bugün
- galerinizde bulunan en saçma fotoğraf7
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir26
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak9
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- karılar3
- 5 haziran 2026 san marino bangladeş maçı5
- evlilik masrafları17
- mokv geldi mi8
- arda güler4
- tamar tanrıyar2
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan10
- chpli belediye başkanlarının rüşvet ve seks zaafı3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle31
- rümeysa eker6
- yaprak dökümü vs aşk-ı memnu2
- karton toplayan prenses ve yedi penisler8
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- kadınların aradığı erkek modeli11
- havva öztel4
- vincenzo italiano4
- özgür özel mallığı2
- hakan safi5
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek3
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması9
- ortamın enerjisini düşüren insan3
- yaz dizileri2
- kılıçdaroğlu ndan yolsuzluk çıkışı2
- kürtlerin vatan haini olmakla haklı olması5
- gül gibi kız olma kriterleri9
- çilek yerken ağza osuruk tadı gelmesi3
- penis deliğinden içeri giren kene9
- üniversite hayatı8
- en gey özelliğiniz10
- göt deliği yalatmak11
- vedat bey'in görkemli hayatı2
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- taylor sands2
- 30 30 1503
- sucsuz yere hapis yatmak2
- her gün mastürbasyon yapmak hastalıklı mıdır7
- bakir yazarlar3
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak7
- ilk buluşmada sakso çekmeye yeltenen kız7
- deniz görmeden yaşayamam insanı3
- memurların asgari ücret alması5
- anın görüntüsü27
- sevgilinin en yakın arkadaşı ile yatmak5
- güne iyi başlatan şeyler3
- giresun da tatil yapmak2
- ali cabbar5
entry'ler (163)
kazancakis'in Zorba'sının en sevdiğim cümlesi, "insanız affet." madam ortans ölüm döşeğindeyken girit'in ileri gelenlerinden biri geliyor, " bugüne kadar senin hakkında ileri geri konuştuysam kusura bakma insanız affet", diyor. Ölüm döşeğindeki ihtiyar bir fahişeye söylüyor bunu. Onun affetmesi mühim çünkü. Tanrı zaten affeder, konsepti bu, bağışlayıcı olmak. ama en güçsüz olanın konsepti bu değil, onun elinde tek silah var, affetmemek.
Emrah serbes- hikayem paramparça
Emrah serbes- hikayem paramparça
Artık işin tamamen senin kontrolünden çıktığı noktadır.
ben uyuduktan sonra evde çok önemli şeyler konuşuluyor zannederdim.
gece de bir şey konuşulmuyormuş.
gece de bir şey konuşulmuyormuş.
Yahu ben kuruntu yapmam.
Bir şey var Müjgan’da
Yüzüğünü takmadı,
yüzü hiç gülmedi,
gazozunu içmedi.
Ya Müjgan bugün güzel bile değildi.
Ötesi var mı?
Ah Müjgan Ah
Bir şey var Müjgan’da
Yüzüğünü takmadı,
yüzü hiç gülmedi,
gazozunu içmedi.
Ya Müjgan bugün güzel bile değildi.
Ötesi var mı?
Ah Müjgan Ah
adıyaman, çelikhan tütünüdür.
Sonra gittiler. Beklemek bir asker künyesi gibi takılı kaldı boynumuzda. Peki şimdi ne yapılabilir? Şimdi bir Ahmed Arif şiiri okunabilir. Böyle zamanlarda Ahmed Arif okumak bir şehrin her yerini gören, manzarasıyla meşhur bir tepesine çıkıp tek el bir kurşunla kafa dağıtmaya benzer ve ölsem sırası değil.
"sesimi duyan var mı?"dır.
telefonda sevgiliyle konuşarak 10'dan geriye saymak.
severim çok fazla erdemi olsun istemeyeni. bir erdem iki erdemden daha fazladır: çünkü kara talihin bağlandığı daha sağlam bir düğüm demektir o.
friedrich nietzsche - böyle söyledi zerdüşt.
friedrich nietzsche - böyle söyledi zerdüşt.
iy0 dır.
altı yıl internet kafe işleten biri olarak söylüyorum;
1) card reader var mı?
2) askeriz, anlarsın işte. film var mı?
3) track yapıyor musunuz?
4) abiğ 30 dakika daha uzatır mısın?
5) en iyi masa hangisi?
6) 50 kuruş akşam versek.
7) saati 1 liradan 30 masa 10 saat açık kalsa iyi para valla.
8) filtre var mı?
9) tanıdık mahalle piçlerininin, abi yetkili açsana yarım saat demesi.
10) bunun kamerası çalışmıyor?
11) messenger açar mısınız bana?
1) card reader var mı?
2) askeriz, anlarsın işte. film var mı?
3) track yapıyor musunuz?
4) abiğ 30 dakika daha uzatır mısın?
5) en iyi masa hangisi?
6) 50 kuruş akşam versek.
7) saati 1 liradan 30 masa 10 saat açık kalsa iyi para valla.
8) filtre var mı?
9) tanıdık mahalle piçlerininin, abi yetkili açsana yarım saat demesi.
10) bunun kamerası çalışmıyor?
11) messenger açar mısınız bana?
Öğlen saatleri, hava ılık. Küçük bir mahallede yaşıyorsanız üstelik yağmur yağmıyorsa, kalenin önüne de araba park edilmemişse mutluluk bu demektir. Mahallenin girişine gelirken gözlerimi yeni aldığım spor ayakkabıdan ve onun çapraz cırtlarından alıp, hiç umrumda değilmiş gibi davranmaya çalıştım. Mahalleye girdiğimde herkes ayakkabıma bakıyor zannediyorum. Koltuk altları şişmiş bir şekilde yürüyen yaşıtlarına göre kilolu bir çocuk düşünün. Kendinden büyüklere göre sevimli ama yaşıtlarına göre yavaş ve beceri yeteneği düşük dalga konusu biri.
Dalga konusu olmaktan çıkıp dikkat çekmek için en güçlü silahımı kullanıyorum. Ayakkabılarım.
Giriyorum bizimkilerin arasına, en iyiler adam seçmeye başlıyorlar. O bu şu derken hakkın ve hukukun hat safhada olduğu bu mahallede bir takım 4 kişiyse diğer takım da 4 olmalıdır. Yani anlayacağınız ben dokuzuncu kişiydim. Zaten alsalarda hak yemez maçın yarısını bir takımda diğer yarısını bir takımda oynardım. Ama almadılar. Mazlumun annesi bağırdı mahallenin başında. "Gel yeter artık, ödevlerini yap." O an o kadın dünya üzerinde gizli bir yeteneği gün yüzüne çıkartacaktı.
Maç yarıda kesilmesin diye Mazlum'un yerine beni aldılar. Kalede başladım ama fırsat verseler yeni ayakkabılarımla vurduğum her topu doksana çakabilirdim. Fırsat vermediler, kendileri kaybeder. Hem onlar fark etmeden benim kendimi anlatmam gereksiz olurdu.
Diğer takımım kaptanı uzaktan, dikişsiz, sert futbol topuyla öyle bir abandı ki o pozisyonda ben bile daha iyi bir vuruş çıkaramazdım. Top tam 90'a giderken destur dedim nereye. Yerle 45 derece açı yaparak öyle bir sıçradım ki topu parmak uçlarımla dışarıya çeldim. Kolum açık vücudumun üzerine düşünce omuzumda ki ağrının cevabını hastanede verdiler. Omuzum yerinden çıkmış. Sargıdır, ağrı kesici ilaçtır derken eve geldik. Mazlum geldi bize. Duymuş çok üzülmüş. Üzülürsün tabi herşey senin yüzünden oldu diyemedim. Yeni ayakkabıları aldığı için babama da kızamadım. Bir suçlu vardı oda bendim. Rol çalmaya çalışmak dünya üzerinde yaptığım ilk hatam oldu. O yaz Mazlum'lar taşındı. Ağlamak ne kelime. Farklı bir şeydi yaşadığım. Annem ve ablam zor susturdular beni.
Dalga konusu olmaktan çıkıp dikkat çekmek için en güçlü silahımı kullanıyorum. Ayakkabılarım.
Giriyorum bizimkilerin arasına, en iyiler adam seçmeye başlıyorlar. O bu şu derken hakkın ve hukukun hat safhada olduğu bu mahallede bir takım 4 kişiyse diğer takım da 4 olmalıdır. Yani anlayacağınız ben dokuzuncu kişiydim. Zaten alsalarda hak yemez maçın yarısını bir takımda diğer yarısını bir takımda oynardım. Ama almadılar. Mazlumun annesi bağırdı mahallenin başında. "Gel yeter artık, ödevlerini yap." O an o kadın dünya üzerinde gizli bir yeteneği gün yüzüne çıkartacaktı.
Maç yarıda kesilmesin diye Mazlum'un yerine beni aldılar. Kalede başladım ama fırsat verseler yeni ayakkabılarımla vurduğum her topu doksana çakabilirdim. Fırsat vermediler, kendileri kaybeder. Hem onlar fark etmeden benim kendimi anlatmam gereksiz olurdu.
Diğer takımım kaptanı uzaktan, dikişsiz, sert futbol topuyla öyle bir abandı ki o pozisyonda ben bile daha iyi bir vuruş çıkaramazdım. Top tam 90'a giderken destur dedim nereye. Yerle 45 derece açı yaparak öyle bir sıçradım ki topu parmak uçlarımla dışarıya çeldim. Kolum açık vücudumun üzerine düşünce omuzumda ki ağrının cevabını hastanede verdiler. Omuzum yerinden çıkmış. Sargıdır, ağrı kesici ilaçtır derken eve geldik. Mazlum geldi bize. Duymuş çok üzülmüş. Üzülürsün tabi herşey senin yüzünden oldu diyemedim. Yeni ayakkabıları aldığı için babama da kızamadım. Bir suçlu vardı oda bendim. Rol çalmaya çalışmak dünya üzerinde yaptığım ilk hatam oldu. O yaz Mazlum'lar taşındı. Ağlamak ne kelime. Farklı bir şeydi yaşadığım. Annem ve ablam zor susturdular beni.
"Nerden geldi bu orospu çocuğu?" cümlesinde ki, -orospu çocuğu- kelime öbeğinin hitap ettiği kişi olmanıza sebep eylemdir.
telif probleminden dolayı kendini ifşa etmeyen yazarlardır.
otobüs yolculuklarında kollarını göbeğinin üstünde birleştirip yol boyu aynı şekilde hiç uyanmadan uyuyan insandır.
fakat ben ne kadar basitim, keşke görebilseler içimi. anlatabilsem, inanırlar mı?
alkol zor geçen günlerin, ağır yenilgilerin, vedaların, hiç olmayacak kavuşmaların kabul edilişini kolaylaştıran, "pes ulan tamam yenildim." demenizi sağlayan, hayatı tüm gerçekleriyle suratınızın ortasına bir yumruk gibi sallayan en acımasız dosttur.
velhasıl kelam sağlıktan söz etme mevzu böyle zor durumlarda genellikle ikinci planda kalır. çünkü çoğu hastalığın tetikçisi dert, hüzün ve elemdir. alkol alarak bir nebze dertlerinize eyvallah çekebiliyorsanız karacigeriniz de bundan mutluluk duyacaktır.
bu arada içmeyen arkadaşlara tavsiyem midir değildir ama şu kadar derim. hayatının ne kadar boktan gittiğini hissediyor ve bu hissiyata kanıt bulamıyorsan, iç abi. hatta yarılana kadar iç. çünkü içince o boktanlığın tam ortasında kendinle baş başa kalıp bir muhasebeci gibi geleni ve gideni sayabiliyorsun.
velhasıl kelam sağlıktan söz etme mevzu böyle zor durumlarda genellikle ikinci planda kalır. çünkü çoğu hastalığın tetikçisi dert, hüzün ve elemdir. alkol alarak bir nebze dertlerinize eyvallah çekebiliyorsanız karacigeriniz de bundan mutluluk duyacaktır.
bu arada içmeyen arkadaşlara tavsiyem midir değildir ama şu kadar derim. hayatının ne kadar boktan gittiğini hissediyor ve bu hissiyata kanıt bulamıyorsan, iç abi. hatta yarılana kadar iç. çünkü içince o boktanlığın tam ortasında kendinle baş başa kalıp bir muhasebeci gibi geleni ve gideni sayabiliyorsun.
Ecdat ile arada ki uçurumun kapatılması için zorunlu koşulan osmanlıcanın gerekli olduğu yerleri kısaca şöyledir:
-Mimar sinan'ın tüm mimari planları
-osmanlı tarihi boyunca yazılan tüm belgeler
-Ecdadın yeni nesile vermek istedikleri.
-savaş sonrası imzalanan anlaşmalar.
vs. vs.
bunlar nerede işe yarayacak demezsinizde diyenler için bunu da anlatayım, bizim tarihimizi bizden daha iyi bilen, bizden daha çok araştıran ülkeler var. Örn. Orhun kitabeleri elin gavuru tarafından çevirisi yapılmış yada ne bileyim taksimde olması gerek yanlış hatırlamıyorsam, çanakkale savaşıyla ilgili bir heykel var ve altında osmanlıca yazılar yazılmış. binlerce insan geçip önünde fotoğraflar çekinirken kimse burada ne yazıyor dememiş! Kendi destanlarımızı elin gavurlarından dinliyoruz.
-Mimar sinan'ın tüm mimari planları
-osmanlı tarihi boyunca yazılan tüm belgeler
-Ecdadın yeni nesile vermek istedikleri.
-savaş sonrası imzalanan anlaşmalar.
vs. vs.
bunlar nerede işe yarayacak demezsinizde diyenler için bunu da anlatayım, bizim tarihimizi bizden daha iyi bilen, bizden daha çok araştıran ülkeler var. Örn. Orhun kitabeleri elin gavuru tarafından çevirisi yapılmış yada ne bileyim taksimde olması gerek yanlış hatırlamıyorsam, çanakkale savaşıyla ilgili bir heykel var ve altında osmanlıca yazılar yazılmış. binlerce insan geçip önünde fotoğraflar çekinirken kimse burada ne yazıyor dememiş! Kendi destanlarımızı elin gavurlarından dinliyoruz.
Hadi şunları asalım, şunların kolunu keselim diyen insanlardır. Şeriatın tek elden yönetildiğini unutup her şey kur-an, ayet ve hadisle yönetilecek gibi düz bir algı sistemine sahip insanlardır.
Sonuçlarını ve sebeplerini çok geriye gitmeden o çok övündüğümüz osmanlı imparatorluğuna bakarak anlayabiliriz. şeyhülislam yani osmanlı devletinde din lideri, allah'ı ve peygamberi bırakıp kafasından hutbeler okutmuş, padişahım aman ha viyana'ya bir daha saldırmayalım rüyamda gördüm çok günahtır, deyip devlet ve millet bekasını kendi çıkarları için geri planda tutmuştur.
Anlayacağınız o ki efendiler, Milletin sikini kesmek, idam sehpasında boynunu kırmakla geçer ömrümüz. Bize dini, siyasi görüşü ve tam anlamıyla hür yaşadığımız, tam anlamıyla olmasa da yaşamaya çalıştığımız Cumhuriyetimiz yeter.
Sonuçlarını ve sebeplerini çok geriye gitmeden o çok övündüğümüz osmanlı imparatorluğuna bakarak anlayabiliriz. şeyhülislam yani osmanlı devletinde din lideri, allah'ı ve peygamberi bırakıp kafasından hutbeler okutmuş, padişahım aman ha viyana'ya bir daha saldırmayalım rüyamda gördüm çok günahtır, deyip devlet ve millet bekasını kendi çıkarları için geri planda tutmuştur.
Anlayacağınız o ki efendiler, Milletin sikini kesmek, idam sehpasında boynunu kırmakla geçer ömrümüz. Bize dini, siyasi görüşü ve tam anlamıyla hür yaşadığımız, tam anlamıyla olmasa da yaşamaya çalıştığımız Cumhuriyetimiz yeter.
grup yorum - çav bella.
