bugün
- yunanistan22
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- irmik helvası vs un helvası18
- dekolteye bakar mısınız11
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak28
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- japon karı alacan eşikte diz çökecek2
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin7
- priapizm3
- midilli adası2
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması6
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi10
- eye of the tiger dinleyerek yapılabilecek şeyler4
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı9
- keşke küçükken sanayiye verselerdi3
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- japonya23
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- bugün kimin meriç'i olsam2
- bik bikle yemek yapmak10
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- bir insanı unutamamak4
- türk kahvesi7
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- ketçap aromalı ruffles10
- melamin tabak5
- o şarkıyı açma anısı var2
- gammaz çetesi çökertildi8
- adanalı ateist10
- ekşi bir yazar kaybetti uludağ bir yazar kazandı5
- eve girer girmez sütyenini çıkaran erkek3
- inek sütü içmemize rağmen inek olmamamız4
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor4
- sözlüğe yeni bir hava ve dinamizm getirmek4
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket10
- tez yazmak7
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması11
- flört uygulamaları3
- neden namaz kılmıyorsun7
- gavs darbesi5
- hiç porno izlememiş erkek9
- aykolik mehdi olsun kampanyası3
- üşüyen erkek12
- merminin mutfağına konuk olmak4
- gürcistan26
- gelecek partisi'nin kapanması12
entry'ler (146)
kafamı kurcalayan bir konudur. bir süre boyunca üzerinde düşünmüşlüğüm var. yapılabilitesi var. eğer çalıştığınız yer ile eviniz arası 2 saatlik bir mesafedeyse ve git-gel günde 4 saat kaybediyorsanız eviniz yakınında bir ev kiralayarak veya alarak bunu pek tabi yapabilirsiniz. elbette işiniz ve eviniz arasında bu kadar mesafe olması sizin maddi durumuzla, iş yerinizin merkezi, evinizin ise merkezden uzak, ucuz bir semtte olmasıyla doğru orantılı, bunu biliyorum. ama zengin insanların genelde merkezi yerlere yakın olması ve kent içi yoğunluğun akış yönü istikametine ters yönde oturması bundan dolayıdır. trafikle uğraşmazlar, atlarlar arabalarına vızzt giderler evlerine.
sonucunda cümle olumluda bitse olumsuzda bitse hiç bir zaman güzel bir anlamı olmaz.keşke yapsaydım desende pişman olmuşsundur,keşke yapmasaydım desende.iyi ki demek varken,sık sık keşke der insan işte..
Bahçe şehir(garden city) ütopyasının öncüsüdür.
Ebenezer Howard'ın bir ütopyasıdır.Hem kır yaşamının(köy yaşamı) hem de kent yaşamının iyi yanlarını bir araya getirmek istemiştir.Bu ütopyanın atıldığı zaman sanayi devrimi zamanı olduğu için böyle bir şey istemesi çokta garipsenecek bir durum değildir aslında.Sanayi devrimiyle birlikte kent yaşamının kır yaşamını alt edeceğini ve bitireceğinden korkmuştur ve doğanın biteceğini düşünmüştür Howard.Bunu önlemek amaçlı olarak hem kırı hemde kenti bir araya getirmeyi düşünmüştür.Bunu yaparken de bahçe kenti bir yatakhane kent olarak değil,hem çalışılacak hem de yaşanılacak yer olarak planlamıştır.Howard ütopyasında çembersel simetriye hakim bir plan öne sürmüştür.Dış kısımlarda çalışılacak tarım arazileri,iç kısımlarda ise insanların oturacağı ve kazandıklarını harcayacakları mekansal düzenlemeler yapmıştır.ingiltere'de iki şehirde bu ütopya uygulamaya koyulmuştur.(her ne kadar şu anda o mantıkta işlemese de bu şehirler hala mevcutturlar)
not:Yatakhane şehir;çalıştığı ilçenin ve ikamet ettiği ilçenin aynı olmadığı yerlerde kullanılan bir tabirdir.Yani sen x şehrinde çalışıp,y şehrinde ikametgah ediyorsan o y şehri yatakhane şehir oluyor.
not:Yatakhane şehir;çalıştığı ilçenin ve ikamet ettiği ilçenin aynı olmadığı yerlerde kullanılan bir tabirdir.Yani sen x şehrinde çalışıp,y şehrinde ikametgah ediyorsan o y şehri yatakhane şehir oluyor.
sözlükte yaratıcılığını kullanacağın ilk bölümdür.geçmişte o kadar yaratıcı değilmişsin ki nickin başkası tarafından da kullanılır durumda.
-Onca yediğin kabak çekirdeğinden sadece sonuncusunun acı çıkması ve ağzını folofoş etmesi.
-Tuvalet girdiğinde sigaranı almana rağmen çakmağı unutmuş olman ve geri almaya gidip geldiğinde artık o kadar da tatlı bir sıçış gerçekleştirememen.
-Mp3 playerın şarjının en sevdiğin şarkının en galeyan yerinde bitmesi.
-6.45 tl'ye sahip olmana rağmen bakkalın 'valla sigarada 5 kuruş aşşa veremiyoz zaten kazancı o kadar' demesi üzerine eve winston değilde lm ile dönüp sabahaca boğazlarının kendinden geçmesi.
-Tuvalet girdiğinde sigaranı almana rağmen çakmağı unutmuş olman ve geri almaya gidip geldiğinde artık o kadar da tatlı bir sıçış gerçekleştirememen.
-Mp3 playerın şarjının en sevdiğin şarkının en galeyan yerinde bitmesi.
-6.45 tl'ye sahip olmana rağmen bakkalın 'valla sigarada 5 kuruş aşşa veremiyoz zaten kazancı o kadar' demesi üzerine eve winston değilde lm ile dönüp sabahaca boğazlarının kendinden geçmesi.
conjure one - sleep.
insanın müzik kültürünü cıvıldatan sitedir kendileri.hele senin tarzına göre radyoyu yönlendirmeye başlamış ki artık tadından yenmez.bu arada söylemeden de edemiycem groovedown programıyla da groovesharktaki tüm şarkılara ulaşabilir ve indirebilirsiniz,arama motoru groovesharkla aynıdır.(ayrıca ücretsiz)
Uzun yıllar çalıştıktan sonra bir ohh! demen gerekirken kendine sorduğun sorudur başlığın kendisi.Emekli oldum,peki ya şimdi?
Bu ülkede emekli olduktan sonra çoluğun çocuğun için yapacaklarını yapıp hemen ölmen gerekir,yoksa bir 10-20 sene daha boşuna yaşayıp ölürsün sonunda.Ben bu işin böyle olacağını hiç düşünmemiştim aslında etrafımdaki emeklileri biraz daha yakından incelemeden önce.Baktım ki adam emekli oluyor,eline geçen ikramiye ile bir ev ve artarsa bir de araba alıyor(ki bu araba sadece kapı önünde durur ve olabildiğince az kullanılır ki gaz parası arabaya değilde doğal gaza verilsin,daha çok ısınılabilinsin).Ve sonra devlet için uzun yıllar çalışmış olan adam devletin kendisine vermediği parayı gidip bankadan kredi olarak çeker,faiziyle birlikte uzun yıllar boyunca geri ödeyeceği o parayla oğlunu evlendirir.Sonrasında ne olur peki?2. çocuğu nasıl evlendireceğini düşünür durur ve belki o işi de yapamadan ölür gider.Şimdi ne oldu peki?Bu adam gençken yaşayamadığı huzuru,bir yazlık evinin bahçesinde içemediği o çayı yaşlanınca da içemeden öldü gitti.Peki bunun böyle mi olması gerekirdi?Bu devlet,bu koca devlet,kendisi için yıllarını vermiş olan birisine hayatının geri kalanında bunları mı yaşatmalıydı?Oturacağı bir evi olması için mi çalıştı bu adam yıllarca?Ya da çocuğunu evlendirebilmek için mi öldü bu adam?Torunu doğduğunda ölmüş olması gerekiyordu da dünyanın dengesi bu şekilde kurulacaktı ve devlet bunu bu şekilde mi sağlıyordu acaba?Eğer bu düzen böyle işliyorsa yanlış işliyor,çünkü o adam ne zaman ölmesi gerektiğini kendisi pekala bilebilir!
entry'i sonucunda bir yere bağlamıycam.Aslında bağlanması gereken çok yerde yok.Sadece emekli olan adamın yaşarken bir ohh! çekmesi istediğim,mezarında bir fatiha okuduğum zaman değil.hepsi bu kadar.
Bu ülkede emekli olduktan sonra çoluğun çocuğun için yapacaklarını yapıp hemen ölmen gerekir,yoksa bir 10-20 sene daha boşuna yaşayıp ölürsün sonunda.Ben bu işin böyle olacağını hiç düşünmemiştim aslında etrafımdaki emeklileri biraz daha yakından incelemeden önce.Baktım ki adam emekli oluyor,eline geçen ikramiye ile bir ev ve artarsa bir de araba alıyor(ki bu araba sadece kapı önünde durur ve olabildiğince az kullanılır ki gaz parası arabaya değilde doğal gaza verilsin,daha çok ısınılabilinsin).Ve sonra devlet için uzun yıllar çalışmış olan adam devletin kendisine vermediği parayı gidip bankadan kredi olarak çeker,faiziyle birlikte uzun yıllar boyunca geri ödeyeceği o parayla oğlunu evlendirir.Sonrasında ne olur peki?2. çocuğu nasıl evlendireceğini düşünür durur ve belki o işi de yapamadan ölür gider.Şimdi ne oldu peki?Bu adam gençken yaşayamadığı huzuru,bir yazlık evinin bahçesinde içemediği o çayı yaşlanınca da içemeden öldü gitti.Peki bunun böyle mi olması gerekirdi?Bu devlet,bu koca devlet,kendisi için yıllarını vermiş olan birisine hayatının geri kalanında bunları mı yaşatmalıydı?Oturacağı bir evi olması için mi çalıştı bu adam yıllarca?Ya da çocuğunu evlendirebilmek için mi öldü bu adam?Torunu doğduğunda ölmüş olması gerekiyordu da dünyanın dengesi bu şekilde kurulacaktı ve devlet bunu bu şekilde mi sağlıyordu acaba?Eğer bu düzen böyle işliyorsa yanlış işliyor,çünkü o adam ne zaman ölmesi gerektiğini kendisi pekala bilebilir!
entry'i sonucunda bir yere bağlamıycam.Aslında bağlanması gereken çok yerde yok.Sadece emekli olan adamın yaşarken bir ohh! çekmesi istediğim,mezarında bir fatiha okuduğum zaman değil.hepsi bu kadar.
ilk başlarda insanı korkutmamak için mi yoksa gerçekten bir şeyler öğretmek için mi yapıyorlar bilemem ama bir temel tasarım dersi ile startı verirsiniz eğitiminize..size derler ki;burada öğreneceğiniz tasarım ögeleri çok önemli,bu tasarım ilkeleri ile kuracaksınız o güzelim şehirleri!Güzel güzel,renkli renkli paftalar yapmaya başlarsınız,kendinizi çok iyi bir tasarımcı olarak görmeye başlarsınız..sonra zaman gelir geçer ve ikinci sınıfa adım atarsınız.Artık o tasarım ilkeleri yoktur ortada ve hele ki o renkli renkli paftalar tamamen silinmiştir.Önünüze siyah beyaz çizili imar planları gelmeye başlar,bunlar ne acaba diye bakarsınız haritalara.Hocan olacak şahıslar sana daha hiç bir şey anlatmadan başlar konuşmaya ve ağzından parsel,ada,imar vs.. kelimeler dökülür sürekli,sonra analiz der evet analiz yapacağız der ve projende o gezdiğin kısmı boş sayacak olmana rağmen gezdirirler seni ve her binada kaç tane bağımsız birim olduğuna kadar baktırırlar sana..analiz kısmı biter ve sen çizmeye başlarsın tam 2 ayını verdiğin analizleri hiç kullanmayarak.Sonuçta ortaya bi proje çıkar ama hiçte temel tasarım ilkeleri yoktur o paftada sadece siyah beyaz olmuştur seninkiside eline verdikleri ilk pafta gibi.Çok güzel bir şey yaptığını sanman için bir güzel överler seni ve notunu alıp çekilirsin köşene.Sonra üçüncü sınıfa geçersin ikide çok şey öğrendiğini sanarak ve etrafta insanların nasıl bir ortamda yaşaması gerektiği hakkında konuşup durarak.3. sınıf başladığında bu kez işin çizimden çok hesaplamayla olduğunu anlarsın,bunu hocalar sana anlatır ama 39'a 39luk bi matris yapıpta hocanın karşısına matrix gibi çıkmış olmana rağmen senden amele gibi o sayıları bi paftanın üzerine yazıp gelmeni ister hesaplara göz ucuyla bile bakmadan.Sonra sen söversin,küfredersin,içine küfredersin ama tabii projeden kalma korkusuyla.ilerde dersin,ilerde ben böyle bir plancı olmayacağım dersin..
Evet şuana kadarki geldiğim kısım bundan ibaret.Eğer bunları kabul ediyorum diyorsan alttaki 'accept' kutucuğunu işaretleyip gelebilirsin..
Evet şuana kadarki geldiğim kısım bundan ibaret.Eğer bunları kabul ediyorum diyorsan alttaki 'accept' kutucuğunu işaretleyip gelebilirsin..
itöldüren bir şarap değil soğuk çeşidiymiş,bir köpeği soğuktan donmuş ölü halde görünce anladım..
dindar kimlikle yazıp bana asılan yazar ayıp ayıp. bir de son işte budur üstad olarak eklenen entrylerine bakın. pis şakirt.
kudüs nedir? sizin kutsal yerleriniz,romalıların yıktığı yahudi tapınakları üzerinde bulunuyor..müslümanların ibadethaneleri ise sizinkilerin üzerinde..
hangisi daha kutsal?ağlama duvarı mı?cami mi?isan'nın mezarı mı?kimin hakkı var?
kimsenin!herkesin hakkı var!bu şehri savunuyoruz ama bu taşları korumak için değil,bu surlar içinde yaşa..
hangisi daha kutsal?ağlama duvarı mı?cami mi?isan'nın mezarı mı?kimin hakkı var?
kimsenin!herkesin hakkı var!bu şehri savunuyoruz ama bu taşları korumak için değil,bu surlar içinde yaşa..
Ağzına zorla yemek tıkmaya çalışıyolarda ağzınımı açmıyo nabıyo? dedirten olaydır..nerden anladınız nan resme bakarak oruç tuttuğunu..
sevmedikçe onun dediklerini de yapmamaktır zamanla..dediklerini yapmaya yapmaya özgürleşirsin ,senin özgürleştiğini görenlerde senin gibi davranmaya başlar..kişisel bi özgürlük ortaya çıkar fakat büyük ölçekte baktığında ülken yobazlaşır be yavrum..kapital sistemde ki gibi kişinin kazancı devleti zenginleştirir mantığı burda tam tersi işler..
kingdom of heaven
Hristiyan kral:Selamun Aleykum!
Müslüman kral: Ve Aleykum Selam!
göz yaşartıcı bi sahneydi ..
Hristiyan kral:Selamun Aleykum!
Müslüman kral: Ve Aleykum Selam!
göz yaşartıcı bi sahneydi ..
karmaşa yaratan başlık..adaya düşmedenmi,düştükten sonramı?
genellikle dolmuş beklerken ya da otobüs beklerken sölenen laf öbeciğidir..daha dolmuş bekleyipte şu kelamı etmediğim olmadı arkadaş,yani hep mi beklemediğim dolmuş geçer?ulus'a gidecekken ostim dolmuşu fıldır fıldır geçer;ostim'e gidecekken de ulus dolmuşu akar gider..cenabetlik bende diye camiye gider gibi abdest alıp çıkıyorum nan yola artık..
değiştirilmesi zor bir alışkanlıktır..alışkanlıktan ziyade kolaylık,mesaj yazarken 'v' için parmak tuşlarla 3 kere sevişecekken 'w' için bi defa kafi..klavyedede 'w'nun yeri kullanmak için çok cezbedici be kardeşim..