bugün

sevdiği entry'ler

kızılcagün platformu kuruluş bildirgesi

Kızılcagün Platformu Kurucuları:

görsel

Pakize Akbaba
Erdem Atay
Çiğdem Bayraktar Ör
Eray Çelebi
Selim Erdoğan
Serkan Öz
Orkun Özeller
Rifat Serdaroğlu
idris Tuğunmuş
Alican Türk

kızılcagün platformu kuruluş bildirgesi

görsel
görsel

KIZILCA GÜN PLATFORMU VE BiLDiRGESi
27 Aralık 2025 tarihinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda ilan edilen platformun kuruluş metni:

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ilkelerine, laikliğe ve milli egemenliğe sahip çıkma iradesinin ifadesi olduğunu vurguladı.

Kızılcagün Platformu, etnik ve mezhepsel ayrışmalara dayalı tüm girişimlere karşı, “Cumhuriyet ilkelerinde birleşme” çağrısıyla yola çıktığını açıkladı.

“Türk-Kürt-Arap” nitelemelerinin “etnik temelde bölünme” olduğu ifade edilen açıklamada, “Kızılcagün müjdesini sevgili vatanımızın her köşesine, Edirne’den Ardahan’a, Samsun’dan izmir’e, istanbul’dan Mersin’e kadar bütün il ve ilçelere, köylere, mezralara, mahallelere, üniversitelere, liselere kadar yayacağımıza ant içiyoruz.” denildi.

KURULUŞ BiLDiRGESi
Platform tarafından yayımlanan kuruluş bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

“Kuruluşumuzu Türk milletine ilan ediyoruz! Kızılcagün Platformu’nun kurucusu olarak bizler, bölücü açılım sürecine karşı 27 Aralık’ta Anıtkabir’de ilan ettiğimiz ortak metni kuruluş bildirgesi olarak kabul ediyoruz:

‘Bugün Kızılcagündür! Bugün burada, Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişinin 106. Yıldönümü’nde, Türk istiklâli’nin ve Türk istikbalinin büyük kahramanının huzurunda, Anıtkabir’de toplandık. Kızılcagün ilan ediyoruz! Siyasî parti, meslek kuruluşu, dernek farkı gözetmeksizin sağcısıyla solcusuyla, çeşitli illerden gelen vatansever yurttaşların katılımıyla, Seymenlerle, Ankara halkıyla, burada, Kızılcagün ilan etmek için toplandık.

Kızılcagün nedir? Türk töresinde Devlet’in ve milletin buhran yaşadığı günlerde Seymen Alayı tertiplenir, ahâli birleşerek Kurtuluş’un ve yeniden kuruluş’un ilkelerini belirler. Kızılcagün yeni bir gündür. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Türk milleti zekidir, çalışkandır, büyük medeni vasfını ve medeni kabiliyetini Devlet’in ve milletin buhran yaşadığı her dönemde ispatlamıştır. Ve çok sabırlıdır…

Son yirmi yıl boyunca hep sabrettik. Cumhuriyet Devrimi’nin yarattığı bütün millî kurumlar yıkıldı, özelleştirme adı altında ülkenin bütün kamusal varlıkları düveli muazzama’nın şirketlerine peşkeş çekilerek siyasî iktidara yandaş bir zenginler sınıfı yaratıldı. Orta sınıf yok edildi. Halk servet eşitsizliğinin yarattığı yoksullukla baş başa bırakıldı, gelecekten beklentisi kalmadı.

Millî sanayi yıkıldı, tarımsal üretim çökertildi. Ülkenin yabancı şirketler tarafından işgal edilmesi için gerekli idarî ve iktisadi ortam bilinçli olarak hazırlandı. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti ve kullanımı, fuhuş ve her türlü rezillik ortalığa saçıldı. En alt kesimde yer alan işsiz gençliğin mafyalaşması, suça itilmesi vahim bir sorun olarak ortaya çıktı. Toplumun fertleri artık kaderde, kıvançta ve tasada ortak değil. Saray rejimi, çevresinde bir bütün hâlinde toplandığımız millî şuur ve ülküleri tahrip etti. Tarihimizden, içine doğduğumuz toplumun kültüründen gelen ortak değerleri kaybetmeye başladık.

Bütün bunlar bir yana… En önemlisi, istiklâl Harbi’nin zirvesini oluşturan Devrim Kanunları inkâr ve imha edildi. Laiklik kaldırıldı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu görmezden gelindi. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlara hakaret edildi. Yeniden bir Hanedan kurma, Hilafet’i geri getirme talepleri el altından bilinçli olarak yayıldı.

Hep sabrettik. Siyasîlerden medet umduk, bekledik… Atatürk’ü kendi inkârcılığına kalkan yapan, Atatürk maskesi takarak Atatürk’ün getirdiği en temel devrim ilkelerini görmezden gelen ya da tartışmaya açan siyasî partilerden boş yere dirençli bir tavır, bir söz bekledik. Sabrettik. Ve nihayet Parti Devleti ve Cumhur ittifakı’ndan Türk Milleti’nin sabrını taşıran son bir hamle geldi.

Türk milletinin savaşla, kan ve demirle kazandığı milli egemenliğini yok etmeye, milleti ümmete dönüştürmeye tam teşebbüs ettiler ve TBMM’ye bir komisyon kurdurarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu ilkeleri’ni Ülke içinde ve uluslararası alanda tartışmaya açtılar. Bir Devlet, kendi milletinin egemenliğini tartışır mı, tartıştırır mı? Bunu yaptılar.

Artık yeter! Anayasal Türk-Kürt-Arap kurucu ortaklığını, ülkenin etnik temelde bölünmesini kesinlikle reddediyoruz. Kürdü Türk’ten, Alevi’yi Sünni’den ayıran bütün girişimlere, özellikle imralı’daki terörist başını Kürt yurttaşlarımızın temsilcisi, sözcüsü ve kurucu iradesi olarak pazarlayan anlayışa en kararlı tutumla karşı çıkıyoruz.

Bu Kızılcagün’de Cumhuriyet ilkelerinde,
laiklik dâhil Mustafa Kemal’in Devrim Kanunları’nda birleşiyoruz. Kızılcagün ilan ediyoruz!
Kızılcagün müjdesini sevgili vatanımızın her köşesine, Edirne’den Ardahan’a, Samsun’dan izmir’e, istanbul’dan Mersin’e kadar bütün il ve ilçelere, köylere, mezralara, mahallelere, üniversitelere, liselere kadar yayacağımıza ant içiyoruz.
Ne mutlu Türküm diyene!

gizemli 17

dün listesinin de içinden geçmiş olan çete midir, aşiret midir, tarikat mıdır artık ne desem bilemediğim şer odağı.

donuzlu tiplerin mal mal yazdığı şeyleri şukulamışlar, gizli sekme açmaktan yoruldum be.

edit: lan 17 demediniz mi, üstüne 17 tane daha gelmiş. höh ulan çüş, yuh!

dünedit: camına vurayım böyle liste başılığın.
© copyright 2005 - 2026