarına (diğer takım taraftarlarına); forumlarda, stadlarda, kahvehanelerde ağız dolusu küfür etmez mi? peki bu senaryoda mide bulandıran taraftar profili midir? yoksa futbol endüstrisi midir? ingiltere ile, almanya ile, ispanya ile finansal rekabet içine giren futbol patronları, futbol kulüpleri midir?
felaket tellallığı gibi olmasın ama; daha çok kötü günler bekliyor bizi. bunlar iyi günlerimiz...